28 Mayıs 2021 Cuma

CEPTELEFONU KILIFINA SAP TAKMAK BİÇİMİ ÖNERİM

 İnsanın toplumdan uzakta, inziva içinde yaşaması sorun değildir çünkü bilgisayar ve internet sayesinde insanlar evlerinden hiç çıkmadan da insanlara, toplumlarına, ve insanlığa yararlı olabilirler; yazıları ile, videoları ile; her gün sokağa çıkan insanlar bile toplumlarına ve insanlığa yararsız, öyle ki zararlı olabilirlerken.



Tuhaf ve acı bir durum ki bilim, teknoloji, ve hayat kolaylığı açısından tarihin zirvesi olan, ve binlerce üniversite, milyonlarca üniversite mezunu olan 21. yüzyılda insanlık akıldışı-ahlakdışı modanın, akıldışı-ahlakdışı siyasetin, akıldışı-ahlakdışı özel sektörün, akıldışı-ahlakdışı sıporun(sporun) peşine takılıp vicdanın merhametin, medeniliğin, beyinin, ruhun küçüğüne koşmakta ancak örnek ki ev, araba, beyazeşya(beyaz eşya), ceptelefonu gibi eşyanın büyüğüne koşmakta.



Gerçek ki ahlakdışılık da, nefs de akıl-ruh sağlığına zarar verir çünkü savım ki ahlak beyinin nitel zirvesidir; nefs de hem en büyük cehalettir, hem tüm kötülüklerin nedeni ve amaçıdır(amacıdır), hem de akılı(aklı), mantığı, ahlakı, vicdanı, ve akıl-ruh sağlığını önler.



Felsefeciler de, felsefe ile ilginenler de, edebiyatçılar da, edebiyat ile ilgilenenler de, üniversite mezunuları da toplumlarının ve insanlığın sorunuları(sorunları) ile ilgilenmiyorlarsa yaptıkları şey toplumlarına ve insanlığa hizmet değildir, kibirdir, nefstir.



İnsanlığın başka bir tuhaf ve acı durumu ki hem akıla sırtdönmekte, hem de herşeyin 'akıllı'sını satın almaya çalışmakta; örnek ki akıllı ev, akıllı beyazeşya, akıllı araba, akıllı ceptelefonu gibi.



Büyük olasılıkla; büyük, iri, kocaman, 'Akıllı telefon' denilen ceptelefonu bayanlar için üretilmiş olabilir çünkü pabuç kadar büyük ceptelefonunu taşımak için çantaları var ancak baylar bayan çantası gibi çanta taşımamakta yanlarında, sürekli.



Cebe, çantaya sokulmayan; elde taşınılan ceptelefonları çalınmaya, düşürülmeye, unutulmaya uygun bir durum içinde bulunurlar.



Bu sorunu çözmek için daha önce 'Saplı ceptelefonu kılıfı önerim' konulu bir yazımı yayınlamıştım internette.



Eğer böyle bir kılıf türü henüz üretilmemişse açık ki böyle bir kılıfa ulaşmak sorun olur.



Ben bu yazımda, saplı ceptelefonu kılıfı yapmanın bir yolunu anlatacağım: Ceptelefonu kılıfı, telefonun altına gelen yerinden, örnek ki sıcak kalem havya ile, 'Cam vantuzu' denilen, pencere camlarına, araba camlarına yapıştırılan, şeffaf, pılastik(plastik), bu şeyin kanca takılı olan boyunu(boynu) geçecek biçimde delinir ya da bir Tv onarımcısına(tamircisine) da bir bilgisayar onarımcısına deldirilir, ve vantuzun boyunu o delikten, vantuz içeri yönde olacak biçimde geçirilir. Vantuz; ceptelefonunun arkasına, kılıfın deline yerine karşılık gelecek biçimde, örnek ki sıvı silikon ya da macun silikon ile iyice yapıştırılır. Sonra da; vantuzun, kılıf dışında kalan boyunundaki delikten, şemsiye sapılarındaki(saplarındaki) bileklik gibi, sağlam, kopmaz birşey takılır; dışarı çıkıldığında telefon o bileklikten bileğe takılır, biryandan da telefon el ile tutulur, çalmak isteyenlere karşı. Önemli bir konu ki telefon, ekranı bedene yani içe bakacak biçimde tutulmalıdır çünkü dışa doğru olursa ekran sert birşeye çarparsa kırılabilir.



Bu askı yöntemi ile; ceptelefonu hem çalınmaya, ve düşmeye karşı da, çarpışmaya karşı da sağlam tutulmuş olur, hem de gidilen herhangi biryerde unutulmaz.




Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.5.21/10.26

İSLAMİYET VE AKIL-RUH SAĞLIĞI

 Açık ki astroloji gibi bilimdışı şeylere inanan; pirsing, dövme, tuhaf-abuksubuk saç modeli içindeki, bikini-mayo-mini şort-tayt pantolon-dekolte gibi ahlakdışı giyim içindeki; sigara ya da içki bağımlılığı ya da her iki bağımlılık yani hem en büyük cehalet hem kötülüklerin nedeni ve amaçı olan, hem de akılı-mantığı-ahlakı-vicdanı-akılruh sağlığını yok eden nefse kölelik içindeki; ahlakı ya da bilimselliği ya da ikisini de dışlamış bir hayata sahip olmak durumu içindeki; zinaya, eşcinselliğe, akıldışı-ahlakdışı modaya, siyasi yandaşlığa, ahlaka aykırı özel hayata, ahlakdışılığa karşı olmayan pısikologlara(psikologlara), ve pısikiyatırlara(psikiyatrlara) akıl-ruh sağlığı sormak akıl-ruh sağlığına da, bilime de aykırı bir durum olmak özelliği içerir.


Peki, doğru akıl-ruh sağlığı ölçütünü, yolgöstericisini(yol göstericisini) nereden öğreneceğiz?


Akıl-ruh sağlığının en doğru da, tek doğru da hali; gerçekte, dini tanımlayan Kuran'da da, Din hadisileri'nde bulunmakta.


Önce, Kuran'dan örnek vereyim: Maide suresi'nin 6. ayeti olan, 'Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun.' ayeti akıl-ruh sağlığının koşullarından birini de tanımlamakta çünkü bir topluluğa ya da kişiye ya da topluma duyulan kin, öfke, düşmanlık, aykırılık, zıtlığın onlara adaletsizliğe neden olması demek akıl-ruh sağlıksızlığı demektir. Durum ki akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı bir dünya olan siyaset de toplumları siyasi parti siyasi parti bölüp, insanları birbirlerine düşman edip, muhalefeti düşman gösterip toplumları da, insanları da akıl-ruh sağlığına aykırılığa yönlendirmektedir.


Akıl-ruh sağlığının en somut, en gelişkin, en tam durumunu ise dini tanımlayan Din hadisileri sunmakta, tanımlamakta. Dini tanımlayan Din hadisileri şöyle demekte: 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır'; gerçek ki bunlara aykırılık, zıtlık içindeki bir beyin akıl-ruh açısından sağlıklı bir durumu içermez.


Öyle ki 'Sultanlarla düşüpkalkan alim bile hırsızdır' hadisi; Din hadisileri'ne aykırılığın bir alimi bile alimlikten çıkaracağını anlatır.


Bu nedenle ki eğitim anaokulundan, üniversite sona kadar; toplum bebekten, yaşlıya kadar; dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygun düzenlenmelidir.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.5.21/07.29

KURAN TOPLUMLARA DEĞİL MUHAMMED'E GÖNDERİLDİ DURUMU

 Para ya da yemek dağıtılsa koşan çok olur; akıl dağıtılsa koşan ne kadar olur acaba?


İlginç ki tarihte, dini kendilerine 'Dinsiz' denilen, var olan dini inanç uygulamasına aykırı, muhalif insanlar anlatmaya, öğretmeye çalışmış hep. Bu nedenle ki Mose'ye(Musa'ya) da dinsiz denilmiş, Jesus'a(İsa'ya) da, Muhammed'e de; Galile'ye de, Sokrates'e de, Hallaç Mansur'a da, Muhiddin Arabi'ye de, Turan Dursun'a da, Atatürk'e de.


Neden böyle? Çünkü hem insanlar işe ve nefse dalarlar, hem de ülkelerini yöneten hükümdarlar, siyasetçiler kendilerine zararlı gerçeklerin ve doğruların öğrenilmesini önlerler.


Görünmekte ki Müslümanlar İslamiyet'i pek doğru da, pek iyi de bilmiyor durumu göstermekte; İslamcı dünyanın bir bölümü savaş, terör, bilimdışılık içinde, bir bölümü de ahlaka aykırılık içinde; çünkü bir bölümü hükümdarlıkça, bir bölümü de siyasetçe yönetilmekte.


Durum ki Kuran sanıldığı ya da öğretildiği gibi Müslümanlara ya da toplumlara değil Muhammed'e indirilmiştir. Durum neden böyle? Çünkü, Muhammed zamanında Kuran kitap değildi, Kuran eğer herkese gelmiş olsaydı Muhammed Kuran'ı biran önce kitaplaştırır, çoğalttırır, dağıttırırdı çünkü Kuran eğer herkese, toplumlara, tüm insanlara gelmiş olsa idi Allah'ın emiri bu olurdu yoksa herkese Kuran'ı nasıl öğrenecek; bu nedenle ki Mose'nin(Musa'nın) da elinde, ilahça gönderilmiş kitabı yoktu, Jesus'un 'İsa' nın da kitabı yoktu. Bu durumda durum açık ki 'İlah peygambere öğretecek, peygamber de ilahın öğrettiklerinden sonuç çıkarıp insanlara öğretecek' durumudur; bu nedenle ki Tora(Tevrat) da, Bible(İncil) de, Kuran da peygamberlerinden sonra, başka insanlarca kitaplaştırıldı. Durum ki Allah dini Muhammed'e öğretti, Muhammed de dini, Din hadisileri sınıfı içindeki hadislerle öğretti; bu durumda açık ki insanların öğrenmesi gereken konu Kuran değil dini tanımlayan Din hadisileri'dir; Din hadisileri de özetle şöyle diyor: 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır'; yani insanların öğrenmesi gereken şey dini tanımlayan Din hadisileri'dir; bu hadisler öğrenilmediği için ki din diye Batı dünyası ahlakdışılık içinde, Doğu dünyası da bilimdışılık, medeniliğe aykırılık, ve çatışma içinde ki bu durum açık ki hükümdarlığın da, siyasetin de, özel sektörün de, akıldışı-ahlakdışı ünlülerin de, akıldışı-ahlakdışı modanın da, akıldışı-ahlakdışı turizımın(turizmin) de, akıldışı-ahlakdışı medyanın da, bilimdışı tarikatların ve cemaatlerin de işine gelmektedir.


Dini tanımlayan Din hadisileri'nin 'Doğru sözden daha üstün bir sadaka olmaz' hadisi gereği ben de doğru, gerçek birşeyler öğretmek istiyorum.


Dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır; din bilimdir, bilimin olmadığı yerde din de olmaz, bilim yoksa din de yoktur; bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin; alimin uykusu bile cahilin ibadetinden hayırlıdır; alimler peygamberlerin varisleridir; bilim öğrenmenin sevabı kırk yıl ibadetin sevabıdır; dünyada en acıdığım insan cahiller içindeki alimlerdir; dinsiz de olsalar alimlerin yeri Cennet'tir; bilim yolunda çalışmaktan çoluğa çocuğa karışmamış kişinin yeri Cennet'tir; din utanmaktır; edeb giderse din de gider; gürültü yapan bizden değildir; sultanlarla düşüp kalkan alim hırsızdır; Kuran'ı okurken ağlamıyorsanız Kuran'ı okumuş sayılmazsınız; din öğüttür, layıkıyla taşırsan sevaba girersin, zayi edersen azabın olur; kötü insanı herkes tanıyacak diye anmaktan korkuyor musunuz, kötü insanda bulunan kötü şeyi teşhir ediniz ki insanlar ondan çekinme imkanı bulsunlar; gerçek insan ikidir: Alim ve öğrenci, bunların arasında olan insanda hayr yoktur; Allah'ın en hoşlanmadığı helal kadın boşamaktır; gizli hallerinde aleni hallerinde davrandığın gibi davranman tam bir fazilettir; güçlü kimseye dünyalık elde etmek için eğilen kimsenin yüzüne Allah dünyada da ahirette de bakmaz; insanların Allah'tan af edilmesini dilemedikleri büyük bir günah vardır, o da dünya sevgisidir; kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir; kin tutmayın ki kirlenmeyin; kim ne ile ilgilenirse ona muhtaç kılınır; kim insanların kalbini kazanmak için güzel konuşmayı öğrenirse Allah kıyamette onun hiçbirşeyini kabul etmez; kıyamet öncesi ticaret yaygınlaşacak öyle ki kadın bile kocasına ticarette yardım edecek; kişinin girdiği en güzel yer hamam, en kötü yer düğün evidir; müminin evi kamıştandır, yemeği bir parça ekmektir, başı tozlanmıştır; bir hükümdar ya da vali ihtiyaç sahiplerinin yüzüne kapıyı kapatırsa Allah da gök kapılarını onun yüzüne kapatır; bina sahipliği sahibinin başına beladır; iyilik insanlar arasında inkar edilebilir ancak onu yapanla Allah arasında kesinlikle kaybolmaz; komşuların ne derse osun; kötü kişinin namuslu kişiye cüretkarlığı kıyamet alametidir; Kuran'ı ezbere okumayın; lakap takmayın; peygamberler insanlar içinde en ağır sınava çekilenlerdir; Ramazan demeyin Ramazan ayı deyin çünkü Ramazan Allah'ın isimlerinden biridir; söz taşımak kabir azabına yol açar; şiddetli esnemek, şiddetli aksırmak şeytandandır; din yolunda didinmekten çoluk çocuğa karışamamış olanların yeri Cennet'tir; beni güçsüz olanlarınızın yanında arayınız çünkü siz güçsüzleriniz sayesinde zafere kavuşturulup rızıklandırılıyorsunuz; borçlu ölen müminin borcu benimdir; camide ticaret yapanlara 'Allah sana kazanç vermesin' de; Cennet güç amelleri istemekle elde edilir; çarşıya ilk giren, son çıkan kişi olma; dinde kıyas yapmayın; doğru sözden daha üstün bir sadaka olmaz; ev namus yurdudur; kim bir falcıya veya kahine gelip söylediklerini tasdik ederse Muhammed'e indirilene küfür etmiş olur; kim kahine gelip de birşey sorarsa kırk gece tevbesi kabul olmaz, söylediklerinde onu doğrularsa kafir olur; İstanbul'un fethi kıyamet belirtisidir; kim gülerek günah işlerse ağlayarak Cehennem'e gider; toprağınızı kiraya vermeyin; münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde tutmaz, güvenilmez, emanete ihanet eder; pazara erken girin, pazardan erken çıkın; kişiye günah olarak her duyduğunu başkalarına anlatması yeter; çarşı Şeytan'ın(şeytanın) mescididir; fakirlik müminin süsüdür; dünyayı ehline bırakın; dünyadan yeterinden çoğunu alan helakinden almış olur; insan erkekten de kadından da yaratılır; mallarınız fitnedir; dünya ne Muhammed'e ne de onun aline yaraşmaz; dünyadan bana ne; Allah zalimlerin bile beddualarını kabul eder; dünyanın azını alın; ziynetin terki imandandır; zulüme uğrayanları, aşağılananları savunun, ezanı makamlı okumayın.' diyor. Kendine 'İslamcı' diyen ülkelere bakıldığında görülen şey ise bu duruma aykırılık durumu; Türkiye'nin dışındaki İslamcı dünya savaş, terör, bilimdışılık içinde, Türkiye ise ahlaka aykırılık durumu içinde.


Türkiye'de, ahlaka aykırılık örnekleri olarak örnek ki zina yasak değil, eşcinsellik yasak değil, eşcinsel evlilik yasak değil, akıldışı-ahlakdışı moda yasak değil, ortalıkta mini şort diye külotla dolaşmak serbest, ortalıkta bikini diye sütyen-külotla dolaşmak serbest, ortalıkta tayt pantolon diye dar ve uzun külotla dolaşmak serbest, sıtriptiz(striptiz) kulübü serbest, genelev serbest, sexshop serbest, bay-bayan karışık masaj salonu serbest, bay-bayan sıpor(spor) salonu serbest, ahlaka aykırı reklamlar serbest örnek ki bayan apışlığı yani pedi reklamları ve ahlaka aykırı giyimlilikli başka reklamlar.


Din hadisileri 'Din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz' demesine karşın hem ülke yöneten siyaset bilimdışılık içinde, hem de tarikat, cemaat, vakıf, dernek, ibadet adı altında bilimdışılık yayılmakta, öğretilmekte.


Din hadisileri 'Gürültü yapan bizden değildir' demesine karşın Ramazan davulcusu diye geceleri davul çalıp gürültü yapmak serbest, ezan makamlı okunmakta üstelik de Kuran'ı güzel okuma yarışmasıları(yarışmaları) yapılmakta.


Din hadisileri 'Din utanmaktır; edeb giderse din de gider' demesine karşın ortalık da, ülke de akıldışı-ahlakdışı moda, ve akıldışı-ahlakdışı işyerileri, ticarethaneler ile dolmakta; utanması, edebi kalmamış ünlüler baştaçı edilmekte.


Din hadisileri 'Allah'ın en hoşlanmadığı helal kadın boşamaktır' demesine karşın boşanan boşanana, boşayan boşana, boşatan boşana.


Din hadisileri 'Borçlu ölen müminin borcu benimdir' demesine karşın devlet durumu bile buna aykırı bir durum göstermekte.


Din hadisileri 'Alimler peygamberlerin varisleridir' demesine karşın hükümdarlar, siyasetçiler kendilerini peygamberlerin varisleri gibi göstermeye çalışmak durumu içinde.


Din hadisileri 'Ev namus yurdudur' demesine karşın korona salgını döneminde de görüldüğü gibi ev düşman, hapishane, ceazevi; evde kalmak anormallik, aptallık, delilik olarak gösterilmeye çalışılmakta çünkü en büyük cehalet, kötülüklerin nedeni ve amaçı(amacı), akılı-mantığı-ahlakı-vicdanı-ruh sağlığını yok eden nefsin de, ticarethane sahibilerinin, sahibesilerinin de insanların sokağa çıkmalarına, para harcamalarına gereksinimleri var ki bu durum hem nefsin hem de ticaretin dine ve insanlığa ne kadar aykırı olduğunu bir kez daha gösterir.


Din hadisileri 'Ezanı makamlı okumayın' demesine karşın Kuran bile makamlı okunmakta.


Din hadisleri 'Ramazan demeyin Ramazan ayı deyin çünkü Ramazan Allah'ın adlarından biridir' demesine karşın hem Ramazan ayı'na 'Ramazan' denilmekte, hem de çocuklara bile ad olarak 'Ramazan' koyulmakta.


Din hadisileri 'Güçlü kimseye dünyalık elde etmek için eğilen kimsenin yüzüne Allah dünyada da ahirette de bakmaz' demesine karşın ortalık siyasi iktidarlara, mevki-makam sahibi-sahibesi boyuneğmeye koşan insanlar ile dolmakta.


Din hadisileri 'Sultanlarla düşüpkalkan alim bile hırsızdır' demesine karşın öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanıları baştaçı edilmekte, adları çocuklara koyulmakta.


Din hadisileri 'Kim insanların kalbini kazanmak için güzel konuşmayı öğrenirse Allah kıyamette onun hiçbirşeyini kabul etmez' demesine, ve 'Ezanı makamlı okumayın' demesine karşın 'kalp kazanmak, insanları algı ile etkilemek, insanları öz ile değil de 'güzel ses' ile etkilemek' için ezan ve Kuran bile makamlı ve Arabça okunmakta, Kuran'ı güzel okuma yarışmasıları(yarışmaları) yapılmakta.


Din hadisileri 'Toprağınızı kiraya vermeyin' demesine karşın vatanın, milletin, devletin, kamunun fabrikasıları(fabrikaları), şirketleri, arazileri, madenileri, serveti bile özel sektöre 'Özelleştirme' adı altında satılmakta.


Din hadisileri 'En kötü yer düğün evidir' demesine, düğünü kötülemesine, düğünü ahlaka ve dine aykırı bulmasına karşın üstelik sokaklarda bile, üstelik de ahlaka-dine aykırı gelinliklerle, ve giysilerle, bangır bangır düğünler yapılmakta.


Din hadisileri 'Bina sahipliği sahibinin başına beladır' ve 'Mallarınız fitnedir' demesine karşın bina üstüne bina alınmakta.


Din hadisileri 'Kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir' demesine karşın televizyon bile kılıç, savaş, ve sultanlık gibi şeyleri sevdirmeye çalışan Osmanlı filımları(filmleri) ve dizileri ile dolmakta.


Din hadisileri 'Müminin evi kamıştandır, yemeği bir parça ekmektir, başı tozlanmıştır.' demesine karşın israf, ve gösteriş almış başını gitmiş.


Din hadisileri 'Kuran'ı ezbere okumayın' demesine karşın ezbere okunmakta, öyle ki Arabça okunmakta.


Din hadisileri 'Lakap takmayın' demeyin karşın lakap takmak yaygın bir durum.


Din hadisileri 'Çarşı Şeytan'ın mescididir' ve 'Kıyamet öncesi ticaret yaygınlaşacak öyle ki kadın bile kocasına ticarette yardım edecek' deyip ticareti kötülemesine karşın ticaret, özel sektör baştaçı edilmiş durumda, ticaret hayatın amaçı(amacı) edilmiş durum göstermekte, öyle ki Ticaret bakanlığı bile kurulmuş.


Din hadisileri 'Dünyadan yeterinden çoğunu alan helakinden almış olur, dünyanın azını alın' demesine karşın kapitalistler, özel sektör başta olmak üzere dünyanın daha çoğunu almak için didinilmekte.


Din hadisileri 'Din yolunda didinmekten çoluk çocuğa karışamamış olanların yeri Cennet'tir' demesine karşın çocuksuzluk küçümsenmekte.


Din hadisileri 'İstanbul'un fethi kıyamet belirtisidir' demesine karşın İstanbul'un fetihi bayramlarla, törenlerle kutlanılmakta.


Din hadisileri 'Beni güçsüz olanlarınızın yanında arayınız çünkü siz güçsüzleriniz sayesinde zafere kavuşturulup rızıklandırılıyorsunuz' demesine karşın iktidar olmak, zenginler, zenginlik, güçlüler baştaçı edilmekte.


Din hadisileri 'Allah zalimlerin bile beddualarını kabul eder' demesine karşın beddua etmek kötülenmekte, dışlatılmakta, korkutulmakta.


Din hadisileri 'Kim bir falcıya veya kahine gelip söylediklerini tasdik ederse Muhammed'e indirilene küfür etmiş olur; kim kahine gelip de birşey sorarsa kırk gece tevbesi kabul olmaz, söylediklerinde onu doğrularsa kafir olur' demesine karşın televizyonda bile astroloji, medyumluk, falcılık yapılmakta.


Din hadisileri 'Ziynetin terki imandandır' yani ziynetleri takmamak imandandır yani gösteriş yapmamak imandandır demesine karşın üstbaş ziynet eşyası ile dolmakta.


Din hadisileri 'Camide ticaret yapanlara, 'Allah sana kazanç vermesin' de' demesine karşın ülke altları ticarethane olan camilerle dolmakta.


Maide suresi'nin 6. ayeti herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun.' demesine, ve Din hadisileri de 'Sultanlarla düşüpkalkan alim bile hırsızdır' demesine karşın ülke toplumları bölen, insanları birbirlerine düşman eden, insanların tarafsızlığını yok eden, insanları yandaşlaştıran, insanları adaletsizleştiren, adaleti adaletsizleştiren siyaset ile yönetilmekte; siyaset, siyasi yandaşlık, ve siyasi düşmanlık heryeri sarmakta.


Durum ki Müslümanların görevi Kuran'ı değil Din hadisileri'ni öğrenmektir çünkü Kuran Allah ile Muhammed arasındadır, Din hadisileri de Muhammed ile öteki insanlar arasında yani Muhammed'in öğretmeni Allah ve Kuran'dır, insanların öğretmeni de Muhammed, ve dini tanımlayan, anlatan, açıklayan, öğreten sözleri, hadisleri.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.5.21/07.23

SİYASET AKP VE TÜRKİYE DURUMU

 Türkiye'nin temel sorunlarından biri 'Türkçeye aykırılık', biri de üniversite eğitiminin bile mantık üzerine kurulu olmamasıdır; bu nedenle ki 200 üniversite olan Türkiye'de iki alim, alime yok oysa Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' dedi, Atatürk buna bir de 'Türkçe'yi ekledi ancak ortalık hem akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı pılaj(plaj) gibi ahlaka da, dine de aykırı mekanlar ile, hem de Türkçeleri varken 'Kıyafet, müsait, bahsetmek, ziyafet, zerafet, bariz, kadim, hijyen, etik, misyon, vizyon, performans, lansman, aktivite, mükemmel, lazım, enteresan, mecbur, mecburiyet, kabiliyet, fikir, mütemadiyen, tecrübe, lisan, sosyal, liyakat, mülakat, imtihan, teyit' gibi yabancı sözcükler ile dolmakta.


Bu yazımın amaçı(amacı) siyaset değil; siyasetin ne kadar mantıkdışı, bilimdışı bir dünya olduğunu yeniden göstermek; siyaset ile çözüm, umut, doğru bir ülke olmayacağını yeniden göstermek; ülkelerin Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile yönetilmesinin en doğru yönetim biçiminin olduğunu bir kez daha anlatmak. Bu nedenle ki hem siyasete karşıyım, hem de tüm siyasi partileri gereği oluştuğunda eleştirmekteyim.


Bence en iyi siyaset; siyasetin yasak olmasıdır.


Gerçekten de siyaset toplumları siyasi siyasi parti bölmek, yandaşları yandaş olmayanlara düşman etmek, ve hükümdarlık hevesi üzerine kurulu; felsefeye de, mantığa da, bilime de, ahlaka da, dine de, insanlığa da, akıl-ruh sağlığına da aykırı, ve tüm dünyada 'İnsanlık suçu' olarak yasaklanması zorunlu bir dünyadır.


Siyasetin bir yanılgısı da kendini 'Devlet, millet, vatan' sanmasıdır oysa siyaset siyasi parti denilen, ve amaçı(amacı) kapitalistleri korumak olan; yarı özel, yarı kamusal, ve kalıcı olmayan bir şirket türüdür.


Açık ki siyaset oldukça toplumlar da, insanlık da asla barışa, huzura, güvene erişmez çünkü doğru olan herşeyin başı mantıktır oysa siyaset mantığa aykırı bir dünyadır.


Bu nedenle ki diktatör Kenan Evren'in bile, herşeyi yanlış yapmış olsa da yapabildiği doğru üç şey vardır:

1- Banka reklamılarını(reklamlarını) yasaklamak.

2- Bülent Ersoy'u yasaklamak.

3- Siyaseti yasaklamak.

Yani siyasi partiler 'Biz şunu yaptık, biz bunu yaptık' diye övünmesinler; bakın diktatörler bile doğru ve iyi şeyler yapabiliyorlar.


Sedat Peker'in videoları için Akp 'Hedef Akp değil Türkiye' demiş.


Bu sözü mantık açısından yorumlayalım.


Bu söz ilk bakışta doğru, iyi, güzel, gerçek gibi görünmekte ancak söze bir de mantık açısından bakalım.


Görüldü ki Akp; Atatürk karşıtlığı, Kurtuluş savaşı karşıtlığı, Lozan anlaşması, ve Andımız karşıtlığı içinde bir dünya durumu göstermekte. Görüldü ki Akp 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz' deyip Türkçeye karşıtlık da göstermekte. Görüldü ki Akp özelleştirme diye devletin, vatanın, milletin, kamunun fabrikasılarını(fabrikalarını), şirketilerini(şirketlerini), arazilerini, madenlerini yani servetini özel sektöre yani kapitalistlere satmakta.


Atatürk'e karşıtlık, Kurtuluş savaşı'na karşıtlık, Lozan anlaşması'na karşıtlık, Andımız'a karşıtlık, Türkçeye karşıtlık yani Türkiye'yi var eden, Türkiye'yi Türkiye yapan şeylere karşıtlık. Bu durumda mantık şunu sorar: 'Ortada, Türkiye kalmış mı ki de saldırı 'Türkiye'ye karşı' olmak durumu göstersin?


Doğrusu ki yalnızca Türkiye değil tüm ülkeler siyaset ile, siyasetçi ile değil Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile yönetilmelidir.


Ve 'Türkiye' demek 'Önce bilim, ahlak, ve Türkçe' demektir.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.5.21/04.33

ASUS CEPTELEFONU SİMKARTSIZ OLARAK İNTERNETE GİREBİLİYOR DURUMU

 Bu yazımın amaçı(amacı) şudur: 'Felsefeci de, edebiyatçı da bilimi, teknolojiyi, insanı ve insanlığı ilgilendiren herşeyden anlamalı; bilime ve teknolojiye sırtdönmemeli' savımı bir kez daha anlatmak.


Televizyonunu, radyosunu onaramayan(tamir edemeyen) elektıronik(elektronik) mühendisi, bilgisayarını onaramayan bilgisayar mühendisi tuhaf bir durumdur. Yalnızca felsefeden, o da felsefe tarihinden anlayan felsefeci de; yalnızca edebiyattan anlayan edebiyatçı durumu da, üstelik de binlerce üniversite olan 21. yüzyılda, insanlık önünde hem acınacak hem de gülünç bir durumdur.


Uzmanlık uzmanlığı sağlamalıdır; işinden başka birşey bilmemeyi, mesleğinden başka hiçbirşeyden anlamamayı değil.


Bu yazıyı yazmamın iki amaçı(amacı) var:

1- Felsefenin, felsefecinin, edebiyatın, ve edebiyatçının insanı, toplumu, insanlığı, ve dünyayı ilgilendiren, bilim ve teknoloji dahil her konu ile ilgilenmesi gerektiğini anlatmak.

2- Göklereçıkarılan(Göklere çıkarılan), çok pahalı, ahımşahım diye tanıtılan, yeni model ceptelefonlarının, gerçekte tam olağanüstü olmayabileceklerini; 'Ucuzetinsuyuyavanolur/Ucuz etin suyu yavan olur'un da, 'En pahalısı en iyisidir'in de yanlış olabileceğini; ve 'Reklama, markaya, ve fiyata değil özelliklere bakmak'ı öğretmek.


Gerçek ki pahalı etin suyu da yavan olabilir.


Denedim, gördüm; 'Asus Z00Ad' model ceptelefonu simkartsız olarak yani simkart takılı olmadan ya da Simkartta hiç Tl olmasa da internete girebiliyor yani internet sitesilerine(sitelerine) girebiliyor, öyle ki eğer bu telefonda Whatsup yüklü ise simkartsız olarak Whastup da kullanılabiliyor. Belki de bu özellik tüm Asus ceptelefonularında vardır.


Bunu nasıl yapıyor? Evdeki modem üzerinden yapıyor yani Asus'un simkartsız olarak internete girebilmesi için dış bir modem olması zorunlu.


Düşünmek gerekir; ceptelefonunda, onlarca 'Olsa da olur, olmasa da olur' tür özellik mi daha iyi olur yoksa ceptelefonunun simkartsız internete girebilmesi mi?



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.5.21/04.29

ÇORUM'UN ADI DEĞİŞMELİ DURUMU

 Bir devletin de, toplumun da, ülkenin de durumu dilinin mantık açısı ile de belli olur. Latinceyi bilimsel dil yapan şey koordinatsal derecede mantık ve tutarlılık üzerine, kuyumcu terazisi gibi ayrıntıcılık üzerine kurulu olmasıdır ki bu da ona öncelikle 'Ne?' ve 'Nerede?' sorusu gibi iki temel bilimsel soru üzerine kurulu olmasını sağlar.


Felsefenin de, bilimin de, akıl-ruh sağlığının da temeli mantıktır yani bunlar 'mantıklı olmak' ile başlar; öyle ki savım ki ahlak da zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, ve akıl-ruh sağlığının nitel zirvesidir; dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı din de 'Din önce bilim ve ahlak' demektir dediğinden dinin de ahlak yani mantık üzerine de kurulu olduğu anlaşılır, yani mantık bu derece önemlidir ancak siyaset mantığı, bilimi, ve ahlakı temeli yapmayan bir dünya olduğundan siyasetle yönetilmek demek keyfilik yani mantığı önemsememek durumudur.


Bir insan mantıksız ise mantıksızlık ile suçlanır; mahkemelerde de mantık aranır.


Yani 'Önce mantık'.


Ancak görülmekte ki Türkiye'de il(şehir) adılarında(adlarında) mantıksız durumlar görünmekte ki bu konuda pekçok il konusunda yazımı yayınladım internette.


Bu yazımın konusu da 'Çorum'. Genel mantık açısından da, dil mantığı açısından da bakıldığında bu sözcük ya 'Çor+um'dur ya da 'Ço+rum'dur. 'Çor' sözcüğünün anlamı olarak Türk dil kurumu sözlüğünde 'Hastalık' yazmakta. Üstelik de bu durumda Çorum 'Hastayım' anlamına gelir. İkinci seçenekte ise yani 'Ço+rum'da ise Çorum 'Rum yerleşim yeri' anlamı olur ki eğer Çorum'da Rumlar yaşıyorsa ya da Çorum Rumlara ait ise Çorum adı bu açıdan mantıksızlık olmaz.


Belli ki 'Çorum' adını Türkler koymamış. Çorum'un tarihine bakıldığında da Vikipedi'de Çorum'un adı konusunda şu yazılı: 'MÖ 3. yüzyılda Avrupa'da Anadolu'ya geçerek şimdiki Çorum, Sivas, Yozgat arasına yerleşen Galat topluluklarının adı olan Trokmu sözcüğünden gelmiştir. Trokmu oymağı, Hitit İmparatorluğu'ndan kalma başkent olan Hattuşaş (Boğazköy) yöresine yerleşmiştir. Trokmu sözcüğü zamanla Torokmu'ya daha sonra da Çorumlu'ya dönüşmüştür. MÖ 90-80 yıllarında Pontus Krallığı'na bağlı olarak Kapadokya valiliği yapan Gordios'a dayanmaktadır. Gordios'un yönetimi sırasında Gordiana denilen bölge Gordios'un yönetiminden sonra da uzun süre aynı adı taşıdı. Gordiana, önce Gordum'a, zamanla da Çorum'a dönüşmüştür. Eski Yunan kaynaklarında Çorum'un adı Niconia (Nikonya) olarak geçmektedir. Bizans döneminde de Evkaite diye geçmektedir. 1072 Malazgirt Savaşı ile Çorumlu olan vilayetin ismi 16. yüzyılın sonralarına doğru 'lu' ekinin kaldırılması ile Çorum olarak kalmıştır.'.


'Torokmu'yu dönüştüre dönüştüre 'Çorumlu'ya dönüştürmek tuhaf birşey, üstelik de Toros dağları varken.


Türkiye'de durum ki yerleşim yeri adılarının(adlarının) Türkçe ve mantıklı yapılması zorunluluğu durumu bulunmaktadır. Belki de 21. yüzyılda bile demokrasiye aykırılık sorununun yaşanmasının da, 200 üniversite olan Türkiye'de 2 tane alim, alime olmamasının nedenlerinden biri de keyfilik durumu, ve dile ilgisizlik durumudur.


Gerçek ki 'Türkiye' demek için de, 'Önce vatan' demek için de 'Önce Türkçe' demek zorunludur; bu olmadığı için ki ülke Türkçeleri varken 'Kıyafet, müsait, bahsetmek, ziyafet, zerafet, bariz, kadim, hijyen, etik, misyon, vizyon, performans, lansman, aktivite, mükemmel, lazım, enteresan, mecbur, mecburiyet, kabiliyet, fikir, mütemadiyen, tecrübe, lisan, sosyal, liyakat, mülakat, imtihan, teyit' gibi yabancı sözcükler ile dolmakta.


Dilde mantıksızlık mantıkta da mantıksızlık yaratır, yani tüm gün, Türkçede 'Ben hastayım' anlamına gelen 'Çorum' deyip bundan yani 'Ben hastayım' demekten rahatsız olmamak da mantığa aykırı bir durumdur.


Unutulmamalı ki 'doğru'ya yalnızca felsefe, bilim, ahlak, özgürlük, adalet değil dil de dahildir.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.5.21/04.23

AXESS REKLAMI BANKACILIK CİDDİYETİ VE KADINA SAYGI DURUMU

 Akıldışı, ahlakdışı, küresel, ve derin bir merkez dünyaya ve insanlığa akıldışılık, bilimdışılık, barbarlık, ilkellik, saldırganlık, silahseverlik, savaş hayranlığı, ve diktatörlük pompalamak için didinmekte; ve araç olarak da akıldışı-ahlakdışı moda türü, akıldışı-ahlakdışı ünlü türü, akıldışı-ahlakdışı medya türü, akıldışı-ahlakdışı sanat türü, akıldışı-ahlakdışı bilgisayar oyunu türü, akıldışı-ahlakdışı eğlence türü, astroloji, medyumluk, fal, akıldışı-ahlakdışı turizım(turizm), siyaset, özel sektör, akıldışı-ahlakdışı yasalar, ve reklam gibi şeyleri kullanmakta; bu nedenle de reklamcılıkta 'Oynat bir erotik ya da ünlü insan dişisi, iş bitsin' durumu görülmekte, bu durum müzik videosu denilen şeylerde görülmekte.


Bu nedenle ki 21. yüzyıl dünyasına genelde cinsellik, özelde ise yetişkin insan dişisi bedeni egemen olmakta.


Türkiye de bu durumdan payını almakta çünkü birileri, farkında olmadan da olsa bu merkezin çıkarlarına ve amaçlarına hizmet edici şeyler yapmakta.


Atatürkçüler Atatürk'e saygıdan, kadıncılar(feministler) kadına saygıdan söz etmekte ancak oluşan durum açık ki Atatürk'e de, kadına da saygısızlık özelliği içermekte çünkü Atatürk 'Önce bilim ve ahlak' dedi oysa 'Atatürkçü' dünya bilimi de, ahlakı da dışlamış bir durumda, örnek ki zina, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, ahlakdışı pılaj(plaj) gibi ahlakdışı mekan serbestliğine tepki göstermemek, yandaşlık durumu içinde görünmekte; 'Kadıncılık' da hem ahlaka aykırılık yandaşlığı içinde, hem de yetişkin insan dişisinin cinsel nesne de, ahlakdışı dünya nesnesi de, cinsel ticaret konusu yapılmasına tepki göstermek yerine savunuculuk, destek içinde görünmekte oysa ahlak dünyadaki en insani şeydir çünkü savım ki ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, ve özgürlüğün tek nitel zirvesidir, yani ahlakı dışlamak bunları dışlamaktır; savım ki bilim beyinin ve evrenin nicel zirvesidir, ahlak da nitel zirvesi.


Eskiden banka reklamıları(reklamları, tanıtımları) ciddi şeylerdi.


Son yıllarda ise banka reklamılarında bir tuhaflık durumu başladı; önce, akıldışı tiplemeler, berduş tiplemeler banka reklamında kullanıldı, şimdi de ahlaka, dine aykırı tipleme ile banka reklamı yapmak durumu başlamış görünmekte.


Son günlerde bir de erotik, cinsel tahrikli müzikli reklam türü başladı.


Axess reklamı.


Bu reklamı radyoda duyduğumda, 'İndir, cebe, cebe indir' sözlü 'Bu reklam müziği erotik, cinsel sunum amaçlı, cinsel tahrik amaçlı bir müzik' diye düşünmüştüm. Sonra, bu reklamı Tvde gördüm; yanılmamışım, öyle imiş: Daracık pantolonlu, göbeği açık, tuhaf görünümlü, genç bir bayan 'Banka reklamı' diye, önden, memelerini, üregenital bölgesini, ve bedenini erotik, cinsel sunumlu, cinsel tahrikli olarak, tuhaf hareketlerle sallıyordu. Bu reklamın daha önce, 2020'de yayınlamış bir durumu ise cinsel sunum yanında bir de 'sıpor' ve 'dans' hareketileri(hareketleri) adı altında, tekme atmak gibi şiddet hareketleri sunuyor.


Reklamın başlangıç sözü olan 'indir' tuhaf bir seçim çünkü ahlaka, dine, Türklüğe aykırı bir giyim hali ile erotik, cinsel sunumlu, cinsel tahrikli bir dans yapanın görüntüsüne 'indir, indir' diye söz eklemek, 'Aç-aç/Açaç' denilen şeyi, ve erkeklik organının boşalmasını anımsatır. Yani bu durum açık ki hem bankacılık ciddiyeti ile, hem ekonominin ciddiyeti ile, hem kadına saygı ile, hem Türklük ile, hem Müslümanlık ya da din ile çelişen bir durumdur.


Bu reklamın; genelde gençleri, özelde ise çocukları ve toplumu; dans adı altında ahlaka aykırılığa, ve teşhirciliğe; sıpor(spor) adı altında şiddete ve teşhirciliğe; moda adı altında akıldışı, ahlakdışı, ve ilkel bir dünyaya yönlendirebileceği açıktır.


Açık ki bu tür durumlar hem bankacılık ciddiyetine, hem de insan dişisi türüne, hem demokrasiye ve laikliğe, hem ahlaka ve dine, hem Türkiye'ye, hem de insanlığa kötülük ve saygısızlık etmektedir.


Bu reklamlar gençler ile çekilmiş yani gençliğe de bilinçaltısal, yönlendirimsel bir etki durumu; gençliğe, çocuklara ve topluma 'Böyle ol, bunlar gibi ol' durumu içermekte oysa Muhammed de, Atatürk de, akıl-ruh sağlığı da, özgürlük de, demokrasi de, laiklik de 'Önce bilim ve ahlak' diyor.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.5.21/09.53

PADİŞAHTAPMASI DURUMU

 Padişahtapması bir ilaha tapmak gibi bir durum olmadığı için, deyim olduğu için bitişik yazdım çünkü savım ki deyimler bitişik yazılmalıdır; bu nedenle örnek ki 'Sakla samanı gelir zamanı' değil 'Saklasamanıgelirzamanı' yazılmalıdır; birileri Türkçenin özel bir dil olduğunu bilmese de Türkçe özel, mantıklı, ve evrensel bir dil özelliğine sahiptir. 'Tapmak' sözcüğü örnek ki sevgiliye 'Sana tapıyorum' gibi sözler ile de kullanılmakta yani gerçek anlamda değil de deyim olarak 'tapmak' durumu.


Atatürk düşmanıları(düşmanları) lafbaşı geldi mi, Atatürk konusunda, Anıtkabir konusunda, 10 kasım konusunda, ve Atatürk heykeli konusunda 'Atatürk'e tapmak'tan, Atatürk'ü put yani ilah olarak görmekten söz etmekteler.


Bakalım; Atatürkçüler mi 'tapma, tapınma' içinde yoksa Atatürk düşmanıları mı?


Açık ki Atatürk düşmanlığı akıl-ruh hastalığı, öyle ki delilik durumudur.


Neden?


Çünkü hem vatanı ve milleti faşist, barbar, vahşi, saldırgan düşman ordusularından(ordularından) kurtaran, hem de Muhammed gibi 'Önce bilim ve ahlak'ı savunan, öyle ki 'Benim sözümle bilimin ve ahlakın sözleri çelişirse benim sözümü değil bilimin ve ahlakın sözünü dinleyin' diyen bir insana düşmanlık ya Türkiye'ye karşı ajanlık ya da akıl-ruh hastalığı durumu olur.


Her akıl-ruh hastalığı gibi Atatürk düşmanlığı da kendini normal görmek ve göstermek, akıl-ruh hastası olmadığını göstermek, haklı olduğunu göstermek için kendine göre gerekçeler, bahaneler üretir ancak akıl-ruh sağlığının temel ölçütü mantıktır, bu nedenle de gerekçeleri mantık önünde yıkılır.


Bu gerekçelerden biri; 'Atatürk sigara ve içki içiyor' imiş. Gerçek ki Türkiye'de, o dönemler, sigara ve içki içmeyen yetişkin insan erkeğine 'adam, erkek' gözü ile bakılmazdı, dalgageçilirdi(dalga geçilirdi), alayedilirdi(alay edilirdi), öyle ki rakısız evlilik düğünüleri(düğünleri) ve rakısız sünnet düğünüleri bile küçümsenirdi, dışlanırdı, yani rakı daha düne kadar bu ülkede 'Milli içki' ve 'Erkekliğin kanıtı/ölçütü' durumunda idi; bu nedenle ki sigara, içki içmeyen birinin kahraman olarak ortaya çıkması yadırganırdı. Atatürk mantıklı, bilimsel bir insandı; İslamiyet'teki 'Akılı(Aklı) yok eden herşey haramdır' durumunun 'Akılı yok etmek' koşulu içerdiğini, yani akılı yok etmeden, akılı yok ettirmeden içki içmenin İslamiyet'teki duruma aykırılık olmadığını düşünmüştür ki içki içen padişahlar da vardı. Akılı yok edebilen tek şey içki değildir; sigara da, yemek bağımlılığı da, sıpor(spor) da, moda da, pılajlar(plajlar) da, akıldışı-ahlakdışı sanatçılar da, siyaset de, kapitalistlik de akılı yok edebilir ya da azaltabilir ya da etkisizleştirebilir çünkü bunu mutluluk, haz, zevk veren herşey yapabilir, örnek ki çocuklar akşam olmasına karşın eve gelmek istemezler, oyun yüzünden yemek yemek bile istemezler. Atatürk sigarayı da, içkiyi de akılı yok etmeden içmeyi başarmış insanlardandır. Ancak gerçek ki kendini yanlıştan korumak yetmez, nefs olarak da insanlara ve topluma yanlış, kötü örnek olmamak gerekir çünkü sigara ve içki akılı yok etmeyen şeyler olsaydı da biri akciğer kanserine, biri de siroza ve karaciğer kanserine neden olabilen şeylerdir ancak o zamanlar açık ki bu gibi durumlar, hele ki kanser hiç bilinmeyen birşeydi; Atatürk dönemi hastahane kayıtılarına(kayıtlarına) bakılsın, o dönem kaç kişi alkol sirozundan ölmüş?


Atatürk'ün sigarası, rakısı vardı ancak gerçek ki tütün ve içki içen padişahlar(sultanlar) da vardı. Peki onlara tepki göstermek yerine onlar neden baştaçı ediliyor? Demek ki işin içinde ya ajanlık ya akıl-ruh hastalığısal bir durum var.


Öteyandan; Atatürk sigara, rakı içerdi ancak öz bebek kardeşlerini öldürten padişahlar, öz çocuk kardeşlerini öldürten padişahlar neden baştaçı ediliyor; Türklükte de, dinde de, insanlıkta da, akıl-ruh sağlığında da bebek, ve çocuk öldürtmek yokken? 'Devlet bekası' diye de olsa bebek öldürtmek, çocuk öldürtmek Türklükte de, dinde de, insanlıkta da, akıl-ruh sağlığında da yoktur, bunu ancak yeni doğmuş bebek Mose'yi(Musa'yı) öldürtmek isteyen Mısır firavunu yapmıştır. Bakın; devlet bekası diye bebek ve çocuk öldürten Osmanlı imparatorluğu yok oldu ancak bebek ve çocuk öldürmeyen, öldürtmeyen Atatürk'ün Türkiyesi de, bekalarını bebek ve çocuk öldürmek üzerine kurmayan Avrupa devletileri(devletleri) de ayakta. Demek ki işin içinde ya ajanlık ya akıl-ruh hastalığısal bir durum var.


Öteyandan; Atatürkçüler 'Atatürk'ün başına 'Hz' yani 'Hazreti' eki, sonuna da 'Hazretleri' eki koymazlar. Atatürk'e yalnızca 'Atatürk' derler; 'Hz Atatürk' ya da 'Atatürk hazretleri' değil oysa Atatürk düşmanları padişahların adlarının başına 'Hz', sonuna da 'Hazretleri' koymaktalar; düşünün ki Allah'a da 'Hz Allah' diyorlar, Kuran'a da 'Hz Kuran' diyorlar, Muhammed'e de 'Hz Muhammed' diyorlar. Bu durum kimin kimi tapma, tapınma noktasına getirdiğini açıkça gösterir. Gerçek ki Atatürk, Anıtkabir, ve Atatürk heykeli konusundaki 'tapma, tapınma' savı yalnızca ya iftiradır ya ajanlıktır yani fitnedir, ya akıl-ruh sağlıksızlığıdır.


Atatürk'ün bir imparatorluğa, Osmanlı imparatorluğu'na son vermesi durumuna gelince. Zaten hem Mondros anlaşması ile bu imparatorluk parçalanmış, yıkılmıştı, hem padişahlık-sultanlık demokrasiye, özgürlüğe, bilime, insanlığa, ve akıl-ruh sağlığına aykırı bir durumdur, hem de 'Sultanlarla düşüpkalkan alim de hırsızdır' hadisi gereği dine de aykırıdır. Yani, Atatürk'ü bu konuda suçlamak da ya ajanlıktır ya akıl-ruh sağlıksızlığıdır ya da dini tanımlayan Din hadisileri'ni yani dini bilmemektir.


Bu durum göstermekte ki Atatürk düşmanlığı 'padişahtapması' durumudur; ve ya ajanlıktır ya akıl-ruh sağlıksızlığıdır, ya dini tanımlayan Din hadisileri'ni bilmemektir ancak ne olursa olsun yanlıştır, kötüdür. Bu nedenle de Atatürk düşmanlığı 'Akıl-ruh hastalığı' kapsamına, ve 'Türkiye karşıtı ajanlık suçu' kapsamına alınmalıdır.


Atatürk ne bebek, çocuk öldürttü, ne de onlarca ya da yüzlerce cariyesi vardı, ne de öteki milletlerin vatanlarına gözdikti. Atatürk hem 'Önce bilim ve ahlak' diyen, hem 'Vatanda barış, dünyada barış' diyen, hem 'Benim sözümle bilimin ve ahlakın sözü çelişirse benim sözümü değil bilimin ve ahlakın sözünü dinleyin' diyen hem bir insan, hem vatan kahramanı, hem de evrensel bir önder idi.


Dini tanımlayan, 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'ni öğrenmeden, bilmeden kimseyi övmemek de, kötülememek de gerekir. Bu nedenle ki eğer, Atatürk günümüz koşullarında yaşasaydı, 'Bilime ve ahlaka aykırılık' olduğu için sigaraya da, içkiye de, pılajlara(plajlara) da, barlara da, pavyonlara da, sıtriptiz(striptiz) kulübülerine(kulüplerine) de, zinanın serbest yapılmasına da, eşcinselliğin ve eşcinsel evliliğin serbest yapılmasına da, akıldışı-ahlakdışı modaya da, akıldışı-ahlakdışı ünlülere de, siyasete de karşı olurdu.


Muhammed merhamet idi; bebeklere ve çocuklara bile merhametsizlik yapanları baştaçı edip dinlilik taslamak mantıksızlığı, durumu da nedir? Muhammed bırakın bebek, çocuk öldürtmeyi; putatapıcıların bebekleri öldürmesini önlemiş insandır.


Muhammed'i bilmezler ki Atatürk'ü bilsinler, Atatürk'ü bilmezler ki Atatürk'ü sevsinler, din Hadisileri'ni bilmezler ki dini bilsinler, takılmışlar cehaletin ve nefsin peşine ki doğru yere gitmezler; dini tanımlayan Din hadisileri'ni bilmeyen akıllar doğru dünyaya da, akıl-ruh sağlığına da gitmezler.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.5.21/07.14

ATATÜRK DÜŞMANLIĞININ TOPLUMDA SUÇ YARATMA ODAĞI DURUMUNA GELMESİ DURUMU

 Savım ki akıl-ruh sağlığının genel ölçütü 'mantık', Türkiye'ye özel ölçütü de 'Atatürk'tür; yani mantıksızlık da, Atatürk düşmanlığı da akıl-ruh sağlığına aykırılıktır.


Bu nedenle ki Türkiye'de suç oranı artmakta ise durum hem akıl-ruh sağlıksızlığının hem de Atatürk düşmanlığının artmasındandır. Vatanını ve milletini kurtarmış, üstelik de din gibi, Muhammed gibi 'Önce bilim ve ahlak' diyen bir insana, ve üstelik de dine de, Türklüğe de aykırı padişahları(sultanları) baştaçı edip düşmanlık açık ki ya akıl-ruh sağlıksızlığı ya da yabancı devlet ajanlığı durumudur.


İlginç ki Türkiye biryandan 200 üniversiteye, milyonlarca üniversite mezununa, binlerce akademisyene, binlerce öğretmene, binlerce doktora, binlerce mühendise, binlerce fabrikaya, onlarca siyasi partiye, binlerce gazeteye ve dergiye, onlarca Tv kanalına, yüzlerce radyo kanalına sahip durumda ancak biryandan da suç oranı düşeceğine, üstelik de vahşice özellikte artmakta.


Bu durumun neden olduğu araştırılmalıdır yoksa suç oranı açık ki daha da artar.


Bu durumun; sosyal medya denilen şeye muhalefete sürekli hakaret, küfür, saldırı, barbarlık içindeki, ve sürekli artan Atatürk düşmanlığı ile birlikte görülmesi ve artması bu konuda bir ipuçu olabilir; suçlardaki vahşilik özelliği de.


Bu durum ilk önce neden 'Atatürk düşmanıları(düşmanları)' ile ilişkilendirilebilir? Çünkü:

1- Atatürk düşmanıları; bu vatanı ve milleti faşist, zalim, zorba, barbar, vahşi düşman ordusularından(ordularından), vahşetinden, zulümünden, işgalinden kurtarmış, ve Muhammed gibi 'Önce bilim ve ahlak' demiş Atatürk'e bile, Kurtuluş savaşı'na, Lozan anlaşması'na bile düşmanlık durumu göstermekte. Gerçek ki doğruya, iyiye, bilimsele, akıla, mantığa, ilerlemeye, gelişmeye, evrime karşıtlık da bir şiddet türüdür.

2- Atatürk düşmanıları; öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmüş padişahları, sultanları baştaçı etmek durumu içinde ki bebek, çocuk öldürmek de, öldürtmek de dine de, Türklüğe de, insanlığa da, akıl-ruh sağlığına da aykıdır bir durumdur. Gerçek ki bu durum da bir şiddet türüdür.

3- Atatürk düşmanıları; padişahların, sultanların fetih diye başkalarının vatanlarını almasını, sömürmesini övmekte ki başkalarının vatanlarına saldırı da bir şiddet türüdür.

4- Atatürk düşmanları padişahlık(suştanlık) istemekte(istemekteler). Sultanlık 'Sulta' sözcüğünden gelen bir diktatörlük türüdür. Diktatörlük ise hem akıldışılık, bilimdışılık, hem ahlakdışılık, hem vicdansızlık, hem mantıksızlık, hem de 'Sultanlarla düşüpkalkan alim de hırsızdır' hadisi gereği dine aykırılıktır. Yani sultanlık da, sultanlık istemek de bir şiddet türüdür.

5- Atatürk düşmanıları; idam cezası istemekte ki idam cezası da, üstelik de vahşi bir şiddet türüdür.

6- Medya; Atatürk düşmanıları, muhalefete hakaretleri, iftiraları, tehditleri, saldırganlıkları ile de dolmakta.

7- Atatürk düşmanı siyasetçiler, ve kamu görevlileri bile muhalefete ve Atatürk'e düşmanlık göstermekteler.


Örnek ki bir madeni o madenin bulunma olasılığı en yüksek olan bölgede aramak gerekir. Türkiye'deki bu 5 durum göstermekte ki Türkiye'de artmakta olan suçların nedenini ilk önce 'Atatürk düşmanları, Atatürk düşmanlığı' içinde aramak, araştırmak gerekir çünkü Atatürk'e bunu yapanlar öteki insanlara neler yapmazlar.


Muhammed merhamet idi; bebeklere ve çocuklara bile merhametsizlik yapanları baştaçı edip dinlilik taslamak mantıksızlığı, durumu da nedir?


Bu nedenle; bu konuda bilimsel bir araştırma için; soruna ve sonuçlara bilimsel olarak egemenlik sunabilmek için; hakaret, tehdit, şiddet, cinayet, tecavüz, çetecilik dahil, suç işleyenlerin siyasi durumularına(durumlarına) bakılmalıdır.


Demek ki Türkiye'de, suç oranını düşürmek için yapılması gereken şeylerden biri de Atatürk düşmanı tüm siyasi partilerin, derneklerin, vakıfların yasaklanmasıdır.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.5.21/07.09

İNSANLAR GÜNDE EN AZ 12 SAAT UYUMALI SAVIM

 Uyku; kimine göre ölümün kardeşidir, kimine göre de sıkıntı verici birşeydir. Verilere göre çocuklar pek rüya görmezler imiş yani insanlar büyüdükçe rüya görme özellikleri gelişir imiş. İlginç birşeydir; rüya görmeyenler yalnızca çocuklar değil; bayanların çoğu da rüya görmüyor bence.


Sömürgen sınıflar; sömürdükleri, çalıştırdıkları insanların nerede ise hiç uyumamalarını istemişlerdir öyle ki faşist, sömürgeci, pisikopat(psikopat), sosyopat, mafya Abd'de kölelik zamanında kölelerin 24 saatteki uyku hakları 3-4 saate kadar inik idi; öyle ki bazan günlerce hiç uyutulmadıkları bile olurmuş. İşçilerden, emekçilerden yana olanların yani komünistlerin(kamucuların), devrimcilerin(kötü-yanlış şeyleri devirmeyi sevenlerin) sayesinde, yaranamasalar da, işçilerin günlük çalışma zorunlulukları bugün günde 8 saate inebilmiştir. Yani bugün günde 8 saat çalışıp 16 saat uyuma hakkına sahip olanlar; uykularında güzel rüyalar görmenin yanında kölecilik zamanındaki kanları, çığlıkları, acıları, vahşetleri de görmeliler ki insan olduklarını öne sürebilsinler. Bugün insanlık; günde 8 saat çalışıp 16 saat uyuma ya da sevişme hakkına sahip ise bu; çok çalışıp az uyumayı sevenlerin değil; kuramsal olarak, hayal olarak, çok uyuyup az çalışmayı sevenlerin sayesindedir. Yalnızca rüyalar değil; aşk da onlara çok şey borçludur.


Sömürgenler önceleri; işçileri, emekçileri açık bir zorbalık ve kabalık içinde; çok çalışıp az uyumaya, az dinlenmeye yöneltiyorlar idi. Dinler, komünistlik, felsefe ve bilimci düşünceler ilerledikçe bu açık zorbalık, diktalık, vicdansızlık ve kabalık; dinsel ya da bilimsel görünümlü sinsilikler ile yapılmaya başlanıldı. Çalışmayı öven, abartan, erdem gösteren, ibadet gösteren, 'Çalışan demir ışıldar; bir elin nesi var, iki elin sesi var; erken kalkan işine, geç kalkan düşüne; herkes okusa tarlada, fabrikada kim çalışacak?; bal tutan, parmağını yalar; çalışmayana ekmek yok; ne eker isen onu biçersin; Allah, Tanrı çalışanı sever; nazar etme ne olur, çalış senin de olur; birlikten kuvvet doğar; gibi yoz, nefsçi, savaş kültürü sözler, sözde atasözleri ve 'Karınca ile ağustos böceği' gibi masallar ile bu işlevi, görevi yerine getiriyor idi önceleri. Sonra buna; gösterişli konutlarda, gösterişli yaşam süren sözde bilimciler de katıldı ve şu sözün borazanlığını, dalkavukluğunu, yalakalığını, savunmanlığını yapmaya başladılar; 21. Yüzyılda, son teknolojili medya araçlarını bile kullanarak: 'İnsan günde en çok sekiz saat uyumalı. İyi bir uyku ve dinlenme için günde sekiz saat uyku yeter.'...


Doğal ki kapitalist yani sömürgen olmayan insanları yani sömürülen insanları yani işçileri, emekçileri; kapitalizimin(kapitalizmin) civataları, vidaları, somunları, çarkları, dişlileri, nesneleri, gövdeleri; kapitalistleri de ekonominin, hayatın ve dünyanın efendileri olarak gören bu, kapitalizim ve kapitalistler ile birleşmiş, kaynaşmış sözde bilimciler için bunda yanlış bir yön, içerik, yönelim yok idi; asalak kapitalistler, sözde sanatçılar ve kendileri günde en az 12 saat uyurlar iken ya da yoz ruhlarındaki huzursuzluktan uyku sorunları var iken...


Bir insan kendini bir robot, makina, iş gücü, iş nesnesi ya da bir nesne, gövde görüyor ise doğal ki 24 saatde 8 saat bile uyumasına gerek yoktur ama kendini insan, kültürel varlık, düşünsel varlık, beyin, ruh olarak görüyor ise 24 saatde(saatte) en az 12 saat uyumalıdır. Uyku yalnızca bedenin dinlenmesi için değil beyinin, ruhun, düş gücünün gelişmesi için de zorunludur da. Uyku; vücudun dinlenmesi aracı değil, beyinin evrim aracıdır da bence.


Hayvanların en akıllıları da 24 saatde ençok uyuyanlarıdır. Aslan ormanların kıralı(kralı) ise; çok çalıştığı, az uyuduğu için değil az çalışıp çok uyuduğu içindir bence...


Evet, benim kuramıma göre eğer insan; insanca, kültürel, beyini evrimli, beyini gelişmiş insan olmak istiyor ise az çalışıp, sekiz saatden çok uyumalıdır. Ha, bir de hayvan gibi uyumamak gerekir de; uykuda, rüyada bile düşünmek gerekir. O yüzden; büyük Arab düşünürü ve önderi Hz. Muhammed de 'Alimin uykusu, cahilin ibadetinden hayırlıdır.' demişdir(demiştir). Bu açıdan da Hz. Muhammed'e; bir dahi, ilerici, devrimci, aydın, uygar olarak bakabiliriz. Dinler; '7 uyurlar' gibi efsaneler ile uykunun erdemine değinmişlerdir.


Evet; çok ekmek yemek aptallık yapabilir belki ama 12 saatden az uyumak da aptallık yapabilir. Bence kapitalistler ve yandaşları; işçileri az uyutup zeki, akıllı, bilinçli, bilimsel, kültürlü, kitapsever, düşünür, alim, bilge, aydın bir işçi sınıfı oluşmasını önlemek istiyorlar. İşçi, köle olmak istiyor isen az uyu; alim, düşünür, bilge, aydın, beyin insanı, kültür insanı, çağdaş insan, uygar insan, insanca insan olmak istiyor isen çok uyu.


Çok uyumaktan korkma; az uyumakdan(uyumaktan), çok çalışmakdan(çalışmaktan) kork. Az uyku, çok çalışmak; sömürgenleri, kapitalistleri, kapitalist ekonomiyi, sömürgen ekonomiyi, çok çalışanı zengin eder iken beyinini, ruhunu, düşlerini, mantığını, bilimselliğini, insanlığını, kişiliğini, düş gücünü, akılını, zekasını, mantığını, soyutluğunu yok eder.


Bence insanlar günde en çok dört saat çalışmalı ve en az oniki(on iki) saat uyumalı. Beyin; kapitalistlerin, sömürgenlerin, iş düşkünlerinin, para bağımlılarının işlerinde, nefs bağımlılarının yada işde(işte) çalışarak değil uyku ile gelişir.


Bilimsel gerçeklere sırtınızı dönecek iseniz, insanları çok çalıştırıp az uyutacak iseniz ülke yönetmek, anayasa yapmak neyinize?


Özgürlüğe ve insan olmaya giden yol; çalışmaktan değil uykudan geçer.


Bence; çok uyumak; alim yapmaz ancak alimliğe giden yolun temel koşullarındandır. Az uyumak, düşman ve mutsuzluk yüzünden; çok uyumak, huzur ve mutluluk yüzündendir.


Bence, günde 12 saat uyuyamamak; bedensel ya da ruhsal sağlık sorunu ya kültürel yetersizlik ya iş köleliği ya da dünya köleliği belirtisidir.


'Uykuda mısın sevgili yarim?' diye türkü var ve 'Uyuyan insana', 'sevgili yarim' diyor; uyumayana, çalışana, ayakda(ayakta) durana değil ve öte yandan da 'Aferim benim sevgilime yarime, köle gibi çalışıyor, çok çalışıyor' diye türkü bundan yok belki.


Benden söylemesi.


Necdet Gürçiftçi

2011 ekiminde internetde yayınlandı.)

DİŞİLİK HORMONU NİTEL MANTIKSIZLIĞA YA DA NİTEL APTALLIĞA NEDEN OLUYOR MU DURUMU

 Bu yazı sav ya da kuram değil araştırılması gereken bir konu yazısıdır.


İlginç bir durum.


Vahşi hayvanlar bile yavrularına sevgi, merhamet, vicdan, aşk ile davranıyorlar ki bu durum vahşi doğada aptallık, anormallik, olumsuzluk, kötüleşmek durumudur çünkü vahşi doğada var oluş sürekli bir vahşilik, barbarlık, vicdansızlık, merhametsizlik durumu gerektirir, ancak yavruları yetişkinleşince de birbirlerini ne tanıyorlar, ne seviyorlar, ne istiyorlar, birbirlerine düşman oluyorlar yani yine eski, olağan, normal hallerine dönüyorlar. Bu durum aslanlarda da, timsahlarda da, koyunlarda da, ineklerde de, kuşlarda da, balinalarda da böyle.


Hamilelik, ve yavru yetiştirmek sırasında açık ki dişilik hormonu artmakta olabilir. Bu durumda düşünülmesi gereken şey dişilik hormonunun sevgi, vicdan, merhamet, iyilik, dostluk, korumacılık, toplusallık, toplumsallık, yumuşaklık, hoşgörü, duygu üretme özelliği mi var?' olmakta. Düşünün ki geyiğin yavrusularını(yavrularını) parçalamak, yemek için koşuşan aslan kendi yavrusunu yalıyor, seviyor, koruyor; kendi yavrusu ile oynuyor, şakalaşıyor, eğleniyor, mutlu oluyor.


Ancak açık ki sevgi, aşk, mutluluk aptallık durumudur da ki bunu anlatan pekçok(pek çok) söz bulunmakta: 'Aşkın gözü kördür', 'Aşk ota da konar, boka da konar', 'Aşığa Bağdat sorulmaz' gibi; ve nicel sevgi, nicel aşk, nicel mutluluk gibi şeyleri yaratan şey beyindeki, uyuşturucu özellikli hormonlar. Yani bu durumda, dişilik hormonu konusunda düşünülmesi gereken şey 'Acaba dişilik hormonu aptallığa mı neden oluyor?' sorusu olmakta ancak yine açık ki insanlar aşık olsalar da işlerini doğru ve iyi yapmaktalar yani aşkın nicel zekaya bir zararı, kötülüğü olmamakta, zararı-kötülüğü nitel zekaya olmakta.


Bu durumda şunu da araştırmak gerekiyor: Akıldışı-ahlakdışı dişi insan modasının da; ahlaka aykırı pılajların(plajların) nedeni de acaba dişilik homonu mu?', çünkü görülmekte ki ahlaka aykırılık konusunda insan dişisi insan erkeğine göre çok ileri durumda, örnek ki insan erkeği toplumsal alanlarda ahlaka uygun şeyler giymeye çalışırken, televizyona yaz mevsiminde bile takım elbise-yakası düğmeli gömlek-kıravat(kravat) ile çıkarken, pılajlarda bile bol şortlar giymeye çalışırken insan dişisi ortalıkta mini şort diye külotla, tayt pantolon diye uzun ve dar külotla, bikini diye sütyen-külotla dolaşmakta, Tv reklamları bile cinsel sunum-cinsel tahrik içeren yetişkin insan dişisi ile dolmakta, bir banka reklamında bile bir yetişkin insan dişisi 'Banka reklamı' diye üregenital bölgesini sallamakta, ve astroloji, medyumluk, fal gibi şeylerin en büyük pazarı da insan dişisi. Bu nedenle ki moda reklamıları(reklamları) hem yetişkin insan dişisi ile, hem de ahlaka, dine aykırı giysili yetişkin insan dişisi ile dolmakta.


Açık ki akıldışı-ahlakdışı moda ahlakı, mantığı değil mantıksızlığı, ahlakdışılığı, utanmazlığı, ve dişilik hormonunu yaygınlaştırmaya, çoğaltmaya, egemenleştirmeye çalışmaktadır; bunun arkasından da eşcinselliği pompalamaya çalışmakta olduğu açıktır. Yani moda alim, alime yaratmak değil akıldışı-ahlakdışı insan, toplum, insanlık, ve dünya yaratmak peşindedir; modanın dişilik hormonundan ve 'X' kıromozumdan akıldışı-ahlakdışı bir beklentisi olduğu açıktır. Bu durumda; gerek akıldışı-ahlakdışı moda gibi şeylerle, gerek kadıncılık(feministlik) gibi şeylerle, gerek uniseks gibi şeylerle, gerek İstanbul sözleşmesi gibi şeylerle 'İnsanları, toplumları ve insanlığı dişileştirme' çabasının artniyeti olduğu açıktır.


Ahlak neden önemli? Çünkü savım ki bilim beyinin nicel zirvesidir, ahlak da nitel zirvesidir yani bilim demek nicel mantık demektir, ahlak da nitel mantık demektir, bu nedenle yine savım ki nicel zeka 300 bile olsa nitel zeka sıfır olabilir, bu nedenle ki akıldışı-ahlakdışı üniversite mezunuları(mezunları), öyle ki öğretmenler ve akademisyenler bile olabilmekte; yani ahlakı dışlamak beyinin yarısını dışlamaktır. Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de yalnızca 'Önce bilim' değil 'Önce bilim ve ahlak' dedi yani bilim olmadan ahlak da, beyinde; ahlak olmadan bilim de, beyin de eksik kalır, ve yanlış yöne, yola, dünyaya gider; unutmayın ki Hitler'in Almanyası'nda da bilim vardı ancak ahlak yoktu.


Gerçek ki beyinin nitel zirvesi olan ahlaka sırtdönmek(sırt dönmek) nitel aptallık durumudur, nitel aptallık durumunu oluşturur.


Gerçek ki dişi insanda erkeklik hormonu, erkek insanda da dişilik hormonu da var ancak yine gerçek ki hem insan rahimde önce dişi, sonra erkek olmakta, ve dişi kıromozumu(kromozomu) 'XX' iken erkek kıromozumu 'XY'dir yani dişide 'Y' yok ancak erkekte hem 'X' var, hem de 'Y'. Bir de şu var ki 'Erkek gibi kadın' sözü dişi için övgü sözüdür ancak 'Kadın gibi erkek' sözü erkek için olumsuz bir sözdür. Gerçek ki doğa beden yani nicelik olarak erkeği dişiden üstün, ve ileriden yaratmış, bu durumda açık ki insan dişisinin insan erkeğini yenmesi ya da aşması nesnel olarak zaten olanaksızdır, örnek ki tek basamaklı sayılar çok basamaklı sayıları yapsalar da yine de tek basamaklı sayılardır, ancak bu durum insan dişisine toplumsal ve evrensel haklar verilmesini kuşkusuz ki önlemez çünkü insan dişisi dişi de olsa insandır yani insan dişisi insan erkeği ile bedensel, mesleksel, nicel konularda değil nitel konularda yarışmalıdır; bu durumda insan dişisinin yapması gereken şey Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak'a sarılmak, insan erkeği ile ahlakdışılık, utanmazlık, mantıksızlık, barbarlık, ilkellik, vahşilik, akıldışı-ahlakdışı moda, meslek/iş, sıpor(spor) konusularında(konularında) değil 'Bilim ve ahlak' konusunda yarışmaktır yani insan erkeğini değil 'Bilim ve ahlak'ı kendine merkez, odak, amaç yapmaktır.


Önerim ki bu konu araştırılmalıdır, incelenmelidir, önemsemelidir çünkü akıldışı, ahlakdışı, küresel, ve derin bir merkez dünyaya ve insanlığa akıldışı-ahlakdışı moda başta olmak üzere akıldışılık ve ahlakdışılık pompalarken yetişkin insan dişisini hem birinci amaç, hem de birinci araç olarak kullanmaya çalışmakta.


İçi bağırsak, bok, pislik, iğrençlik, tiksinçlik, mide bulandırıcılık, insanlıkdışılık, hayvanlık dolu bedendeki cinsiyette, cinsellikte, mutlulukta, somutlukta, nicelikte, ilkellikte, barbarlıkta, vahşilikte, gerilikte değil; 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dinde, ve bu dinle dolu ruhta, kişilikte, ilerilikte, üstünlükte, erdemde, nitelikte, soyutlukta var olun, özgürleşin, mutlu olun, ilerleyin, yükselin, güçlenin, birleşin, demokrasi olun, özgürlük olun, mutluluk olun, eğitim olun, hukuk olun, adalet olun, insan olun.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 25.5.21/05.42

DEVLETLERİN ADLARI DOĞRU YAZILMALI DURUMU

 Önce mantık çünkü mantığı önemsememek ya da dışlamak gerçekçiliği ve doğruculuğu önsemsememek ya da dışlamak durumudur ki mantık felsefenin de, bilimin de, ahlakın da, dinin de, akıl-ruh sağlığının da temelidir çünkü mantık demek güvenilir olmak demektir, mantıksızlık da güvenilir olmamak demektir ancak hem akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkez dünyaya ve insanlığa akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı ünlü, akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı bilgisayar oyunu, akıldışı-ahlakdışı yarışma, astroloji, medyumluk, fal gibi şeylerle mantıksızlık pompalamaya çalışmakta hem de Türkiye içinden birileri.


Mantık neden en önce önemli? Çünkü ahlak mantığın en üst aşamasıdır; nefs de mantığı yok eder; bilim beyinin nicel zirvesidir, ahlak da beyinin nitel zirvesidir. Bu durumda; mantığı yok etmenin de, mantıksızlığın da ne gibi kötü, zararlı, insanlıkdışı sonuçları olduğu daha iyi anlaşılır. Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' dedi yani böyle demekle 'Önce mantık' demiş olmaktalar çünkü mantık olmadan bilim de, ahlak da olmaz oysa ortalığı mantık değil mantıksızlık sarmakta, bunun sonuçunda(sonucunda) suçlar da, ahlakdışılık da, barbarlık da, vahşilik de artmakta.


Gerçek ki mantıksızlık da, mantıksızlıktan sapmak, ayrılmak da gerçeklerden ve doğrulardan sapmayı, ayrılmayı, uzaklaşmayı da getirmekte; akıl-ruh sağlığını sağlamak için de, korumak için de önce mantık gerekli. Mantıksızlık keyfiliğe, keyfilik de gerçeklerden ve doğrulardan uzaklaşmaya, yoksunlaşmaya neden olur. Yani 'Cehenneme giden yol iyiniyet taşları ile döşelidir' değil 'Cehenneme giden yol mantıksızlık taşları ile döşelidir'.


Türkiye'de; İslamiyet'i tuhaflaştırma yani doğrusuna yabancılaştırma, aykırılaştırma durumu görülmekte olduğu gibi genelde dilde, özelde ise Türkçede de benzer bir durum görülmekte.


İslamiyet'i ya da Müslümanlığı ya da dini tuhaflaştırma durumu olarak örnekler ki:

1- Hadis 'Sultanlarla düşüpkalkan(düşüp kalkan) alimler bile hırsızdır' diyor ancak üstelik de öz bebek kardeşlerini öldürtmüş sultanlar da, öz çocuk kardeşlerini öldürtmüş sultanlar da baştaçı edilmekte, üstelik isimlerinin önlerine 'Hz' yani 'Hazreti', sonlarına ise 'hazretleri' bile eklenmekte; Osmanlı sultanılarının(sultanlarının) adları çocuklara ad olarak koyulmakta.

2- Hadis 'Ramazan demeyin, Ramazan ayı deyin çünkü Ramazan Allah'ın adlarından biridir' demesine karşın hem 'Ramazan ayı' yerine 'Ramazan' denilmekte; hem hadis 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler bile hırsızdır' demesine karşın Ramazan ayı'na 'sultan' denilmekte, hem de üstelik çocuklara 'Ramazan' ad olarak koyulmakta.

3- Biryanda camiler; biryanda zina, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, tayt pantolon-mini şort-mini etek gibi ahlakdışı moda, bikinili-mayolu-bay/bayan/çocuk karışık pılaj(plaj), genelev, bar, pavyon, sıtriptiz(striptiz) kulübü serbestliği gibi ahlaka da, dine de, Türklüğe de, insanlığa da, akıl-ruh sağlığına da aykırı serbestlikler.

4- Hadis 'Din ahlak, utanmak, edeb demektir de' demesine karşın 'Babanın, kendi öz kızına şehvetle bakması haram/günah değildir' gibi fetvalar.

5- Hadis 'Gürültü yapan bizden değildir' demesine karşın Ramazan ayı gecelerinde davul çalan 'Ramazan davulcusuları(davulcuları).

6- Hadis 'Kim bir falcıya veya kahine gelip söylediklerini tasdik ederse Muhammed'e indirilene küfür etmiş olur; kim kahine gelip de birşey(bir şey) sorarsa kırk gece tevbesi kabul olmaz, söylediklerinde onu doğrularsa kafir olur' demesine karşın ortalığı saran astroloji, medyumluk, falcılık.

7- Hadis 'Kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir' demesine karşın televizyonu saran, oklu-kılıçlı-savaşlı Osmanlı dizisileri(dizileri).

8- Hadis 'Kim insanların kalbini kazanmak için güzel konuşmayı öğrenirse Allah kıyamette onun hiçbirşeyini kabul etmez' demesine karşın televizyonda bile Kuran'ı güzel okuma yarışmasıları(yarışmaları).

9- Hadis 'Ezanı makamlı okumayın' demesine karşın ezanı da Kuran'ı da makamlı okumalar.

10- Hadis 'Kıyamet öncesi ticaret yaygınlaşacak öyle ki kadın bile kocasına ticarette yardım edecek' demesine karşın ticarete bakanlık bile kurmalar.

11- Hadis 'En kötü yer düğün evidir' demesine karşın sokaklarda bile, üstelik de bangırbangır(bangır bangır) ve ahlaka, dine aykırı, cinsel sunumlu, cinsel tahrikli giysilerle düğün yapmalar.

12- Hadis 'Ziynetin terki imandandır' demesine karşın ziynet düşkünlüğü ve teşhirciliği.

13- Hadis 'Camide ticaret yapanlara 'Allah sana kazanç vermesin' de' demesine karşın caminin içinde, dışında, altında ticaret yapanlar, para kazanmaya çalışanlar.

14- Hadis 'Ev namus yurdudur' demesine karşın evde kalmayı, evi hapishane, ceza, düşmanlık, bunalmak, sıkıntı, kötülük, olumsuzluk sayanlar.

15- Hadis 'Önce bilim ve ahlak' demesine karşın ülke bilim ve ahlak ile değil bilime ve ahlaka aykırı bir dünya olan siyasetle yönetilmekte.


Türkçede de benzeri bir durum var. Örnek ki: Türkçeleri olmasına karşın 'Hijyen, etik, misyon, vizyon, aktivite, müsait, bahsetmek, kıyafet, cevap, performans, lansman, aktivite, aplikasyon, mecburiyet, bahsetmek, kent' demeler.


Dilde de benzeri bir durum var. Örnek ki dünyada Amerika birleşik devletleri, Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika, Danimarka, Çin, Japonya' diye ülke yok ancak 'Amerika birleşik devletleri, Abd, Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika, Danimarka, Çin, Japonya' deniliyor oysa onların adları United states of America, Germany, England, Belgium, Denmark, China, Japan gibi şeyler. Yine örnek ki Newyork yerine 'Yeni york', Washington' yerine 'Yıkanmakton', San Francisco yerine 'Aziz Francisco', Los Angeles yerine 'Melekler ili(şehiri)', Angelina Jolie yerine 'Melek Jolie', England yerine 'Eng ülkesi' mi deniliyor? 'Usa'ya 'Yuesey' yerine 'Usa' denilebilir ancak 'Usa'ya 'Abd' demek üstelik de sanki Abd diye bir ülke, devlet varmış gibi bir de örnek ki 'Abdde' yerine 'Abd'de' yazmak mantıksızlık durumudur.


Bu durumda 'Turkey' yerine 'Türkiye' olmalıdır çünkü İngilizcede 'Turkey' 'Hindi' anlamına geliyor oysa öteki ülkelere gönderilecek yerli mala bile 'Made in Türkiye' yerine 'Made in Turkey' yazılmakta.


Yani çok tuhaf bir durum: Türkçeyi yabancı sözcüklerle doldurmaya çalışmak ancak yabancı sözcükleri de Türke benzetmeye çalışmak.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 25.5.21/05.37

C VİTAMİNİ VAHŞİLİĞE NEDEN OLUYOR MU?

 Bilim, teknoloji, insanlık, ve medeniyet gerçekte deney üzerinde değil kuram(teori) üzerinde yükselir yani ileri bir ülke kuramcıları da bol ülkedir, geri bir ülke de kuramcı sorunu olan ülkedir; ancak yine de bir ülkenin seviyesini bilimcileri değil siyasetçilerinin ve ünlülerinin seviyesi belirlemektedir.


Yalnızca tıp ve tıpçılar değil üniversite öğrencisi herkes de, üniversite mezunu herkes de toplum, vatan, ülke, dünya, insanlık sorunuları(sorunuları) ile ilgilenmelidir ki bu özelliğe felsefe ve edebiyat da dahildir yani felsefe Felsefe tarihi papağanlığı, edebiyat da güzel, süslü sözler bülbüllüğü durumu olmamalıdır.


Bu konudan olarak; 'C vitamini fazlalığı barbarlığa neden oluyor mu?' diye bir konu getirmek istiyorum.


Aslan, kaplan gibi vahşi hayvanlar yedikleri; ot ile beslenen, taze ve pişmemiş hayvan etinden başka vitaminler yanında bir de C vitamini alırlar. Et ile beslenen hayvanlar da ot ile beslenen hayvanları yediklerinde et ile beslenen hayvanların bedenlerindeki C vitamini de et ile beslenen hayvana geçer yani etçil hayvanlar C vitaminsiz olarak hayatta(yaşamda) kalıyorlar diye düşünmemek gerekir.


Medeni dünyadaki hayvanlardan olan kediler de fare(sıçan), böcek gibi şeyleri taze ve pişirmeden yedikleri için, gerekli C vitaminini onlardan alırlar ancak evlerde beslenilen köpeklerin durumu farklıdır çünkü ev köpekleri ya et yemezler ya da pişmiş et yerler; ancak köpek maması ile beslenilen köpekler mamalarında C vitamini varsa C vitaminini mamalarından alırlar.


Hayvan dünyasına bakıldığında en medeni hayvanın, insana en sadık(bağlı) hayvanın, en toplumsal(sosyal) hayvanın, insani açıdan en bilinçli hayvanın köpek olduğu görülür.


Peki neden köpek ya da neden köpek medeni?


C vitamini açısından konuya yaklaşılırsa ev köpeklerinin ya et yemedikleri, etsiz ev yemekleri ile beslendikleri ya da et olarak yalnızca pişmiş et yedikleri görülür. Pişmiş etde(ette) sanıyorum ki C vitamini kalmaz yani bu durumda köpekler C vitaminsiz bir beslenme düzeni, içeriği, yapısı içinde bulunurlar. Bu nedenle ki 'Köpeğe çiğ et yedirmeyin, vahşileşir' denilir.


Bu durumda olağan olarak düşünülmesi gereken şey 'Acaba C vitamini ya da fazlalığı barbarlık, vahşilik, saldırganlık gibi şeylere mi neden oluyor?' sorusu da olur. Bir başka durum da C vitamininin kanserli hücreleri de saldırganlaştırdığıdır.


Bu durum önemsiz bir konu değildir çünkü karaciğer yağlanması da saldırganlığa, barbarlığa, vahşiliğe, akıl-ruh sağlıksızlığına neden olmakta iken buna bir de C vitamini sorunu eklenirse açık ki toplumlarda saldırganlık, barbarlık, vahşet, saldırganlık, akıl-ruh sağlıksızlığı, ve suçlarda artış olur. Buna ek olarak bir de atıştırmalık, gazoz/kola/maden suyu gibi şeylere C vitamini katılması yani ülkeden C vitamini fışkırmakta durumu da eklenmesi durumu da düşünülmelidir.


Kuşkusuz ki bu yazı bir kuram(teori) yazısıdır ancak araştırılmamış, incelenmemiş, gözardı edilmiş her konunun büyük sorunlara neden olabildiği de, olabileceği de unutulmamalıdır.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 24.5.21/12.50

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BİRLEŞSE NE OLUR BİRLEŞMESE NE OLUR DURUMU (ŞİİR)

 Birleşmiş milletler

Neyde birleşmişler

'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün dediği gibi bilimde ve ahlakta mı birleşmişler

Dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen

Din hadisileri'nin dediği gibi

Bilimde, ahlakta, vicdanda, merhamette, adillikte, dürüstlükte, tarafsızlıkta

Medenilikte, gösterişsizlikte, israfsızlıkta, nefssizlikte mi birleşmişler

Yoksa toplumları siyasi parti siyasi parti bölmek

İnsanları ve toplumları birbirlerine düşman etmek üzerine kurulu

Barbar, bilimdışı, ahlakdışı bir yandaşlık ve diktatörlük türü olan siyasette

Yani dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı özelliklere aykırılıkta

Düşmanlıkta mı birleşmişler,

'Önce bilim ve ahlak' diyor Atatürk

Birleşmiş milletler bilim ve ahlak üzerine mi kurulu

'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyor Muhammed

Birleşmiş milletler bunlar üzerine mi kurulu,

Birleşmiş milletler dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı olduktan sonra

Akıldışılık, bilimdışılık, ahlakdışılık, barbarlık, düşmanlık, insanlıkdışılık dünyası olan

Siyasette

Ve silah, savaş, sömürü, bilimdışılık, ahlakdışılık, insanlıkdışılık üzerine kurulu

Devletlerle birleştikten, köleleştikten sonra

Birleşse ne olur, birleşmese ne olur,

Birleşmiş milletler değil

'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen

Dinde birleşmiş insanlık gerekli insanlığa,

Açık ki Birleşmiş milletler'de milletler de değil

Akıldışılık, bilimdışılık, ahlakdışılık, düşmanlık, barbarlık, insanlıkdışılık, diktatörlük

Durumu içindeki

Siyaset, siyasi partiler birleşmiş

Açık ki Birleşmiş milletler millet değil siyasi parti.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 24.5.21/07.13

YAHUDİLERE SORUM- 1

 Barış, huzur, mutluluk dolu; insanca, kardeşçe bir dünya aslında; genelde, kendilerinden olmayanlara acımasızlığı buyuran inançlara, savlara, buyuruklara, dinlere, inanışlara; özelde ise Yahudi olmayan herkesin hunharca öldürülmesini buyuran Yahudiliğe karşı savaşımı(mücadeleyi), tepkiyi, başkaldırıyı, yasaklamayı da zorunlu kılar, gerektirir yalnızca bilimsel, ahlaklı, vicdanlı bir eğitimi, kültürü değil.


'Yahudi olmayanları öldürün, hem de hunharca, acımasızca' der Yahudilerin kutsal kitabı Tora(Tevrat) ve Tora bu huhnarca, acımasızca öldürmenin biçimleri, örnekleri ile doludur.


Yahudilere soruyorum: Yahudi olmayanları ilahınız yaratmadı mı? İlahınız yalnızca; Yahudileri mi yaratdı(yarattı)? Öyleyse; Yahudi olmayanları kim, ne yaratdı?


Çünkü Tora'ya göre; Yahudiler Abraham'ın(İbrahim'in) soyundandırlar ve Tora der ki 'Ben dünyayı yalnızca Yahudiler'e vatan olarak verdim; Yahudi olmayanları öldürün, yok edin'. Dünyadaki herkes Abraham soyundan gelemez, değildir mantıksal olarak bu durumda çünkü herkes aynı soydan gelseydi Abraham'ın soyu diye bir ayrım gereksiz olurdu. Bu durumda anlaşılıyor ki Yahudilere göre Abraham soyundan gelmeyenleri ilahları yaratmamıştır. Ve yine anlaşılıyor ki Abraham soyundan olmayanlar Yahudi olamazlar yani Yahudi olmamaya ve Yahudilerce öldürülmeye tutsaktırlar. Yani; Yahudilere soruyorum: Yahudi olmayanları yani Abraham'ın soyundan olmayanları kim, ne yaratdı(yarattı)? Yoksa; Yahudilere göre başka bir ilah, yaratıcı daha mı var?



Necdet Gürçiftçi

İnternetde yayınlandığı zaman: 22 ocak 2014/05.51

DÜNYADA SİYASET KALMASIN (ŞİİR)

 Ayılar oynatılmasın

Siyasete oylatılmasın

Hayvana da, insana da zulüm olmaz

Dünyada siyaset kalmasın,

Siyaset oylu hükümdarlık

Siyaset oylu diktatörlük

Siyaset yasal barbarlık

Dünyada siyaset kalmasın,

Önce bilim ve ahlak dedi

Muhammed de, Atatürk de

Siyaset bilime ve ahlaka aykırı dünya

Dünyada siyaset kalmasın,

Siyaset düşmanlık öğretir

Hem ülke içinde, hem dünya çapında

Siyaset olan yerde barış olmaz,

Halktan alır kapitaliste verir siyaset

Cehalet, mantıksızlık, ve ahlakdışılıktır sermayesi

Barbarlık ve ahlakdışılık ile kolkola yürür siyaset

Dünyada siyaset kalmasın,

Neron da siyasetti, Hitler de

Atom bombaları da, darbeler de

Siyasetçi değildi Muhammed de, Atatürk de

Bu nedenle 'Önce bilim ve ahlak' dedi ikisi de

Dünyada siyaset kalmasın,

Dünyada barış, huzur, güven

Dostluk, akıl, ahlak, adalet olmaz

Çevre, iklim sorunları çözülmez

Siyaset var oldukça,

İşsizlik de, yoksulluk da

Korona da siyaset yüzünden

Dünyada siyaset olmasın

Dünyada siyaset kalmasın.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 23.5.21/09.09

SİYASİ PARTİLERLE SOHBET (ŞİİR)

 Ey Akp

'Dindar', 'Türklük' ve 'Demokrasi' olduğunu söylüyorsun

Peki öyle ise neden

Öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş

Osmanlı sultanılarını baştaçı ediyorsun

Dini tanımlayan Din hadisileri 'Din vicdan, merhamet, ve medenilik demektir' diyor

Dinde de, Türklükte de, demokraside de bebek, çocuk öldürmek de

Öldürenleri, öldürtenleri de baştaçı etmek yok bilmiyor musun

Ve 'Rabia işareti'nde neden 'Ahlak' yok

Ve medeni isen neden barbar dünya seni çok seviyor,

Ey Chp

'Atatürkçü' olduğunu söylüyorsun

Atatürk 'Önce bilim ve ahlak' dedi bilmiyor musun

Öyle ise Altı ok'unda neden 'Bilim ve ahlak' yok

Ve neden bilime, ahlaka aykırı serbestlikleri savunuyorsun

Ve neden sigara, içki

Ve ahlakdışı modadan, ahlakdışı pılajlara kadar ahlaka aykırılık seni çok seviyor,

Ey Mhp

'Dokuz ışık'ta 'Ahlakçılık', 'Ülkücülük', ve 'Endüstricilik ve Teknikçilik' yazıyor

'Ülkücülük; Türklük, gurur ve şuurunu İslam ahlak ve faziletleri doğrultusunda benimsemek

Ve benimsetmek' diyorsun

İslam'da da, ahlakta da, fazilette de bebekleri ve çocukları öldürmek yok

Peki neden öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş

Osmanlı sultanılarını baştaçı ediyorsun

Zinanın, ahlakdışı modanın, ahlakdışı pılajların, eşcinselliğin serbestleştirilmesine

Ve özelleştirme diye vatanın, milletin, devletin servetinin

Kapitalistlere satılmasına, talan edilmesine neden karşı çıkmıyorsun,

Ey İyi parti

'İyi' partiyim, diyorsun

İyi olmak yetmez, doğru olmak da gerekir

Çünkü 'yanlış' da iyilik yapabilir çünkü doğruluk kişilikle, iyilik para ile olur

İyilik para, çıkar, nefs arar, doğruluk değil

'Doğru'ya da, 'İyi'ye de giden yol dini tanımlayan

'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Medenilik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen

Din hadisileri'nin tanımladığı dine uymaktan geçer

Uyuyor musun

Çünkü böyle bir dinden büyük bir iyilik yoktur insanlığa,

Ey Vatan partisi

'Vatan' diyorsun, 'Atatürkçüyüm' diyorsun

Doğru vatan dini tanımlayan

'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Medenilik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen

Din hadisileri'nin tanımladığı dine uymaktan geçer, uygun musun

Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' dedi

Sigaradan, içkiye

Astrolojiden, falcılığa

Akıldışı-ahlakdışı modadan, ahlakdışı pılajlara kadar

Bilime ve ahlaka aykırı şeylere karşı mısın,

Ey Gelecek partisi

'Gelecek'im diyorsun

Senin getireceğin gelecekte

Dini tanımlayan

'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Medenilik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen

Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygun bir gelecek var mı

Çünkü böyle bir dinden başka doğru bir gelecek yoktur insanlığa,

Deva partisi

'Deva'yım diyorsun

Dini tanımlayan, 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Medenilik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen

Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygun musun da,

'Deva'yım diyorsun

Çünkü böyle bir dinden başka deva yoktur insanlığa,

Ey siyasi partiler

Türkiye için en doğru tek siyasi partinin, tek çözümün kendiniz olduğunuzu söylüyorsunuz

Oysa siyaset demek toplumu siyasi parti siyasi parti bölmek

İnsanları birbirlerine düşman etmek

Ve yandaşlık demektir

Bunlar ise bilime de, ahlaka da, dine de, insanlığa da

Akıl-ruh sağlığına da, demokrasiye de, laikliğe de, insanlığa da aykırıdır

Bu nedenle ki Muhammed 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler bile hırsızdır' dedi

Sultanlık ki siyasetin kökenidir

Siyaset ki sultanlığın maskeli sırıtan biçimidir

Bilin ki dini tanımlayan 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Tarafsızlık, medenilik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen

Din hadisileri'nin tanımladığı dine aykırılıkla

Değil vatanı, kendi ruhunuzu bile kurtaramazsınız

Gerçek ki doğru seçim sandıkılarından(sandıklarından), millet iradesinden değil

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dinden çıkar,

Ey siyaset

Bil ki ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının

Özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, medeniliğin insanlığın, evrenin zirvesidir

Nefs ise hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır

Hem de akıla, mantığa, ahlaka, vicdana, akıl-ruh sağlığına, insan olmaya zarar verir

Ey siyaset

Ahlak ve nefs önünde senin durumun nedir,

Derim ki gelsin dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı din

Kurulsun insanca dünya

Kurtulsun dünya.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 23.5.21/03.43

SİYASİ PARTİSİZ BİR DÜNYA ZORUNLU (ŞİİR)

 Siyaset

Muhalefette iken vaat

İktidarda iken yalan

Siyaset

Muhalefette iken kuzu

İktidarda iken kurt,

Siyaset

Toplumu bölmek

Ve insanları birbirlerine düşmanlaştırmak

Siyaset

Kapitaliste, vatanı talan

Ahlakı yıkan,

Siyaset

Demokrasiyi hükümdarlığın elegeçirmesi

Siyaset

Topluma mantıksızlığı sevdirmek,

'Önce bilim ve ahlak' diyor Muhammed

'Önce bilim ve ahlak' diyor Atatürk

Siyaset ise bilime ve ahlaka aykırı yasalar çıkaran

Bilime ve ahlaka aykırı bir dünya,

'Okullara siyaset sokmayın' deniliyor

'Mabedlere siyaset sokmayın' deniliyor

'İş yerine siyaset sokmayın' deniliyor

Siyaset bu kadar kötü, yanlış, zararlı ise vatana

Ülkeye, devlete neden siyaset sokuluyor,

Siyaset, insanlığın güneşi değil kara deliği

Siyaset, insanca geleceğin değil, ilkel çağların günleri

Doğru vatan, doğru ülke, doğru toplum siyasi partilerle ve seçmenleri ile değil

Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi bilim ve ahlak ile kurulur,

Demokrasi, siyasi parti demek değil bilim ve ahlak demektir

Özgürlük, siyasi parti demek değil bilim ve ahlak demektir

Siyasetin amaçı bilime ve ahlaka aykırı bir dünya

Dünyaya, siyasi partisiz, bilim ve ahlak üzerine kurulu bir dünya zorunlu.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 23.5.21/02.55

PSİKOLOJİK HUKUK ÖNERİM

 Çağdaş dünyada, vahşilik-barbarlık ya akıl-ruh hastalığından kaynaklanır ya da nefs köleliğinden. Nefs ki hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır(amacıdır), hem de akılı, mantığı, ahlakı, vicdanı, akıl-ruh sağlığını yok eder. Bu nedenle ki ahlakdışılık da nefstir; bu nedenle ki akıldışı-ahlakdışı moda türüne, akıldışı-ahlakdışı ünlü türüne, akıldışı-ahlakdışı turizım(turizm) türüne, akıldışı-ahlakdışı ekonomi türüne, akıldışı-ahlakdışı sanat türüne, akıldışı-ahlakdışı medya türüne, akıldışı-ahlakdışı sıpor(spor) türüne, akıldışı-ahlakdışı eğlence-yarışma-festival-gün-bayram türüne karşı olmak hem akıl-ruh sağlığının, hem demokrasinin, hem laikliğin, hem özgürlüğün, hem insan olmanın, hem eğitimin, hem ahlakın, hem dinin, hem hukukun gereğidir.


Ülkelerin temel sorunu savım ki Atatürk'ün de, Muhammed'in de istediği gibi 'Bilim ve ahlak ile yönetilmek' yerine 'Bilim ve ahlak'a aykırı bir dünya olan siyaset ile yönetilmesidir. Hukukun temel sorunu da savım ki hukuku Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'ın değil 'Bilim ve ahlak'a aykırı bir dünya olan siyasetin yapması, yaptırmasıdır. Bu durumda açık ki ülkeleri 'Bilim ve ahlak' yönetirse, hukuku da 'Bilim ve ahlak' yaparsa ülkelerde suç oranı sıfıra kadar gidebilir.


Konu şöyle: Bir kişiye ya pekçok kişi saldırmış ya bir kişiye pekçok kişi saldırmış ancak içlerinden yalnızca biri cinayeti işlemiş ya da bir kişi bir ya da pekçok kişiye olağan şiddeti aşan bir şiddet durumu göstermiş örnek ki birkaç yumruk ya da tokat yerine tokat, yumruk, tekme karışımı bir şiddet uygulamış ya da hastahane bakımı gerektirecek bir şiddet uygulamış ya da basit bir hakaret ya da küfür yerine çok ağır ve pekçok küfür etmiş ya da linç çağırısı(çağrısı) yapmış ya da linçe(lince) katılmış ya da vahşice hayvan öldürmüş ya da hayvana ya da insana işkence yapmış.


Şöyle ki:

1- Bir kişi bir kişiye tokat ya da yumruk ile vurmak yerine örnek ki demir sopa ile vurmuş.

2- Yirmi kişi bir kişiye saldırmış.

3- On kişi bir kişiye saldırmış ancak cinayeti içlerinden yalnızca biri işlemiş.

4- Bir insana ya da hayvana işkence yapılmış ya da bir insan ya da hayvan örnek ki diri diri yakılıp vahşice öldürülmüş.

5- Omuzu çarptı ya da yan baktı diye ya da laf attı diye kişiyi vahşice dövmüşler ya da öldürmüşler.

6- Beldenaşağı(Belden aşağı) tür hakaret etmiştir ya da ölüm tehdidi(tehditi) etmiştir.

7- Tecavüz ya da sarkıntılık etmiştir.

8- Kundakçılık yapmıştır.

9- Bebeğini sokağa atmıştır.

10- Eşini boynuzlamıştır.

11- Cinsel teşhircilik yapmıştır. (Bu konu biraz sorunlu çünkü ortalıkta bikini, mayo, mini etek, mini şort, tayt pantolon gibi akıldışı-ahlakdışı şeylerle bulunmak da cinsel teşhir durumudur).


Yani örnek ki cinayete katılmamış olsalar da cinayetin işlendiği olaya katılanlar da ne serbest bırakılmalı ne de tutuksuz yargılanmalı ne de az ceza almalı çünkü açık ki ruhsal durumlarında, kişiliklerinde, pısikolojilerinde(psikolojilerinde), medeniliklerinde büyük, çok önemli bir sorun vardır yani bugün katil olmasalar da geleceğin katil adaylarındandırlar.


Yani akıldışı, ahlakdışı, vicdandışı, insanlıkdışı, medenilikdışı, deliliğe kaçan şeyler.


Sonu cinayetle sonuçlanmamış olsa da, sonu cinayetle biten bir olayda cinayeti işlememiş olsalar da mutlaka pısikoloji incelemesinden geçirilmeliler, ve cezalarını çekseler de sağlıklı pısikoloji raporu olmadan asla serbest bırakılmamalılar.


Unutulmasın ki tedavi edilmemiş her barbar, vahşi; geleceğin katillik adayıdır da, linç adayıdır da.


Yani toplumların, insanlığın, dünyanın barbarlığı, vahşiliği, medeniliksizliği artık dışlaması gerekir. Bu nedenle de yalnızca suç olan eylem değil vahşete, vahşiliğe yönelmiş kişilik hali, ruh hali, eylemde vahşiliğe yönelmişlik durumu da ayrı olarak yani pısikolojik tedavi ve toplumsallık eğitimi ile cezalandırılmalıdır ki bu durum zaten cinayet suçunda 'Vahşice hislerle cinayet işlemek' olarak içerilmiştir, yani aynı durum şiddet suçuna da uygulanmalıdır yani 'Vahşice hislerle, amaçlarla, biçimde şiddet suçu' olarak.


Bu nedenle önerim ki şiddet ve cinayet olaylarında son söz hukukun değil pısikolojinin olmalıdır. Bu durumda açık ki mahkemelerde Yalan makinası zorunluluğu olmalıdır.


Doğrusu ki hukuku siyaset ya da toplum değil bilim, ahlak, ve pısikoloji yapmalıdır. Hukuk, adalet, yargı bedene, eyleme değil beyine, ruha, kişiliğe yönelmelidir.


Hukuk cezalandırma değil eğitim ve tedavi olmalıdır yani ceza bile eğitim ve tedavi olmalıdır; 'Cezası bitti, sokağa sal', 'Küçük bir suç işlemiş, sokağa sal' durumu değil.


Sokaklarda, toplumda barbar, vahşi, saldırgan, manyak insanlar olmamalıdır. Sokaklarda; medeni olmayan insan olmamalıdır. Onların yeri tedavi ve eğitim olmalıdır.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 22.5.21/08.49

XIAOMI CEP TELEFONUNDA TOPLUMLAR VE İNSANLIK İÇİN ÇOK TEHLİKELİ BİR ÖZELLİK DURUMU

 İnsanlık zekanın, akılın(aklın), mantığın, vicdanın, merhametin, medeniliğin, ahlakın, utanmanın, demokrasinin, akıl-ruh sağlığının, insancalığın küçüğüne yönelmiş bir durum göstermekte ancak tuhaf ki evin, arabanın, beyazeşyanın(beyaz eşyanın), televizyonun, ceptelefonunun büyüğüne yönelmek durumu göstermekte.


Edebiyatçı yalnızca edebiyat ile, felsefeci yalnızca felsefe ile, üniversite mezunuları(mezunları) yalnızca kendi bölümleri ile değil toplumlarının ve insanlığın tüm sorunları ile ilgilenmelidirler. Ne edebiyat süslüpüslü(süslü püslü) sözler etmek muhabbet kuşuluğudur(kuşluğudur), ne de felsefe felsefe tarihini ezberlemek papağanlığıdır.


Abd'nin Huawei ceptelefonu(cep telefonu), ve Tiktok konusundaki korkusu ya da kaygısı belki de hiç yabanaatılmaması(yabana atılmaması) gereken bir durum.


Neden?


Çünkü 'Çin' denilince akılıma(aklıma) dört şey geliyor hemen:

1- Türklerin Orta Asya'daki 'Yağmur dağı'nı, Türk hükümdarına Çinli bir kız karşılığında, ateşle ısıtıp, sirke ile parçalayıp Çin'e götürmesi sonuçu(sonucu) Türk vatanına kuraklık getirip, Türkleri oradan başka ülkelere göç ettirme hilesi.

2- Pekin olimpiyatları'nda havai fişek konusunda hile yaptığı savı.

3- Dünyaca ünlü Çin işkencesi.

4- Uygur Türklerine yaptıkları.


Türkçesileri(Türkçeleri) var iken 'Hijyen, etik, misyon, vizyon, aktivite, lansman, performans, kıyafet, bariz, kadim, müsait, bahsetmek' gibi yabancı sözcükleri söyleyenlerden sonra ortalık bir de Xiaomi ceptelefonu(cep telefonu) yüzünden 'Xiaomi'ye 'Şayomi' diyenler ile dolmakta.


İnternette Xiaomi marka ceptelefonunu incelerken bu telefonda toplumlar ve insanlık için çok tehlikeli bir özellik gördüm: 'Dosyaları, resimleri, videoları gizleme/saklama' özelliği. Yani fotoğrafı çekilen resimler, videolar, belgeler, yazılar gizlenebiliyor, saklanılabiliyor, görünmez duruma getirilebiliyor, yani ağızına(ağzına) kadar dolu bir kılasör(klasör) bomboş gösterilebiliyor. Üstelik de şifreli bir özellik.


Bu özellik neden zararlı?


Çünkü:

1- Eşlere zina olanağı sunuyor. Telefondaki o özellik yüzünden, eşler istedikleri kadar birbirlerinin Xiaomi'lerine baksınlar, gerçek bir zina konusunda hiçbir kanıt bulamazlar.

2- Çocuklar, öğrenciler, gençler ailelerinden saklı, gizli şeyler yapabilirler çünkü aileleri ceptelefonlarına baktıklarında yanlış, kötü, zararlı, çirkin şeyler olsa da hiçbirşey bulamazlar.

3- Çeteler bu özelliği polise yani hukuka karşı kullanabilirler.

4- Cinsel sapıklar gizlice çektikleri fotoğrafları, videoları bu özellik sayesinde hemen gizleyebilirler, saklayabilirler, bu nedenle de, telefonlarına bakıldığında suçları konusunda hiçbir kanıt bulunamaz.

5- Casusluk, ajanlık, rüşvet, yolsuzluk için de yararlı bir özellik.

6- Ceptelefonundaki Whatsup, Facebook, Twitter gibi sosyal medyayı saklama, gizleme, görünmez duruma getirilebiliyor. Bunu da 'Çift uygulama' özelliği ile yapıyor yani bu uygulamaların farklı kişiler kayıtlı ikizlerini oluşturabiliyor, ve onları da 'Gizleme özelliği' ile saklayabiliyor, bu durumda, eşe, anneye-babaya gösterilen sosyal medyanın farklı kişiler ekli bir benzeri oluşturulabiliyor ve görünmemesi için de gizlenebiliyor.


Bu özellik sanki zinacılar, fuhuş yapanlar, çeteler, casuslar, ajanlar, cinsel sapıklar, hukuka aykırı işler yapanlar için koyulmuş bir özellik gibi görünmekte ki bu da onları teşvik eder bir durum durumunu alabilir.


Bu nedenle durum ki Xiaomi marka ceptelefonlarına karşı eşlerin, ailelerin, polisin çok dikkatli, ve Xiaomi marka ceptelefonları konusunda bilgili olmaları gerekiyor.


Ancak önerim ki Xiaomi 'Gizleme özelliği'ni zorunlu, kendiliğinden(otomatik) güncelleme ile yok etmeli ya da hukuk yani devletler bunu istemeli.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 22.5.21/06.01

İDAM (ŞİİR)

 Hep kambur dururdu, kambur yürürdü, kambur bakardı, kambur konuşurdu

Ona hep 'Kambur durma, kambur yürüme, dik dur' derlerdi

Ancak o idam edildiğinde, darağaçında/darağacında) sallanırken dik durabildi

Ancak, yine de boyunu büküktü

Onu yaratan akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı, bozuk düzen daha da dipdirileşirken

Ve daha da güçlenirken

Ve kurt üreten çürük bir ağaç gibi akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı, bozuk düzene

Toplum daha da

Daha da

Daha da oy verirken,

Aynı akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı, bozuk düzende

Herkes suç işlemez

Herkes sırası geldikçe suç işler

Akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı, bozuk düzende doğan her bebek

Suç işleme sırası almaya gelmiş biridir de.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 22.5.21/05.53

BİLEĞE TAKILABİLEN CEP TELEFONU KILIFI ÖNERİM

 Türkiye toplumunda Orta Asya'dan gelme bir 'Yabancı hayranlığı' durumu bulunmakta. Bilirsiniz; söz konusu Türk hükümdarı, sanki kendi ülkesinde bayan yokmuş gibi Çinli bir bayana aşık olmuş, o bayanla evlenebilmek için de, kedi vatanına yağmur sağlayan Yağmur dağı adlı dağı Çin'e vermiş, Çin de o dağı ateş ve sirke ile parçalayıp Çin'e götürmüş, Türk ülkesi de yağmursuzluktan kuraklaşmış, ve Türkler başka vatanlara göç etmişler.


Bu, Yabancı hayranlığı nedeni ile egemen olan şey çocukları, gençleri Sen kimsin icat yapacak, Batı varken sana mı düşmüş icat yapmak' gibi sözlerle icat yapmaktan uzaklaştırmak; Türkün yaptığı icatlara da 'Bisiklet' sözcüğü yerine 'Oturgaçlı götürgeç' sözcüğüne gülmek gibi.


Bu durumda açık ki 'Selfi çubuğu' denilen şeyi Türkiyeli biri icat etmiş olsaydı büyük olasılıkla kendisi ile de, selfi çubuğu ile de dalgageçilirdi(dalga geçilirdi), alayedilirdi(alay edilirdi).


Ben yine de ceptelefonu(cep telefonu) kılıfı konusunda bir öneride bulunacağım çünkü bunu icat olarak yapmak olanağım yok; belki de dünyanın biryerinde(bir yerinde) çoktan yapılmış da olabilir.


Önerim ki öyle bir ceptelefonu kılıfı yapılmalı ki bileğe, örnek ki şemsiye sapındaki bileklik gibi takılabilmeli. Böylece hem ceptelefonu yanlışlıkla, dalgınlıkla yere düşürülmez, hem cebe koymak ile sağlığa karşı oluşabilecek sorunlar önlemiş, hem elden ya da cepten çalınmaya karşı, hem de biryerde unutmaya karşı önlem alınmış olunur.


Önerim ki kılıfın içi bir de radyasyon geçirmez birşey ile kaplanırsa daha da iyi olur.


Durum: Hem ceptelefonunu kılıfın bilekliği tutar, hem de el ile telefon tutulur yani bileklik telefonu el ile tutabilecek kadar da uzun olmalı; ve kılıfa alarm da takılabilir, ceptelefonu, kılıfından ya da çantadan ya da sahibinden belli bir uzaklıktan sonrasına çıkınca çalan, hırsızlığa karşı.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 21.5.21/09.04

SİYASET VE ÖZEL SEKTÖR (ŞİİR)

 Gül yüzlerde gül var mı

İnsanlığın en güzel gülü

'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Güvenilirlik, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen dindir

Kahraman yüreklerde kahramanlık var mı

Dünyanın en büyük kahramanlığı

'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Güvenilirlik, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen dine uymaktır

Üniversite bitirmiş beyinlerde üniversite var mı

Dünyanın en büyük üniversitesi

'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Güvenilirlik, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen dindir,

Biryanım(Bir yanım) mutlu

Dünyanın insanlıkdışılığına karşı bilimin, teknolojinin, felsefenin

Ve 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Güvenilirlik, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen dinin savaşımı ile,

Biryanım üzülüyor, mutsuz

Dünyanın ve insanlığın bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı durumuna,

Sorgulamak zorunlu dünyanın ve insanlığının bu durumunun nedenini

Bence bu durumun birinci nedeni

İnsanlığın 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Güvenilirlik, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen dine aykırı durumu

İkinci nedeni de

İnsanlığın İnsanlığın 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık

Güvenilirlik, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen dine aykırı olmasına neden olan siyaset ve özel sektördür,

Siyaset böler, özel sektör yutar

Akıldışı-ahlakdışı moda şakşaklar

Kendini satmış ünlülük oynar

Koparsa kıyamet bundan kopar

Yıkılırsa dünya bundan yıkılır.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 21.5.21/07.25

BATININ AHLAKSIZLIĞI DOĞUNUN BARBARLIĞI DÜNYANIN BİRLEŞMESİNİ ÖNLÜYOR DURUMU

 Bilim, teknoloji, üniversite, ve hayat(yaşam) olanakları açısından 21. yüzyıl tarihin hem en zirvesi, hem de en iyi durumu olmasına karşın insanlar, komşular bile birbirlerinden uzaklaşırlık, korkmak; balkona çıkmaktan, pencereye çıkmaktan, sokağa çıkmaktan bile korkmak durumu içine girmekte. Benzeri bir durum devletler, ülkeler alanında da görülmekte; devletler birbirlerine düşmanlık içinde görünmekteler. Yani durum ki konutlar konutlardan, devletler devletlerden, insanlar insanlardan, insanlık insanlıktan kopmakta oysa insanca bir dünya için insanların ve devletlerin dostlaşmaları ve birlik olmaları gerekli.


Düşmanlığı bölünme, bölünmeyi bölünme yaratır; 21. yüzyılda bunu en iyi yapan şey de akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya olan, toplumları siyasi partiler biçiminde bölen ve birbirlerine düşman eden 'siyaset'tir. Bu nedenle ki sokaklarda ayı oynatmak nasıl yasaklanmışsa siyaset denilen barbarlık da, özel sektör denilen sömürgenlik de birgün 'İnsanlık suçu' olarak yasaklanacaktır. İnsanlar, toplumlar, insanlık bilinçlenmeli artık.


Siyaset adı altında siyasi parti dünyasının toplumlara ve insanlığa yeni, doğru, iyi, güzel, mantıklı, insanca şeyler getirme dünyası olmaktan uzaklaşıp toplumları ve insanlığı siyasi parti siyasi parti bölmek, insanları ve toplumları birbirlerine düşman etmek, böylece toplumları ve insanlığı avuçtatutmak(avuçta tutmak) durumuna gelmiş olması gibi sanki birileri de Batı dünyası ile Doğu dünyasının birleşmesini, bir dünya devleti kurulmasını, insanlığın dost, kardeş olmasını önlemeye çalışmakta gibi bir durum görünmekte.


Batının ahlaka aykırılığı, ahlakdışılığı ortada; zina, fuhuş, eşcinsel evlilik, çıplaklık, çıplaklar kampı, porno, ensestlik, uyuşturucu serbestliği gibi ahlaka aykırı serbestlikler; belli ki Batı 'ahlak'ın zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, medeniliğin, insan olmanın, insanlığın, evrimin ve evrenin en üst zirvesi olduğunu henüz bilmiyor.


Doğunun barbarlık durumu da ortada; Rusya'nın diktalık durumu, Çin'de kedi, köpek bile yemeler; dini inanç diye vahşi idamlar; yemeği elle yemeler; kötü, insanlıkdışı yaşam(hayat) koşulları; savaş, terör.


Batıyı Doğu karşısında önde yapan şeylerden biri de Batının bilim ve teknoloji durumu değil Doğunun barbarlık durumudur. Yani bu durumda açık ki Batı bilimde ve teknolojide hiçbirşey yapmasa da medenilik açısından Doğudan hep önde, ileride olur.


Doğuyu bu durumda yapan şey de açık ki akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-barbar bir dünya olan siyasettir. Yani açık ki siyaset yanına Batıda ahlaka aykırılığı, Doğuda ise barbarlığı almışlık durumu içindedir yani siyaseti Batıda ahlaksızlık, Doğuda ise barbarlık besler görünmektedir. Ahlaksızlık da, barbarlık da medeni olmamaktır, medeni olmamak da cehaletten kaynaklanır yani açık ki siyasetin temel sermayesi toplumların ve insanlığın cehaletidir. Bu durumda 'Cehaletin nedeni nedir?' diye sormak gerekir; savım ki cehaletin birinci, küresel ve tarihsel kökeni nefstir çünkü yine savım ki nefs hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır(amacıdır), hem de akılı(aklı), mantığı, ahlakı, vicdanı, akıl-ruh sağlığını önler ya da yok eder; cehaletin ikinci nedeni de toplumların ve insanlığın nefse köle olmasını sağlayan ya da nefse köle olmasını sağlamayan siyaset dünyasıdır ki ahlaksızlık da nefstir yani ahlaksızlığın nedeni, kökeni de nefstir.


Bu durumda açık ki Batı ahlaka aykırılığı, Doğu da barbarlığı bırakmadıkça hem Batı ile Doğu birleşmeyecek ve tek dünya devleti kurulmayacaktır, hem de dünyaya kalıcı barış, huzur, güven gelmeyecektir.


Siyasetin siyasetliği bırakmayacağı ya da hemen bırakmayacağı açık; bu durumda yapılması gerekeni insanlar, toplumlar, insanlık yapmak zorunda: Nefsi terk edip, ve 'Din bilim, ahlak, mantık, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı gerçek, doğru, bilimsel, evrensel dine sarılıp.


Nefsi terk etmek için de önce sağlığa zararlı şeyleri terk etmek gerekir, sigara, içki, aşırı yemek-içmek gibi. Sonra da bikini, mayo, mini etek, mini şort, tayt pantolon, tanga, dekolte giysi, pirsing, dövme, abuksubuk saç modası gibi akıldışı-ahlakdışı modayı; pılaj(plaj), bar, pavyon, meyhane, gecekulübü, sıtriptız(striptiz) kulübü gibi mekanları; sıpor(spor) takımı tutmak, gösteriş için sıpor yapmak, vahşilik için sıpor yapmak, para için sıpor yapmak, akıldışı-ahlakdışı ünlü hayranlığı gibi şeyleri bırakıp. Gerçek ki dünya doğru olsa da insanlar doğru değilseler yine büyük bir sorun olur yani öyleyadaböyle(öyle ya da böyle), insanlar kendilerini dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine göre değiştirmezlerse tek dünya devleti kurulsa da doğru bir dünya oluşmaz yani binanın pılanı(planı) ne kadar doğru, iyi, güzel olsa da eğer malzemeler kötü ise o bina doğru, iyi, güzel bir bina olmaz. Yani 'Önce kendinden başla', dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı din ile.


Atatürk de, Muhammed de söylüyor: 'Önce bilim ve ahlak'.


Herkes dünyanın heryerine rahatça, huzurla, güvenle gidebilmeli.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 21.5.21/07.13