31 Mart 2021 Çarşamba

BİM'İN 'YA SONRA?' REKLAMI STOKLAMAYA VE YANILTMAYA NEDEN OLABİLİR VE HAKSIZ REKABET DURUMU

 Görülmekte ki akıldışı bir dünya olan siyaset, ve ünlülük gibi bir de akıldışı bir dünya durumu gösteren kapitalistlik ve reklamcılık da topluma akılhocasılığı(akıl hocasılığı) yapmaya koyulmakta çünkü sistem siyaset yüzünden bilimselliğe ve ahlakçılığa sırtdönmüş durumda; bu nedenle ki ortalıkta sütyen-külot gezinmek türü akıldışı-ahlakdışı modadan, bir bilimdışılık türü olan astrolojiye; zinadan, eşcinsel evliliğe kadar akıldışı, ahlakdışı ne varsa serbestleşmekte oysa Atatürk de, Muhammed de 'Önce bilim ve ahlak' dedi.


Oysa; kapitalistler, ve reklamcılar toplum mühendisliği yapmak yerine yalnızca işlerini yapmalılar çünkü sonuçta alim, alime, bilge insan değiller. Anlaşılmakta ki siyaset, turizım(turizm), moda, sanat, medya, ve ekonomi gibi eğitim de akıldışı-ahlakdışı bir dünyaya açılmış durumda.


Bim'in 'Ya sonra?'lı tanıtımı(reklamı) var Tvde.


'Bugünün bir de yarını var. Ya Sonra. Gel sen de Bim'den al. Uygun fiyat ve kalitede kal. Bugünlerin yarınları var. Bim'e güven sen, hep mutlu kal' diyor.


Küresel korona salgını olan bu ortamda böyle sözler açık ki insanlarda gıda ve gelecek konusunda korkuya, korkutmaya, kaygıya, kaygılandırmaya, endişelendirmeye, tedirgin etmeye, ve evlerde(konutlarda) sıtokçuluğa/stokçuluğa neden olabilir.


Öteyandan; bu sözler haksız rekabet de oluşturmakta çünkü ucuzluk ve kalite yalnızca Bim'de varmış izlenimi yaratmaktadır.


Yine öteyandan; bu sözler 'mutluluk'un yalnızca alışveriş, gıda, para, tüketim üzerine kurulu olduğu izlenimi yaratmaktadır.


Açık ki durum ticaret yapmak ya da ticaretle yetinmek yerine; toplum mühendisliği yapmak, haksız rekabet oluşturmak, ve toplumu mutluluk konusunda yanlış bilgilendirmek ya da yanıltmak durumu içermektedir.


Gerçek ki reklamların yalnızca reklam yapmaları sağlanmalıdır; toplumu yönlendirme, toplum mühendisliği, algı operasyonu gibi şeyler yapmaları yasaklanmalıdır; reklam yalnızca reklamlığı ile kalmalıdır.


Kendini övmeye 'kibir' diyen kafayapısı/kafa yapısı; kendikendini övmekten başka şey olmayan reklamlara acaba neden aynı tepkiyi göstermemektedir?



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.4.21/09.28

YETİŞKİN İNSAN DİŞİSİNE HAK DEĞİL ÖNCE EĞİTİM GEREKLİ DURUMU

 Neden 'Yetişkin insan erkeğine hak değil de eğitim gerekli' değil de 'Yetişkin insan dişisine hak değil eğitim gerekli'? Çünkü sokakların, pılajların(plajların) yani akıldışı-ahlakdışı modanın; astrolojinin-medyumluğun-falcılığın-üfürükçülüğün-kurşun döktürmenin-akıldışı estetik ameliyatılarının(ameliyatlarının); yani akıldışı-ahlakdışı dünyanın en istekli, en büyük kitlesi yetişkin insan dişisi gibi görünmekte; örnek ki pılajlarda yetişkin insan erkeği bol şortlarla iken yetişkin insan dişisi el kadar sütyen-külotla; sokaklarda daracık tayt pantolonlarla, kısacık ve daracık şortlarla; yüzü gözü, tırnakları boya içinde. Açık ki akıldışılık zirvesini yetişkin insan dişisinde bulmakta. Bu nedenle ki akıldışı-ahlakdışı modanın da, akıldışı-ahlakdışı reklamların da, akıldışı-ahlakdışı turizımın(turizmin) da(de) ana hedefi yetişkin insan dişisi olmakta. Doğruya doğru, eğriye eğri demek cesareti, medeniliği, bilimselliği, ve dürüstlüğü göstermek gerekir.


Küresel birileri açık ki dünyayı da, Türkiye'yi de Aristofanes'in 'Lysistrata' yani 'Kadınlar savaşı' durumuna sokmaya çalışmakta; bu nedenle de öteki ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de birşeyler bahane edip yetişkin insan dişisini öne, ve meydanlara sürmeye çalışmakta gibi görünmekte çünkü açık ki 'İnsanlığın, ve ülkelerin en zayıf halkası yetişkin insan dişisidir' diye bir düşünce içinde olmalılar. Yani durum böyle görünmekte.


Ahlak utanmaktır, utanmak da zeka, akıl, mantık, bilinç olduğunu gösterir; bu nedenle ki hayvanlarda ve delilerde utanmak yoktur. Ahlakın doğru tanımı savım ki şudur: 'Ahlak zekanın, akılın(aklın), mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, insanın, insanlığın, evrimin, evrenin soyut nitel zirvesidir. Bu durumda açık ki ahlaka sırtçevirmek(sırt çevirmek) bunlara da sırtçevirmektir ki bu hem doğru olmaz, hem de insanca olmaz. Yani, ahlak insanlığın vazgeçilmezlerindendir, yani ahlaktan vazgeçmek de insanlıktan vazgeçmektir, bu durumda açık ki ahlakdışı Batı insanlıktan vazgeçmiş bir dünya durumundadır, yani insanlığın lideri, önderi, merkezi değildir; bu nedenle de para, silah, hile, akıldışılık, ve ahlakdışılık ile ayaktadurabilmektedir(ayakta durabilmektedir) yani 'Bilim ve teknoloji içinde delilik' durumundadır. Yani gerçekte 'ahlak' da haktır, insan haklarındandır.


Durum ki akıldışı, ahlakdışı, barbar, insanlıkdışı, küresel, ve derin bir merkez dünyaya akıldışılık, ahlakdışılık, ilkellik, ve barbarlık yani utanmazlık pompalamak için uğraşmakta. Bunun için de akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı ünlü, porno, akıldışı-ahlakdışı sinema türü, akıldışı-ahlakdışı müzik türü, lezbiyenlik, astroloji, medyumluk, fal gibi araçları, ve yetişkin insan dişisi türünü kullanmakta. Bu nedenle ki ortalık akıldışı-ahlakdışı moda içindeki yetişkin insan dişisi ile dolmakta; moda, Tv reklamıları(reklamları) yetişkin insan dişisine yönelik olmakta; yetişkin insan dişisi hem akıldışılığa ve ahlakdışılığa hem de dünyaya egemenliğe çekilmeye çalışılmakta, bu durum açık ki rastlantı değildir çünkü belli ki insanlığın en zayıf halkası takıntıya, saplantıya, bilimdışılığa, nefse en açık olmak özelliği gösteren yetişkin insan dişisidir ki bu durum gerek moda altında, gerekse pılajlarda(plajlarda) en ahlakdışı durumun yetişkin insan dişisinde olması durumu ile görülmekte.


Açık ki birileri insanlığın en zayıf halkası gördükleri yetişkin insan dişisini 'Erkeklerin yaptığı herşeyi sen de yapabilirsin', moda, turizım, sıpor(spor), medya, sanat, ekonomi, kadın hakları, hayvan hakları, çevrecilik, özgürlük, İstanbul sözleşmesi gibi savlar altında kullanmaya çalışmakta.


Yani yetişkin insan dişisinin ekonomiye girmesi hem ücretin çok yükselmesini önlemekte, hem de kapitalistler için yeni bir alıcı/müşteri kitlesi oluşturmakta ki yetişkin insan dişisinin para harcama eğilimi, kirpiğinden tırnağına kadar geniş bir alan ile yetişkin insan erkeğine göre katkat çoktur.


Yetişkin insan dişisi kitlesinin takıntı, saplantı, zaaf, nefs, akıldışılık, bilimdışılık, ve ahlakdışılık merkezi durumu göstermesi durumu açık ki yetişkin insan dişisine önce haklar değil önce eğitim gerekmesi durumunu göstermekte ki zaten eğitim de insan haklarındandır yani eğitimi dışlamış bir yetişkin insan dişisi kitlesi eğitim hakkını da dışlamış olur.


Eğitim ancak nasıl bir eğitim? Eğitim öncelikle Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' üzerine kurulu olmalıdır yani hem bilim, bilimsellik hem de ahlak çünkü bilim de ahlaka aykırı biçimde öğretilebilir, ahlaka aykırı okullar-üniversiteler-öğretmenler-akademisyenler ile de eğitim olabilir, yani yalnızca 'bilim' olmaz, 'ahlak' da gerekli.


Sonra da; dini tanımlayan Din hadisileri'nin dediği şeyler eğitime dahil olmalı. Din hadisileri 'Din bilim ve ahlak demektir, bunlar yoksa din de olmaz'dan sonra bir de diyor ki 'Din vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, israfsızlık, sadelik(yalınlık), gösterişsizlik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir'. Yani 'eğitim' böyle bir eğitim yoksa akıldışılığın, bilimdışılığın, vicdansızlığın, barbarlığın, ahlaksızlığın, insanlıkdışılığın, utanmazlığın, deliliğin, onursuzluğun bile diploma alabildiği eğitim türü değil.


Gerçek ki yetişkin insan dişisinin bir bölümü astroloji-medyumluk-fal-pirsing-dövme gibi bilimdışılık içinde; bir bölümü mini şort, mini etek, tayt pantolon, bikini, mayo gibi ahlakdışı moda içinde; bir bölümü de iki durum içinde; yani genel açıdan görünmekte ki bilim ve ahlak ile ilgisi olmayan bir dünya durumu. Neden? Çünkü akıldışı-ahlakdışı bir merkez böyle istemekte; bu da siyasetin, ve özel sektörün yani kapitalistlerin işine gelmekte.


Yani, örnek ki eğitim verilecek, okul ya da üniversite açılmış; öğrenciler bikini, mayo ile gelmiş, ellerinde sigara ve içki; böyle eğitim hakkı da, doğru eğitim de olmaz yani eğitim şart da önce ahlak şart. Demokrasi, laiklik, özgürlük gerekli de 'Önce ahlak' gerekli.


Kuşkusuz ki yetişkin insan erkeğinin de haklardan önce 'Bilim ve ahlak' ile eğitime gereksinimi var ancak görünmekte ki bu gereksinim yetişkin insan dişisinde daha çok bir durumda görünmekte öyle ki bayan milletvekililerinin ahlaka aykırı giyimle, neredeyse yarıçıplak halle(durumla) meclise gelmeleri durumuna karşı tepkiler gösterilmekte ülkelerde; yani 'Kadına milletvekilliği verilmiş, bikini ile gelmiş' durumu, 'Kadına iş başvurusu yap denilmiş, fotoğraf bölümüne memelerinin fotoğrafını koymuş' durumu gibi bir durum oluşmakta. Astrolojinin, medyumluğun, ve falın da en büyük müşterisi yetişkin insan dişisi durumunda olarak görünmekte.


Hak yanlış yoldaki insanlara ya da kitleye ya da topluma verilirse doğru olmaktan çıkar; bunun için önce 'Bilim ve ahlak' ile eğitim gerekir ki hak doğru yeri bulsun.


Bazı haklar 'Bilim ve ahlak' ile hak edilmeyi gerektirir.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.4.21/06.24

ZİNA SUÇ OLMALIDIR YA DA ZİNA HUKUK VE MANTIK

 Önce mantık. Sorun varsa mantıksızlık var demektir. Ve siyaset demek sorunların çözümlenmesi değil daha da çoğalması demektir çünkü siyaset mantıksız bir dünya türüdür, mantıksızlığın 'halk iradesi' adı altında mantıksızlıkla iktidarıdır, egemenliğidir, diktatörlüğüdür, hükümdarlığıdır çünkü dünyada henüz alim, alime, bilge, bilimsel, 'Önce mantık' diyen bir halk yok.


Görülmekte ki öteki ülkelerde de olduğu gibi Türkiye'de de ülkelik durumu, ve hukuk yönetimi konusunda mantıksızlık var.


Örnek ki 'Önce vatan' denilmekte ancak vatanın, milletin, devletin fabrikaları, madenleri, servetleri, hakları yerli kapitalistlere de, yabancı kapitalistlere de satılmakta. 'Din, iman' denilmekte ancak zina, eşcinsellik, eşcinsel evlilik; toplumsal alanlarda mini şort diye külotla, bikini diye diye sütyen-külotla bulunmak; genelev, bar, pavyon, gazino, sıtriptiz(striptiz) kulübü, diskotek, ahlakdışı pılaj gibi dine, ve ahlaka aykırı mekanlar serbest.


Yine örnek ki 'Suçu ve suçluyu övmek suç' ancak kendi öz bebek kardeşlerini, ve kendi öz çocuk kardeşlerini yani bebekleri, ve çocukları bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanılarını(sultanlarını) bir de, üstelik de 'devlet bekası' saçmalığı altında övmek serbest yani suç değil, yani hangi ülke bebeklerin ve çocukların öldürülmesine izin verir de bu duruma bir de 'devlet bekası' mantıksızlığı saçmalığı denilmekte? Öyle ise demek ki suçları, ve suçluları övmek suç olmamalı yoksa durum mantık bilimi açısından mantıksızlık olur.


Bu mantıksızlığın nedeni Türkiye'nin de, öteki ülkelerin de Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile değil; akıldışılık, bilimdışılık, ahlaka aykırılık, mantıksızlık, düşmanlık, bölücülük dünyası olan siyaset türü ile yönetilmesidir çünkü siyaset izin vermedikçe hiçbir akıldışılık, ahlakdışılık serbest olmaz yani açık ki siyasetin durumu 'Tavşan kaç, tilki tut', 'Ne şiş yansın ne kebap' durumudur yani toplumları 'aldatmak, yanıltmak, kandırmak, uyutmak' dünyasıdır yani alimlik, alimelik dünyası değil 'tilkilik' dünyasıdır.


Öteki ülkelerdeki hukuklarda olduğu gibi Türkiye'deki hukukta da mantık bilimi açısından büyük mantıksızlıklar var. Örnek ki zina konusu.


Zina, Türkiye ceza hukukuna göre suç, yasak değil yani serbest oysa zina pekçok ülkede, üstelik de idam cezası verilen bir suç ki Türkiye'de de önceleri suç idi. Bu durum şunu göstermekte: Hukuk mantık dünyası olmadığı için; istediği şeyi suç yapabilir, istediği şeyi suç olmaktan çıkarabilir; suçlara istediği cezayı verebilir yani bilimdışı hukukun yani bilim olmayan hukukun yani siyasetin yaptığı hukuk gerçekte bir hükümdarlık, 'Astığım astık, kestiğim kestik' durumudur, bu nedenle ki aynı suça farklı illerdeki farklı mahkemelerde farklı kararlar verebilmekte, bu nedenle de yerel mahkeme kararları İstinaftan ve Yargıtay'dan, ve Aihm'den daha çok dönme durumu, eğilimi içine görmektedir oysa hukuk 'hükümdarlık' dünyası değil bilim dünyası olmalıdır oysa 21. yüzyılda bile hukuk henüz bilim durumunda değildir, siyasetin bir araçı(aracı) yani siyaset durumundadır.


Gelelim yine zina konusuna. Zina neden suç olmaktan çıkarıldı acaba? 'Zinayı erkek yapınca suç olmuyor da kadın yapıyor diye neden suç oluyor?' diye suç olmaktan çıkarılmışsa açık ki doğru olan şey zinanın erkek için de suç yapılmasıdır. 'Zina yaptı yani birini becerdi ya da birine kendini becertti diye bir şirketin, işyerinin sahibinin, sahibesinin yıllarca hapiste kalıp işyerinin kapanması ve çalışanlarının işsiz kalması mantıklı değil' diye zina suç olmaktan çıkarılmışsa tecavüz suçuna hem neden ceza verilmekte, hem de neden çok ceza verilmekte çünkü sonuçta tecavüz de 'birinin becerilmesi'dir. Denilecek ki tecavüzde rıza yok; iyi de zinada da eşin rızası yok; yani bu durumda açık ki zinaya da ceza verilmelidir yani tecavüze 60-70 yıla kadar hapis cezası verilirken zinaya hiç hapis cezası verilmemesi mantık bilimi açısından mantıksızlık durumudur, düşünün ki eş ile rızası dışında cinsel ilişki bile tecavüz suçu sayılmaktadır ancak eşi aldatmak cezasızdır. 'Evlilik sözleşmedir' diye evliliğe ve evlilikteki cinsel ilişki dünyasına iş dünyası gibi yaklaşılıyorsa yani evlilikteki cinsel ilişki bir duygu değil de yalnızca cinsel, nicel, mekanik bir ilişki olarak tanımlanıyorsa yani zinanın suç olmaması bu nedenle ise bu da mantıksızlıktır, yanlıştır çünkü evlilikteki yani eşler arası cinsel ilişki genelevdeki cinsel ilişkiden farklıdır çünkü evlilikteki cinsel ilişki öncelikle duygu temeli üzerine kuruludur yani zina suç olmazsa duygu cezalandırılmakta, duygusuzluk yani vicdansızlık ödüllendirilmektedir ancak öteyandan da hayvanlara vicdansızlık bile cezalandırılmaktadır yani evlilik 'İş, şirket sözleşmesi' gibi değil 'Duygu' olarak düşünülmelidir ki duygunun zıttı durum vicdansızlık, merhametsizliktir ki hayvanlara bile vicdansızlık, merhametsizlik hapis cezası almakta, yani aldatılan eş zulüm gören bir hayvanın çektiği acıdan azını çekmektedir ya da zulüm gören hayvan gibi bir acı çekmemekte midir yani evlilik duygusuzluğun birliği, vicdansızlığın-merhametsizliğin dünyası mıdır?


Bir de şu var: Eşi aldatmak yani zina suç değil ancak patronu aldatmak suç; hapis cezası gerektirmese de, yalnızca 'Tazminatsız olarak işten çıkarılma' cezası olsa da cezası var, örnek ki işçi 'Hastayım' diye iş gitmeyip düğüne giderse yani patronunu aldatırsa tazminatsız olarak işten çıkarılma cezası görür yani ceza görür, cezalandırılır ancak aynı işçi eşini aldatırsa bir hapis cezası almaz, sevdiği başka biri varsa da boşanmak onun için ödül olur ancak işsizlik kimse için ödül değildir.


Düşünün ki birini itmek bile suç ancak eşi aldatmak, evliliğe ihanet etmek suç değil.


Birinin küçücük birşeyini çalmak hapis cezasılı(cezalı) suç ancak eşin duygularını, geleceğini, hayatını, evliliğini çalmak suç değil durumu. Tecavüz edilenin duygu durumunu önemseyen hukuk acaba evlilik kurumunda duyguyu neden önemsememek durumu içinde görünmekte?


Zinanın suç olmaktan çıkarılmasının, Batıyı da kapsayan temel nedeni bence; kadınların örnek ki pılajlarda bikini, mayo yani sütyen-külot yani ahlakdışı bir durumla olmasının zina sayılma gerektirmesidir, bunun da hem moda ekonomisine, hem de turizım(turizm) ekonomisine darbe vurmasıdır yani 'para'dır yani devletin yani siyasetin ahlak kaygısı değil para kaygısıdır ancak aynı siyaset tuhaf ki 'Önce ahlak' demek olan dinden, ve 'Önce ahlak' demek olan Türklükten söz edebilmek mantıksızlığı içinde de.


Gerçek ki zina da suç olmalı, ve hapis cezası almalıdır; birşey Batıda suç değil diye serbest yapılamaz çünkü doğrunun ölçütü, pusulası akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Batı değil Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tır. Bilim zaten mantık da, ahlak da beyinin ve mantığın soyut nitel zirvesidir.


Açık ki zina suç değilse hukukta mantıksızlık sorunu vardır.


İstiklal marşı diyor ya 'Nasıl böyle bir imanı boğar, medeniyet canavar?' diye; siyaset için de durum şu: 'Siyaset denilen mantıksızlık, akıldışılık, ahlakdışılık, bilimdışılık bu ülkeyi kurtaramaz'. Türkiye'yi de, öteki ülkeleri de ancak Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' kurtarır.


Açık ki hukuk 'Deveye sormuşlar, boyunun/boynun neden eğri?' durumu göstermektedir ki bunun nedeni de ülkenin yani hukukun Muhammed'in, ve Atatürk'ün de dediği gibi bilim ve ahlak ile değil bilime ve ahlaka aykırılık dünyası olan siyaset türü ile yönetilmesidir, yani 'Tavşan kaç, tilki tut'.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.4.21/04.55

30 Mart 2021 Salı

KORONAYA KARŞI SARIMSAK İLE SAVAŞ

 Açık ki küresel korona salgını doğanın insanlığa bir saldırısı durumu değil insanlığın Muhammed'in, ve Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile yönetilmek yerine akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı bir dünya olan siyaset, özel sektör, ve moda ile yönetilmek durumunun yani nefse köleliğin bir sonuçu durumunda.


Yarı mizah, yarı doğru bir durum.


Koronaya karşı sarımsak(sarmısak) ile savaş önemli olabilir.


Ancak 'korona'ya karşı değil; 'Koronaya karşı maske takmayanlara karşı'.


Yani mantıklı, tutarlı, ahlakçı, duyarlı, toplumcu, vicdanlı, merhametli insanlar her gün bol bol sarımsak yerlerse hem 'sosyal mesafe' denilen yarı Fıransızca(Fransızca) yarı Arabça şey korunur yani yanlarına çok(fazla) yaklaşan olmaz, hem de işyeri, toplu ulaşım araçı(aracı) gibi yerlerde sarımsak kokusu duymamak için kimse maskesini çıkarmaz, maskesizler de maske takar, ve pencereler açılıp mekan sürekli havalandırılır; yani sarımsak insanları birbirlerinden uzak tutar ve koronaya karşı başarı olanağını ve olasılığını arttırır(çoğaltır).


'Bir musibet, bin nasihattan iyi olabilir' durumu gibi bir durum.


Yani; koronaya karşı, vatan için, millet için bol bol sarımsak yiyin; 'Dinsizin hakkından imansız gelir' durumu gibi bir durum olsa da.


Gazı da fena(kötü) olur; o zaman da 'Sen de maskeni tak kardeşim' denir.


Yani, sarımsak 'Vatan, millet için sarımsak' günlerinde.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 31.3.21/08.59

ASTROLOJİ MEDYUMLUK VE FALCILIK

 Gerçek ki sorulması gereken soru 'İslamiyet nereye gidiyor?' da, 'Sünnilik nereye gidiyor?' da değil; genelde 'Müslümanlar nereye gidiyor?', özelde ise 'Sünniler nereye gidiyor?' sorusudur. Genelde Müslüman, özelde ise Sünni olduğunu söyleyen Türkiye'de genelevler, barlar, pavyonlar, sıtriptiz(striptiz) kulübüleri(kulüpleri), eşcinsellik serbestliği, eşcinsel evlilik serbestliği, zina serbestliği, sütyen-külot pılaj(plaj) serbestliği, bay-bayan karışık masaj salonuları(salonları), ahlakdışı moda serbestliği, 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler bile hırsızdır' hadisine karşın üstelik bir de öz bebek kardeşlerini ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanılarını(sultanlarını) bile baştaçı(baştacı) etmek serbestliği gibi dine aykırı serbestlikler var; böyle serbestlikler kaç Müslüman ülkesinde var? Açık ki İslamiyet de, Sünnilik de yani din bu tür şeylere yani ahlaka aykırılığa da, bilime aykırılığa da karşı çünkü dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz, bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin', ve 'Din ahlak, edeb, utanmaktır, bunlar olmazsa din de olmaz' diyor oysa Türkiye'de astrolojiden tutun pekçok bilimdışılık, bikiniden tutun pekçok ahlakdışı şey serbest, ve bunları uzaylılar değil kendilerine 'Müslüman' diyen siyasetçiler serbest yapıyor.


Açık ki İslamiyet'i 'Keyfilik', Sünnilik'i de genelde 'Sündürmek', özelde ise 'Akıldışı-ahlakdışı kapitalistliğe, akıldışı-ahlakdışı Batıya, akıldışı-ahlakdışı siyasete, ve nefse yani hazcılığa(hedonistliğe) doğru sündürmek' olarak anlamak, yaşamak isteyenler var. Bunu yapan da açık ki en başta 'siyaset' denilen akıldışılık-bilimdışılık-ahlakdışılık-dindışılık-insanlıkdışılık-bölücülük-düşmanlık-barbarlık-vicdansızlık-adaletsizlik.


Örnek ki İslamiyet'e aykırı olmasına karşın; devletin, vatanın, milletin, kamunun fabrikaları, madenleri, serveti 'özelleştirme' adı altında kapitalistlere satılmakta; moda diye ortalık akıldışı-ahlakdışı giyimler dolmakta; pılaj(plaj) diye sütyen-külot dolaşılmakta; astroloji yapılmakta. Osmanlı'da da 'Devlet bekası' diye sultanlar öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürttüler yani bebekleri ve çocukları, tıpkı Mose'yi(Musa'yı) öldürtmek için tüm yeni doğmuş bebekleri öldürten putatapıcı Mısır firavunu gibi.


Anlaşılan ki birileri önce İslamiyet'i ya da dini, sonra da Sünnilik'i yanlış anlamak durumu içinde olmalı.


Ben söyleyeyim; dini tanımlayan, ve Din hadisileri diye tanımlayıp internette yayınladığım hadisler dini şöyle tanımlıyor: 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir'.


Bu durumda, açık ki sultanlık, ve siyaset denilen şeyler de İslamiyet'in doğru anlaşılmamasına, öyle ki yanlış anlaşılmasına neden olmakta çünkü dinde bebekleri, çocukları öldürmek de, öldürtmek de yoktur; vatanın, milletin mallarını satmak da yoktur; ahlaka aykırı moda da yoktur, ahlaka aykırı mekanlar da yoktur; siyaset de yoktur çünkü siyaset toplumları böler, parçalar, ve insanları da toplumları da birbirlerine düşman eder oysa din tıpkı bilim gibi dostluk ve birleştiriciliktir.


İslamiyet'in ya da dinin, ve Sünnilik'in yanlış anlaşıldığına bir kanıt da astroloji, medyumluk, ve falcılık denilen akıldışılık, bilimdışılık, dine aykırılık, safsata, duygusal dolandırıcılık türü.


İslamiyet'in ya da dinin astroloji, medyumluk, ve falcılık konusundaki durumu oldukça açık ve kesindir; ve İslamiyet'i ya da dini tanımlayan Din hadisileri ile şöyledir: 'Kim bir falcıya veya kahine gelip söylediklerini tasdik ederse Muhammed'e indirilene küfür etmiş olur; kim kahine gelip de birşey sorarsa kırk gece tevbesi kabul olmaz, söylediklerinde onu doğrularsa kafir olur'.


Görülmekte ki hem İslamiyetçilik, Müslümanlık, dinlilik taslayıp hem de astroloji yayını yapan Tv kanalıları(kanalları), ve gazeteler var tıpkı hem ortalıkta mini şort diye külotla, tayt pantolon diye uzun külotla, bikini diye sütyen-külotla dolaşıp hem de kendilerine 'Müslüman, dinli' diyenler gibi.


Astrolojiye kim izin, serbestlik veriyor? Kuşkusuz ki siyaset. Neden izin veriyor? Kuşkusuz ki insanların, toplumların yanlış şeylere inanmaları, bilimdışı şeylere inanmaları siyasetin işine geliyor.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 31.3.21/09.06

KORONADA EVDE KALMAK VE İSLAMİYET YA DA DİN

 Korona salgını nedeni ile zorunlu olan hem 'Maske takma'ya, hem de 'Evde kalma'ya tepki gösterenler var. Sorulsa, 'Müslüman' olduklarını da söyleyebilirler.


'Ev düşmanlığı'nın temel, birinci nedeni akıldışı-ahlakdışı-barbar-insanlıkdışı-küresel-derin bir merkezin insanlığa, dünyaya akıldışılık ve ahlakdışılık pompalamasındandır; ikinci nedeni ise insanların dini tanımlayan Din hadisileri'ni bilmemeleri, ve nefse köle olmaları nedeni ile o merkeze alet olmalarıdır.


Anlaşılan ki Müslümanlığı yalnızca 'Allah'a inanmak, Kuran'a inanmak, meleklere inanmak, ahirete inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, helva-lokma-aşure dağıtmak sanmaktalar oysa Müslümanlık ya da İslamiyet dini tanımlayan Din hadisileri de demektir.


Din hadisileri 'Ev namus yurdudur' diyor; yani evde kalmayı sevmemek, evde kalmayı istememek; evi hapishane, ceza, zulüm, eziyet, düşman biryer olarak görmek 'namus'u düşman olarak görmek demektir. Yani, gerçekte; evde oturmaktan sıkılmak, sokağa çıkmakla mutlu olmak; evde oturmayı kölelik, hapis, ceza, mutsuzluk olarak görmek dini tanımlayan Din hadisileri'ni bilmemekten, ve Din hadisileri'ne uzak, aykırı bir insan olmaktandır yani hem en byük cehalet olan, hem kötülüklerin nedeni ve amaçı olan, hem de akılı, mantığı, ahlakı, vicdanı, akıl-ruh sağlığını yok eden birşey olan nefse köle olmaktandır. Evin dışı nasıl bir dünya; görülmekte ki akıldışı-ahlakdışı yani dine aykırı bir dünya oysa insan evini bilime ve dine uygun düzenleyebilir.


Müslüman, Hıristiyan(Hristiyan), Yahudi, Budist, dinsiz yani tüm insanlar dini öğrenmek istiyorlarsa da, dinli olmak istiyorlarsa da önce dini tanımlayan Din hadisileri'ni öğrenmeli.


Din hadisileri: ''Din ilimdir, ilimin olmadığı yerde din de olmaz, ilim yoksa din de yoktur; ilim Çin'de de olsa gidip öğrenin; alimin uykusu bile cahilin ibadetinden hayırlıdır; alimler peygamberlerin varisleridir; ilim öğrenmenin sevabı kırk yıl ibadetin sevabıdır; dünyada en acıdığım insan cahiller içindeki alimlerdir; dinsiz de olsalar alimlerin yeri Cennet'tir; ilim yolunda çalışmaktan çoluğa çocuğa karışmamış kişinin yeri Cennet'tir; din utanmaktır; edeb giderse din de gider; gürültü yapan bizden değildir; sultanlarla düşüp kalkan alim hırsızdır; Kuran'ı okurken ağlamıyorsanız Kuran'ı okumuş sayılmazsınız; din öğüttür, layıkıyla taşırsan sevaba girersin, zayi edersen azabın olur; kötü insanı herkes tanıyacak diye anmaktan korkuyor musunuz, kötü insanda bulunan kötü şeyi teşhir ediniz ki insanlar ondan çekinme imkanı bulsunlar; gerçek insan ikidir: Alim ve öğrenci, bunların arasında olan insanda hayır yoktur; Allah'ın en hoşlanmadığı helal kadın boşamaktır; gizli hallerinde aleni hallerinde davrandığın gibi davranman tam bir fazilettir; güçlü kimseye dünyalık elde etmek için eğilen kimsenin yüzüne Allah dünyada da ahirette de bakmaz; insanların Allah'tan af edilmesini dilemedikleri büyük bir günah vardır, o da dünya sevgisidir; kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir; kin tutmayın ki kirlenmeyin; kim ne ile ilgilenirse ona muhtaç kılınır; kim insanların kalbini kazanmak için güzel konuşmayı öğrenirse Allah kıyamette onun hiçbirşeyini kabul etmez; kıyamet öncesi ticaret yaygınlaşacak öyle ki kadın bile kocasına ticarette yardım edecek; kişinin girdiği en güzel yer hamam, en kötü yer düğün evidir; müminin evi kamıştandır, yemeği bir parça ekmektir, başı tozlanmıştır; bir hükümdar ya da vali ihtiyaç sahiplerinin yüzüne kapıyı kapatırsa Allah da gök kapılarını onun yüzüne kapatır; bina sahipliği sahibinin başına beladır; iyilik insanlar arasında inkar edilebilir ancak onu yapanla Allah arasında kesinlikle kaybolmaz; kadının en iyi örtüsü kabirdir; kıskançlık kıyamet alametidir; komşuların ne derse osun; kötü kişinin namuslu kişiye cüretkarlığı kıyamet alametidir; Kuran'ı ezbere okumayın; lakap takmayın; peygamberler insanlar içinde en ağır sınava çekilenlerdir; Ramazan demeyin Ramazan ayı deyin çünkü Ramazan Allah'ın isimlerinden biridir; sarhoşlara kız ya da kadın vermeyin; secdede gözler yumulmaz; elle, başla, işaretle selam vermeyin; selamı ilk veren kibirden beridir; süratli yürümek müminin heybetini giderir; sükut ahlakın efendisidir; söz taşımak kabir azabına yol açar; şiddetli esnemek, şiddetli aksırmak şeytandandır; din yolunda didinmekten çoluk çocuğa karışamamış olanların yeri Cennet'tir; yemeği soğutup da yiyin çünkü bu bereketi çoğaltır; beni güçsüz olanlarınızın yanında arayınız çünkü siz güçsüzleriniz sayesinde zafere kavuşturulup rızıklandırılıyorsunuz; borçlu ölen müminin borcu benimdir; camide ticaret yapanlara 'Allah sana kazanç vermesin' de; Cennet güç amelleri istemekle elde edilir; çarşıya ilk giren, son çıkan kişi olma; dinde kıyas yapmayın; doğru sözden daha üstün bir sadaka olmaz; ev namus yurdudur; kim bir falcıya veya kahine gelip söylediklerini tasdik ederse Muhammed'e indirilene küfür etmiş olur; kim kahine gelip de birşey sorarsa kırk gece tevbesi kabul olmaz, söylediklerinde onu doğrularsa kafir olur; İstanbul'un fethi kıyamet belirtisidir; kim gülerek günah işlerse ağlayarak cehenneme gider; toprağınızı kiraya vermeyin; münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde tutmaz, güvenilmez, emanete ihanet eder; şüpheli olan herşey haramdır; pazara erken girin, pazardan erken çıkın; kişiye günah olarak her duyduğunu başkalarına anlatması yeter; çarşı Şeytan'ın(şeytanın) mescididir; fakirlik müminin süsüdür; dünyayı ehline bırakın; dünyadan yeterinden çoğunu alan helakinden almış olur; insan erkekten de kadından da yaratılır; mallarınız ve çocuklarınız fitnedir; dünya ne Muhammed'e ne de onun aline yaraşmaz; dünyadan bana ne; Allah zalimlerin bile beddualarını kabul eder; dünyanın azını alın; ziynetin terki imandandır; zulüme uğrayanları, aşağılananları savunun'.


Din hadisileri yani din 'Gerçek insan ikidir: Alim ve öğrenci, bunların arasında olan insanda hayır yoktur' diyor; yani insan evinde de, dışarıda da alim ya da öğrenci olmak yolunda değilse yanlış yoldadır. Oysa dünyaya bakın; akıldışı-ahlakdışı siyasetin, akıldışı-ahlakdışı modanın, akıldışı-ahlakdışı ünlülerin, akıldışı-ahlakdışı kapitalistlerin yönettiği bir dünya.


Evini, evde yaşamayı sev; ve evini bilim ve ahlak yuvası yap. Ev dışı dünya ise akıldışı-ahlakdışı bir dünyanın egemenliğinde.


Açık ki ev, evi sevmek, evde kalmayı sevmek sevgisi de dine dahildir. Doğru ev doğru dünyaya giden yolun başlangıçı(başlangıcı) durumundadır.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 31.3.21/09.02

HALKBANK ÖNCE AHLAK SONRA BANKA OLMALI DURUMU

 İnsan, ve insanlık için en önemli ilk üç şey: Mantık, ahlak, ve nefssizliktir. Yani, doğru insan olmak isteyen insanın da, doğru yolu bulmak isteyen insanın da, dinli olmak isteyen insanın da, Atatürkçü olmak isteyen insanın da, demokrat insanın da, laik insanın da, özgürlük isteyen insanın da bu üç şeye aykırı durumlardan uzak durması gerekir.


Topluma düşünür, alim, alime, bilge insanlar; felsefe, mantık, bilim, ahlak, dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygun insanlar akılhocasılığı(hocalığı) yapmak yerine bu duruma aykırı kapitalistlerin, reklamcıların, siyasetçilerin, ünlülerin, cemaatlerin, tarikatların, Tv kanalılarının(kanallarının), gazetelerin bu işi yapmaya yöneldiği görülmekte.


Türkiye'de birileri 'Akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkez'in etkisinde kalıp yetişkin insan dişisi türünü 'Erkeklerin yaptığı şunu yapamazsınız, bunu yapamazsınız' deyip yetişkin insan dişisini yanlış gaza getirip; insanca insan olmak, alime olmak, bilge olmak, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik demektir' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygun insan olmak, Atatürk'ün 'Önce bilim ve ahlak' sözüne uygun insan olmak ile yarıştırmak ya da ölçütlemek ya da yönlendirmek ya da özendirmek yerine yetişkin insan erkeğine benzetmeye, ve dolayısı ile de yetişkin insan erkeği türüne daha da köle olmak durumuna götürme durumu içine düşmekte; moda, ve turizım/turizm adı altında akıldışı-ahlakdışı bir dünyaya, 'çalışmak, iş hayatı, ekonomi' adı altında kapitalizıma(kapitalizme), kapitalistlere, özel sektöre daha da köle olmaya yönlendirilmekte.


Halkbank adlı bankanın yetişkin insan dişisine '100.000 Tl' kıredi(kredi) ile ilgili Tv'deki tanımında da bu yönden bir durum durumu bulunmakta. 'Kadınlar şu işi yapamaz, bu işi yapamaz; şunu yapamaz, bunu yapamaz dediler ancak kadınlar başardılar' yaklaşımı.


Yani yetişkin insan dişisini felsefe, bilim, mantık, ahlak, din, ya da alimelik ile yarıştırmak yerine yetişkin insan erkeği ile yarıştırmak isteyen barbar, ilkel, vahşi, arena yetişkin erkek ruhu dünyası durumu; sanki yetişkin insan dişisinin görevi yetişkin insan erkeğine benzemekmiş ya da yetişkin insan dişisini onurlandıran şey yetişkin insan erkeğine benzemek ya da yetişkin insan erkeğini taklit etmekmiş gibi.


Gerçek ki insanın da, yetişkin insan türünün de doğru amaçı kapitalist olmak da, ünlü olmak da, zengin olmak da değil Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygun insan olmaktır.


İnsan onurunun da, doğru insan olmanın da yolu da, ölçütü de, örneği de, zirvesi de yetişkin insan erkeği türü de, ekonomi de, zenginlik de, ün de, para da, mal da yani modaya, sıpora(spora), pılajlara(plajlara), turizımcılara, kapitalistlere ve siyasetçilere uygun insan türü olmak değil dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygun insan olmaktır. İnsan da, insanlık da önce bunu anlamalı. Ve gerçek ki insan erkeğini bile çalıştırmadan var olmak yerine insan dişisini bile çalıştıracak kadar gerileyen bir ekonomi geri, ilkel, mantıksız, insanlıkdışı bir ekonomi türüdür; yani kapitalistler için çalışmak değil alimlik, alimelik, dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygun insan olmaktır.


Halkbank'ın sözkonusu reklamında dişi esnafa, ve kapitaliste; ve esnaf, ve kapitalist olmak isteyen dişiye kıredi verdiği ve vereceği söylenmekte. Sormak gerekiyor: Acaba bar, pavyon, gecekulübü, sıtriptiz(striptiz) kulübü, genelev, bikinili pılaj, meyhane, gazino, bikinili otel, ahlakdışı moda işi açmak isteyen dişilere de kıredi verdi mi, ya da verecek mi ya da verir mi? Yani, Halkbank da Muhammed, Atatürk, Türklük, ve din gibi 'Önce ahlak' diyor mu?


Halkbank reklamında bir de 'Önce halk, sonra banka' denilmekte oysa Muhammed de, Atatürk de, din de, demokrasi de, laiklik de, özgürlük de 'Önce ahlak' demekte yani bu durumda Halkbank 'Önce ahlak, sonra banka' demeli.


Halk; hangi halk? Toplumsal alanlarda; mini şort diye külotla, bikini diye sütyen-külotla dolaşan halk mı ya da ahlaka aykırı giyimle bulunmayan halk mı yani akıldışı-ahlakdışı moda içindeki halk mı yoksa ahlaklı giyim içindeki halk mı; sigara, içki içen halk mı ya da içmeyen halk mı; korona önlemlerine uymayan halk mı yoksa uyan halk mı; akıldışı-ahlakdışı ünlülerin hayranı halk mı yoksa karşıtı halk mı; ahlakdışı mekanlara giden halk mı yoksa gitmeyen halk mı; öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanılarını(sultanlarını) baştaçı eden halk mı yoksa baştaçı etmeyen halk mı; Atatürk, demokrasi ve laiklik düşmanı insanlardan oluşan halk mı yoksa Atatürk, demokrasi, laiklik yanlısı insanlardan oluşan halk mı?


Muhammed, Atatürk, din, Türklük, demokrasi, laiklik, özgürlük, insanca dünya 'Önce ahlak' diyor. Bu durumda; Halkbank da 'Önce ahlak, sonra banka' derse doğruyu yapmış olur çünkü 'doğru'nun yol ölçütü halk değil Muhammed'in, Atatürk'ün, dinin, Türklüğün, demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün de dediği gibi 'Önce ahlak'tır; çünkü ahlak zekanın, akılın(aklın), mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, medeniliğin, insanın, insanlığın, evrimin, ve evrenin soyut nitel tek zirvesidir yani övünç ancak 'Önce ahlak' demekle olur.


Ahlak öyle birşey ki ahlakı dışlamış bilim bile yanlış, kötü, zararlı duruma gelir; bu nedenle ki Muhammed de 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler de hırsızdır' demiştir çünkü sultan demek nefs demektir, nefs de akılı, mantığı, ahlakı, vicdanı yok edebilen birşeydir.


Yani, Halkbank; Muhammed, Atatürk, din, bilim, felsefe, mantık, demokrasi, özgürlük, laiklik, Türklük gibi 'Önce ahlak' mı diyor yoksa Nasreddin hoca ya da kapitalistlik, özel sektör gibi 'Parayı veren düdüğü çalar' mı, bunu düşünmeli durumu.


Yetişkin insan dişisi yetişkin insan erkeğinin yaptığı, istediği herşeyi yapmak herşeyi yapmak zorunda değil; Din hadisileri'nin dediği, insanca insanlığa ait şeyleri yapmak zorunda; 'İnsanım' ya da 'Özgürüm' demek istiyorsa.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 30.3.21/12.35

BEYAZ TV'NİN DİNE AYKIRI DURUMU

 Açık ki insanın, ve insanlığın temel sorunu mantıksızlık; mantıksızlık ki insanı, ve insanlığı akıldışı, ahlakdışı, barbar, vahşi, nefs kölesi, kas kölesi, mide kölesi bir duruma doğru götürmekte.


Mantık neden önemli? Mantık herşeyden önce ki okullarda 'mantık dersi' diye öğretilen şey değil; 'mantık' herşeyden önce, gerçeğe-doğruya gitmek amaçı(amacı), dürüstlüğü, niyetidir. Bu nedenle ki mantıksız insana ne inanılabilir, ne güvenilebilir çünkü 'Doğruya ulaşmak' gibi bir amaçı yoktur.


Akp karşıtı medyada olduğu gibi Akp'ci medyada da mantıksızlık egemen çünkü her iki medya türü de 'gerçeklerin, doğruların' değil 'yandaşlık' amaçı içinde görünmekte oysa mantık tarafsızlık gerektirir yani yandaşlık mantığa aykırıdır.


Dinde de 'tarafsızlık' çok önemlidir çünkü dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, nefssizlik demektir' diyor.


Beyaz Tv adlı Tv kanalının durumu İslam'a, dine aykırı durum göstermekte.


Neden?


Çünkü:

1- Yandaşlık yapmakta yani dinin 'tarafsızlık' ilkesine aykırılık göstermekte yani hem genelde muhalefeti, özelde Chp'yi eleştirmekte, ancak Akp'yi, ve Cumhur ittifakı'nı hiç eleştirmemekte; hep, ve yalnızca Chp, ve Millet ittifakı konusundaki olumsuz savları söylemekte ancak hiç Akp, Cumhur ittifakı, ve Melih Gökçek konusundaki olumsuz savları söylememekte. Açık ki bu durum toplumu yanıltmak durumudur da.

2- Televizyon ekranında olsun, pılaj(plaj) gibi yerlerde olsun yani toplumsal alanlarda giyim, ve özel hayat olarak ahlaka, İslam'a, dine aykırı bayanlara üstelik de topluma akılhocası, örnek, önder olarak sunumculuk yaptırmakta, böyle insan türünü baştaçı etmekte ve ettirmeye çalışmakta; ahlaka, İslam'a, dine aykırı magazin yayınları yapmakta.

3- Sanki dünyada başka bir ülkede sinema yokmuş gibi, akıldışı-ahlakdışı, dine aykırı bir dünya olan; vahşi, barbar, ahlakdışı, insanlıkdışı Amerikan filımlarından başka filım göstermemek durumu içinde.

4- Dini tanımlayan Din hadisileri 'Kim bir falcıya veya kahine gelip söylediklerini tasdik ederse Muhammed'e indirilene küfür etmiş olur; kim kahine gelip de birşey sorarsa kırk gece tevbesi kabul olmaz, söylediklerinde onu doğrularsa kafir olur' demekte olmasına karşın astroloji yayınıları(yayınları) yapmakta.

5- Dini tanımlayan Din hadisileri 'Kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir' ve 'Din medeniliktir' demekte olmasına karşın insanlara alimliği, alimeliği, kitabı sevdirmek yerine insanları, toplumu savaş, silah, şiddet, barbarlık, vahşilik, saldırganlık, mantıksızlık, ahlaka-dine aykırılık dünyasına yönlendirebilecek özellikte diziler, filımlar göstermekte.


Anlaşılan ki Beyaz Tv'nin Din hadisileri'nden de, 'Önce ahlak' diyen Türklükten de, Atatürk'ün 'Önce bilim ve ahlak' sözünden haberi yok gibi. Bu nedenle ki hem ahlaka, İslam'a, dine aykırılık içinde olmakta, hem örnek ki Ramazan ayı gelince İslami yayınlar yapmakta yani hem mantık açısından, hem ahlak-İslam-din açısından, hem de 'Önce ahlak' diyen Türklük açısından mantıksızlık içinde bir durum göstermek durumu içinde.


Demek ki dürüst medyanın iki temel koşulu var:

1- Tarafsız olmak.

2- Ahlakçı olmak.

Bu iki özellikten uzak medya türünden uzak durmak gerekir çünkü yandaşlık da, ahlakdışılık da hem felsefeye, mantığa, bilime hem ahlaka, dine hem de akıl-ruh sağlığına aykırılıktır.


İnsanlar da, medyaya da önerim ki 'Önce tarafsız ve ahlakçı ol, sonra konuş'.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 30.3.21/10.17

TRT'NİN 'ÖZÜNDEKİ SÖZÜNDEKİ' İNSAN TÜRÜ HANGİ İNSAN TÜRÜ DURUMU

 İnsanın, ve insanlığın en büyük sorunu mantıksızlık, buna bağlı olarak da 'sözcüklerin doğru anlamlarını bilmemek' ya da 'sözcükleri doğru kullanmamak'. Bu durum açık ki hem mantıksızlığa neden olmakta, hem de sözcük oyunuları(oyunları) durumunun oluşmasına.


Trt televizyonu 'Trt'nin özü, sözü insan' diyor.


Öncelikle durum ki Trt dini tanımlayan Din hadisileri'nin 'Din tarafsızlık demektir' ilkesine aykırı bir durum göstermekte çünkü görülmekte ki siyasi iktidar yanlısı bir durum içinde görünmek durumu içinde.


Sonra 'Hangi insan?':

1- 'Din; bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, sakinlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen, dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygun insan türü mü, buna aykırı insan türü mü?

2- 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' diyen insan türü mü, buna aykırı insan türü mü?

3- Öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanılarını(sultanlarını) baştaçı(baştacı) eden insan türü mü, buna aykırı insan türü mü?

4- Trt televizyonlarındaki, tayt pantolonlu, göğüs dekolteli bayan sunucular gibi giyimli; ve pılaj(plaj) denilen akıldışı-ahlakdışı, dine, Türklüğe, insanlığa aykırı yerlerde, herkesin içinde bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşan yetişkin insan dişisi türü, ve onlarla birlikte dolaşan yetişkin insan erkeği türü; toplumsal alanlarda mini şort diye külotla, tayt pantolon diye uzun ve dar iç çamaşırı ile dolaşan gibi insan türü mü, buna aykırı insan türü mü; moda diye pirsingli, dövmeli, tuhaf saçlı insan türü mü yoksa bunlarsız insan türü mü?

5- Dini tanımlayan Din hadisileri 'Kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir' ve 'Gerçek insan ikidir: Alim ve öğrenci, bunların arasında olan insanda hayır yoktur' demesine karşın; Trt'deki Osmanlı dizilerindeki gibi, elinde kitap, kalem yerine; alimlik, alimelik içinde olmak yerine; kılıç, kalkan taşıyan; amaçları başkalarının vatanlarını elegeçirmek ve sömürmek olan; barbarlık, vahşilik, savaş içindeki bir dünya içindeki ya da böyle bir dünyaya heves eden, özenen, imrenen yani dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı insan türü mü yoksa uygun insan türü mü?

6- Dini tanımlayan Din hadisileri 'Kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir' ve 'Din medeniliktir' demesine karşın söz konusu Trt belgesellerindeki gibi topluma kitap, bilim, mantık, alimlik, alimelik, beyin insanı olmak yerine yay ve kılıç gibi savaş silah silahları, savaş, barbarlık, vahşilik, saldırganlık, şiddet, öldürmek sevgisi, tutkusu, bağımlılığı ya da özlemi, yani beden-kas-savaş-silah-şiddet-saldırganlık insanı olmak durumu verebilecek, aşılayabilecek, özendirebilecek şeyleri yapan, ve vahşi doğayı medeni dünyanda üstün tutan, gösteren insan türü mü?

7- Reklamlarda 'Kirlenmek güzeldir', 'Saçmalamak güzeldir', 'Saçma güzel' diyen, ve denilen insan türü mü?

8- Çocuklarına Türkçe adlar koymak yerine İngilizce, Fıransızca(Fransızca), Arabça, Farsça adlar koyan insan türü mü?

9- 'Demokrasinin, laikliğin ve özgürlüğün' Önce bilim ve ahlak' olduğunu bilmeyen, ve bunları 'Akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı-bilimdışı serbestlik hakkı' sanan insan türü mü yoksa bunların 'Önce bilim ve ahlak' demek olduğunu bilen, ve 'Özgürlüğün akıldışı-ahlakdışı serbestlik' değil 'Bilim ve ahlak'a uygun serbestlik olduğunu bilen insan türü mü?


Yani, özetle; Trt'nin 'Özü, sözü' olan insan türü; 'Din ilimdir, ilimin olmadığı yerde din de olmaz, ilim yoksa din de yoktur; ilim Çin'de de olsa gidip öğrenin; alimin uykusu bile cahilin ibadetinden hayırlıdır; alimler peygamberlerin varisleridir; ilim öğrenmenin sevabı kırk yıl ibadetin sevabıdır; dünyada en acıdığım insan cahiller içindeki alimlerdir; dinsiz de olsalar alimlerin yeri Cennet'tir; ilim yolunda çalışmaktan çoluğa çocuğa karışmamış kişinin yeri Cennet'tir; din utanmaktır; edeb giderse din de gider; gürültü yapan bizden değildir; sultanlarla düşüp kalkan alim hırsızdır; Kuran'ı okurken ağlamıyorsanız Kuran'ı okumuş sayılmazsınız; din öğüttür, layıkıyla taşırsan sevaba girersin, zayi edersen azabın olur; kötü insanı herkes tanıyacak diye anmaktan korkuyor musunuz, kötü insanda bulunan kötü şeyi teşhir ediniz ki insanlar ondan çekinme imkanı bulsunlar; gerçek insan ikidir: Alim ve öğrenci, bunların arasında olan insanda hayır yoktur; Allah'ın en hoşlanmadığı helal kadın boşamaktır; gizli hallerinde aleni hallerinde davrandığın gibi davranman tam bir fazilettir; güçlü kimseye dünyalık elde etmek için eğilen kimsenin yüzüne Allah dünyada da ahirette de bakmaz; insanların Allah'tan af edilmesini dilemedikleri büyük bir günah vardır, o da dünya sevgisidir; kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir; kin tutmayın ki kirlenmeyin; kim ne ile ilgilenirse ona muhtaç kılınır; kim insanların kalbini kazanmak için güzel konuşmayı öğrenirse Allah kıyamette onun hiçbirşeyini kabul etmez; kıyamet öncesi ticaret yaygınlaşacak öyle ki kadın bile kocasına ticarette yardım edecek; kişinin girdiği en güzel yer hamam, en kötü yer düğün evidir; müminin evi kamıştandır, yemeği bir parça ekmektir, başı tozlanmıştır; bir hükümdar ya da vali ihtiyaç sahiplerinin yüzüne kapıyı kapatırsa Allah da gök kapılarını onun yüzüne kapatır; bina sahipliği sahibinin başına beladır; iyilik insanlar arasında inkar edilebilir ancak onu yapanla Allah arasında kesinlikle kaybolmaz; kadının en iyi örtüsü kabirdir; kıskançlık kıyamet alametidir; komşuların ne derse osun; kötü kişinin namuslu kişiye cüretkarlığı kıyamet alametidir; Kuran'ı ezbere okumayın; lakap takmayın; peygamberler insanlar içinde en ağır sınava çekilenlerdir; Ramazan demeyin Ramazan ayı deyin çünkü Ramazan Allah'ın isimlerinden biridir; sarhoşlara kız ya da kadın vermeyin; secdede gözler yumulmaz; elle, başla, işaretle selam vermeyin; selamı ilk veren kibirden beridir; süratli yürümek müminin heybetini giderir; sükut ahlakın efendisidir; söz taşımak kabir azabına yol açar; şiddetli esnemek, şiddetli aksırmak şeytandandır; din yolunda didinmekten çoluk çocuğa karışamamış olanların yeri Cennet'tir; yemeği soğutup da yiyin çünkü bu bereketi çoğaltır; beni güçsüz olanlarınızın yanında arayınız çünkü siz güçsüzleriniz sayesinde zafere kavuşturulup rızıklandırılıyorsunuz; borçlu ölen müminin borcu benimdir; camide ticaret yapanlara 'Allah sana kazanç vermesin' de; Cennet güç amelleri istemekle elde edilir; çarşıya ilk giren, son çıkan kişi olma; dinde kıyas yapmayın; doğru sözden daha üstün bir sadaka olmaz; ev namus yurdudur; kim bir falcıya veya kahine gelip söylediklerini tasdik ederse Muhammed'e indirilene küfür etmiş olur; kim kahine gelip de birşey sorarsa kırk gece tevbesi kabul olmaz, söylediklerinde onu doğrularsa kafir olur; İstanbul'un fethi kıyamet belirtisidir; kim gülerek günah işlerse ağlayarak Cehennem'e gider; toprağınızı kiraya vermeyin; münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde tutmaz, güvenilmez, emanete ihanet eder; şüpheli olan herşey haramdır; pazara erken girin, pazardan erken çıkın; kişiye günah olarak her duyduğunu başkalarına anlatması yeter; çarşı Şeytan'ın(şeytanın) mescididir; fakirlik müminin süsüdür; dünyayı ehline bırakın; dünyadan yeterinden çoğunu alan helakinden almış olur; insan erkekten de kadından da yaratılır; mallarınız ve çocuklarınız fitnedir; dünya ne Muhammed'e ne de onun aline yaraşmaz; dünyadan bana ne; Allah zalimlerin bile beddualarını kabul eder; dünyanın azını alın; ziynetin terki imandandır; zulüme uğrayanları, aşağılananları savunun' diyen Din hadisileri'ne uygun insan türü mü, aykırı insan türü mü?


'İnsan' da hangi insan? 'İnsan' da Trt'nin istediği, övdüğü, baştaçı ettiği ya da yaratmaya çalıştığı nasıl bir 'insan'?


Gerçek ki Doğru insan da, dinli insan da dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygun insan türüdür, Din hadisileri'ne aykırı insan türü değil.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 30.3.21/10.21

27 Mart 2021 Cumartesi

AŞK VE KARSANTILI AYŞE

 Tarihte yalnızca iyiler ünlü olmuyor, kötüler de ünlü oluyor, örnek ki Hitler. Ve veri ki tarihte yalnızca ünlü yetişkin insan dişisi erkekler değil yetişkin insan dişisi caniler de var; örnek ki 'Kanlı kontes' diye de bilinen, ve 50'ye yakın genç kızı öldürmüş Elizabeth Bathory.


Tarih üniversite mezunu iyileri bile ünlü yapmazken ilkokul bile okumamış kötüleri ünlü yapabiliyor. Bunlardan biri de Karsantılı Ayşe.


Karsantı; Adana ilinin, şimdiki adı Aladağ olan bir dağ ilçesinin 1987'ye kadarki adı.


Karsantılı Ayşe bu ilçenin Mansurlu adlı dağ köyünden.


Kıytırık kalaslardan yapılma darağaçındaki(darağacındaki) cesedinin üzerinde asılı, neredeyse kadının boyunca bir kağıda ve büyük olasılıkla hem kadının hem de onun idamını izleyen çocuk, ve yetişkin karışık kitlenin ilk kez gördüğü çok güzel bir yazı biçimi ile yazılı, 6 mayıs 1938 tarih ve 3900 sayılı resmi gazete'de yayımlanan idamına ilişkin 1047 nolu kararda şu yazıyor: 'Karaisalı kazasının Karsantı nahiyesine bağlı Mansurlu köyünden Kasım Ali Hasan'ın karısı dudu ile oğlu Ali'yi zehirlemek suretile taammüdle öldürmekten suçlu Kasım Ali'nin yanında hizmetçi adı altında metresi bulunan Ali kızı 1319 doğumlu Ayşe Gelget hakkında Seyhan Ağır ceza mahkemesince hükmolunan ölüm cezasının değiştirilmesini ve hafifleştirilmesini müstelzim bir sebeb görülemediğinden teşkilâtı esasiye kanunu'nun 26 ncı maddesi mucibince bu cezanın infazına karar verilmiştir. (2 mayıs 1938)'.


Aladağ kaymakamlığı'nın internet sitesinde Aladağ konusunda şöyle yazıyor: 'Aladağ Ramazaoğulları ile birlikte 1516 yılında Osmanlı Devleti'ne bağlanmıştır. 1719 yılında ise Karsantıoğulları beyliği kurularak bölgede hakin unsur olmuşlardır. 1865 yılına kadar bu hakimiyet sürmüştür. 1865'ten sonra Karsantı Nahiye olmuş ve Adana Vilayeti'ne bağlanmıştır. Bugünkü ilçe merkezinin gelişimi de böylece başlamıştır. 1918 yılında Çukurova'nın Fransız ve İngilizlerden tarafından işgali ile bölgede Fransız denetimine girmiştir. Fakat kısa süre sonra 30 Mart 1920 tarihinde Milli kuvvetler tarafından kurtarılmış ve Milli mücadelenin merkezlerinden biri olmuştur. Cumhuriyet dönemi ile yol çalışmaları başlamış olup 1929 yılında Karaisalı'ya bağlanarak nahiye olmuştur. Karaköy Adını almıştır. 1973 yılında belediye teşkilatı kurularak Karsantı adını almıştır. 1987 yılında ise ilçe olmuştur.'.


Mansurlu konusunda da Vikipedi'de şu yazıyor: 'Mansurlu, Adana ilinin Aladağ ilçesine bağlı merkez mahallelerindendir. Mahallenin isminin Toros Dağları'nda yaşayan yörük Türkmen aşireti beylerinden Mansur Bey'den aldığı düşünülmektedir. Aladağ Hükûmet Konağı, Aladağ İlçe Nüfus Müdürlüğü, Aladağ Adliyesi, Aladağ Evlendirme Dairesi, Aladağ Atatürk İlkokulu, Pınar Madencilik Anadolu Lisesi mahalle sınırları içerisindedir.'.


Ancak bir fotoğrafçı, belki de hayatında ilk kez gördüğü idamı fotoğraf fotoğraf çekmeseydi Karsantılı Ayşe ünlü olmayacaktı. O zamanlar idamlar ilin merkezi biryerinde, çocuklar dahil herkesin gözü önünde yapılıyordu, çocuklar dahil insanlar da filım(film) çekimi varmış gibi izliyorlardı. Bu kadının da darağaçında asılı ölüsüne ait fotoğraflar var, o fotoğrafçı nedeni ile.


Aşk cinayeti. Belki de tek yanlı bir aşkın cinayeti çünkü öldürülen kadının kocası da Karantılı Ayşe'ye aşık olsaydı, karısını boşar ve Karsantılı Ayşe ile evlenirdi ya da Karsantılı Ayşe'yi kuma olarak alırdı. Yani bu idam kararı gerekçesinde bir tuhaflık var gibi, tıpkı Kaçak dizisindeki Dr Kimble'ın durumu gibi, öyle ki geçenlerde bir mahkeme kararı gördüm, kiracılarının evine zorla girip içindeki kiracıları dövmeye kalkan ve onlara hakaretler ve tehditler eden doktorun yargılandığı davada mahkeme 'Tarafların, aralarındaki husumet nedeni ile kavga etmiş oldukları anlaşıldığından' diye karar vermiş oysa saldıran kişi eve zorla giren doktor, evdekiler ise saldırıda kendilerini savunanlar, yani olay 'husumet' değil 'evi zorla tahliye ettirmek' mahkeme yani yargıç bir neden, gerekçe bulmak zorunda ya; bir de köylü insan hizmetçiyi ne yapsın, ancak ilçelerde eskiden var olan birşey vardı: Köylü bir genç bayan tarlası, bağı, bahçesi olan ailenin yanında kalıp onlara işlerinde 'Boğaz tokluğuna' denilen şeyle ve yatılı olarak yardım edebiliyordu yani bu durumda öldürülen kadının ailesi toprak sahibi, varlıklı biri olmalı durumu var; ya da Karsantılı Ayşe belki de bu ailenin yanında yetişmiş kimsesiz biri idi, ya da kadını ve çocuğu aşk yüzünden değil para, altın, mal, mülk için öldürmüş olabilir çünkü aşk için olsa kadını ve çocuğu öldürmesine gerek yoktu, 'Yeni eş' ya da 'kuma' olabilirdi, yani kocanın bu cinayet isteğinden de, aşktan da haberi bile olmayabilir.


Konuya 'Aşk' diyelim. Karsantılı Ayşe idam edildiğinde 35-36 yaşında imiş; bugün yaşıyor olsaydı 115-116 yaşında falan olacaktı yani 115-116 yaşında buruşburuş bir nine diyelim, o zamanki köy ve hayat koşullarına göre. Ve, 115-116 yaşındaki Karsantılı Ayşe'ye 'Gel seni sevdiğinle evlendirelim' denilse kahkahalarla ya da kıkırkıkır gülüp geçekti; yani Karsantılı Ayşe 80 yıl daha beklese yani 80 yıl daha aşık olmadan beklese ya da 80 yaşına kadar beklese bugün kuramsal olarak, evinde keyif içinde yaşıyor olacaktı. Yani demek ki insanlar aşk için saçmalıklar yapmak yerine sevdikleri kişi 80 yaşına gelinceye kadar bekleseler 'Ben buna aşık olmam' diyecekler.


Gerçek ki zaman en genel, en basit, en sermayesiz, herkese açık en iyi dosttur ve en iyi koruyucudur ki buna 'sabır' da denilmekte. Yani insan aşık olduğunun yalnızca aşık olduğu andaki durumuna değil örnek ki o kişinin 80 yıl sonraki durumuna da bakmalı. Açık ki bu açıdan aşk 'Aceleci bir yanılsamadır, aceleci bir sanıdır'; sonunda da 'Acele eden, ecele gidiyor'.


Kaldı ki aşık olunan kişinin 80 yıl sonraki durumunu(halini) düşünmeye de gerek yok; insan dünyanın en güzelleri olsa da insanların içi lav, kor, ateş dolu bir dünya üzerinde, içleri bağırsak-bok-pislik-iğrençlik-tiksinçlik-mide bulandırıcılık içinde yaşayan beden olduğunu düşünse bile/de duruma daha mantıklı bakabilir; yani altı ateş, içi bok, gel de buna aşk de, güzellik de, mutluluk de, 'Sensiz yapamam, sen benim canımsın, sen benim herşeyimsin, ben mutluluğu sende buldum, bir gülüşün ömüre(ömre) bedel, senin için Roma'yı yakarım' de.


Yani, birşey yapmadan önce 80 yıl sonrasını düşünün.


Konunun bir de İslami yönü var, daha önce de bu konuda internette yazdığım, ve uyardığım gibi. Bu kadına neden 'Ayşe' adı koyulmuştur; açık ki İslam'ın peygamberinin 'Aişe/Ayşe' adlı karısının adından dolayıdır. Düşünün ki çocuğa, peygamberin karısının adı diye 'Ayşe' koyuluyor ancak Ayşe bir kadını ve 4 yaşındaki çocuğunu zehirleyip öldüren bir cani oluyor. Hep diyorum 'Çocuklarınıza inanç olarak ya da kutsallık olarak onur duyduğunuz insanların adlarını vermeyin'. Aynı durum 'Muhammed, Hatice, İsa, Ömer, Ali, Ebubekir, Osman, Hamza, Meryem, Mustafa, Ramazan, Berat, Cennet, Melek, Cebrail, Mikail, Rahman, Hafız, Kerim, Musa, Yusuf, Mehdi için de geçerli.


Kuşkusuz ki insana, toplumlara, ve insanlığa en doğru yolu gösteren; dini tanımlayan Din hadisileri'nin 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, güvenilirlik, sakinlik, medenilik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir' diye tanımladığı dindir.


O çocuk da yaşasa bugün 84-85 yaşında olacaktı.


'Dostum yok' deme; insanın en iyi dostu olan, Din hadisileri'nin tanımladığı 'din', ve 'zaman' var; bu ikisi insana da, insanlığa da dost olarak yeter.


Ey Karsantılı Ayşe; o çok beğendiğin yüzün ve bedenin şimdi hiçkimsenin yüzüne bile bakmayacağı, tiksineceği, aşığının bile istemeyeceği bir iskelet. Sana kalan tek şey boyunundaki(boynundaki) idam kağıdı.


Çocuklar dahil herkesin önünde, dermeçatma, özen bile gösterilmemiş, ucuzuna kaçılmış bir darağaçında, ipte sallanan, köylü giysili, köylü bir bayan.


Kiminin dirisi ünlü olur, kiminin ölüsü; Karsantılı Ayşe de ölüsü ünlü olanlardan.


Gerçek ki aşk 'Saçmalığın acele etmiş halidir(durumudur)'; 'Aşk acele etmiş bir aptallıktır'.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.1.21/09.17

DEDELER BABALAR ÇOCUKLAR TECAVÜZLER

 '80 yaşındaki dede 24 yaşındaki torununu, kendisini kurban kesmeye çağırmadığı için öldürüp intihar etti'; '70 yaşındaki emekli öğretmen, 8 yaşındaki torununa 16 yaşına kadar cinsel tacizde bulundu'; 'Baba, kendi öz kızına tecavüz etti' gibi haberler gerçekte ne 'haber olmak' tanımı ile, ne de 'Adli olay' olmak yani 'Bir insanın bir insana yaptığı olarak' tanımı ile sınırlı kalmalıdır.


Büyük olasılıkla, o dedeler, o babalar böyle birşeyi rüyalarında görseler inanmazlardı. Peki, bu insanlar nasıl, neden bu duruma gelebiliyorlar?


Konu algılandığından çok daha geniş, çok daha kötü, çok daha vahimdir.


Şöyle açıklayayım: Akıldışı, ahlakdışı, barbar, insanlıkdışı, küresel, ve derin bir güç; en başta akıldışı-ahlakdışı moda türünü, akıldışı-ahlakdışı Amerikan ünlülerini, pılaj(plaj) gibi akıldışı-ahlakdışı mekanları, akıldışı-ahlakdışı müzik dünyası türünü, ve Türkiye'deki akıldışı-ahlakdışı ünlü türü dünyasını kullanıp Türkiye'ye akıldışılık, ahlakdışılık, barbarlık, vicdansızlık, merhametsizlik, insanlıkdışılık pompalamaya çalışmakta. Bu durum insanlardaki yeterli miktardaki Mia(Maoa) geni ile, ve Gdo ile birleştiğinde melek gibi insanlar bile canavar durumuna gelebilir. Ne diyorlar; 'Melek gibi adamdı, karısını ve çocuklarını neden öldürdü anlayamadık' diyorlar. Yani, melek gibi insanların bile şeytana dönüştürebildiği bir çağdayız; işte, suçluları suçlamak yerine, bu düzeneği anlamaya, ve yok etmeye çalışmak gerekir; nedir bu düzeneğin başı, öncelikle akıldışı-ahlakdışı moda.


Yani; sokaklar ahlakdışı giyim, televizyonda ahlakdışı giyimliler ve yarışmalar; radyolarda müzik diye barbarca, vahşice, abuksubuk şeyler; sıpor(spor) diyer barbarlıklar, vahşilikler; Tv dizisi diye barbarlıklar ve vahşilikler; Tvde filım(film) diye barbarlıklar ve vahşilikler; Tvde, reklam diye saçmasapan sözler ve hareketler; internette, moda diye cinsel sunumlu fotoğraflar; barbar, vahşi, ahlakdışı bilgisayar oyunuları; bir de zina, toplumsal alanlarda ahlakdışı giyimliğe, eşcinselliğe serbestlik veren hukuk; topluma mantık ve dostluk aşılamak yerine bölücülük ve düşmanlık getiren siyaset; kuşkusuz ki nefse köle beyinleri abuksubuk şeylere yöneltebilir. Yani ülkede 10 şey varsa 9'u yanlış bir durum var; bu durumda açık ki her insan doğruyu bulamaz. Yani bu durumda; bir Mars'lı görse ülkenin durumunu, delilik, herşey serbest sanabilir.


Yani, toplum cinsellik yani cinsel ahlaksızlık, cinsel utanmazlık tarafından sarılmakta, çevirilmekte, kuşatılmakta. Önce bu durumu, bu gerçeği görmek, anlamak gerekir, yani gerçekte avcılar da av.


Yani durum bireysel olay olmaktan çıkmış, toplumsal olgu durumuna gelmekte. Yani, bakın, hem 70 yaşında, hem öğretmen, hem de kendi öz torunu. Deli mi bu adam? Eğer deli değilse demek ki onu deliliğe iten, onun dışında bir delilik olmalı. Peki, dünyadaki en büyük, en kitlesel, en küresel, en genel delilik ne; kuşkusuz ki yetişkin insan dişisine ait akıldışı-ahlakdışı moda; yani görmek gerekiyor: Akıldışı, ahlakdışı, küresel bir güç modayı, ve yetişkin insan dişisini kullanıp insanlığı delirtmeye çalışıyor; yani yalnızca delirenlere değil, delirtenlere de bakmak gerekli. Cinsel suç ahlaksızlıkları ahlaksızlıktır ancak ahlakdışı moda daha büyük bir ahlaksızlıktır yani modayı, modanın yaptıklarını görmeyip, insanların ahlaksızlıklarını görmek eksikliktir. Gerçek ki insanları ahlaksızlıkla suçlayabilmek için, önce ülkede ahlaksızlığın yasak olması gerekir, yani hem ülkede ahlaksızlıkları serbest bırakıp hem de insanları ahlaksızlıkla suçlamak dürüst olmamak olur. Yani, cinsel suçlar suç da, ayıp da, utanç da; pılaj denilen yerlerde çocuklar, yetişkin insan dişisileri, yetişkin insan erkekleri, sütyen-külot, normal mi?


Türkiye'de bu tür olaylar oldukça, ve yayıldıkça küresel birileri bayram etmekte, sevinçten dörtköşe(dörtköşe) olmakta çünkü bu durum, bu olaylar o akıldışı-ahlakdışı-küresel-derin merkezin tuzağının Türkiye'de işlemeye başladığını; o merkezin Türkiye'de mayalanmaya başladığını göstermekte. Yani, gelecekte durum daha da vahim olacaktır, eğer 'Bilim ve ahlak' ülkesi olmak düzenine geçilmezse çünkü Batıda zina da, fuhuş da, porno da, eşcinsel evlilik de, ensestlik de, çıplaklık da, sokaklarda sevişmek de, eş değiştirmek de, uyuşturucu da serbest. Yani, Batının kuyruğuna değil 'Bilim ve ahlak'ın kuyruğuna takılmak gerekli. Medya da ya kasıtsız olarak ya kasıtlı olarak, bu tür haberleri vermek için didiniyor görüntüsü vermekte; yani en azından televizyonun böyle haberler vermesi yasaklanmalıdır, yani 'Eşeğin akılına karpuz kabuğu sokmak' durumuna gidilmemelidir, bu tür haberleri, üstelik de yoğun yoğun verip. Yani, bu işler küresel işler, ve ince tuzak işleri.


Yani durum açık ki 'Deveye sormuşlar, boyunun neden eğri?' durumu gibi bir durumda.


İnsanca, doğru, iyi, güzel bir dünya isteniyorsa; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' devleti, sistemi, düzeni olmak gerekir.


Yani, bu tür olaylar vahim de; bu tür olaylar bir de ülke açısından vahim, bunu da görmek gerekir yani yalnızca 'İnsanlar nereye gidiyor?' diye değil, 'Ülke nereye gidiyor?' diye de sormak gerekli.


Yani 'Ya bilim ve ahlak başa, ya kuzgun leşe' durumu var. Anlamak gerek.


Evet, dünya uzaylıların değil ancak akıldışılığın ve ahlakdışılığın işgali altında.


'Bilim ve ahlak' ülkesi kurup 'Durun' deyin bu tuzağa, ve gidişe.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.3.21/02.28

ÜÇ KADIN ÜÇ İDAM

 Bu yazımı insan dişisini kötülemek için değil; İstanbul sözleşmesi yandaşları, ve feministler gibi 'İnsan dişisini kurtarıcı, önder, lider, çözüm' gösteren; 'Kadına şiddet', ve 'Kadın cinayetleri' adı altında insan erkeği karşıtlığı ya da düşmanlığı oluşturan; şiddet sorununu, ve cinayet sorununu cinsiyet sorunu durumu olarak gösteren mantığa karşı yazıyorum.


Bu nedenle, örnek ki Hindistan'da, üniversite öğrencisi iki kızını ilahlarına kurban etmek için öldüren, üstelik de ikisi de öğretmen olan anneyi, ve babayı yani kadını, ve erkeği düşünmek bile bu konunun cinsiyet ile ilgisi olmadığını; insan dişisine şiddetin nedeninin insanın dişiliğinin de, erkekliğinin de olmadığını, sorunun her iki cinsiyetin dışında ve öncelinde nedenlere sahip olduğunu anlamaya yeterli olabilir. Bu nedenlerden biri Mia geni dediğim Maoa geni, biri akıldışı-ahlakdışı moda, biri akıldışı-ahlakdışı ünlüler, biri akıldışı-ahlakdışı medya türü, biri akıldışılıklara ve ahlakdışılıklara serbestlik veren siyasettir. Yani, ne insan dişisi tavşan, insan erkeği tazıdır; ne de insan dişisi tazı, insan erkeği tavşandır, yani durum 'Tavşan kaç, tilki tut' durumunun dışında bir durumdur yani tavşan olan 'insan', tazı olan da insanı akıldışı-ahlakdışı yapan sistemdir.


Türkiye. Karsantı'lı Ayşe. Yıl 1938. 1899 doğumlu Karsantı'lı Ayşe Adana meydanında idam edildi. Suçu: Yanlarında yaşadığı adamın karısını ve 4 yaşındaki çocuğunu, adamla evlenebilmek için zehirleyip öldürmek. Adana ilinin, Aladağ ilçesinin bir köyünden. Yani, olağan hayatında önce ilçeye gidecek, sonra Adana'ya yani ile. Belki de hiç görmediği Adana meydanında idam edilmeden önce gözleri ilçesinden, köyünden tanıdık birileri aramıştır, ya da idamını çocukların bile izlediği kalabalığa nefret, kin, düşmanlık ile bakmıştır; üzerinde köy giysileri, başı açık, saçları uzun. Darağaçında(Darağacında), ölü bedeninin gözleri de, ağızı da sımsıkı kapalı; belki de gözlerinde, aşık olduğu adamı sakladı, belki de hiç umursamadı dünyayı; gerçek ki 4 yaşındaki bir çocuğu bile öldürebilmek için oldukça insanlıkdışı olmak gerek.


İran. Yıl 2021. Kendisine şiddet uyguladığı savı ile kocasını öldürmekten idam cezası alan kadın kaldığı hapishanede idamdan hemen önce kalp kırizinden(krizinden) ölünce, kaynanasının yani bir kadının, 'Gelinimi darağacında görmek, idam taburesine tekmeyi ben atmak, ve bedeninin asılı durumunu birkaç dakika da olsa görmek istiyorum' dediği için, kalp kırizinden ölmüş gelini darağacına getirilip asıldı, ve kaynanasının isteği gerçekleştirildi; ölmüş kadın idam edildi. Yani, kadın kadına bunu yapıyor.


İran. yıl 2021. Kendisine şiddet uyguladığı savı ile kocasını öldüren kadını, para ile kısası kabul etmeyen kadının kendi öz kızı idam etti ki İran'da buna izin var. Yani öz kızı kadına bunu yapıyor.


Derim ki ne dişiye sığının, ne erkeğe; sığınmanız gereken tek şey; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tır; ne dişi çözümdür, ne erkek, tek çözüm, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tır.


Aşk ile değil; 'Bilim ve ahlak' ile yap. Saçmalamak değil; 'Bilim ve ahlak' güzel.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.3.21/02.24

26 Mart 2021 Cuma

CHP'DE İNCİR ÇEKİRDEĞİ DÜNYA DURUMU

 Toplumları, ülkeleri, devletleri, ekonomiyi, hukuku, sanatı, vatanları, demokrasiyi, laikliği, özgürlüğü, turizımı(turizmi), hayatı Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' yönetmeli iken ne yazık ki, ve ne acı ki bunlara aykırı dünyalar olan siyaset, ve ünlüler yönetmekte. Bu nedenle ki bir toplumu doğrular ile eğitmek o toplumun siyasetçilerini, ve ünlülerini eğitmekten başlar. Siyasetçiler, ve ünlüler ilgili yazılarımın nedeni, ve amaçı(amacı) budur.


Açık ki siyaset de, ünlüler de toplumu yanlış bilgilendirmekte. Örnek ki müzik dünyası 'Aşk' diye barbar, vahşi, bencil, sorumsuz, kölelik içerikli sözler; ve 'Sanatçı' diye, akıldışı-ahlakdışı giyim içinde, dövmeli, pirsingli, abuksubuk şeyler söyleyen, abuksubuk hareketler yapan tipler dolu.


Chp'nin Atatürk'e, demokrasiye, laikliğe, ve özgürlüğe aykırı bir dünya olduğu zaten 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'e aykırı durumu ile açıkta idi çünkü ne astrolojiye, sigaraya ve içkiye karşı çıkıyor, ne de zinanın, genelevlerin yani fuhuşun, ne eşcinselliğin, ne akıldışı-ahlakdışı modanın, ne pılaj(plaj), bar, pavyon, gecekulübü, sıtriptiz(striptiz) kulübü, otel havuzu gibi akıldışı-ahlakdışı mekanların serbestliğine; bu nedenle ki örnek ki kendini Atatürkçü gibi gösteren, Chp'ce de Atatürkçü gösterilen Sözcü gazetesinde astroloji köşesi, ve akıldışı-ahlakdışı ünlülerin üstelik de ahlaka aykırı fotoğrafları ile övüldüğü, onurlandırıldığı, gururlandırıldığı magazin köşesi var.


Gerçek ki ben ne 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'e uygun bir Atatürkçü gördüm; ne de 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, medenilik, sakinlik, israfsızlık, nefssizlik, ve inziva demektir' diyen Din hadisileri'ne uygun bir Müslüman gördüm.


Chp'nin, Atatürk'e aykırı bir dünya olması Altı ok'unda 'Bilim' ve 'Ahlak' olmamasından da belli durumda ancak görülmekte ki Chp'nin bir de 'İncirçekirdeği/İncir çekirdeği' gibi bir dünyası var ki bu dünya da genelde nefs, özelde ise gençlik, ve yetişkin insan dişisi üzerine kurulu durum göstermekte.


Chp'nin, içinde olduğu 'İncirçekirdeği' dünyanın son bir belirtisi de Chp başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun gençlere 'Sizden oy istiyorum neden biliyor musunuz? Beni özgürce eleştirin ve korkmayın diye sizden oy istiyorum' demesi oldu. Kemal Kılıçdaroğlu hesap uzmanı olmasına karşım biraz matematik yapalım:

ATATÜRK=BİLİM+AHLAK ise CHP=BİLİM+AHLAK olmalıdır

CHP=BİLİM+AHLAK ise gençlere, gençliğe

'BENİ ÖZGÜRCE ELEŞTİRİN DİYE SİZDEN OY İSTİYORUM' diye değil

'BİLİMSEL VE AHLAKÇI BİR ÜLKE YARATACAĞIM' demelidir.

Bu durumu simgeleştirirsek:

CHP'ye A diyelim, ATATÜRK'E YANİ 'BİLİM VE AHLAK'A B diyelim

GENÇLİĞE C diyelim

Bu durumda: 'A=B ise, ve A=C ise, B=C olmalıdır' olur ancak görülmekte ki Chp gençliğe 'Bilim ve ahlak' içinde bir dünya, ülke sözü vermek yerine 'Beni eleştirin' sözü vermekte. Gençlik Chp'yi ne ile eleştirecek, bilim ve ahlak yoksa çünkü beyinsel doğruya giden tek yol bilimdir, ruhsal doğruya giden tek yol ise ahlaktır. Yani, bilim ve ahlak dışlanmışsa ya da amaç yapılmamışsa eleştirmenin ne anlamı var, bu durumda açık ki eleştirme eğlence, laylaylom, keyif durumu olur. Yani, Chp demeli ki 'Beni; Atatürk'ün de dediği gibi; bilim ve ahlak ile eleştir, bilime ve ahlaka göre eleştir, bilim ve ahlak için eleştir'; ve sigara, içki bedensel sağlığa, ahlaka aykırılık da ruhsal sağlığa aykırıdır; peki bu durumda, Chp'yi eleştirmenin ne anlamı var çünkü Chp açık ki daha en başta apaçık yanlışlarını, Atatürk'e daha en başta aykırılığını bile görememekte, anlayamamakta, yani Chp dürüstse önce kendini kendi, Atatürk'e yani 'Bilim ve ahlak'a göre eleştirmeli, değiştirmeli.


Açık ki Akp'yi Chpden güçlü, üstün yapan temel şey Akp'nin ahlaka daha yakın biryerde durması yani Atatürk'ün 'Önce bilim ve ahlak' sözünün en azından yarısını yerine getirmesi oysa Chp açık ki ikisinden de uzak bir görünüm sergilemekte, yani 'Atatürkçü' bir gazetede astrolojinin, ve ahlakdışı ünlülere dalkavukluğun ne işi var?


Savaş düşmanın yapacağı doğru şeyleri düşmandan önce yapmakla kazanılır, doğru şeylerden uzak olmakla değil. Yani örnek ki Chp sigaraya, içkiye Akp'den önce karşı olmalıydı. Bu durumda örnek ki pılajlardaki ahlakdışılığa, zinanın suç olmamasına, eşcinselliğin serbest olmasına; astrolojinin, medyumluğun, falcılığın serbest olmasına; genelev, bar, pavyon, gecekulübü, diskotek, bay-bayan karışık masaj salonu gibi ahlaka aykırı mekanların serbest olmasına; toplumsal alanlarda akıldışı-ahlakdışı modanın serbest olmasına, magazin diye akıldışı-ahlakdışı ünlülerin baştaçı edilmesine, akıldışı-ahlakdışı Avrupa birliği'ne üyeliğe; kuaförlerin etek tıraşı(traşı) yapmasına; reklamların toplum mühendisliği, beyinyıkama(beyin yıkama), algı operasyonu yapmasına; medyada siyasi yandaşlığa; dansözlüğe, köçekliğe; Türkçeleri varken hijyen, etik, misyon, vizyon gibi sözcüklerin kullanılmasına, Türk çocuklarına yabancı adlar koyulmasına; anaokullarında ve okullarda İngilizce dersine; karşı çıkmak için henüz zamanı var.


Yani, Chp 'Gençsel', 'Dişisel' ve 'Nefssel' yani biyolojik değil 'Bilimsel, ahlaksal, ve nefssiz' yani ruhsal olmalı. Chp de, Atatürkçüler de bilmelileri ki Atatürk yaşıyor olsa idi sigarayı, içkiyi, toplumsal alanlarda ahlaka aykırı giyimi, zinayı, ahlakdışı pılajları önce kendisi yasaklardı çünkü Atatürk 'Önce bilim ve ahlak' diyen insandır ki kendisi ile çelişkiye düşmek istemezdi, yani 'Atatürk sigara, içki içiyordu, denize giriyordu' diye 'Hurra sigaraya, içkiye, denize' yanlış birşeydir, Atatürk'e de aykırı birşeydir, unutmayın ki Atatürk zamanında esnaf dükkanını kapatmadan, kilitlemeden camiye, lokantaya, helaya gidiyordu çünkü topluma, ülkeye ahlak egemen idi, bir de şimdi bakın, nerede ise sokaklarda çiftleşecekler.


Siyasi partilerle 'siyaset' değil; 'Bilim ve ahlak'ın ışığı ile 'Ziyaset' gerekli.


Laylaylom, laylaylom, laylaylom.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.3.21/08.17

DİN VE DİNZİVA

 Açık ki insanlığın temel sorunlarından biri de sözcükler çünkü görülmekte ki sözcüklerin doğru anlamıları(anlamları) bilinmiyor; örnek ki demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün temelinin, koşulunun 'Bilim ve ahlak' olduğu; dinin başka, dini inançın başka olduğu bilinmiyor; bu durum da açık ki akıldışılık, bilimdışılık, barbarlık, hile, sömürü, insanlıkdışılık dünya durumunda olan siyasetin ve özel sektörün işine geliyor, yani 'Ne kadar çok cehalet, akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı sistem o kadar çok güvencede ve ayakta' durumu. Bu nedenle ki toplumların ellerinde seçmen kağıtları, siyasi parti adları basılmış oy pusulasıları(pusuları) değil; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' diyen kitaplar olmalı.


Toplumlar dini inançı(inancı) kendilerine göre tanımlamakta, belirlemekte; insanlar da buna uymakta; dini inança uymak da din sanılmakta.


Oysa dinin puta tapmaktan başlayan bir özü ve amaçı var: Gerçek, ve ahlak. Bu nedenle ki ilk puta tapıcılıktan, günümüzdeki durumuna kadar dini inanç tarihi 'Gerçek'i arayış, ve 'Ahlaklı olmak' nedenlidir, amaçlıdır, işlevlidir. Bu durumu tarihte ilk kez Abraham(İbrahim) putları kırıp göstermiştir. Dinin 'Gerçeği ve ahlakı' aramak, istemek, içermek, bulmak demek olduğu durumunu tarihte ilk kez Muhammed 'Din bilim(ilim), ve ahlak demektir; bilim ve ahlak olmazsa din de olmaz' diye tanımlamıştır ki bilim gerçeği aramaktır, beyin için doğru olandır, ahlak ise insan ve insanlık için yani 'ruh için' doğru olandır.


Muhammed'in, dini tanımlayan sözleri(hadisleri) 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, israfsızlık, nefssizlik, ve inziva demektir' diyor. Görülmekte ki toplumlara, insanlara din diye bunlar öğretilmemekte; siyasi yandaşlık, düzene(sisteme)/kapitalizıma(kapitalizme) yandaşlık, gelenek, töre, tehdit, baskı, takıntı, saplantı, bağımlılık gibi şeyler öğretilmekte, bu da hem dine aykırılık hem de mantıksızlık yaratmakta, bunun sonuçunda(sonucunda) da örnek ki zinaya, fuhuşa, pornoya, çıplaklığa yani ahlaka yani dine aykırı şeylere izin veren ve kendilerine 'dinli' diyen devletler, ülkeler oluşmakta, örnek ki hem bikini diye ortalıkta sütyen-külot yani ahlaka aykırı dolaşan hem de kendilerine 'dinli' diyen insanlar görülmekte çünkü Din hadisileri'ne aykırılık yalnızca dinden değil mantıktan da uzaklaştırır.


Din hadisileri 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, israfsızlık, nefssizlik, ve inziva demektir' diyor ancak dinin en zirvesi 'inziva'dır yani 'Bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, israfsızlık, nefssizlik' ile inziva, yani 'Bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, israfsızlık, nefssizlik' özelliklerden yoksun, uzak olup toplumdan uzak, tek başına yaşamak değil.


'İnziva'nın dinin zirvesi olması doğrudur çünkü içi lav, kor, ateş dünyaya, ve içi bağırsak, bok, yağ, et, kemik, iğrençlik, tiksinçlik, mide bulandırıcılık dolu bedene sarılmak yerine bunlardan uzak durmak; kendini dünya ile de, beden ile de özdeşleştirmemek, eşitlememek; böyle bir dünyaya ve bedene yararlı şeyler yaparken böyle bir dünyaya ve bedene uşak olmamak örnek ki hayvan beslemek ancak kendini hayvan sanmamak, kendini hayvana benzetmeye çalışmamak, bedeni beslemek için yiyip içmek ancak kendini beden de, yenilen içilen şeyler de sanmamak ya da yapmamak mantıklı birşeydir; yani inziva mantıklı olmanın da göstergesidir ki mantık yoksa din de, dinlilik de olmaz zaten çünkü mantık hem bilimin hem de ahlakın temelidir, koşuludur, öncelidir.


Açık ki 'inziva' dinin taçıdır(tacıdır), zirvesidir; öyle ki toplum içinde bulunurken de inziva yani beden toplum içinde iken beyin, ruh Din hadisileri'nin tanımladığı dinde olmalı tıpkı hasta muayene eden, hastayı iyileştirmek isteyen ancak hastadaki hastalığı kapmak, almak istemeyen, hastası gibi hasta olmak istemeyen doktor gibi.


'İnziva'; içinde ya da yanında olmak ancak içi olmamak; beden olarak içinde ya da yanında ancak beyin ve ruh olarak dışında olmak.


Bu nedenle din 'Dinziva' olarak özetlenebilir yani en büyük amaçı ile. Yani inzivasız dinlilik dinlilik değildir ancak 'Bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, israfsızlık, nefssizlik' ile inziva.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.3.21/06.44

SİYASET VE ZİYASET

 Siyaset sözcüğünün anlamı ne olursa olsun, siyasetin günümüzdeki durumu siyasetin akıldışılık, mantıksızlık, bilimdışılık, ahlakdışılık, barbarlık, yalan, hile, insanlıkdışılık üzerine kurulu bir durum göstermekte. Örnek ki siyaset toplumları, insanları siyasi parti siyasi parti bölüyor ve bölünenleri birbirlerine düşman ediyor; savaş çıkarıyor; zina, fuhuş, porno, ensestlik, uyuşturucu, eşcinsel evlilik, toplumsal alanlarda mini şort diye külotla, bikini diye diye sütyen-külotla bulunmaya izin veriyor; genelev, sıtriptiz(striptiz) kulübü, bay-bayan karışık masaj salonu, sexshop gibi ahlaka aykırı şeylere izin veriyor; astroloji, medyumluk, falcılık gibi bilimdışı şeylere izin veriyor; ülkeleri, toplumları devlet devlet bölüyor, ve birbirlerine düşman ediyor; toplumlara, insanlara bilimdışılık, saldırganlık, barbarlık, düşmanlık öğretiyor; koronaya karşı savaşımda olduğu gibi koronaya karşı bilimsel önlemlerin alınmasını geciktiriyor; özelleştirme diye vatanın, milletin, devletin, kamunun fabrikalarını satıyor; kendisinden olmayanlara hakaret, küfür ediyor; yani insanların, toplumların, ülkelerin, insanlığın, dünyanın durumunun Muhammed'in de, Atatürk'ün de istediği durum olan 'Bilimsel ve ahlaklı' olmasını engelliyor. Açık ki siyaset için yalnızca oy, seçim kazanmak, iktidar olmak önemli; bilimsel ve ahlaklı olmak ne önemli, ne de amaç.


'Siyaset' açık ki 'çözüm' için getirilmiştir ancak geçmişindeki durumundan da, şimdiki durumundan da anlaşılmakta ki 'çözüm' olarak, Muhammed'in de, Atatürk'ün de tek çözüm gördüğü 'Bilim'i ve 'Ahlak'ı dışlayan bir çözüm ve dünya peşindedir ki bilime ve ahlaka aykırılık da çözüme, doğruya değil yanlışa, kötülüğe, ve insanlıkdıışılığa gider.


Bu nedenle gerçek ki siyaset yalnızca akıldışı, vicdansız, ve ahlakdışı bir durum değil, insanlıkdışı bir durum da almıştır artık ki bu durumdaki bir oluşumdan insana da, toplumlara da, insanlığa da, dünyaya da hayr gelmeyeceği açık.


Bu durumda açık ki çözüm 'Bilim ve ahlak'tan başka birşey değil. 'Siyaset'in toplum, ülke, ekonomi, hukuk, ve devlet düzenlemesi olduğu düşünülürse bu düzenleme ancak 'Bilim ve ahlak' ile doğru yapılabilir. Bu durumda durum ki ülkelere ve insanlığa 'siyaset' değil 'Bilim ve ahlak'ın birlikteliğinin ışığı olan 'ziyaset' gereklidir ki 'ziya' 'ışık' demektir.


Gerçek ki toplumlar, insanlar siyaset değil; 'Bilim ve ahlak' ile 'Ziyaset' istemelidir.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.3.21/06.42

MEDYA MODA ÜNLÜLER TURİZM VE SİYASET İLE ŞİDDET CİNAYET VE CİNSEL SUÇLARIN TAHRİKİ DURUMU

 Durum ki İstanbul sözleşmesi uygulansa Türkiye'ye akıldışılık-ahlakdışılık egemenliği, baştaçı edilmesi, yönetimi egemen olacak; uygulanmazsa da Türkiye'de aile içi tehdit, toplumsal alanlarda tehdit, aile içi şiddet, aile içi cinayet, kadın cinayeti, kadına şiddet, cinsel suç, şiddet tahrik edilecek yani Türkiye İstanbul sözleşmesi'ni uygulasa da uygulamasa da zarar edecek durumu kurgulanmış. Her iki durumda da örnek ki çocuklar babalarına, kadınlar kocalarına, öğrenciler öğretmenlerine, memureler amirlerine, işçiler patronlarına cinsel içerikli suç tehdidi, şantajı yapabilecekler durumu oluşabilir yani örnek ki çocuklar babalarına istediklerini yaptırabilmek için 'Seni bana cinsel tacizle suçlarım' tehdidi, şantajı bile yapabilirler, kocalarından boşanmak ya da kurtulmak isteyen kadınlar kocalarını yapay şiddet suçlamaları, yalanı, iftirası ile tehdit, şantaj ya da çocuklarını kocalarına karşı tehdit, şantaj, yalan, iftira araçı(aracı) olarak kullanabilirler durumu oluşabilir; bu durumun önlenmesi için açık ki Yalan makinası zorunludur, ifadeler, tanıklar, ve raporlar geçerli olmamalıdır, örnek ki anne ve kızı kocanın kızına cinsel taciz ettiğini ileri sürse koca masumluğunu büyük olasılıkla kanıtlayamaz, ve adalet yanlış gerçekleşir, bunu yapabilecek kadınlar ve çocuklar yok mu dünyada, var, öyle ise bu duruma karşı Yalan makinası ile önlem alınmalıdır yoksa hukuk, yargı, adalet 'Masumu suçlamak, suçluyu serbest bırakmak' olarak gerçekleşebilir; yine örnek ki sınavdan geçmek isteyen bir kız öğrenci öğretmenini 'Bana iyi not ver yoksa seni cinsel tacizle suçlarım' dese öğretmenin durumu ne olur? Açık ki İstanbul sözleşmesi ya da Avrupa birliği Türkiye'yi de, dünyayı da, insanlığa da akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı, vicdansız, merhametsiz, şizofren bir duruma götürmek olasılığı içinde bulunmakta ki böyle medeniyet de, hukuk da olmaz.

  Örnek ki '80 yaşındaki dedenin 10 yaşındaki torununa cinsel tacizi', ve 'Babanın kendi öz çocuğuna cinsel tacizi' gibi olaylar, ve haberler gerçekte büyük bir sorunun belirtisilerindendir(belirtilerindendir). Bu tür olayların temel nedeni savım ki benim Mia geni dediğim, bilimin Abd'den dolayı 'Maoa geni' dediği, ve insanlığın başının temel belası olan, tüm kötülüklerin biyolojik temel nedeni olan, ve yok edilmesi zorunlu gendir. Açık ki akıldışı, ahlakdışı, barbar, vicdansız, utanmasız, küresel, derin ve Batı kökenli bir merkez dünyaya ve insanlığa akıldışılık, bilimdışılık, mantıksızlık, ahlaksızlık, utanmazlık, barbarlık, şiddet, vicdansızlık, insanlıkdışılık pompalamak için çalışmakta. Bunun için de moda, ünlü, medya, turizım(turizm), siyaset, sanat, bilgisayar oyunu, sivil toplum örgütü, ve cinsellik gibi konuları da kullanmakta; Mia geni'ni tahrik edici şeyler yapmakta, yaptırmakta; birileri de farkında olmadan da olsa bu oyuna alet olmakta. Bu nedenle ki 21. yüzyıl, böyle bir merkez için genelde insanlığa karşı ajanlık, özelde ise Türkiye'ye karşı ajanlık, ve yetişkin insan dişisini cinsel olarak da sömürmek, utanmazlığa yöneltmek çağıdır; bu nedenle ki Tv reklamları bile yetişkin insan dişisini sömürmeye ve kullanmaya yönelik bir dünya içermekte. Oluşan durum da 'Tavşan kaç, tilki tut' benzeri bir durumdur yani biryandan şiddete karşı çıkar gibi görünmek, biryandan da şiddete neden olacak şeyleri pompalamak. Bu duruma: MEDYA: Örnek ki Tvde; şiddet, cinayet, cinsel taciz, şiddet, ve cinayet haberleri vermekle; akıldışı-ahlakdışı reklamlar yayınlamakla; ahlaka aykırı filımlar(filmler), ahlaka aykırı diziler, şiddet/cinayet içerikli filımlar ve diziler, magazin adı altında ahlakdışı ünlüleri övmek içerikli ünlüleri, yarışmalar, eğlenceler yayınlamakla; MODA: Akıldışı, ahlakdışı; cinsel utanmayı dışlamış; genelde beden, özelde ise cinselliğe köle bir dünya yaratmakla; insanlığı akıldışı, ahlakdışı, barbar, vahşi, ilkel bir dünyaya özendirmekle. ÜNLÜLER: Örnek ki akıldışılık ya da ahlakdışılık ya da hem akıldışı hem de ahlakdışı olmakla yani topluma akıldışı, ahlakdışı, kötü, yanlış, olumsuz örnek olmakla; TURİZIM: Örnek ki pılaj, bikini, mayo adı altında sütyen-külot, bay, bayan, çocuk karışık, akıldışı-ahlakdışı durumu ile; SİYASET: Muhammed'in ve Atatürk'ün de istediği gibi 'Bilim ve ahlak' üzerine bir ülke, devlet, vatan, toplum, ve hukuk kurmak yerine zina, eşcinsel evlilik, genelev, sıtriptiz(striptiz) kulübü, bar, pavyon, akıldışı-ahlakdışı pılaj gibi şeylere izin, serbestlik vermekle yani 'Bilim ve ahlak'a, Muhammed'e, ve Atatürk'e aykırı davranmakla; neden olmak durumu göstermekte. Düşünün: Televizyonda her gün, sabahtan geceye kadar şiddet, cinayet filımları, dizileri gösterilse toplum suçsuzluğa mı yönelir, suça mı? Televizyonda her gün, sabahtan geceye kadar intihar filımları, dizileri, belgeselleri gösterilse ülkede intihar oranı artar mı azalır mı? Düşünün ki her gün aile içi cinsel suç haberileri, şiddet haberileri, cinayet haberileri yayınlansa bu tür suçlar artar mı, azalır mı? Öyle ise neden şiddet, cinayet, cinsel suç haberlerinin yayınlanmasının da bu tür olayları önlemek yerine arttıracağı düşünülmüyor? Yoksa ülkeyi yönetenler üniversite mezunu değil de ilkokul terk mi? Televizyon akıldışı, ahlakdışı haberlerle, reklamlarla, filımlarla, dizilerle, yarışmalarla, eğlencelerle, magazinlerle, ünlülerle dolu; internet akıldışı-ahlakdışı moda reklamları ile dolu; sokaklar akıldışı-ahlakdışı moda ile dolu; zina serbest, genelev serbest, bay-bayan karışık masaj salonu serbest, toplumsal alanlarda mini şortla/külotla, pılajlarda bikini/mayo/sütyen-külotla dolaşmak serbest; magazin diye akıldışı-ahlakdışı ünlüleri övmek, baştaçı etmek, onurlandırmak serbest; filım, dizi, müzik, moda diye akıldışı-ahlakdışı insanları geçimlendirmek ve ünlendirmek serbest; bu durumda, toplumun alim, alime olması mı bekleniyor ya da isteniyor? Açık ki biryandan hertürlü suçun oluşmasını tahrik edici durumlar var, biryandan da sütten çıkmış ak kaşık oynamak durumu var. Gerçek ki hayvana zulüm vicdansızlık ise ahlakdışılık da insana, topluma, ve insanlığa vicdansızlıktır çünkü ahlakdışılıkçılık en büyük vicdansızlıktır, vicdansızlıkların temelidir; ahlakdışılığa neden olan şey de nefse köleliktir ki ahlaksızlık da nefse köleliktir, ve ahlak öncelikle 'Toplumsal alanlarda ahlaka uygun giyimlilik' ile başlar, bu nedenle ki öncelikle, toplumsal alanlarda ahlakdışı giyimlilik yasaklanmalıdır. Gerçeğe ve doğruya gidilmek isteniyorsa; ülke de, dünya da, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'a göre düzenlenmelidir, ve bilime ve ahlaka aykırı şeyler yasaklanmalıdır yoksa demokrasi de, laiklik de, eğitim de, ekonomi de, hukuk da insanlıkdışılığın elinde oyuncak olur, ve kötülük iyiye karşı zafer ve egemenlik kazanır. Vicdan ve adalet istiyorsanız önce ahlakı isteyin çünkü ahlakdışılık da vicdansızlıktır, üstelik de suçlara neden olan. Bu nedenle ki 'tahrik olmak' kadar 'tahrik edici giyim' de sorun olmalıdır; bu nedenle ki açların gözleri önünde kendine duyarsızca, utanmazca, ahlaksızca ziyafet çekmenin de olumsuz sonuçları olabilir. Yani, Nasreddin hoca'nın da dediği gibi 'Ev sahibi suçlu da hırsızın hiç mi suçu yok?' durumu. Durum ki masum bir dünya isteniyorsa ahlaklı bir dünya da istenilmelidir çünkü ahlakdışılık, ahlaka aykırılık da masumluk değildir. Gerçek ki aile içi şiddete de, kadına şiddete de, cinsel suçlara da, kadın cinayetilerine de karşı olmak ahlaka aykırılığa da karşı olmayı gerektirir yoksa durum ahlakdışılık denilen dala oturup ahlakdışılıkları kötülemeye benzeyen şizofrenik, mantıksız, ikiyüzlü bir durum olur. Açık ki takıntı yumağı, saplantı örgüsü, moda köleliği, ve para harcama bağımlılığı içindeki yetişkin insan dişisi türü akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı modanın ve 21. yüzyıl sömürgeciliğinin baştaçı, insanlığın ise en zayıf halkası durumu göstermekte. Bu nedenle ki yetişkin insan dişisi için de, insanlık için de tek doğru yol Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' demokrasisi, laikliği, özgürlüğü, devleti, vatanı, ülkesi, toplumu, ekonomisi, eğitimi, hukuku, sanatı, ve dünyası olmaktır yoksa eski paraların yeni paraları ortalıktan yok etmesi gibi ahlakdışılık da ahlakı ortalıktan yok eder. Yani hem akıldışı, ahlakdışı herşeyi serbest bırakmak, baştaçı etmek hem de yalnızca bu durumun sonuçları olan suçluları suçlamak hem gülünçlük, hem mantıksızlık, hem vicdansızlık, hem onursuzluktur. Toplumsal alanlarda ahlak olmalı; ahlakdışılık değil. Toplumsal alanlar doğru ortak değerler içindir, ruhun çirkefliklerini, utanmazlıklarını, yozluklarını sergilemek yeri değil. Açık ki İstanbul sözleşmesi uygulanırsa Türkiye'ye akıldışılık-ahlakdışılık pompalanacak; uygulanmazsa da cinsel suçlar, ve kadına saldırı durumu türlü yollarla, türlü yöntemlerle tahrik, teşvik edilecektir; yani 'Tavşan kaç, tilki tut' durumu yapacaktır. Yani, aşağısı sakal, yukarısı bıyık durumu. Buna karşı tek önlem; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak devleti' olmaktır, ve yargıda yani ceza davasılarında(davalarında), cinsel suç davasılarında, ve boşanma davasılarında Yalan makinası zorunluluğudur; bu nedenle yalnızca İstanbul sözleşmesi'nden değil Avrupa birliği'nden de çıkılmalıdır, ve Türkiye 'Bilim ve ahlak' devleti kurup tüm insanlığın, ve tüm dünyanın önderi, lideri, merkezi, ölçütü olmalıdır. Ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrimin, bilimin, hukukun, demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün, eğitimin, devlet yapısının, ve evrenin zirvesidir; dışlanamaz. Çözüm 'Siyaset' değil; 'Bilim ve ahlak' ile 'Ziyaset. Necdet Gürçiftçi Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 26.3.21/11.24

MERKEZ BANKASI'NIN YENİ BAŞKANINDAN DA ÇÖZÜM BEKLEMEK NEDEN MANTIKSIZLIK DURUMU

 Önce mantık çünkü mantık hem doğruyu istemenin yani dürüstlüğün belirtisidir, hem de konular konusunda bilgili olmadan, durumda yanlışlık, tutarsızlık, mantıksızlık olup olmadığını saptar yani mantık ön eleme gibidir.


Felsefe de, edebiyat da; felsefeci de, edebiyatçı da her konu ile ilgilenmek zorunda çünkü yoksa bunlar bilginin dünyası değil cehaletin dünyası, doğrunun dünyası değil zevkin dünyası; topluma doğru örneklik değil yanlış örneklik durumu olurlar, yani eğlence dünyası, sözcük dansözlüğü olurlar; yani felsefe de, edebiyat da topluma doğruyu göstermek zorunda yoksa gidecekleri yer saygısızlık görmek, ve önemsizlik olur.


Ekonomi bilimi konusunda, özel, derin hiç bilgili olunmadan da Merkez bankası'nın yeni başkanının da ekonomiye çözüm olup olmayacağını anlamak mantık ile olanaklılık gösterir.


Merkez bankası'nın yeni başkanı üniversite ne okumuş? İşletme bölümünü okumuş. İşletme ekonomisi ekonomi biliminde 'Mikro ekonomi' denilen daldır, ulusal ekonomi ise makro(büyük) ekonomi bilimidir; durum örnek ki motosiklet sürücüsü olmak ile Tır(tır) sürücüsü olmak arasındaki fark gibidir, ikisi de sürücüdür ancak dalları farklıdır; işletme bilimcisi işletmenin nasıl doğru yönetilmesini bilir, ekonomi bilimcisi de ülke ekonomisinin nasıl doğru yönetilmesi gerektiğini bilir.


Ekonomide temel sorun gerçekte; ekonomiyi yani devleti 'Devlet gibi yönetmek' değil de 'Şirket gibi yönetmek' isteminin sonuçlarından biridir oysa şirket bile devlet gibi yönetilmelidir yani vatanına, toplumuna, devletine, ahlaka, insanlarına yararlılığı temel, birinci ilke yapmakla oysa özel sektör ya da kapitalist önce ve yalnızca kendini düşünen bir dünya türüdür, bu nedenle ki eftenpüften nedenlerle bile işçiyi tazminatsız olarak bile işten çıkarmak hakkına sahip yani vatandaş, insan, ülke, adalet, vicdan, bilim, mantık, dürüstlük, medenilik gibi dünyalar özel sektörün amaçları değildir. Bu nedenle ki ekonominin temel sorunu 'Devletçi' olmamaktır, devletin temel sorunu da bilimci ve ahlakçı olmamaktır, bu nedenle ki zina, eşcinsel evlilik, toplumsal alanlarda sütyen-külot gezmek, genelev gibi şeyler bile serbest.


Ekonomideki ikinci sorun siyasi iktidarın faiz karşıtlığıdır ki bu da bilimsel bir nedene değil dini inança(inanca) dayanmakta oysa bilimde dini inanç konuya katılmaz çünkü dini inanç zaten bilime aykırı bir dünya türüdür. Enflasyon varsa kuşkusuz ki faiz de olur, enflasyon yüksekse faiz de yüksek olur. Faiz dine aykırı birşey değildir, paranın geliridir, tıpkı evin kira geliri gibi, ticaretin para kazanması gibi, herşeye zam gibi ki özellikle enflasyon da varsa insanların paralarının en azından değerini korumak istemeleri mantıklıdır. Faize karşı olanlardan faizsiz olarak 1 milyon Tl isteyin bakalım, verecekler mi, ve devlet bankasılarından(bankalarından).


Devlet faize karşı ise öncelikle kendisi faiz almamalıdır; örnek ki devlet bankasıları faizsiz borç vermeli. Neden veremiyor çünkü özel bankalar yüksek faizle borç(mevduat) toplarlarken devlet bankası faiz vermeden borç toplayamaz ancak açık ki devletin yani devletin bankasının zaten vatandaştan borç toplamaya gereksinimi yoktur çünkü paranın kaynağı zaten devlettir yani devlet bankası vatandaştan para toplamadan da vatandaşa borç(kıredi/kredi) verebilir, ve faizsiz borç verebilir ancak devletin bunu yapabilmesi için gelire sahip olması gerekir ancak devletin gelir kaynakları, fabrikaları, madenleri, kaynakları, serveti özel sektöre satılmakta yani devlet 'Emek karşılığı gelir' türünden yoksun kalmakta. Açık ki temel sorun devletin, ülkenin, ekonominin devletçi olmaması; bu nedenle ki vatanın, devletin, milletin, kamunun fabrikaları, madenleri, kaynakları, serveti kapitalistlere satılmakta, adına da 'özelleştirme' denilmekte.


Açık ki faizin yüksek olması özel sektörün yatırımlarını düşürmez, düşük olması da yükseltmez çünkü faiz yüksek de olsa sonunda biter, ve sürümden kazanç ile faizden katkat gelir sağlanır, faiz düşük olsa da işler kötü ise yatırım yapılmaz; yani işler iyi ise faiz oranı kapitalisti çok etkilemez, yani 'Kaz gelecek yerden tavuk' esirgemez durumu olur.


Şimdi mantık kullanıp Merkez bankası başkanının da ekonominin düzelmesi konusunda umut, çözüm beklemenin yanlış olduğunu görelim: Adam işletme bölümü mezunu, tıpkı önceki iki Merkez bankası başkanı gibi ki onların da ekonomide başarılı olamayacaklarını çünkü ekonominin işletmeci değil ekonomici(ekonomist) gerektirdiğini vurgulamıştım.


Peki, ülkede bunca ekonomi Pırof'u(Prof'u) varken neden ille de işletme mezununda ısrar edilmekte? Bunun temel nedeni açık ki 'Devleti devlet gibi yani bilim ve ahlak ile yönetmek' yolunun değil de 'Şirket gibi yönetmek' yani 'İşletme gibi yönetmek' yolunun seçilmiş olmasıdır.


Yani; çocuk doktorularının(doktorlarının) bile 'Ben büyüklere bakamam, ben yalnızca çocuk hastalıklarından anlarım' dediği ya da beyin doktorunun bile 'Ben karaciğere, dalağa, böbreğe bakamam, ben yalnızca beyine bakabilirim' dediği bir ülkede, ve dünyada ekonominin başına işletmeci getirmek açık ki daha en baştan mantıksızlıktır ve tutarsızlıktır ki bunun sonuçunun(sonucunun) da başarısızlık olacağı daha baştan bellidir(açıktır), yani 'Görünen köy kılavuz(klavuz/yol gösterici) istemez' durumu yani şair roman yazdırmak, türkücüye şarkı söyletmek, veterineri doktor olarak kullanmak isteme durumu gibi bir durum durumu.


Demek ki çözüm neymiş? 'Devletçilik' imiş; ve devletin de 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed'in de, 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilimci ve ahlakçı' olması.


Yani; işletmeci ile ulusal ekonomi yönetimi, ulusal ekonomici ile de işletme ekonomisi yönetimi olmaz oysa Berat Albayrak da işletme fakültesi mezunu idi, sonraki iki Merkez bankası başkanı da işletme fakültesi mezunu. Mantığa göre açık ki yeni gelen de gidici çünkü ekonomi yani devlet başka dünya; işletme yani şirket başka dünya.


Yani 'ÖNCE MANTIK'.


Ancak açık ki siyaset zaten bilime ve ahlaka yani mantığa aykırı bir dünyadır çünkü siyaset demek siyasi parti siyasi parti toplumu, vatandaşları bölmek, bölünenleri de birbirlerine düşman etmek üzerine kurulu bir dünyadır ki böyle bir dünyadan çözüm beklemek de daha başta mantıksızlıktır.


Doğruyu seçmeyenler doğruyu bulamazlar.


Yani 'ÖNCE MANTIK'.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.3.21/07.06

SEKSENLER DİZİSİNİN 'OKUL YOLU SOKAK'I SONUNDA ÖĞRENCİLERE KAVUŞTU

 Trt1 televizyonundaki Seksenler dizisi pekçok mantıksızlık, ve insanlıkdışılık yani yanlış içerse de ailecek izlenilebilecek, ve genelde toplum üzerinde, özelde ise çocuklar üzerinde olumsuz etki oluşturmayacak dizilerden biri, belki de teki.


Bu dizide dikkatimi çeken insanlıkdışılıklardan yani yanlışlardan biri şu: 'Pılakçı(Plakçı) Ergun denilen barbar, ilkel, vahşi kişi baştaçı edilirken; tiyatrocu kişi yani tiyatrocu yani sanatçı kişi ile, ve Basri adlı erdemli yani filozofik kişi ile dalgageçilmekte/dalga geçilmekte; kuşkusuz ki bunlar toplum üzerinde de, çocuklar üzerinde yanlış ve kötü etkiler oluşturabilir; yani sanatçının, ve felsefecinin, filozofun aşağılanması durumu.


Mantıksızlıklardan biri örnek ki şu idi: Mahallenin akıl önderi gösterilen Fehmi, 'Bu adam bu aşırı kilo ile nasıl ölmüyor, nasıl yaşayabiliyor?' diye düşünmemin üzerinden 2-3 hafta geçtikten sonra kalp kırizi(krizi) nedeni ile öldü; çünkü adam normalin 2 katı kiloya sahipti, üstelik o yaşta yani 60'lı yaşta. Yani, bir mahalleye, ve topluma 'Akıl insanı2 olarak gösterilen birinin, sağlığına, kilosuna dikkat etmesi gerekir.


2014 yılında yani 6 yıl önce internette yayınladığım ve adı 'SEKSENLER DİZİSİ HANGİ OKULA GİDİYOR?' olan yazımda dediğim mantıksızlıklardan biri de şu ki bu dizide, Sami'nin pastahanesi ile Fehmi'nin apartmanı arasından geçen ve adı 'Okul yolu sokak' olan dar bir sokak var. Ancak bu sokağın adı 'Okul yolu sokak' olmasına karşın bu sokaktan neredeyse her tür insan geçiyordu ancak hiç öğrenci geçmiyordu. Gördüm ki iki bölümdür bu sokaktan öğrenciler geçmekte, ve Sami'nin pastahanesine de doluşmakta.


O yazım şöyle:

'SEKSENLER DİZİSİ HANGİ OKULA GİDİYOR?


Dizi pek izlemem; yerli dizileri pek pek daha izlemem; yabancı dizilerden ise çekimsel ve senaryosal birer zeka ürünü polisiye dizileri izlerim yapacak birşeyim yoksa ancak Seksenler dizisi de zamanım varsa izlediğim ender dizilerden biridir; her ne kadar koca koca bayanları birer lise, üniversite öğrencisi gibi gösterse de. Seksenler dizisinde, Doksanlar dizisinde olmayan bir özgünlük, doğallık, yerellik, güzellik, inandırıcılık, dıram(dram) var bence. Oyuncuların her biri de rollerini gerçekten olağan, doğal, inandırıcı, samimi oynuyorlar.


Dün akşam, bu dizide bir şey fark etdim(ettim). Sokağın adı. Sokağın adı 'Okul yolu sokak' ancak ben bugüne kadar o sokaktan gelip geçen hiç öğrenci görmedim. Sokağın adı 'Okul yolu sokak' olduğuna göre o sokak en az bir okulun yolu üstünde olması gerekmez mi? Yani hiç öğrencilerin gidip gelmediği bir okul yolu sokağı mı olur? Tek bir öğretmen bile gelip geçmiyor. Ayrıca sokağa taşınan ve perdelerini hiç açmayan birisi ya da birileri vardı, o ne oldu? Arada unutulup gitdi mi senaryoda? Bazan senaryocularda unutkanlık olur da.


O sokağın adını ya değiştirmeliler ya da o sokağa birkaç tane olsun öğrenci, bir tane olsun öğretmen koysunlar bence.


Necdet Gürçiftçi

İnternetde yayınlandığı zaman: 26 şubat 2014/09.14'.


İki gündür görmekteyim ki Seksenler dizisinin Okul yolu sokak'ı çok geç de olsa sonunda öğrencilere kavuşmuş durumda.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.3.21/07.09