Seven öldürmez, sevseydi öldürmezdi, derler, yanlış
Gülü sevmiyor musunuz ki koparıyorsunuz
Gülü sevmiyor musunuz, kopardınız diye?
Sevgi bir genellemedir, geneldir
Öldürür de öldürmez de
Suya benzer; kar da olur, buz da, su buharı da, çığ da, sel de
Meyveli, koca, on metrelik elma ağacı da elma ağacıdır
Bir metrelik, çiçeksiz, meyvesiz elma fidanı da
Sevgi en genel genellemedir
Sevgiyi genelleyebilirsiniz ama
Sevgideki hiçbir şeyi genelleyemezsiniz
Seven şöyle yapar, böyle yapmaz, diyemezsiniz
Sevgi tıpkı doğa üstü Yaratıcı’lara benzer, herşeyi yapar
O yüzden sevgi hem herşeyde vardır hem de hiçbir şeyde yoktur
O yüzden ki insanın, ölümüne sevdiği
Bir anda kanlı bıçaklısı, can düşmanı oluverir
Kanlı bıçaklısı, düşmanı da ölümüne sevdiği,
Kitap güzeldir, kitap okumak güzeldir
Kitaptan birşeyler öğrenmek güzeldir
Bir de kitabı yemek güzeldir
Çünkü bazı insanlar hep, kitap karın doyurmaz, derler
Yani onlara kitap okutabilmek için
Okunduktan sonra yenebilen kitaplar yapmak gerekir ki
Okuduktan sonra kitapla karın doyurabilsinler
Onları da kitap dünyasına kazandırmak gerek
Onları da sevindirmek gerek
Kitap okumamak için hiçkimsenin nedeni kalmasın,
Çok bilmişler var bir de bilmek için de bir şey yapmayan
İşte bunlar hiç çekilmezler
Yenebilen kitaplar yapılsa da okumaya, öğrenmeye istekli değildirler
Bilgisiz olmalarına karşın bilgiçlik yaparlar
Örneğin bunlar şu sözü , üniversite bitirmişlere söylemeyi çok severler:
‘Okul bilgisizliği alır, eşeklik kalır.’
Oysa bu söz şu anlama gelir:
Üniversite okumuşlar bilgili eşektir
Üniversite okumamışlar, bilgisiz eşek
Yani olacaksan madem bilgili eşek ol
Bilgisiz eşek olmaktan yeğdir!
Yani hiçkimse kendi ağzıyla, kendi kendisini
Böylesine eşek yerine koyamaz! Ne diyeyim! Kolay gelsin!
İşte bunlar bilgiç görünüp böylesine saçmalar, saçmalar, saçmalar
Bir de derler ki bunlar : Devede de boy var ama eşek çeker
Eşeğe binmek kolaysa devenin suçu ne?
Alçaklık başa beladır hep, semerli de olsa semersiz de
Üstelik hoşuna da gidiyor olabilir devenin
Önünde bir sağa, bir sola sallanan besili kıçını
Mutlulukla, iç çekerek izlemek eşeğin,
Şiddet ve diktatörlük doğanın ve erenin temel özelliklerindedir
Doğa şiddet ve diktatörlük yapmasaydı
Ne bilim ne din çıkardı ortaya
Yaşamın ve dünyanın sonu olmasaydı
Kim arardı bilimi ve gökte ilahları,
İlah dedim de önceleri ilahlar yeryüzündeydiler
İnsanlar yeryüzünü gezdikçe, tanıdıkça, öğrendikçe
Gördüler ki yeryüzünde ilah yoktur
Ve dediler ki ‘ Haa, bunlar çıkamadığımız göktedir.’
Ve taşıdılar, olmayan ilahları gökyüzüne, yeni evlerine
Ama sonra gökte de o kadar çok ilah olmadığını gördüler
Göğe baka baka, gerçekte hiç ilah görmediler gökte
En uyanıkları dedi ki ‘ Gökte ilah tektir ve
Göremediğimiz kadar uzak bir yerindedir.’
Haa, öyle mi, öyle
Ama zamanlar insanlar uzayı da gördüler taa dibine kadar neredeyse
Ve gittiler de yerden bakılınca oldukça uzak denilen yerlerine
Ama ne bir ilah vardı ne bir kimse
Gördüler gökte tek bir ilahın bile olmadığını
Ama çok gereksinimleri vardı insanların, hiç olmazsa
İlahlardan birine, tümünden en güçlüsüne ve en görünmezine
Bunun tek yolu da bilimi, göğü görmezlikten gelmekti
Ve işitmek istemediler hiç, ormandan kendilerine seslenen
İki ayak üstünde, dik yürüyebilen tek omurgalı, her yanı kıllı
Tek atalarının, tek ilahlarının sesini
Ve din; sanmak ve görmezlikten gelmek gibi
İki bileşenli bir duygusal son istek oldu,
Herşey değişir, diyen Heraklitus da yanıldı
Herşey değişmez evrende
Örneğin, milyarlarca yıldır bir su molekülü hep
İki hidrojen, bir oksijen atomlu,
Kimse neyden söz ettiğini bilmiyor, diyen biri
Felsefenin F’sinden, bilimin b’sinden anlamıyorsa
Açıklamış olur, kendisinin de neyden söz ettiğini
Bilmeyenlerden olduğunu
Ne de çok felsefe yapmak isteyenler var, felsefe bilmeyenlerden?
Felsefe hiç bu denli ayağa düşmemişti
Platon, Voltaire, Bacon, Nietzsche sözleri dolu
Genel helalar, genel hamamlar bile
Ama ülkede ulusal iki düşünür bile yok
Hep yabancı dalkavukluğu, hep boşa lak lak
Bugünün işini yarına bırakma, bırak bugün yapsın işleri hep
Yarın; derslerine çalışsın, bol bol kitap okusun
Her bilimi, felsefeyi, mantığı, bilimselliği, ulusallığı öğrensin
Ulusal, Türkiye’ci, Türkiye’li bir bilge , aydın, bilimci, yazar, sanatçı olsun
Bugün çok haylaz, çok yaramaz, pisikopat, sosyopat
Kafası tembel, bencil, sorumsuz; insanlığa ve ülkeye duyarsız
İnsanca, bilimsel ve ulusal olmaya uygunsuz
Okuyası, bilimci, aydın, düşünür, bilge olası yok
Çalışsın hep dünya işlerinde, ayak işlerinde
Ondan ne ülkeye ne insanlığa birşey olacağı yok
Beden işlerini bugüne, kafa işlerini yarına bırak
Nitel işleri yarın yapsın
Nicel işleri yapsın hep bugün denilen beyinsiz,
Demokrasi ve özgürlük kargaya benzer
Kafese koymazsan mokla beslenir,
Laiklikte din bir duygu işi olarak ele alınır
Ama us, anlak, mantık, bilim, dünya, gerçeklik işi olan
Siyasete bulaşırsa, karışırsa o zaman da
Us, anlak, mantık, bilim onu da yargılar
Ağlamasın hiç,
Ağır aksak, başın öne eğik yürüyeceksin dünyada
Yavaş dönen dünya, ayağına takılıp düşme
Beyin kuşa değil ota benzer
Hız değil yavaşlık sever
Hız değil sağlam kök ister,
Bilgenin tespihi değil kitapları olur
Çok eşe değil hiç eşe durur
Köfte ve kuru ekmek koysalar önüne
Köfteyi görmez, kuru ekmeği bulur
Söyle sorununu bilgeye, bilgece bir yolunu bulur,
Şimdi ak taşlarından, bensiz, evlerin
Ellerim ellerinde değil bensiz kaşların var
Yıllarımı uğruna kütük gibi biçmiştim
Şimdi bensiz yaşların var
Gülümsediğinde ağzında kanlı yaram
Ruhumda susuz yaram var,
Türkiye’yi kurtarmak, yükseltmek isterlerse Atatürk’çüler
Onlara ilk önerilerim:
Facebook’larındaki, Msn’lerindeki fahişeleri silsinler
Denize ve havuza girmeyi
Tanga, açık saçık, daracık şeyler giymeyi
Sigara ve içkiyi bıraksınlar
Yoksa ayakta uyumayı sürdürsünler
Atam izindeyiz; Atatürk ölmedi, içimizde yaşıyor
Deyip deyip
Sızımlayıp sızımlayıp
İnildeyip inildeyip
Mızıklayıp mızıklayıp,
Belli olmaz belki de
Uzaylılar vardır
Gelip kurtarırlar onları ve Türkiye’yi
Bir İskender kebaba, bir Adana köfteye
Yani bilim bu, umut kesilmez
O diyor, yola devam
Siz, uyumaya devam
Ama eğer ki bu dediklerimi yaparlarsa, onlara
İkinci önerileri söylerim
Yoksa nanay da nanay
Ağlamaya devam
Kolay değil ülke kurmak, ülke kurtarmak
Aptal toplumlar siyasetçilerin
Uslu(akıllı) toplumlar kendi bilgelerinin
Yarı uslu yarı aptal toplumlar da
Yabancı düşünürlerin arkasından gider
Ne üzgün Türk'üm, diyene....
Necdet Gürçiftçi
2010-Ekim tarihinde internette yayınlandı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.