31 Ekim 2020 Cumartesi

ALLAH'I KÖTÜ GÖSTEREN SÖZDE MÜSLÜMAN TÜRÜ

 Farkındasınızdır ki kendileri ile ilgili güzel, iyi şeyleri hep 'Allah verdi' olarak tanımlayan Müslümanlar var. Örnek ki bebekleri olunca sevinirler, 'Allah verdi' derler; ev sahibi olduklarında, sevinirler, 'Allah verdi' derler; araba satın aldıklarında, sevinirler, 'Allah verdi' derler; bir kazadan, beladan kurtulduklarında, sevinirler, 'Allah kurtardı' derler yani dünyevi bir başarı kazandıklarında 'Allah verdi' derler oysa dinin görevi, amaçı(amacı) insanlara, bireylere dünyevi başarılar, dünyevi zaferler, dünyevi mülkler, dünyevi hazlar, dünyevi mutluluklar vermek değildir, ancak konu topluma geldiğinde, Allah'ı bir 'Gazab, azab, felaket, kötülük, zarar verici varlık' olarak gösterirler, örnek ki salgın hastalıkları, depremleri, kuraklıkları. Gerçek ki bu durum toplumlara, dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir' Din hadisileri'nin öğretilmemesinden, üstelik de bu hadislere yani bu din tanımına aykırı şeyler öğretilmesinden ileri gelir ki bunun da nedeni öncelikle siyasi partiler yani siyaset, özel sektör, ve tarikat, cemaat gibi şeylerdir çünkü açık ki bunların varlıkları da, çıkarları da dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir' Din hadisileri'ne aykırı özelliktedir; örnek ki Din hadisileri 'Sultanlarla düşüpkalkan alimle bile hırsızdır' deyip sultanlığı, hükümdarlığı kötülemesine karşın sultanları, hükümdarları öven, baştaçı eden, ve kendilerine 'Müslüman, İslamcı, dinli, dinci' diyen siyasi partiler, siyasetçiler, ve sultanlıkla/hükümdarlıkla yönetilen ve kendilerine 'Müslüman, İslamcı, dinli, dinci' diyen devletler var.


Ağızlarını açıyorlar 'Depremi Allah verdi' diyorlar, ağızlarını kapıyorlar 'Koronayı Allah verdi' diyorlar. Sonra da 'İslamiyet dünyanın en güzel dini' diyorlar, 'Allah güzeli sever' diyorlar. Bu mu yani güzellik? Demek ki kendini dinli sanan birilerinin 'güzellik' kavramında, 'güzellik' anlayışında bir sorun var. Kim kime der 'Bana güzellik olarak bir kötülük yap' diye ki Allah ya da din insanlara güzellik olarak kötülük yapsın? Allah; bebeği, malı, mülkü Allah veriyorsa, dini tanımlayan Din hadisileri'ne bile aykırı insanlara, Müslüman olmayan insanlara bile bebek, mal, mülk verirken, toplumlara neden kötülük versin, kötülük yapsın? Dini tanımlayan Din hadisileri diyor ki 'Din önce mantıktır', bu nedenle ki akılı(aklı) olmayanlar yaptıklarından sorumlu tutulmazlar.


Yani hiçdeğilse bu durumu genelleştirmeyin, mutlaklaştırmayın çünkü bu denilenler Allah'ı, İslamiyet'i ve Müslümanları kötülemektedir. İslamiyet size 'Bilim öğrenin, bilim Çin'de de olsa öğrenin' diyor; Allah'ı, İslamiyet'i, dini kötüleyin demiyor.


Biri sizin evinizi yıksa ya da size hastalık bulaştırsa onu över misiniz; peki öyle ise neden Allah'ı kötü şeylerle anmaya çalışıyorsunuz? Bırakın, Allah'ın işi Allah'adır, sizin işiniz sizedir; her işinize, herşeye Allah'ı karıştırmayın; siz dini tanımlayan Din hadisileri'ne uyun, gerisine karışmayın. Yani bir de çok tuhaf; Allah ya da din insanlara olan kötülüklerle övünen, mutlu olan insanları nasıl sevebilir; apartmanlar, evler müteahitin ya da belediyenin inşaat bilimine yani bilime yani dini tanımlayan Din hadisileri'ne yani dine uymaması sonuçu(sonucu) yıkılmışsa bunun nedeni olarak Allah'ı ya da dini nasıl sorumlu gösterebilirsiniz; örnek ki Japonya'da, 7 şiddetindeki depremde konutlar yıkılmıyorsa falan ülkedeki 4 şiddetindeki depremde konutlar neden yıkılıyor; Abd'de ortalama yaşam(hayat) süresi 80-90 iken Afrika'da neden 30-40; hasta olsanız ameliyatınızı en gelişmiş bir ülkede, en gelişmiş bir hastahanede değil de Afrika'daki ilkel bir hastahanede mi olmak istersiniz, peki her iki yerde de Allah yok mu; neden herşeyinize, her işinize, herşeye Allah'ı karıştırıyorsunuz, Adem ile Havva'yı bile Cennet'ten kovmuş Allah sizi neden baştaçı(baştacı) etsin, ve kovuldukları bu yalan dünyaya önem, değer versin, sizinle ilgilensin, üstelik alim/alime/derviş/evliya bile değilseniz? Siz değil misiniz ahlaka, dine aykırı sözde sanatçılara bile 'Diva, Sanat güneşi, Mega' diyenler; öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmüş, dine de, Türklüğe de, insanlığa da aykırı sultanları baştaçı edenler; zinayı, eşcinsel evliliği, ahlakdışı modayı, ahlakdışı pılajları(plajları), genelevleri, barbarları, pavyonları, sıtriptiz(striptiz) kulübülerini(kulüplerini) serbest bırakanlar peşlerinden koştuğunuz ve 'Müslüman' dediğiniz siyasetçiler, siyasi partiler değil mi? Durum böyle iken dini anladığınızı, bildiğinizi ve dinli olduğunuzu nasıl söyleyebilirsiniz?


Bilirsiniz; Muhammed öldüğünde, Ebubekir 'Her kim, Muhammed öldü derse öldürürüm' demişdi; açık ki her kim, Allah'ı kötü gösterirse Müslüman değildir.


Öyle ki bu cehalet 'Güzel ahlak', 'Bilimin kötüsü' gibi sözler de demekte çünkü bilmemekte ki ahlak zaten güzeldir, ve ahlak önce güzeli değil doğruyu arar ve ister; ve bilimin zaten kötüsü olmaz çünkü bilim zaten doğru, iyi ve güzel şey demektir.


Din demek; dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir; din bilim(ilim) demektir, bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin, bilim yoksa din de olmaz; din ahlak demektir, ahlak yoksa din de olmaz; din utanmak demektir, utanmak yoksa din de olmaz; din vicdan, merhamet demektir, vicdan ve merhamet yoksa din de olmaz' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı, açıkladığı, öğrettiği, sevdirdiği din demektir.


Dini inanç ise bilime aykırılık olduğu için; cehalet, nefs içindeki insanların da; barbarlık, vahşilik içindeki insanların da kendilerini tatmin, mutlu etmek için dadandıkları bir dünyadır ki örnek ki terör dine aykırı olmasına karşın dini inanç savlı terör örgütülerini(örgütlerini) de, siyaset dine aykırı olmasına karşın dini inanç savlı siyaseti de, hükümdarlık dine aykırı olmasına karşın dini inanç savlı hükümdarlığı da yaratan bu durumdur oysa Din hadisileri'nin tanımladığı din 'Önce bilim(ilim), mantık, ahlak, vicdan, medenilik, ve nefssizlik' dediği için cehalete de, nefse de, barbarlığa da kapalıdır.


Açık ki dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir' Din hadisileri'ni bilmeyen Müslümanlar var. Bunlar; örnek ki koronayı, depremleri Allah'ın gönderdiğini söylerler; 'Koronayı Allah gönderdi, depremi Allah gönderdi' derler, hastalıkları ve doğal felaketleri hep 'Allah'ın gazabı' olarak gösterirler, ve suçluların Cehennem denilen yerde işkence göreceklerini söylerler, kuşkusuz ki bu durum Allah'ı, ve İslamiyet'i kötü göstermek demektir, ve dünyada 'İslamofobi' denilen şeyin üremesinin nedenlerinden de biridir, ve bir de bir siyasi parti yandaşı iseler, o partiyi seçmemiş illerdeki deprem gibi doğal olaylara sevinirler; bir de içlerinde, öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanılarını(sultanlarını) övenler, baştaçı edenler bile var; gerçek ki bu durum yalnızca Din hadisileri'ne yani dine değil akıl-ruh sağlığına da aykırıdır çünkü din insanları ve toplumları cezalandırmak değil, onlara dini tanımlayan Din hadisileri'ni öğretmektir.


Gerçek ki İslamiyet'i asıl kötüleyenler, Din hadisileri'ne aykırılık içindeki sözde Müslümanlardır.


Din cezalandırmaz, din kötülük yapmaz; din dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir' Din hadisileri'ni öğretir.


Açık ki her felaketi, her belayı Allah'tan saymak Allah'ı da, İslamiyet'i de kötü gösterir, ve İslamiyet'in evrenselleşmesini önler.


Gerçek ki Allah'ın üstelik de Müslümanlarca kötü gösterilmesi genelde İslam düşmanı dünyayı, özelde ise Türkiye düşmanı dünyayı mutlu etmektedir, sevindirmektedir. Gördünüz işte; 16 yaşındaki bir kız çocuğu erotik bir müzik kılibi(klibi) ile müzik dünyasına sokuldu, 15 yaşındaki bir kız çocuğu da bikini, mayo yani sütyen-külot ile 'Türkiye güzellik kraliçesi' seçildi; bunlar Müslüman, dinli denilen Türkiye'de yapıldı. Zina suç değil, eşcinsel evlilik yasak değil, bikini/mayo diye ortalıkta sütyen-külot dolaşmak suç değil, bunlar Müslüman, dinli denilen Türkiye'de; peki bu dine aykırılıkları yani dinsel açıdan bu felaketleri kim veriyor, Allah mı, kuşkusuz ki hayır; gerçek ki bunlara izin veren siyasi iktidar; yani yapanlar suçlu da, izin verenler suçlu değil mi, yapanlar dine aykırı da yasaklamayanlar/serbest bırakanlar dine aykırı değil mi, peki depremde kaç siyasetçinin evi yıkılmış; öyle ise neden siyaset yasaklanmıyor ve ülke Muhammed'in ve Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile yönetilmiyor, ülkeler bilim ve ahlak ile yönetilseler ne depremlerde evler yıkılır, ne salgın hastalıklar olur, ne ahlaksızlıklar olur, ne suçlar olur, herkes gül gibi ve Din hadisileri'ne uygun olarak yaşar gider; öyle ise neden bu 'Tavşan kaç, tilki tut' durumu?


Bir de hem 'Depremi Allah veriyor' diyorlar, hem de depremlerde 'Allah'ım beni koru' diyorlar, depremi depremde senin evine de Allah veriyorsa Allah seni neden korusun, alim misin, alime misin, evliya mısın, derviş misin, dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygun biri misin, oysa depremde yıkılan camiler de var, Kabe bile depremde yıkıldı.


Savım ki Batı dünyası bilimde, teknolojide ve uygarlıkta ileri giderken İslamcı dünyayı bilimde, teknolojide ve uygarlıkta geri bırakan şey İslam dünyasının 'Din hadisileri'ne uzak ya da aykırı kalmasıdır' yani savım ki eğer İslam dünyası Din hadisileri'ne sarılırsa dünyanın bilim, teknoloji, uygarlık, barış, huzur, güven merkezi, ve önderi, lideri olur.


Unutmayın ki insanlar için de, toplumlar için de, ülkeler için de, insanlık için de dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırılıktan daha büyük bela yoktur.


Din hadisileri'ne uygunluk varsa din vardır, yoksa din yoktur; Din hadisileri'ne uygun isen dinlisin, değilsen dinsizsin demektir çünkü dini tanımlayan Din hadisileri böyle diyor.


Gerçek ki dini tanımlayan Din hadisileri'nin yani dinin doğrusunun öğrenilmesini engelleyen şey siyasi parti, siyasetçi, özel sektör, kapitalist, akıldışı-ahlakdışı moda dünyası, akıldışı-ahlakdışı ünlü, akıldışı-ahlakdışı medya, tarikat, ve cemaat gibi şeyerdir çünkü Din hadisileri yani din bunlarn tümüne karşıdır. Bilime ve ahlaka aykırılığı yasaklayın; yalnızca ülkenize değil, tüm dünyaya, tüm insanlığa Din hadisileri'nin güneş gibi doğduğunu göreceksiniz; dini tanımlayan Din hadisileri'ne uyun, tüm dünyanızın aydınlandığını göreceksiniz.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.11.20/06.03


FEMİNİSTLER VE KADIN BUDU KÖFTE

 Genelde dünyaya, özelde ise Türkiye'ye sardırılmaya çalışılan kadıncı etkinlik gerçekte kadıncılık ya da feministlik değildir; akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı, küresel ve derin bir merkezin yetişkin insan dişisini kullanıp genelde dünyaya, özelde ise Türkiye'ye akıldışılık ve ahlakdışılık egemenleştirmeye, ve yetişkin insan dişisini cinsel sunumlu, cinsel utanması olmayan biyolojik bir kütle, nesne durumuna getirmeye çalışmasıdır.


İstanbul sözleşmesi denilen şeyin örtülü, gizli ereği de budur. Düşünün ki İstanbul sözleşmesi akıldışı, ahlakdışı; 16 yaşındaki çocukların cinsel ilişkisine, zinaya, fuhuşa, eşcinsel evliliğe, pornoya, çıplaklığa ve uyuşturucuya bile izin veren; kadın sütünden peynir satılan, müşterilerinin kadınlar olduğu genelevlere izin veren Avrupa birliği adlı akıldışı-ahlakdışı bir birliğin dünyasıdır.


Kadıncılık sözümona erkek egemenliğine karşı bir tepki olarak gösterilmesine, erkek egemenliğini yok etmek ister görünmesine karşın gerçekte yaptığı şey toplumlarda vagina, ahlakdışılık, utanmazlık egemenliği yaratmak, ve yetişkin insan dişisini ahlakdışı/cinsel sunumlu/cinsel tahrikli moda ile, toplumsal alanlarda utanmazlık ile yetişkin insan erkeği kitlesine daha da köle yapmaktır.


Gerçek ki insanın, insanlığın ve toplumların sorunlarına cinsiyet ve cinsellik ile çözüm bulmaya çalışmak hem ilkelliktir, barbarlıktır, hem de felsefeye, bilime ve akıl-ruh sağlığına aykırıdır çünkü sorunlar ancak felsefe, mantık, bilim ve ahlak dünyası ile çözülebilir; bacak arası ile ya da bacak arasına bağlanmış, köle olmuş beyin ile değil.


Gerçek ki ahlakı dışlamak zaten doğruları yani çözümü dışlamaktır çünkü savım ki ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, felsefenin, bilimin, insanlığın, evrenin, akıl-ruh sağlığının soyut nitel en zirvesidir; yani ahlakı dışlamak gerçekte bunları dışlamaktır. Bu nedenle ki yalnızca Muhammed değil Atatürk de 'Önce bilim(ilim) ve ahlak' dedi.


Dünyaya ve Türkiye'ye pompalanmaya çalışılan feministçi kadıncılık ahlaka aykırı olduğu için de mantıksızlıktır ve tutarsızlıktır; örnek ki kadına şiddete, kadn cinayetilerine(cinayetlerine) karşı gösteriler yapıyorlar ancak kadın budu köfte, kadın göbeği tatlısı, dilber dudağı tatlısı gibi yemeklere ve tatlılara; yetişkin insan dişisinin fıstığa, şeftaliye, kaymağa, lokuma benzetilmesine; pornoya, akıldışı-ahlakdışı modaya, bikini/mayo diye ortalıkta sütyen-külot dolaşıp erkek egemenliğini daha da mutlu etmeye tepki göstermiyorlar.


Gerçek ki feministlik kadınları özgür yapmak diye yetişkin insan dişisini erkek egemenliğine daha da ve en akıldışı-ahlakdışı biçimde köle yapmaktır; ve kadınlara özgürlük, diye yetişkin insan dişisini yetişkin insan erkeğine benzetmektir.


Evet; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak'. Öyle ki bilim ve ahlak demokrasinin de, laikliğin de, özgürlüğün de, akıl-ruh sağlığının da, insanca insan olmanın da birinci koşuludur(şartıdır). Dünyada ya da ülkelerde barış, huzur, güven, birlik, insancalık isteniliyorsa önce 'Bilim ve ahlak'a sarılınmalıdır.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.11.20/05.59


BOŞANMAK İSTERSE BOŞANSIN (ŞİİR)

 Dini tanımlayan

'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik

Tarafsızlık, medenilik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir' diyen

Din hadisileri'ne aykırı insan da, sevgi de, aşk da, evlilik de

Aile de insanlığa aykırıdır,

Din hadisileri'ne aykırı isen

Seni bırakmak, seni terk etmek, senden ayrılmak, senden boşanmak isteyen

Zaten haklıdır

Sevdiğin

Din hadisileri'ne aykırı ise

Gitmek isterse gitsin

Ayrılmak isterse ayrılsın

Boşanmak isterse boşansın

Salla gitsin, takma kafana

Çünkü dini tanımlayan

'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik

Tarafsızlık, medenilik, nefssizlik, ve bunlarla inziva demektir' diyen

Din hadisileri'ne aykırı insan da, sevgi de, aşk da, evlilik de

Aile de insanlığa aykırıdır,

Giden; dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı ise salla gitsin

Sen dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı isen

Gidene sövüp sayma, önce sen utan.


Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.11.20/05.54


BEST MODEL OF TURKEY YARIŞMASI YASAKLANMALIDIR SAVIM

 Önce mantık. Mantık yoksa tutarlılık olmaz, tutarlılık yoksa felsefe de, bilim de, özgürlük de, demokrasi de, laiklik de, din de, akıl-ruh sağlığı da olmaz.


Ahlaka uygun yapılsalar bile güzellik yarışması denilen şey zekaya, akıla, mantığa, felsefeye, bilime ve dine aykırıdır çünkü nefstir; ahlaka aykırı iseler zaten Türklüğe de, Müslümanlığa da, Türkiye'ye de, Atatürk'e de, Muhammed'e de aykırıdır çünkü onlar da 'Önce ahlak' demektir.


Öyle ise ülkedeki bu ahlakdışı moda, ahlakdışı pılajlar(plajlar), ahlakdışı mekanlar, ahlakdışı yarışmalar, zina serbestliği, eşcinsel evlilik serbestliği, ortalıkta sütyen-külot serbestliği neden?


Atatürk demek de, Muhammed demek de, demokrasi demek de, laiklik demek de, özgürlük demek de, Türkiye demek de 'Önce ahlak' demektir; ahlak demokrasiden, laiklikten, özgürlükten, bilimden, felsefeden bile önce gelir çünkü ahlak 'Zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, ve akıl-ruh sağlığının' en üst nitel soyut zirvesidir.


Hem biryandan 'Çocuklara karşı cinsel suçlara karşı' savaşım verilmekte hem de biryandan çocuk yaştakı dişiler topluma, müzik adı altında da, yarışma adı altında da, pılaj(plaj) adı, moda adı altında da cinsel nesne olarak sunulmakta.


Durumun ne olduğu anlamak için şu küresel duruma bakmakta yarar var: Akıldışı, ahlakdışı, küresel, derin ve Abd merkezli bir güç dünyaya akıldışılık ve ahlakdışılık pompalamakta; bunun için de akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı ünlü, akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı yarışma araçlarını, yetişkin insan dişisini, gençleri/çocukları, ve ahlakdışılığa eğilimli bir insan ırkını kullanmakta. Yani moda asla masum birşey değil artık; küresel bir silah, ve insanlığın çağımızdaki en büyük düşmanı çünkü akıldışılık ve ahlakdışılık öğretmekte oysa Atatürk de, Muhammed de 'Önce bilim ve ahlak' diyor ki bilim de, ahlak da önce mantık demek zaten yani açık ki akıldışı-ahlakdışı moda akıla, bilimselliğe, ahlaka ve akıl-ruh sağlığına aykırılık ve saldırı özelliği taşımakta; bu açıdan bakıldığında, Batı zaten akıldışılık-ahlakdışılık içinde olduğundan, akıldışı-ahlakdışı modanın temel hedefinin(amaçının/amacının, ereğinin) 'Önce ahlak' diyen Türkiye'ye, İslam dünyasına, ve 'Önce ahlak' diyen öteki ülkelere sinsi bir saldırı işlevi görmekte olduğu da söylenilebilir. Yani; 15 yaşındaki bir kız çocuğu, bikini/mayo diye sütyen-külotla, ve bedenini(vücudunu) beğendirmek, seçtirmek için toplumun karşısına çıkıyor, ve ona, ve onu oraya çıkaranlara 'Türk ve Müslüman' denilecek öyle mi, oysa Türk de, Müslüman da 'Önce ahlak' demektir; bu durum ile genelde dünyaya, özelde ise Türkiye düşmanı, ve İslam düşmanı ülkelere verilmiş olan algı şu olmakta: 'Bakın Müslüman bir ülkede, bir Müslüman ve Türk kız çocuğunu sütyen-külotla topluma, ortalığa çıkarmayı başardık'. Ben toplum içinde ahlaka aykırı giyimli kişilere Türk de, dinli de, Atatürkçü de demem çünkü Türk de, din de, Atatürkçülük de 'Önce ahlak' demektir.


Bu merkezin genel amaçı ise yetişkin insan dişisini kullanmak, cinsellik/fuhuş/porno ve uyuşturucu yaşını olabildiğince düşürmektir çünkü dişi kitlesi akıldışı-ahlakdışı olan bir toplum, ülke, devlet, vatan da zaten yıkılmış, böyle bir dünya da zaten insanlıktan çıkmış olur.


Bu nedenle ben; Türkiye'de; örnek ki 16 yaşındaki biz kız çocuğunun erotik bir kıliple(kiliple) müzik dünyasına katılmasını; 15 yaşındaki bir kız çocuğunun bikinili-mayolu güzellik kıraliçesi(kraliçesi) seçilmesini de; İskoçya'da, kanepede ölmekte olan 13 yaşındaki kızını bırakıp bara eğlenmeye gidip kızının ölmesine neden olan anneyi de; televizyondaki sıporsal(sporsal) yarışmaları da, televizyondaki yemek yarışmasılarını da, akıldışı-ahlakdışı bilgisayar oyunularını da bu açıdan değerlendiriyorum.


16 yaşında erotik, müzik ünlüsü; 15 yaşında, bikinili/mayolu güzellik kıraliçesi; amaç ya da farkında olunmasa da işlev ne; genelde toplumu, özelde gençleri cinsel utanmazlığa, cinsel ahlakdışılığa, dine aykırılığa, Türklüğe aykırılığa yöneltmek; genelde toplumu, özelde ise gençliği cinselliğe, cinsel utanmazlığa, ahlakdışılığa, ahlakdışı-akıldışı modaya, akıldışı-ahlakdışı pılajlara(plajlara), dine aykırılığa, Türklüğe aykırılığa, akıla aykırılığa, bilime aykırılığa, cinsel bir kütle olmaya yönlendirmek. Açık ki bu durumun sonucu yalnızca ahlakdışılaşmak değil, cinsel suçların artması da olacaktır.


Açık ki akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkez genelde dünyaya, özelde ise Türkiye'ye 'Genç bayan örneğin işte böyle, ortalıkta ahlaka aykırı biçimde, cinsel nesne biçiminde olacak, genç bay örneğin de Conan gibi olacak, demekte gibidir.


Türk de, Müslüman da böyle yarışmaları yapmaz da, böyle yarışmalara yasallık vermez de, böyle yarışmalara katılmaz da, böyle yarışmaları izlemez de, böyle yarışmaları savunmaz da.


Açık ki akıldışı, ahlakdışı Abd; akıldışı-ahlakdışı dünyasını tüm dünyaya her yolla, her yöntemle egemenleştirmek istemektedir.


Bu nedenle ki akıldışı, ahlakdışı tüm yarışmalar yasaklanmalıdır.


Gerçek ki ahlaka aykırı yarışmaları düzenleyenlere de, ahlaka aykırı yarışmalara katılanlara da, ahlaka aykırı yarışmaları yayınlayanlara da Türk demek Türklüğe ve Türkiye'ye; Müslüman demek de İslamiyet'e ve Müslümanlığa aykırıdır.


Moda nefstir, akıldışı-ahlakdışı moda daha da nefstir; ve nefs hem en büyük cehalettir yani mantıksızlıktır, hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır, hem de önce akılı, mantığı yok eder, sonra da ahlakı, vicdanı; sonra da toplumlarda, ülkelerde suçlar artar.


Bu nedenle ki Gençlik bakanlığı da, Aile bakanlığı da; çocukları içeren akıldışı-ahlakdışı yarışmaları yasaklamalıdır.


Türkiye, demokrasi, laiklik, özgürlük, din 'Önce bilim ve ahlak' demektir; bilimsellik ve ahlak yoksa Türkiye de, demokrasi de, laiklik de, özgürlük de, din de yok demektir ki Din hadisileri de 'Din bilim ve ahlak demektir, bunlar yoksa din de yoktur' diyor. Öyle ise; Türkiye 'Atatürkçülük' diye diye, 'Din' diye diye nereye götürülüyor?


Batıdan da, Doğudan da, bilime aykırılıktan da, ahlaka aykırılıktan da uzak dur, ve yalnızca bilime, ve Din hadisileri'nin tanımladığı dine sarıl.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 31.10.20/08.04

İLKOKUL TÜRKÇE DERS KİTABINDA VE EBA'DA CEHALET DURUMU

 Doğru eğitim; mantık ile başlar, önce felsefeye götürür, sonra bilime götürür, sonra da dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin dediği dine ve dinliliğe götürür ancak açık ki zinayı, eşcinsel evliliği, ahlakdışı modayı serbest bırakan siyaset de; öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanlarını baştaçı eden siyaset de; öz bebek kardeşlerini de, öz çocuk kardeşlerini de öldürtmekten çekinmemiş sultanların hanedanlığı da yalnızca demokrasiye, laikliğe değil, dine de aykırılıktır.


Yani mantık ile başlamayan eğitim de, felsefeye götürmeyen eğitim de, Din hadisileri'nin tanımladığı dine götürmeyen eğitim de hem yanlış, hem kötü, hem zararlı eğitimdir.


Atatürk düşmanlığı da, Muhammed düşmanlığı da, din düşmanlığı da, demokrasi düşmanlığı da, laiklik düşmanlığı da, evrim düşmanlığı da ya cehalettendir ya da cehaleti getirir çünkü bunlar 'Önce bilim' yani 'Önce mantık' demektir. Atatürk, Muhammed, din, demokrasi, laiklik bir de 'Önce bilim ve ahlak' demektir yani Atatürk düşmanı, Muhammed düşmanı, din düşmanı, demokrasi düşmanı ya da laiklik düşmanı olmak gerçekte 'Bilim ve ahlak düşmanı' da olmaktır, bu açıdan da akıl-ruh sağlığına da aykırı bir durumdur çünkü akıl-ruh sağlığı 'Önce mantık' demektir, ve bilim de ahlak da mantık demektir, öyle ki ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, felsefenin, bilimin, demokrasinin, laikliğin, insanlığın soyut nitel tek zirvesidir.


Atatürk, demokrasi, laiklik karşıtı bir dünya olan Akp'nin açık ki eğitimde de mantıklı olması umulamaz.


Milli eğitim bakanlığı'na da tarikat ve cemaatlerle ilgililik olarak pekçok eleştiri yapılmaktadır ki tarikatlar ve cemaatler de bilime aykırı yerlerdir yani bilime aykırı yerlerle bilimsel yani mantıklı eğitim olmaz.


Bu durumun bir örneği de Milli eğitim bakanlığı'nın ücretsiz olarak, ilkokul-2 öğrencilerine verdiği Türkçe kitabında var. Bu kitabın yazarı Abdullah Ataşçi isimli biri. Bu Türkçe ders kitabının 65. sayfasında, 3. Etkinlik yazan bölümde, 'yer'in zıt anlamlısı 'gök' denilmiş, ve öğretmenler de öğrencilere öyle öğretmekte. Anlaşılan ki kitabın yazarı Türkçe öğretmeni olmalı ki felsefe bilimi ve mantık bilimi ile pek ilgilenmemiş çünkü 'yer'in zıt anlamlısı 'gök' değildir, 'gök'ün zıt anlamlısı 'yer' değildir.


Gece gündüzün, gündüz gecenin; sıcak soğukun, soğuk sıcakın; aydınlık karanlıkın, karanlık aydınlıkın; yakın uzakın, uzak yakının zıt anlamlısıdır çünkü biri varken öteki olamaz; yani hem gece hem gündüz birlikte var olamaz, birşey hem sıcak hem soğuk olamaz, birşey hem yakın hem uzak olamaz. Yani 'zıt' demek aynı anda birlikte var olamayan şey demektir. Oysa yer ile gök ilgisiz(alakasız) şeylerdir yani yer ve gök aynı anda birlikte olabilirler ve birlikte de varlar zaten, yani 'yer' ve 'gök' birbirlerine zıt şeyler değildir. Demek ki herşeyin zıttı olmaz, ve her sözcüğün zıt anlamlısı da olmaz, eş anlamlısı da.


Aynı ders kitabı Eba'da da olduğu için aynı durum yalnızca yüzyüze eğitimde değil, Eba'da da var.


Gerçek ki bu durum örnek ki Din dersinde de var, örnek ki din diye dini tanımlayan Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri değil İslamiyet dini inançında Arabça, önemli kişiler, İslam ibadeti, Osmanlı, Arabçılık, Arab hayranlığı, Osmanlıcılık, Osmanlı hayranlığı öğretilmekte oysa din bilimdir, ve örnek ki fizik bilimi Newton'u, tıp bilimi Hipokrat'ı öğretmek değildir yani dinde kişi adları, kişi isimleri olmaz, yalnızca dinin yasaları öğretilir, ve bilim her ülkenin kendi dilinde öğretilir, başka milletin dilinde değil.


Gerçek ki Atatürk, demokrasi, laiklik karşıtlığının olduğu ülkelerde de; Din hadisileri'ne aykırılık olan ülkelerde de doğru eğitim olmaz çünkü daha en baştan, doğru şeylere sırtdönmüşler demektir.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 31.10.20/07.59

HANDE FIRAT'IN EMİNE ERDOĞAN'I SAVUNMAYA ÇALIŞIRKEN DAHA KÖTÜ DURUMA SOKMASI DURUMU

 Moda nefstir; nefs de hem en büyük cehalettir, hem de dine aykırıdır; ve moda ve nefs öyle  bir düşmandır ki kimine moda diye bikini, mayo, mini şort, mini etek, tayt pantolon giydirir; kimine de araba fiyatına ayakkabı. Bu nedenle; insanlığın çağımızdaki en büyük düşmanı 'moda'dır, bu nedenle de devletler modaya karşı, bilimsellik, mantık ve ahlak içeren yasalar yapmalıdırlar çünkü moda bilime ve ahlaka aykırılıktır oysa demokrasi, laiklik, özgürlük ve din 'Önce bilim ve ahlak' demektir, yani moda egemenleştikçe demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün ve dinin, dolayısıyla insanlığın zarar göreceği açıktır yani modaya karşı bilimsel ve ahlakçı önlemler almamak kötülüğün ekmeğine yağ sürmektir ki bu da ülkelerde suçların artmasının temel nedenlerinden biridir.


Savım ki bir toplumun mantıklılığının ölçütü; siyasetçilerinin, yöneticilerinin, ve ünlülerinin mantıklılığı ile ölçülür çünkü bu toplumlar bu insanların arkalarından giderler yani bir ülkede siyasetçiler ya da yöneticiler ve ünlüler ne kadar çok mantıklı, bilimsel, ahlaklı, nefssiz iseler o toplum o kadar çok doğru yolda demektir. Bu nedenle ben siyasetçilere ve ünlülere mantık öğretmek için de yazılar yazıyorum. Mantık öyle birşeydir ki felsefenin de, bilimin de, dinin de, demokrasinin de, laikliğin de, özgürlüğün de temel koşuludur.


Chp; Emine Erdoğan'ın 50 bin Dolarlık(dolarlık) bayan kol çantası kullandığını ileri sürdü, ve Akp'den bu çantanın fiyatı konusunda bir açıklama olmadı. 


Ancak, Akp yanlısı Hürriyet gazetesinin yazarı Hande Fırat 'Emine Erdoğan imitasyon çanta kullanıyor' demiş.


Üzerinde 'Hermes' markası yazan bir bayan kol çantası.


Gerçek olsa 50 bin Dolar(dolar), değerinde, ki bu durumda hem israf ve gösteriş yani nefs olur, hem de dine aykırılık. Çakma(İmitasyon, sahte) olsa; hem korsan kitap, korsan film(film) Cd'si durumu oluşur yani 'korsan çanta' gibi birşey, hem de yine gösteriş yani nefs yani yine dine aykırılık.


Yani çakma ise en azından üzerinde marka olmayaydı.


Yani, Hande Fırat'ın bu açıklaması 'Koskoca Türkiye cumhurbaşkanının karısı çakma çanta kullanıyor' düşüncesi yaratır tüm dünyada. Açık ki Hande Fırat'ın bu açıklaması Emine Erdoğan'ı kurtarmak yerine onu da, Türkiye'yi de daha zora sokmak özelliği içermekte.


Üstelik şu da mantıksız: Bunu Recep Tayyip Erdoğan, ya da Emine Erdoğan değil de neden Hande Fırat açıklıyor?


Açık ki 'Çocuktan al haberi' sözünün yanına bir de 'Yandaştan alma haberi'yi eklemek gerekli.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 31.10.20/07.57


KADINCILAR CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAYAMAZ SAVIM

 Hep 'Önce mantık' çünkü mantık yoksa mantıksızlık ve tutarsızlık vardır ki bu da ne doğrudur, ne de doğruya götürür, üstelik de yanlışa ve kötüye götürür.


Açık ki kadıncılık(feministlik) yalnızca akıldışı değil bilimdışıdır da; yalnızca bilimdışı deil mantıksızdır da çünkü hem dünyanın en büyük cehaleti olan, hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçı(amacı) olan, hem de önce akılı, mantığı, sonra da ahlakı, vicdanı yok eden 'nefs'ten kaynaklanmaktadır ki bunu da ahlak tanımayan, ahlakdışı modalı dünyasından da anlamaktayız, bunun için de Femen'lerin çıplak, ahlaka aykırı gösterilerine bakmak yeterli ki ahlak da zekanın, akılın, mantığın, beyinin(beynin), ruhun, demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün, felsefenin, bilimin, insan olmanın, insanlığın, evrenin en soyut nitel tek zirvesidir.


Kadıncılar(Feministler), Kadın merkezciler, Vagina merkezciler Cumhuriyet bayramı da, öteki bayramları da yani hiçbir bayramı kutlayamazlar savım.


Neden?


Çünkü 'bay' ile başlıyor diye 'bayan' sözcüğüne karşılar, kendilerine 'bayan' değil 'kadın' denilmesini istiyorlar, ve kendilerine 'bayan' değil, 'kadın' diyorlar. 'Kadın'dan anladıkları da vagina, yani 'kadın'dan anladıkları da Türk halkının da, Müslüman halkın da anladığı gibi 'Ahlak, namus, erdem, anne, eş, aile' gibi özellikleri koşullamayan, 'Cinsiyet ve cinsellik' üzerine kurulu, ortalıkta sütyen-külot dolaşmayı, sigara-içki içmeyi, fahişeliği, barlarda-pavyonlarda baylarla birlikte sigara/içki içmeyi-eğlenmeyi, eşcinselliği, Avrupa'da olduğu gibi geneleve müşteri olarak gitmeyi bile içeren birşey yani 'kadın' dedikleri 'Türk kültürü kadın' ya da 'İslam kültürü kadın' değil akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Batı dünyası kadını.


'Bayram' sözcüğü de 'Bay/bay' ile başlıyor, yani bu durumda kadıncıların hiçbir bayramı kutlamamaları da gerekmekte.


Yani önce mantık; demokrasiden, laiklikten, özgürlükten, felsefeden, bilimden, hukuktan, eğitimden, insan haklarından, ahlaktan, dinden, vicdandan, sevgiden, aşktan, cinsellikten bile önce.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 30.10.20/07.04

CUMHURİYET BAYRAMI DEĞİL BİLİMSEL VE AHLAKÇI CUMHURİYET BAYRAMI SAVIM

 Türkiye'de 'Cumhuriyet bayramı' adlı bir bayram kutlanılmakta.


Ancak özünden, anlamından ve amaçından(amacından) uzak, kopuk olarak kutlanılmakta.


'Cumhuriyet' denilen yönetim biçimi gerçekte anlamsız bir tanımlamadır.


Neden?


Çünkü örnek ki İran İslam cumhuriyeti de var, Çin halk cumhuriyeti de var; örnek ki 'Çıplaklar cumhuriyeti' de, 'Ahlaksızlar cumhuriyeti' de, 'Bilim yasak cumhuriyeti' de, 'Eşcinseller cumhuriyeti' de, 'Fuhuş cumhuriyeti' de olabilir.


Bazı şeyler baştan tanımlanmıştır yani bazı şeylerin doğru, tam tanımları yalnızca içlerinde değil dışlarındadır da; örnek ki karpuz, kabuğu yani dış biçimi, dış görünümü, ve yetiştiği ortam dışlanıp tanımlanır ancak gerçekte 'dışlanma' yapılan şey insan beyininde onaylanmıştır, örnek ki hiçkimse 'Karpuzun biçimi, kabuğu nasıl birşey; karpuz acaba Mars'da mı yetişiyor; karpuz acaba acı birşey mi?' demez yani karpuzun tanımına bunları eklemek gereksizdir çünkü zaten bunlar karpuzun ön koşulu olarak vardırlar.


Demokrasi ve laiklik de böyledir; yani demokrasi ve laiklik 'Bilimsellikçilik ve ahlakçılıktır' demek gereksizdir çünkü zaten demokrasi ve laiklik isteyen insanlar bilimselliği isteyen ve ahlaklı, ahlakçı olan insanlardı yani onlar bilime ve ahlaka yani vicdana aykırı olan şeylere karşı ayaklanmışlardı; yani örnek ki kimlik almak için başvuran kişilere 'Önce insan olduğunuzu kanıtlayan belge getirin' denilemez çünkü onların insan oldukları zaten açıktır.


Cumhuriyet bayramı özünden, anlamından ve amaçından ayrı, uzak, üstelik de bu öze, anlama, amaça aykırı olarak kutlanırsa 'cumhuriyet'in de, bu bayramın da anlamı kalmaz. Bu nedenle önce bu bayramın anlamına bakılmalıdır, bunun için de Türkiye'deki 'cumhuriyet'in anlamına bakılmalıdır, bunun için de önce, Türkiye'ye 'cumhuriyet'i getiren Atatürk'e bakılmalıdır. Atatürk ne diyor; 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyor; bunu nereden anlıyoruz, şuradan anlıyoruz: 

1- Atatürk 'Hayatta(Yaşamda) en hakiki(gerçek) mürşid(yolgösterici/yol gösterici) ilimdir' diyor yani 'Ben insanın, halkın, toplumun, devletin, milletin(toplumun, ulusun), vatanın, eğitimin, hukukun, ekonominin yani herşeyin bilimselini istiyorum, savunuyorum' diyor.  Yani 'Önce bilim' diyor.

2- Atatürk 'Ben sıporcunun da ahlaklısını severim' diyor yani 'Ben insanın, halkın, toplumun, devletin, milletin(toplumun, ulusun), vatanın, eğitimin, hukukun, ekonominin yani herşeyin ahlaklısını savunuyorum' diyor. Yani 'Önce ahlak' da diyor.

3- Atatürk 'Benim sözlerimle bilimin sözleri çelişirse beni değil bilimi dinleyin' diyor yani hem 'Önce bilim' demiş oluyor hem de 'Ben ahlakçıyım' da dediği için 'Benim yaptıklarım, istediklerim ahlak ile çelişirse beni değil ahlakı dinleyin' de demiş oluyor, mantık açısından.


Gerçekte; dini tanımlayan, öğreten, açıklayan, sevdiren Din hadisileri yani Muhammed de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyor; öyle ki 'Din ilimdir, ilim yoksa din de olmaz; ilim(fen) Çin'de de olsa gidip öğrenin; alimin uykusu bile cahilin ibadetinden üstündür' diyor.


Peki, Türkiye'ye bakalım: Ülkeye ya bilimdışılık ya ahlaka aykırılık egemen olmakta. Zina serbest, eşcinsel evlilik serbest, eşcinsellik serbest, bikini/mayo diye ortalıkta sütyen-külot bulunmak serbest, genelev serbest, mini şort diye ortalıkta külotla bulunmak serbest, astroloji denilen bilimdışılık serbest, Cadılar bayramı denilen bilimdışılık serbest, demokrasiye/laikliğe yani bilime aykırı siyasi parti serbest, ahlaka aykırılığı savunan siyasi parti serbest; bilimdışılık olan sigara ve içki serbest.


Yani gerçek ki Türkiye'de; Atatürk'e aykırılık serbest, Atatürk'e aykırılık var. Cumhuriyet bayramı'nı kutlayanlara bakın; içlerinde sigara, içki içenler de; ortalıkta  sütyen-külot gezenler de, eşcinseller de, astrolojiye inananlar da, fala/büyüye/cinlere, perilere inananlar da var yani açık ki hem Türkiye Atatürk'e yani 'Bilim ve ahlak'a aykırı durumda, hem de Cumhuriyet bayramı'nı kutlayanlar.


Yani, Atatürk 'Bilim ve ahlak' demek; Atatürk'ün cumhuriyeti 'Bilim ve ahlak' demek yani Türkiye'deki 'cumhuriyet' cumhuriyet değil 'Bilimsel ve ahlakçı cumhuriyet', Türkiye'deki bayram 'Cumhuriyet bayramı' değil 'Bilimsel ve ahlakçı cumhuriyet bayramı' çünkü Türkiye'nin kurulması yalnızca sömürgeciliğe karşı değil, bilimdışılığa ve ahlakdışılığa da karşıdır.


Yani, Cumhuriyet bayramı 'Bilim ve ahlak' özünden, anlamından, amaçından(ereğinden) koparılıp, uzaklaştırılıp, ötelenip, dışlanıp; 'Bilime ve ahlaka aykırı' bir dünya durumuna, eğlencde durumuna, 'Laylaylom' bayramı durumuna getirilmemelidir.


Yani 'Türkiye cumhuriyeti devleti' değil; 'Bilimsel ve ahlakçı Türkiye cumhuriyeti devleti'. Bu durum anlaşılamadığı için ki Türkiye bugün bilime ve ahlaka aykırı bir durum içinde, ve bu nedenle ki yalnızca ahlak, vicdan değil, bilimsellik, mantık da mum ile aranılmakta; ve akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı Avrupa birliği'ne katılmak çözüm görülmekte, sanılmakta.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 30.10.20/07.02


TÜRKİYE'DE CUMHURİYET BAYRAMI KUTLANAMAZ SAVIM

 Hep diyorum: Felsefeden, bilimden, dinden, demokrasiden, laiklikten, özgürlükten, hukuktan, eğitimden, ekonomiden, devletten, sevgiden, aştan, evlilikten, aileden, hayattan(yaşamdan) yani herşeyden önce mantık.


Neden?


Çünkü mantık olmadan da herşey varolabilir, ve mantık yoksa varolan şeyler mantıksız olurlar.


Örnek ki pasta varsa, ve şeker hastası için yapılmışsa pasta vardır ancak mantıksızdır.


Felsefe mantık ile başlar ancak mantık da dil ile başlar. Bu nedenle ki bir dil ne kadar çok ayrıntıcı, bilimsel ve sözcük olarak çoksa o kadar çok mantıklıdır. Yani dili dışlayıp, önemsemeyip mantık olmaz.


Türkiye'de 'Cumhuriyet bayramı' olmaz.


Neden olmaz?


Çünkü 'cumhuriyet' sözcüğü Arabçadır, Arabça 'cumh?riyyet'tir yani Türkçe sözcük değildir. Türkçe olmayan bir sözcük ile Türkiye'nin kendini tanımlaması, kendine kutlama yapması hem mantıksızdır hem de Türkçenin ileri, gelişik, mantıklı bir dil olmadığını göstermek demektir oysa Türkiye Türkçesi dünyanın en ileri, en gelişkin dilidir; örnek ki 'özgürlük'ün anlatmak istediği şeyi 'free, freedom, hür, hürriyet, serbestlik' gibi, konu ile ilgili sözcükler değil yalnızca Türkçe 'özgürlük' sözcüğü doğru tanımlar çünkü 'özgürlük' sözcüğü 'özün gür gelişimi' demektir ki bu konuda olması gereken en doğru anlam da budur oysa öteki sözcükler öz ile değil ortam ile ilgilidir, örnek ki 'Bir kuşu kafesden(kafesten) bırakmak' ile buğday bitkisinin doğru, iyi beslenmesi farklı şeylerdir çünkü kuşun durumu ortam değiştirmektir oysa buğday aynı yerde durmaktadır, insan için de özgürlük kuş gibi ortam değiştirmek değil buğday bitkisi gibi varlığını en doğru ve en iyi biçimde geliştirmektir, kuş serbesttir ancak buğday bitkisi serbest olmamasına karşın özgürdür yani serbestlik bilimsellik, ahlak ve vicdan olmadan da olur ancak insan özgürlüğü bunlar olmadan olmaz.


Gerçek ki Türkiye'de 'Cumhuriyet' bayramı kutlanması, yabancı bir bayramı, yabancı bir kültürü kutlamak gibidir; ve Türkiye'nin, kendi dilini var edemediğini göstermektedir, bu açıdan da üzücü birşeydir.


'Cumhur' Arabçadır, ve Türk dil kurumu sözlüğüne göre 'halk' demekmiş ancak ilginç ki Türk dil kurumu sözlüğüne göre 'halk' da Arabça imiş yani Türk dil kurumu yabancı bir sözcüğü yine yabancı bir sözcük ile açıklamaktadır yani bu sözcüğün Türkçesini üretmemiştir, bu durum da yabancı bir sözcüğü Türkiye'ye ve Türklere benimsetmeye çalışmak durumu oluşturur.


Önce mantık; bağımsız, özgür bir Türkiye isteniliyorsa önce ekonomi, siyaset, ekonomi, hukuk, demokrasi, laiklik değil önce mantık zorunludur; mantık yoksa zaten bunlar yanlış, öyle ki kötü bir dünyaya bile götürebilirler.


Yabancı sözcüklere kendi dilinde karşılık üretemeyen bir dil de, ülke de bağımsız, özgür, ileri, gelişkin, üstün ve mantıklı olduğunu ileri süremez.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 30.10.20/06.59

EZANLAR MÜSLÜMAN BAYRAKLAR TÜRK DE SİZ MÜSLÜMAN VE TÜRK MÜSÜNÜZ (ŞİİR)

 Ezanlar Müslüman da, siz Müslüman mısınız

Bayraklar Türk de, siz Türk müsünüz,

Dini tanımlayan Din hadisileri

'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik

Tarafsızlık, medenilik, nefssizlik' demektir diyor

Peki ne bu bilimdışılıklar, astroloji, medyumluk, falcılık

Akıldışı-ahlakdışı moda, ahlakdışı pılajlar(plajlar), terör örgütüleri

Siyasi yandaşlıklar, siyasi düşmanlıklar

Özel sektör denilen sömürü, vicdansızlık, merhametsizlik, barbarlık

Ve vatan, devlet, millet, kamu servetini sömürmek

Özelleştirme diye vatanın, devletin, milletin, kamunun fabrikalarını

Şirketlerini, madenlerini, servetini kapitalistlere satmak,

Türk demek önce ahlak demektir

Öyle ise ne bu ahlakdışı moda, ahlakdışı pılajlar, ahlakdışı mekanlar

Ahlakdışı ünlüler

Ve ülkede zina, eşcinsel evlilik bile serbest,

Ezanlar Müslüman, bayraklar Türk de

Siz Müslüman ve Türk müsünüz.


Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 29.10.20/02.02



ERDOĞAN'IN KILIÇDAROĞLU'NA 'BENİMLE İLGİLİ KONUŞ' DEMESİ

 İnsanın da, toplumların da, devletlerin de, ülkelerin de, eğitimin de, hukukun da, felsefenin de, bilimin de, ahlakın da, dinin de ilk gereksinimi olan şey 'mantık'tır çünkü mantık olmazsa hiçbirşey mantıklı olmaz.


Hep diyorum; bir toplumu eğitmek, önce toplumdaki siyasetçileri ve ünlüleri eğitmekten başlar çünkü onların arkalarından milyonlarca insan gider yani bir toplum siyasetçilerin ve ünlülerin arkalarından giden insan toplamıdır.


Bu nedenle ben siyasetçilere ve ünlülere mantık öğretmek için, özellikle didiniyorum.


Akp başkanı Erdoğan; Akp'nin 28.10.2020'deki gırup(grup) toplantısında 'Sende zerre kadar yürek varsa sen benimle ilgili konuş' demiş; Erdoğan toplumu Fıransız/Fransa mallarını boykot etmeye çağırması konusunda Chp başkanı Kılıçdaroğlu'nun 'Emine Erdoğan'ın 50 bin Dolarlık(dolarlık), Fıransız(Fransız) Hermes marka kol çantası var' demesi konusunda.


Gösteriş, israf, nefs dine aykırıdır diye şeyler demeyeceğim, çünkü konumuz bu değil.


Akp başkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na 'Sende zerre kadar yürek varsa sen benimle ilgili konuş' demiş ya; biliyoruz ki Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ı pekçok kez, televizyonda, üstelik de Erdoğan'ın istediği bir televizyon kanalında yüzyüze tartışmaya davet etmekte de Erdoğan gitmemekte.


Öteyandan; gerçek ki Kılıçdaroğlu zaten Erdoğan ile ilgili olarak hemen hemen her gün konuşmakta.


Gerçek ki Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi; ülkeler ve insanlık için tek doğru yönetim biçimi siyaset değil 'Bilim ve ahlak'tır.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 29.10.20/01.48



FRANSIZCA SÖZCÜKLER VE FRANSIZ MALLARI

 Savım ki Türkiye Türklerinde Orta Asya'dan gelme 'Yabancı hayranlığı' var. Bu nedenle ki bir anlatıda, Orta Asya'daki bir Türk hükümdarının, Çinli bir kız ile evlenmek için, ülkesine yağmur sağlayan bir dağı Çin'e verdiği anlatılır. Atatürk Türkiye Türklerindeki bu yabancı hayranlığını yok etmek için 'Ne mutlu Türküm diyene', ve 'Bir Türk dünyaya bedeldir' dedi. Ancak; Atatürk'ün ölümünden sonra, ilk Milli eğitim bakanı olan, Chp'li Hasan Ali Yücel Batı kılasikleri(klasikleri) denilen kitapları harıl harıl Türkçeye çevirtip, bu yabancı hayranlığını tekrar hortlatttı; sonra da Türkiye'ye, Türkiye'deki yabancı hayranlığının ilk en büyük dalgası olan, Abd'ci Menderes hükümeti geldi, sonra da öteki Abd'ci siyasi partiler geldi. Şimdi de 'Hijyen, etik, aksiyon, plasman, misyon, vizyon, performans, puan, klasman, pardon, aktivite' diyen bir hükümet var.


Gerçekte; Batıcılık da, Arabçılık da, Osmanlıcılık da yabancı hayranlığından.


Demokrasi düşmanlığı da, laiklik düşmanlığı da, Atatürk düşmanlığı da, Muhammed düşmanlığı da, din düşmanlığı da; siyaset de, özel sektör de, Atatürkçülüğü ya da özgürlüğü de sigara-içki-mini etek-mini şort-bikini sanmak da mantıksızlık demektir çünkü demokrasi, laiklik, Atatürk, Muhammed, din 'Önce bilim ve ahlak' demektir oysa siyasetin de, özel sektörün de bilimsellik ve ahlakçılık amaçları yoktur, onlar yalnızca kendi çıkarlarını düşünürler.


Türkiye ne yazık ki bilim ve ahlak ile yönetilen, bilim ve ahlak egemen bir ülke olmadığı için; siyasetin ve özel sektörün mantıksızlıkları içinde, buna bağlı olarak da tutarsızlıkları çırpınmaktadır.


Bu durumun bir örneği de Fıransız(Fransız) mallarını ya da Fıransa(Fransa) mallarını boykotta oluştu. Fıransız/Fıransa malları boykot edilmekte ancak kamu kurumlarında bile 'Hijyen, etik, aksiyon, plasman, misyon, vizyon, performans, puan, klasman, pardon, aktivite' gibi Fıransızca sözcükler kullanılmakta yani gerçek ki eylemsel tepkiye düşünsel tepki eşlik etmemektedir oysa düşünce eylemden üstündür yani düşünceyi dışlamış eylem örnek ki soruya bilmeden doğru yanıt vermek gibidir yani sonuç doğrudur ancak gerisi yoktur.


Yani biryandan 'Hijyen, etik, aksiyon, plasman, misyon, vizyon, performans, puan, klasman, pardon, aktivite' demek, biryandan Fıransız/Fransa mallarını boykot etmek; bu ne perhiz, bu ne turşu durumu.


Herifler size dillerini satmışlar, ruhlarınızı elegeçirmişler; mallarını satsalar ne olur, satmasalar ne olur. Girin kamu kurumlarının ve kuruluşlarının internet sitesilerine; daha ana sayfalarında, en başlarında, 'Misyon, vizyon' gibi Fıransızca sözcükler var tümünde.


Yani Türkiye'ye Fıransızca sözcükleri boca ederken Fıransız/Fransa mallarını boykot etmek gülünç olmakta.


Türkiye'ye, demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe, kalkınmaya, dine giden yol siyasetten ve ekonomiden değil; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tan geçer.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 29.10.20/01.43



TEMEL ÖĞÜT (ŞİİR)

 İçi ateş, kor, lav dolu dünyanın

Ve içi bağırsak, bok, iğrenç, tiksinç şeylerle dolu bedenin

İncir çekirdeği dünyalı cahile zevki, keyifi, hazzı, mutluluğu çoktur

Dünyada en insanca şey insanca doğrulardır,

Ne sağa ekeriz, ne sola

Biz ancak bilime ve Din hadisileri'nin tanımladığı dine ekeriz

Ne sağdan biçeriz, ne soldan

Biz ancak bilimden ve Din hadisileri'nin tanımladığı dinden biçeriz,

Ne sağa ek, ne sola

Ancak bilime, ve Din hadisileri'nin tanımladığı dine ek

Ne sağdan biç, ne soldan

Ancak bilime, ve Din hadisileri'inin tanımladığı dine ek,

Demokrasiden, laiklikten, özgürlükten önce bile 'Bilim ve ahlak' gelir

En doğru ve en iyi devlet, ülke, ekonomi ve hukuk sistemi 'Bilim ve ahlak'tır

Bilime ve ahlaka yönel, bilime ve ahlaka aykırı olandan kaç

Bilim bedeni kurtarır, ahlak ruhu

Zaman sana hep 'Bilim ve ahlak'ı soracak

Demeyecek hiç 'Yıl ne, saat kaç?',

Topraktaki bataklığı kurutmak için söğüt

Ruhtaki bataklığı kurutmak için de

'Önce bilim, ve Din hadisileri'nin tanımladığı din' diyen bu temel öğüt.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.10.20/09.12






İLKOKUL BEYİNLERİ ALMA MERKEZİ Mİ

 Bu yazım tüm ülkelere, ve tüm insanlığadır.


İnsanların, toplumların ve insanlığın temel sorunu eğitimsizlik, ahlaksızlık, dinsizlik, demokrasisizlik, laikliksizlik, işsizlik, ekonomi, özgürlük, şiddet, suç ya da yoksulluk gibi şeyler değil mantıksızlıktır; öyle ki mantıklılık olsa zaten toplumlarda yanlış, kötü, zararlı, çirkin, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı şeyler de olmazdı; öyle ki felsefeye, bilime, dine, demokrasiye, laikliğe ve özgürlüğe giden yol da mantıktan geçer.


Mantık ancak 'Sana göre doğru, bana göre yanlış' türü bireysel, bencil, sorumsuz, nicel mantıktıksızlık mantığı türü mantık değil; liselerde öğretilen, elektırik(elektrik) devresili(devresili) nicel mantık türü değil; nitel mantık yani felsefeye ve ahlaka götüren mantık. Ahlak ve mantık ilgisiz şeyler sanılabilir ancak savım ki ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün, medeniliğin, akıl-ruh sağlığının soyut nitel zirvesidir. Yalnızca nicel mantık kepaze, rezil, iğrenç, insanlıkdışı, akıldışı, ahlakdışı, bilimdışı toplum, ülke, insanlık ve dünya yaratılmasına bile neden olabilir ki bu nedenle zaten felsefe-bilim-ahlak üçlüsü ile değil de siyaset-özel sektör ikilisi ile yönetilen ülkelerde genelde eğitim-öğretim, özelde ise üniversite eğitim-öğretimi nicel mantık ile ve 'Bir işe kapağı atmak' ile sınırlıdır yani siyaset de, özel sektör de nitel mantığı istemez çünkü nitel mantık yalnızca niceliği değil niteliği yani genel durumu yani herşeyi de sorgular.


Şimdi 'bilim olarak' mantığı, ve nitel mantığı kullanalım:

1- Bir ülkede üniversite okumak zorunlu ise ve ülkedeki herkes üniversite mezunu ise herkes ilkokul okumuş demektir.

2- O ülkede sokaklarda huzur, güven, barış, dostluk yoksa; ülkede suç oranı yüksekse o ülkedeki ilkokul öğretim-eğitimi ya mantık ve ahlak öğretmiyor ya da o ülkede ilkokullar öğrencilerin beyinlerini alıp/yok edip/ çıkarıp ortaokula gönderiyorlar demektir çünkü eğer ilkokul öğretim-eğitimi mantık ve ahlak üzerine kurulu olsa idi, o ülkede suç ya hiç olmazdı ya da çok düşük oranda olurdu.


Ülkemize bakalım; medyada her gün şiddet, cinsel suç, cinayet, hırsızlık, gasp gibi haberler. Bu kişiler lise mezunu olsalar zaten ilkokul okumuşlar demektir; ilkokul okumuşlar ise neden bunlar mantıklı ve ahlaklı değiller de suç işliyorlar, yani bu durumda demek ki ilkokulda mantık ve ahlak öğretilmiyor demektir. Ülkemizde; suç işleyenlerin eğitim durumularına(durumlarına) bakın; tümü de enazından ilkokul okumuş kimseler, ki içlerinde ortaokul, lise, üniversite okumuş kişiler de var, yani demek ki ilkokulda yani öğretim-eğitimin daha birinci basamağında öğrencilere yani insanlara mantık ve ahlak yani en zorunlu, en temel, en gerekli şeyler öğretilmiyor.


Bu açıdan, örnek ki Eba Tv'ye bakalım. Eba Tv'de; din diye, dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, güvenilirlik, nefssizlik, inziva, insanlık için çalışmaktır' Din hadisileri değil örnek ki Arabça; Muhammed'in, ailesinin, halifelerinin hayatları; ve Osmanlı öğretilmekte oysa din evrenseldir, yerel de, etnik de değil ki Din hadisileri'dir zaten dini bilimsel ve evrensel yapan yani Din hadisileri olmasa idi din de, dinin evrenselliği de olmazdı.


Bakın bakalım; son on yılda okullardan ve üniversitelerden kaç düşünür, alim, alime, bilge, mucit çıktı; kaç popçu, şarkıcı, arabeskçi, rapçi, manken, modacı dansöz, siyasetçi, kapitalist, dolandırıcı, ortalıkda akıldışı-ahlakdışı moda içinde dolaşan çıktı? Okulların, üniversitelerin görevi bu mu? Gerçek ki üniversite kavramı; mantık, felsefe ve ahlak üçlüsünden koparılırsa üniversite olmaktan çıkar, ve ancak siyasetin, özel sektörün, bilim düşmanlığının, ve ahlakdışılığın işine yarar.


Bu nedenle ki üniversite kapılarına 'Önce mantık ve ahlak. Düşünür, alim, alime, bilge, bilimsel olmak istemeyen de, bilimdışı şeylere inanmak isteyen de bu kapıdan girmesin' yazılmalıdır yoksa üniversite bilimin, alimliğin, alimeliğin, insanlığın, insanca dünyanın değil, özel sektörün, siyasetin, akıldışılığın, bilimdışılığın, ahlakdışılığın, ve Abd'nin bahçesi olur, 'Okumuş cahil' denilen, akıl-mantık-bilimsellik bilmeyen ya da ahlak tanımayan üniversiteli türü oluşur.


İşte; 21.yüzyılda dünyanın bilimdışılık, ahlakdışılık ve barbarlık içinde olmasının temel nedeni; dünya öğretim-eğitim düzeninin 'Mantık ve ahlak' üzerine kurulu olmak yerine, bunları dışlamış 'Siyaset ve özel sektör' üzerine kurulu olmasıdır.


Gerçek ki ilkokulda; öğrencilere, insanlara doğru şeyler öğretilse ülkelerde, dünyada suç da, bilimdışılık da, ahlakdışılık da olmazdı.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.10.20/09.09


BUNLAR ÜNİVERSİTE MEZUNU MU- 1

 Üniversite demek beyine, ruha, felsefeye, mantığa, bilime, bilimselliğe, evrenselliğe yönelmek demektir; siyaset denilen yarı özel-yarı kamusal şirketlere ya da özel sektör şirketlerine değil çünkü üniversite demek bilim demektir ancak siyaset de, özel sektör de bilimdışılık demektir. Yani bir ülkeyi siyaset yönetiyorsa açık ki bilim değil bilimdışılık yönetiyor demektir ki bu durumda açık ki o ülke asla insanca bir duruma ulaşmaz. Öteyandan açık ki siyaset de, özel sektör de insanların yalnızca kendilerine gelmelerini ister; örnek ki bir siyasi parti tüm seçmenlerin kendisine oy vermesini, bir özel sektör şirketi de insanların yalnızca kendisinden alışveriş etmelerini ister. Bu nedenle ki insanca dünyanın önündeki en büyük engel de, doğru öğretim-eğitimin önündeki en büyük engel de siyaset, ve özel sektördür.


Gerçek ki dünyada doğru demokrasi de, doğru laiklik de, doğru özgürlük de, doğru ekonomi de, doğru devlet de, doğru ülke de, doğru vatan da, doğru toplum da, doğru hukuk da, doğru dini inanç da hiç olmadı çünkü 'doğru' demek önce 'Bilim ve ahlak' demektir; dini inançlara bakıyorsunuz, bilimsellik yok; demokrasiyi, laikliği savunanlara bakıyorsunuz, ortalıkta bikini/mayo diye sütyen-külot geziyorlar; oysa 'Din önce bilim demektir, bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin; alimin uykusu bile cahilin ibadetinden üstündür' diyen Din hadisileri'nin de dediği gibi din bilim, bilimsellik, bilimcilik demektir; 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün de dediği gibi demokrasi, laiklik ve özgürlük de 'Bilimsellik ve ahlak' yoksa olmaz; yani dinin pusulası Arablar, Osmanlı, Doğu değil dini tanımlayan Din hadisileri'dir, demokrasinin, laikliğin ve özgürlüğün pusulası da sigara, içki, bikini, mayo, Abd, Ab, Batı, nefs değil 'Bilim ve ahlak'tır.


İnsanlar üniversite okutulup da aptal ya da cahil ya da mantıksız ya da düşük zekalı ya da bilimdışı ya da bilim düşmanı ya da hiç üniversite okumamış gibi bile yapılabilirler. Özel sektörcü yani kapitalist düzen(sistem), laikliğe aykırılık, bilimdışılık düzenleri, ve diktatörlükler gibi şeyler bu durumu kullanırlar.


Bunu sağlamanın temel yolu; öğrencilere ya felsefe öğretmemek ya da felsefe diye felsefe tarihi öğretmek; ya mantık öğretmemek ya da mantık diye nicel mantık, elektırik(elektrik) devresileri(devreleri) öğretmek; ahlakı dışlamak; düşünür, alim, alime, bilge olmayı engellemek; öğretim-eğitime akıldışı-ahlakdışı modayı, akıldışı-ahlakdışı ünlüleri, akıldışı-ahlakdışı siyaseti, siyasi yandaşlığı, bilimdışı inançları sokmak; üniversite okumanın amaçının(amacının) bilime, teknolojiye ve insanlığa hizmet değil özellikle özel sektörde işe girip bencilce, sorumsuzca keyif sürmek yapılması gibi yollardır.


Gerçekte ise; üniversite demek 'üniversal' yani evrensel yani evrensel gerçeklere ve doğrulara ulaşmak demektir. Evrensellik; bilimsellik, ahlak, mantık, vicdan, dürüstlük, nefssizlik, medenilik, ve tarafsızlık ister ki dini tanımlayan Din hadisileri de zaten 'Din bilim, ahlak, vicdan, dürüstlük, nefssizlik, medenilik ve tarafsızlık demektir' deyip hem bu özelliğini hem de evrensel özelliğini göstermektedir yani dinin evrenselliği hem Din hadisileri'nden gelir, hem de Din hadisileri'nin içerdiği ilkelerin evrensel olmasından.


Ne yazık ki, ne acı ki dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbirzaman gerçek, doğru üniversite olmadı; ne yazık ki, ne acı ki çağımızda da dünyanın hiçbir ülkesinde gerçek, doğru üniversite yok.


Üniversite mezunu düşünün ki hem sağlık sorunu var diye doktora gidiyor hem de doktorun verdiği ilaçları kullanmayıp, 'kocakarı ilaçları' denilen yollara ya da duaya sarılıyor; üniversite mezunu düşünün ki doktorun verdiği ilaçları 'Kullanayım mı, kullanmayayım mı?' diye ilkokul mezunu, ortaokul mezunu, lise mezunu insanlara ya da tıp biliminin t'sini bilmeyen üniversite mezunularına soruyor, onlar 'Kullanma' derlerse ilaçları kullanmıyor, sonunda da çöpe atıyor; düşünün ki doktorun verdiği tansiyon hapını kullanmak yerine limon, sirke, maydanoz gibi şeyleri kullanan tansiyon hastası üniversite mezunuları; egzemasına doktorun verdiği merhemi sürmek yerine sirke, maden suyu, limon karşımı şeyleri süren üniversite mezunuları; aşıya karşı olan, çocuklarına zorunlu aşıları yaptırmayan üniversite mezunuları; cinlere, perilere, fala, astrolojiye, burçlara, medyumluğa inanan üniversite mezunuları var; öyle ki neredeyse 'Dünya düz, ve dönmüyor' diyecek üniversite mezunuları var; Fetö denilen ilkokul mezunun arkasından giden üniversite mezunularını, yargıçları, savcıları, doktorları, avukatları, öğretmenleri, mühendisleri, subayları, akademisyenleri, gazetecileri gördünüz işte ki tümü de sözümona üniversite mezunu; neden; çünkü öğretim-eğitim felsefe, mantık, bilim, ve dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik ve inziva demektir' diyen Din hadisileri amaçlı değil.


Gerçek ki 'üniversite'den felsefe, mantık, bilimsellik, ve ahlakçılık' sökülüp atılırsa geriye üniversite kalmaz.


Ne sağa ekeriz, ne sola

Biz ancak bilime ve Din hadisileri'nin tanımladığı dine ekeriz

Ne sağdan biçeriz, ne soldan

Biz ancak bilimden ve Din hadisileri'nin tanımladığı dinden biçeriz,



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.10.20/09.05


DİN DEDİ (ŞİİR)

 Sende bilim, mantık olmasa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin

Öyle ki alimin uykusu bile cahilin ibadetinden üstündür,

Sende ahlak, utanmak olmasa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki ahlak yoksa din de olmaz

Öyle ki utanmak yoksa din de olmaz,

Sende sultanlık, hükümdarlık olsa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki sultanlarla düşüpkalkan alimler bile dinsizdir,

Sende nefs olsa din olsa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki nefs hem en büyük cehalettir

Hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır(amacıdır)

Hem de önce mantığı, sonra da ahlakı ve vicdanı yok eder,

Sende tarafsızlık olmasa, yandaşlık olsa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki din dürüstlük, adillik, güvenilirlik demektir,

Sende ticaret, özel sektör olsa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki çarşı bile Şeytan'ın mescididir

Öyle ki çarşılarda çok zaman geçirmeyiniz

Öyle ki vatan kapitalistlerin, şirketlerin değil milletindir

Dünya herkesindir,

Sende gürültü olsa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki gürültü yapmak da dine aykırıdır,

Sende moda, pirsing, dövme, makyaj, takı olsa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki moda da, ötekiler de nefstir,

Sende bikinili, mayolu pılajlar(plajlar) olsa

Din olur musun dine

Dedi yok

Öyle ki utanmazlık varsa din de olmaz,

Sende bilimdışılık, bilime aykırılık, bilimdışı inançlar olsa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz,

Sende ahlaka aykırı sanatçılara hayranlık, övgü, beğeni olsa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki din demek ahlak demektir de,

Sende siyaset olsa

Din olur musun din

Dedi yok

Öyle ki siyaset bölücülük, düşmanlık ve nefstir

Ülkeler siyaset ile değil bilim ve ahlak ile yönetilmelidir,

Dedim din nedir

Dedi bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık

Medenilik, nefssizlik ve tüm bunlar ile dünyadan, hayattan inziva demektir.


Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.10.2020/06.40




ADAM ÖLDÜRMEK SUÇU'NUN ADI DEĞİŞTİRİLMELİ SAVIM

 Dünyanın heryanını saran 'küresel ısınma, kirli hava, çevre kirliliği' gibi şeyler; insanlığı saran da 'ahlaksızlık, cehalet, boşinanç' gibi şeyler değil 'mantıksızlık'tır çünkü mantıksızlık olmasa idi yani insanlık mantıklı olsa idi bunlar da, insan nedenli yanlış/kötü/zararlı öteki şeyler de olmazdı. Bu nedenle ki öğretim-eğitim mantık öğretmekle yani mantık bilimi öğretmekle başlamalı ve sürmelidir. Zaten 'mantık' sözcüğü 'mantı' demek değil savım ki 'man' yani insan demektir, insan ile ilgili ruhsal/beyinsel/düşünsel şeyler demektir.


İnsanlığın temel sorunu ne felsefedir, ne bilimdir, ne dindir, ne demokrasidir, ne laikliktir, ne ahlaktır, ne sanattır, ne özgürlüktür, ne teknolojidir, ne medeniliktir, ne medeniyettir; insanlığın temel sorunu 'mantıksızlık'tır öyle ki felsefe, bilim, din, ahlak, özgürlük, demokrasi, laiklik, akıl-ruh sağlığı da 'Önce mantık' ile başlar; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi ki bilim de, ahlak da, din de 'Önce mantık' demektir çünkü savım ki ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun ve akıl-ruh sağlığının en üst soyut nitel zirvesidir.


Hem cinsiyetçiliğe karşı savaşıldığı söylenilmekte hem de cinayete 'Adam öldürmek suçu' denilmekte; sanki bayanlar ve çocuklar öldürülmüyormuş gibi.


Bu nedenle ki 'cinayet'e 'Adam öldürmek suçu' diyen hukuk bu yanlışını düzeltmelidir; örnek ki 'İnsan öldürmek' demelidir.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.10.2020/06.38


GÜZEL AHLAK VE YANLIŞ BİLİM SAÇMALIĞI SAVIM

 Cehalet içindeki toplumlar da, nefs içindeki toplumlar da hayatı 'güzel' kavramı üzerine kurmak eğilimi içindedirler ancak gerçeğe ve doğruya güzel kavramı ile değil doğru kavramı ile gidilir.


'Güzel ahlaklı olmak', 'Güzel ahlaklı ol' diye sözler var.


Nasıl ki birileri dini; dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, tarafsızlık, medenilik ve nefssizlik demektir' demek değil de kendi dini inançı(inancı) sanmakta; nasıl ki birileri Atatürk'ü 'Bilim ve ahlak' değil de sarı saç, mavi göz, Bandırma vapuru, sigara, rakı, bikini, moda sanmakta; birileri de ahlakı 'Terbiyeli olmak, iyilik yapmak, sadaka vermek, açları doyurmak-çıplakları giydirmek, büyükleri ellerinden-küçükleri yanaklarından öpmek, yaşlıları ve kimsesizleri sevindirmek' gibi birşey sanmakta.


Oysa ahlakın dünyadaki ilk doğru tanımı 'Ahlak=Doğru'dur. Yani, ahlakın işi 'güzel' ile değil 'doğru' iledir ki doğru olmayan şeyler de güzel olabilir; örnek ki nefs güzeldir ancak yanlıştır çünkü nefs hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır, hem de önce mantığı, sonra da ahlakı yok eder; yine bir örnek ki şeker, pasta, kek, tatlı gibi şeyler güzeldir ancak bunları şeker hastasına vermek dışarıdan güzel gibi görünse de yanlıştır; yine örnek ki tarlada çalışmak güzeldir ancak tüm günü ve her günü tarlada çalışmakla geçirmek, hiç kitap okumaya zaman ayırmamak yanlış birşeydir; örnek ki kitap okumak güzel birşeydir ancak kitap okumaktan başka birşey yapmamak da, bilimsellik öğretmeyen kitaplarla ve ahlak öğretmeyen kitaplar okumakla hayatı geçirmek yanlış birşeydir; örnek ki su içmek güzel birşeydir ancak soğuk havada terli terli buz gibi su içmek yanlış birşeydir. Yine örnek ki sigara bağımlısına sigara vermek onun açısından, onun için güzel birşeydir ancak sigara sağlığa zararlı olduğu ve nefs olduğu için yanlış birşeydir.


Ahlak en yalın tanımı ile 'doğru'dur ki doğru olmak da zaten güzeldir yani 'Güzel ahlaklı olmak, güzel ahlaklı ol' gibi sözler hem saçmalıktır, mantıksızlıktır, hem de insanları ve toplumları 'doğru'ya değil 'güzel'e yönlendirdiği yani konuyu konunun özünden uzaklaştırdığı, yoksunlaştırdığı için yanlıştır.


Dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilimdir, bilim yoksa din de yoktur, bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin' diyor yani demek ki doğruya giden yol bilimden geçer, yani bu durum da 'Ahlaka giden yol da güzelden değil doğrudan yani bilimden geçer' yani hem bilime sırtdönülüp hem de dinli olunmaz, dinin temel ilkelerinden biri de ahlak olduğu için de bilime sırtdönülüp tam ahlaklı ya da doğru ahlaklı da olunmaz.


'Yanlış bilim' konusuna gelince. Bunda da büyük bir mantıksızlık var çünkü bilim zaten 'doğru olan' demektir. Bu konudaki yanlışın temeli de ya cehalettir ya da bilimi bilimciler sanmaktır oysa bilim başkadır, bilimciler başkadır, ve bilim bilimcilerin söyledikleri şeyler değil bilimin söyledikleridir. Bilim kuşkusuz ki bilimciler olmadan olmaz ancak bilimcilerin her söyledikleri de bilim değildir; bilim doğruluğu kesin olarak kanıtlanmış bilgiler topluluğudur yani savlar, kuramlar, bilime aykırı şeyler bilime girmez yani bilimcilerin her söyledikleri bilime girmez. Örnek ki bilim 'Atomu parçala ve insanlığa enerji üret' der ancak 'Atomdan atom bombası yap' demez, bunu yapanlar siyasetçiler, kapitalistler ve Muhammed'in 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler de hırsızdır' dediği, nefse köle sözde bilimcilerdir; örnek ki ekonomi doğru birşeydir ancak siyasetçilerin ya da kapitalistlerin ekonomiyi yanlış yönetmeleri sonuçu(sonucu) ekonominin kötü olması ekonomiyi yanlış, kötü birşey yapmaz; örnek ki Abd'li bir doktor bir kadına üçüncü bir meme(göğüs) takmış, bu saçmalık o doktorun ve o kadının saçmalığıdır, bilimin değil; yani bilim ekmek kesmek için yapılan ekmek bıçağı gibidir, ekmek bıçağı ile cinayet işlemek ya da soygun yapmak bilimin suçu değildir; yine örnek ki bir bilimdışılık örneği olan astroloji sonuna 'loji/bilim' eklenmiş olmasına karşın bilim, bilimsel değildir, üstelik de bilime aykırıdır yani astroloji bilimin suçu değildir, bilimi kötüye kullanmak isteyenlerin suçudur.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.10.2020/06.35

MÜSLÜM GÜRSES ORHAN GENCEBAY VE İSLAMİYET

 Savım ki siyasetçileri ve ünlüleri eğitmek toplumun yarısını eğitmektir çünkü siyasetçilerin ve ünlülerin arkalarından milyonlarca insan gider.


Ancak açık ki siyasetçiler de, ünlüler de toplumlarına dini yanlış öğretmekteler; öyle ki mantıksızlık ve nefs gibi dine en aykırı şeyleri aşılamaktalar; toplumlar da dini siyasetçilerin ve ünlülerin söyledikleri şeyler, yaşadıkları haller olarak sanmaktalar.


Dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, medenilik, nefssizlik' demektir diyen Din hadisileri'ni bilmeyen pekçok insanın kendini dinli ya da Müslüman sanması; ve Atatürk'ün 'Önce bilim ve ahlak' tanımına aykırı pekçok insanın da kendini Atatürkçü sanması gibi; pekçok sanatçı da sanatı bildiklerini, sanatçı olduklarını sanmakta çünkü sanat ve sanatçı diye kendilerine örnek aldıkları dünya genelde Batının akıldışı-ahlakdışı dünyası ve ünlüleridir.


Müslüm Gürses 'Seni isterim' adlı yapıtında

'Dünyayı verseler gözümde değil

Sensiz cennet bana cehennemdir bil

Yokluğun gönlüme yalnız dert verir

Yokluğunu değil seni isterim' demiş.

Düşünün ki Müslümanlar için en büyük onur; Allah'ın ve peygamberlerinin bulunduğu Cennet adlı yerdir. Müslüm Gürses bu müzik sözleri ile; böyle bir mekanı dışlamakta; ne için; içi bağırsak, bok, pis, iğrenç, tiksinç, mide bulandırıcı şeyler dolu bir bedeni olan, belki de sigara ve içki içen biri için, belki de açıksaçık/darack şeyler yani dine/ahlaka aykırı şeyler giyen. Müslümanlık bu mudur?


Orhan Gencebay. Bugün tanık oldum ki Kral Fm adlı bir radyonun 'Afrikalı Ali'sini dinliyormış ki yayınına Afrika tamtamları eşliğinde başladığı için ona bu ad verilmiş. Kırallık(Krallık), ve Afrika; Akp yandaşı dünya olmanın anlamı bu mu acaba? Yani örnek ki bir Chp'li yayıncı/sunucu acaba Afrika tamtamları eşliğinde kendisine örnek ki 'Afrikalı Hasan' der mi, derse de gülünç olmaz mı? Gönüller ne ise, diller de o oluyor. Ancak Din hadisileri diyor ki 'Sultanlarla düşüpkalkmak dine aykırılıktır'; kırallık, sultanlık, padişahlık, hükümdarlık gibi şeyler de sultanlıktır yani durumdan(halden) görülmekte ki Akp yandaşı dünyaya yalnızca Din hadisileri'ne aykırılık değil, Din hadisileri'ni bilmemezlik değil mantıksızlık ve Afrika yani Eski çağlar hayranlığı da eşlik etmekte görünmekte ki belki de bu nedenle Akp dünyası barbarlıkseverler, hakaretseverler ve küfürseverler, ve 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Atatürk'e düşmanlık biçimindeki barbarlık için de çekici duruma gelmekte.


Orhan Gencebay da 'Beni böyle sev' adlı yapıtında

'Sen dert nedir, ne bilirsin

Sen gönlümde Kabe, sen meleksin

Sen her şeysin

Sen ümitlerimin tek kaynağı

Sen aşkın bence ta kendisisin, kendisisin' demiş.

Yani Orhan Gencebay da aynı mantıksızlığa, aynı yanlışa düşmüş. İçi bağırsak, bok, pis, iğrenç, tiksinç, mide bulandırıcı dolu bir varlığı; belki de sigara, içki içen, açkıksaçık/daracık yani dine ya da ahlaka aykırı giyinen birini; Müslümanların dünyevi en kutsal yeri olan Kabe ile eşitliyor. Öteyandan; Müslüman için 'Ümitlerin tek kaynağı Allah'tır'; içi bağırsak, bok dolu, belki de sigara-içki içip açıksaçık ya da daracık giysilerle toplumsal alanlara çıkan, belki de bikini/mayo diye sütyen-külot ortalıkta dolaşan bir insan değil. Bu nasıl bir Müslümanlıktır, sanattır, sanatçılıktır; üstelik de 'Elhamdülillah Müslümanım' deyip? Yani demek ki 'Akil insan' olmak için; Akp yandaşlığı yanında bazı mantıksızlıkları da ve bilgisizlikleri de içermek gerekiyor da olabilir?


Açık ki, Tanrı; insanı Akp'nin Akil insanı olmaktan korusun, olanları da kurtarsın, demek gerekiyor; mantık olarak zor birşey yani, üstelik de üniversite bitirmiş kişiler için.


Önerim ki insanlar arkalarına takıldıkları siyasetçilerin ve ünlülerin giyimlerine, özel hayatlarına ve sözlerine dini tanımlayan Din hadisileri ile dikkat etsinler yoksa 'sultanlarla düşüpkalkan alimler de hırsızdır' hadisinin anlatmak istediği durum gerçekleşir.


Kimi, Roma'yı yakar; kimi, dünyayı yıkar; kimi Cennet'i beğenmez; kimi, sevgilisini Kabe ile kıyaslar; iş mi yani bu, sanat mı yani bu, sanatçılık mı yani bu, Müslümanlık mı bu?



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.10.20/12.42

CHP ATATÜRK'Ü DE DİNİ DE DEMOKRASİYİ DE UTANDIRIYOR SAVIM

 Akp İslamiyet'e ya da dine ve demokrasiye aykırı durumda da Chp de Atatürk'e, İslamiyet'e ya da dine, ve demokrasiye aykırı durumda değil mi; kuşkusuz da o da aynı durumda, çünkü zaten siyaset bilime ve dine aykırı bir dünyadır çünkü bilimsellik, ve dini tanımlayan, 'Din bilimdir, ahlaktır, vicdandır, merhamettir, dürüstlüktür, adilliktir, tarafsızlıktır, medeniliktir, nefssizliktir, inzivadır' diyen Din hadisileri'ne aykırı bir dünyadır örnek ki Abd'de zinayı, fuhuşu, pornoyu, ensestliği, çıplaklığı, esrarı yani bilime ve dine aykırı herşeyi serbest bırakan siyasettir çünkü siyasetin amaçı bilim ve ahlak değil oy ve koltuktur, bu nedenle de cehalete de, en büyük cehalet olan nefse de boyuneğer.


Dini tanımlayan Din hadisileri'ni bilmeyen, üstelik de bu hadislere aykırı yaşayan insanların kendilerini dinli sanmaları gibi, Atatürk'e aykırı pekçok kişi de kendini Atatürkçü sanmaktadır.


Atatürkçü olmak demek 'Önce bilim ve ahlak' demektir çünkü Atatürk 'Benim sözlerimle bilimin sözleri çelişirse beni değil bilimi dinleyin' diyecek kadar bilimcilikçi, bilimsel; 'Ben sıporcunun(sporcunun) da ahlaklısını severim' diyecek kadar da ahlakçıdır ki Atatürk'ün 'Benim sözlerimle bilimin sözleri çelişirse beni değil bilimi dinleyin' sözü mantık olarak 'Benim yaptıklarıma ahlakın dedikleri çelişirse benim yaptıklarımdan ahlaka olanları yapmayın' da demektir; bu nedenle ki örnek ki sigara, içki içmek bilime de, ahlaka da aykırıdır çünkü bunlar hem sağlığa zararlıdır hem topluma yanlış, kötü örnek olmaktır, hem de topluma en büyük cehalet olan, tüm kötülüklerin nedeni ve amaçı(amacı) olan nefsi pompalamaktır; bu nedenle ki sigara, içki kullanmak da, toplumsal alanlarda bikini, mayo, mini etek, tayt pantolon, göğüs dekolte, açıksaçık, daracık, cinsel sunumlu giysiler gibi ilkellik kültürüleri ile; ve pirsing, dövme gibi barbarlık kültürüleri(kültürleri) ile bulunmak da Atatürk'e, Atatürkçülüğe aykırılıktır. Gerçek ki Atatürk günümüzde yaşamakta olsaydı; 'Benim sözlerimle bilimin sözleri çelişirse beni değil bilimi dinleyin' sözü gereği sigarayı da, içkiyi de; bu söze koşut(paralel) olarak da toplumsal alanlarda ahlaka aykırı, akıla aykırı görünümlerle bulunmayı yasaklardı; açık ki zinayı da, eşcinsel evliliği de, eşcinselliği de yasaklardı ki bunlar hem bilimselliğe hem de ahlaka aykırı şeylerdendir.


Din demek; dini tanımlayan Din hadisileri'nin de dediği gibi önce 'Bilim ve ahlak' koşulunu içerir. Bu nedenle ki bilime aykırılık da, ahlaka aykırılık da dine aykırılık demektir.


Gelelim, demokrasi konusuna. Sanılmakta ki demokrasi; siyasi parti, siyasi parti seçmek, halkın ya da seçmenlerin oy kullanması demek oysa demokrasinin de, laikliğin de temeli Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak'tır çünkü demokrasinin temeli laikliktir, laikliğin nedeni de bilimsel bir dünya istemektir, bunu isteyenler de dönemin ahlaklı insanları idi, ahlaklı halkı idi. Oysa Chp hem zinaya, eşcinselliğe, toplumsal alanlarda ahlaka aykırı giyime karşı değil gibi durmakta; hem bilime de, ahlaka da aykırı Avrupa birliği'ne girmek, ve akıldışı-ahlakdışı Avrupa birliği'nin dayatması olan İstanbul sözleşmesi'ni savunmaktadır.


Hem bilime de, ahlaka da aykırı olup hem de Atatürkçü de, demokrasici de, laiklikçilik de olunamaz.


Bu nedenle ki Chp de Atatürk'ü, dini ve demokrasiyi, laikliği utandırmaktadır.


Öteyandan; Din hadisileri 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler de hırsızdır' demesine karşın; Chp'li olan İstanbul büyükşehir belediyesi başkanlığı başkanı Ekrem İmamoğlu; sultan Fatih'in yağlıboya tablosunu büyük paralar ödeyip yurt dışından satın alıp İstanbul'a getirmiş ve bununla da övünmüştür ki sultanlıkla ya da sultanlarla övünmek 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler de hırsızdır' hadisinin gereği dine; sultanlığa karşı olan Atatürk'e ve Atatürkçülüğe de aykırılıktır.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.10.20/09.51

AKP İSLAMİYET'İ DE DEMOKRASİYİ DE UTANDIRIYOR SAVIM

 Savım ki Akp İslamiyet'i de, demokrasiyi de utandırıyor.


Savları ilerisürmek(ileri sürmek) mantıklı savunmayı da gerektirir. Bu nedenle; savıma savlarımı da ekleyeceğim.


Akp İslamiyet'i de, demokrasiyi de utandırıyor.


Neden?


Çünkü İslamiyet ya da din; dini tanımlayan, açıklayan, öğreten, sevdiren Din hadisileri ile tanımlanmıştır. Din hadisileri özetle diyor ki 'Din ilimdir(bilimdir), ahlaktır, vicdandır, merhamettir, dürüstlüktür, adilliktir, tarafsızlıktır, israfsızlıktır, medeniliktir, nefssizliktir'.


Gelelim bilime. Akp'nin eğitimi bilime, bilimciliğe, bilimselliğe değil bilime, bilimciliğe, bilimselliğe aykırılığa yani tarikatlara ve cemaatlere göre biçimlendirmektedir ki Eba'daki din dersinin Din hadisileri'ni değil Arabça, Arab kültürü, Osmanlı kültürü, ve Arab tarihi üzerine kurulu olması buna bir örnektir oysa Din hadisileri'nde tek bir Arab, Arabça sözcüğü(kelimesi) bile geçmez çünkü Din hadisileri dini bilim ve evrensellik olarak tanımlar oysa dini Arablığa eşitlemek dini evrensel olmaktan çıkarmaktır, örnek ki fizik bilimi 'Beni ille de İngilizce öğreteceksin' demez çünkü bilim de, fizik bilimi de evrenseldir yani her milletin kendi dilinde öğretilir oysa Din hadisileri 'Din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz' derken 'Bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin' de demektedir yani bilimde bile tarafsızlığı söylemektedir yani milliyetçiliğe de, ırkçılığa da, etnikçiliğe de yani dini ya da İslamiyet'i Arabçaya, Arablığa eşitlemeye de karşıdır çünkü bilim evrenseldir ve bilim olduğu için din de evrenseldir yani bilim nasıl ki örnek ki fizik bilimi Hıristiyanların(Hristiyanların) malı değilse din de Arabların malı değildir.


Gelelim ahlaka. Açık ki Akp dünyası; muhalefete hakaretin, küfürün yoğunlaştığı bir dünyadır, öyle ki bu dünya içinden Atatürk'e bile hakaret edenler çıkmaktadır ki içlerinde mevki, makam sahibi, sahibesi kimseler bile olmaktadır. Akp; zinayı ve eşcinsel evliliği de serbest bıraktı yani dine ya da İslam'a aykırı bu şeyleri de. Sayıştay raporuları(raporları) da Akp'nin parasal hukuka aykırılıklarını göstermektedir.


Gelelim vicdana. Akp açık ki Osmanlı hanedanlığı'nı savunmakta, baştaçı etmekte ancak Osmanlı hanedanlığı öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, öz evladlarını bile öldürtmekten çekinmemiş sultanları da içermektedir ki durum vicdansızlıktır, merhametsizliktir, akıldışılıktır, bilimdışılıktır, ahlaka aykırılıktır da; dine de, Türklüğe de aykırılıktır da. Üstelik de dini tanımlayan Din hadisileri 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler de hırsızdır' demesine karşın(rağmen).


Gelelim dürüstlüğe, adilliğe, tarafsızlığa. Açık ki Akp hiç te(de) dürüstlük, adillik ve tarafsızlık içinde görünmemektedir; Akp'ciliğe sınırsız olanaklar sunmakta, Akp karşıtlığına ise olabildiğince kötü ya da düşmanca davranmaktadır. Medya bu durumun pekçok örnekleri ile doludur.


Gelelim israfsızlığa. Medya Akp'nin israflarını açıklayan haberlerle dolu ki israf da nefsten gelir ki nefs de dinin en büyük düşmanıdır çünkü nefs hem en büyük cehalettir, en büyük mantıksızlıktır, hem de kötülüklerin yani dine aykırılıkların hem nedeni hem amaçıdır(amacıdır).


Gelelim medeniliğe. Tüm bunların medeniliğe de aykırı olduğu açıktır.


Açık ki Akp İslamiyet'i ya da dini de utandırmaktadır.


Gelelim demokrasiye. Sanılmakta ki demokrasi demek; siyasi partiler, oy kullanmak demektir oysa demokrasinin de, laikliğin de temeli bilim ve ahlaktır; Muhammed de, Atatürk de bu nedenle ki 'Önce bilim ve ahlak' dedi yani Batı türü demokrasi gerçekte doğru demokrasi değildir, sahte demokrasidir çünkü bilim ve ahlak üzerine değil bilime ve ahlaka aykırılık üzerine kuruludur.


Akp'nin dine ve demokrasiye aykırı durumu; Akp'nin; akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı Avrupa birliği'ne Türkiye'yi katmak istemesi ile de açıktır.


Akp'nin bilime ve ahlaka aykırı durumu açık ki demokrasiye de aykırıdır, ve demokrasiyi de utandırmaktadır.


Gerçek ki zaten siyaset dine ve demokrasiye aykırılıktır yani doğru demokrasi isteniyorsa siyaset yasaklanmalı ve ülkeler bilim ve ahlak üzerine kurulmalıdır; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.10.20/09.49

24 Ekim 2020 Cumartesi

DİNDEN BAŞKA İNSANCA DÜNYA YOK (ŞİİR)

 Bilim bedenin dünyasıdır, din ruhun

Yalnızca bedenle de olmaz, yalnızca ruhla da

Din olmazsa bilim kötülüğe ve düşmanlığa bile hizmet eder

Bilim olmazsa din falcılığa ve büyücülüğe bile gider

Bu nedenle ki Muhammed 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler de hırsızdır' dedi

Din olmazsa bilim vahşete bile hizmet eder

Bu nedenle ki Nazilerin de bilimcileri vardı

Japonya'ya atom bombası atan Abd'nin de,

Özel sektör vatanları, dünyayı şirket şirket böler

Siyaset toplumları, insanlığı siyasi parti siyasi parti

21. yüzyılda dünya cehalet, barbarlık ve ahlakdışılık içinde

Çünkü taktik bölmek ve sömürmek,

Dini inanç dini inanç bölünmüşler

Mezhep mezhep bölünmüşler

Tarikat tarikat bölünmüşler

Cemaat cemaat bölünmüşler

Siyasi parti siyasi parti bölünmüşler

Ve birbirlerine düşman olmuşlar,

Devlet devlete, ülke ülkeye, toplum topluma, halk halka

Vatandaş vatandaşa düşman olmuş siyaset ve dini inanç diye

Oysa din bilimde, ahlakta, vicdanda, medenilikte

Tarafsızlıkta ve nefssizlikte bifrleştirmektir

Din bölmek ve düşman etmek değil,

Birleştirmek ve dost etmektir,

'Din bilim, ahlak, vicdan, medenilik, tarafsızlık ve nefssizlik demektir' diyor Muhammed

Hani bilim, ahlak, vicdan, medenilik, tarafsızlık ve nefssizlik nerede

Sarmakta bilimdışılık, ahlakdışılık, barbarlık, yandaşlık, ve nefs köleliği

Hani din nerede,

Kırmalı insanlık kölesi yapıldığı cehalet, nefs, yandaşlık ve düşmanlık zincirlerini

Birleşmeli dini tanımlayan Din hadisileri'nde

Yani dünyanın, insanlığın tek doğru dininde

Öğren artık ey insanlık, bu dünyadan başka dünya

Din hadisileri'nin tanımladığı dinden başka din de, çözüm de, kurtuluş da

İnsanca dünya da yok.


Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 25.10.20/08.06


BİR DEVLETTE MEZHEPÇİLİK TARİKATÇILIK CEMAATÇİLİK VARSA O DEVLETTE DİN YOK DEMEKTİR SAVIM

 Mezhepçilik, tarikatçılık ve mezhepçilik bölücülük ve düşmanlık aşılar çünkü bunları çıkaranlar bölücülük ve düşmanlık üzerine kurulu olan ya da bunlara neden olan hükümdarlık ve siyaset türü yönetimlerdir. Bunun sonuçunda(sonucunda) da devletler ya yıkılırlar ya bölünürler ya gerileşirler ya da insanlığın ve dünyanın düşmanı durumuna gelirler; yıkılan Nazi imparatorluğu, ve dünyaya, insanlığa düşman durumunda olan Abd buna örneklerdir.


Devleti devlet yapan birinci şey 'güven'dir. Bir devlete güvenilemiyorsa, o devlet doğru devlet değildir. Evrendeki en güvenilir şey de bilimdir; insanlar bu nedenle ki okullara, üniversitelere, ve hastalandıklarında tıppa, hastahanelere, doktorlara giderler.


Din hadisileri'ne bakıldığında güven görülmekte ancak mezheplere, tarikatlara ve cemaatlere bakıldığında güvensizlik görülmekte çünkü tümü de ayrı ayrı, farklı, öyle ki birbirlerine zıt şeyler söylemekteler oysa Din hadisileri hep aynı şeyi, üstelik de evrensel olarak yani dünyadaki her insanın, her toplumun, her devletin, her ülkenin uyabileceği, yapabileceği, ve insanlık adına yapması gereken şeyler olarak söylemektedir yani Din hadisileri birdir oysa mezhepler, tarikatlar, cemaatler çoktur yani bir, birlik, özdeşlik, eşitlik, anlamdaşlık, amaçdaşlık içinde değiller, öyle ki bir de Din hadisileri'ne aykırılık ya da uzaklık içindeler. Bu nedenle ki ortalıkta bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşan insanlar da, pirsingli olan insanlar da, dövmeli olan insanlar da yani moda kölesi olan insanlar da, bilimin b'si bile ilgisi olmayan insanlar da, 10 yılda bir kitap bile okumayan insanlar da, terörcü insanlar da var, kendilerine 'dini inanççlı, dinli' diyen insanlar var dünyanın heryerinde oysa akıldışı-ahlakdışı moda da, bilime uzaklık da, terör de dine yani Din hadisileri'ne aykırılıktır yani açık ki insanlar din diye, Din hadisileri'ne yani dine aykırı, dine uzak, hayali ve yanlış bir dünya içindeler.


Dini din, dinliyi dinli yapan şey de önce 'güven'dir. Güvenilemeyen bir din de, dinli de olmaz. Dini güvenilir yani bilim yapan şey de dini tanımlayan Din hadisileri'dir; bu nedenle ki dünyada pekçok dini inançın, mezhebin, tarikatın, cemaatin bulunmasının nedeni devletlerin, toplumların, insanların Din hadisileri'ne aykırı ya da uzak olmalarıdır çünkü Din hadisileri yani din yani bilim bölücü ve düşman edici değil birleştirici ve dost edicidir.


Ahlak hernekadar bilimle ilgisiz, öyle ki bilime aykırılık sanılsa da gerçekte ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, insan olmanın, demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün, akıl-ruh sağlığının, felsefenin ve bilimin en üst soyut nitel zirvesi olması nedeni ile bilimdir; dine ahlak da dahil olduğu için din de bilimdir ki zaten Din hadisileri 'Din bilimdir(ilimdir), bilim yoksa din de olmaz' deyip bu durumu bir de açıkça belirtmiştir. Yani bilime aykırı olan şey ahlak ve din değil ahlaka aykırılık, ve dinsizliktir. Ahlaksızlık nefstir de; nefs ise hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır, hem de önce akılı, mantığı yok eder, sonra da ahlakı ve vicdanı yani insan olmayı oysa ahlak bilimin en üst soyut zirvesidir, bu durumda ki ahlakdışılık, ahlaka aykırılık da bilime aykırılığın soyut zirvesi olmakta.


Geminin doğru yolu göstericisi haritasıdır, ve pusulasıdır. Bir geminin gitmekte olduğu yol haritaya ve pusulaya göre yanlış ise yanlış yolda gidiyor demektir.,


Matematiğin haritası ve pusulası Dört işlem'in kurallarıdır; matematikte bir işlem Dört işlem kurallarına aykırı ise o işlem yanlış yolda gidiyor demektir.


Dinin de haritası ve pusulası var. Bu harita ve pusula; bundan 1400 yıl önce kadar, İslamiyet dini inançının(incancının) önderi Muhammed tarafından saptanmıştır, ve doğru olarak da saptanmıştır çünkü dini inanç tarihi de hernekadar(her ne kadar) açıkça olmasa da içerik, öz, amaç, yön olarak aynı yöndedir.


Bir devlette mezhepçilik varsa o devlet dinli değildir.


Neden?


Çünkü dini tanımlayan Din hadisileri yani dinin haritası ve pusulası diyor ki 'Din bilimdir, ahlaktır, vicdandır, merhamettir, dürüstlüktür, medeniliktir, tarafsızlıktır, nefssizliktir, inzivadır'; öyle ki Din hadisileri 'Bilim(İlim) Çin'de de olsa gidip öğrenin; alimin uykusu bile cahilin ibadetinden üstündür; peygamberlerin varisleri alimlerdir; din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz' demekte yani bilimi dinin haritası ve pusulası yapmaktadır; peki hani nerede, kendilerine 'İslamcı, Müslüman, dinli' diyen devletlerde, ülkelerde, devlete, ülkeye bilim, bilimcilik, bilimsellik egemenliği? Bu nedenle ki din bilimsel, evrenseldir ve zorunludur. Zaten, Muhammed'in de mezhebi de yoktu, tarikatı da yoktu, cemaati de yoktu çünkü Muhammed bilimci ve evrensel biri idi ki Din hadisileri ile tanımlanmış olan din de bilimci ve evrenseldir; mezhepler üstelik de Din hadisileri'ne aykırı olarak sonradan türetildiler yani mezhep demek Din hadisileri'ne yani dine aykırılık demektir, bu nedenle ki mezhepler, tarikatlar, cemaatler, mezhepçi siyasi partiler, mezhepçi siyasetçiler, ve mezhepçi devletler din olmak değil dini inanç yani bilim değil inanç olmak içindeler.


Gerçek ki mezhep, tarikat, cemaat gibi şeyler İslamiyet'i dini tanımlayan Din hadisileri'nden uzaklaştırmak, ve Müslümanları bölmek, parçalamak için kullanılmakta. Bu nedenle ki İslamcı ya da Müslüman olduğunu söyleyen hiçbir devlette, ülkede Din Hadisileri'ne uygunluk, egemenlik yok; bu ülkeler ya Din hadisileri'ne aykırı, mezhepçi, tarikatçı, cemaatçi kimselerle yönetilmektedir ya da yine Din hadisileri'ne aykırılık olan, 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler de hırsızdır' yani dinsizdir, hadisinin de dışladığı, dine aykırı bulduğu 'sultanlık, hükümdarlık' ile yönetilmektedir. Bu nedenle ki kendilerine 'İslamcı, Müslüman' diyen devletler, ülkeler Din hadisileri'ne göre ya uzaklık ya gerilik içindeler yani Din hadisileri'ne yani dine yanlış, kötü ve zararlı örnek olmaktalar ki 'İslamofobi' denilen şeyin nedeni de bu devletlerin, ülkelerin Din hadisileri'ne aykırı ya da uzak durumlarından kaynaklanmaktadır yani İslamcı, Müslüman devletler, ülkeler Din hadisileri'ne uysalar dünyanın, insanlığın en doğru önderi, lideri, devleti, ülkesi olurlar.


Dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine göre; mezhepçi, tarikatçı, cemaatçi değil Din hadisileri'ci olmak zorunludur.


Din; mezhep, tarikat, cemaat değildir; dini tanımlayan, dinin haritası ve pusulası olan Din hadisileri'dir.


Yani, devletler, ülkeler dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygun olmalıdırlar; mezheplere, tarikatlara, cemaatlere, inançlara değil.


Peki, hangi devlette, hangi mezhepte, hangi tarikatta, hangi cemaatte 'Din' diye Din hadisileri öğretilmekte?


Gerçek ki din Müslümanların da, Hıristiyanların(Hristiyanların) da, Yahudilerin de, Budistlerin de, öteki dini inançlıların da değil; yalnızca ve yalnızca Din hadisileri'nin yani dinin tekelindedir, egemenliğindedir, haritasındadır, pusulasındadır.


Ve Atatürk Din hadisileri'nin demek istediğine uygun olarak 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi. Peki kaç İslamcı, Müslüman devlet, ülke, toplum, siyasi parti, siyasetçi, mezhep, tarikat, cemaat 'Önce bilim ve ahlak' diyor? Açık ki bir hükümdarlık, sultanlık, akıldışılık, ahlakdışılık, cehalet, nefs, kibir türü olan siyaset 'Din=Din hadisileri değil; Din=Siyaset' demekte gibidir, bu nedenle ki dünyada 'İslamofobi', 'Türkofobi' gibi şeyler türemektedir oysa dini tanımlayan Din hadisileri korkulacak değil sevilecek, saygı duyulacak, hayran olunacak, övülecek şeylerdir, demek ki Din hadisileri'ne aykırılık ya da uzaklık durumu var, öyle ise İslam dünyası önce başkalarını değil önce kendini eleştirmelidir, kötülemelidir ve suçlamalıdır yani önce kendisi aynaya yani Din hadisileri yani din aynasına bakmalıdır.


Gerçek ki Muhammed'in tek bir mezhebi, tek bir tarikatı, tek bir cemaati vardı, o da dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı din idi.


Bu nedenle ki benim mezhebim, tarikatım, cemaatim yok; bu nedenle ki ben hiçbir dini inançtan, hiçbir mezhepten, hiçbir tarikattan, hiçbir cemaatten, siyasetten ve özel sektörden yana olmayan bir dinliyim ki Din hadisileri'ne yani dine göre doğru olan da budur.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 25.10.20/08.03

İŞ SINAVLARINDA MÜLAKAT GEREKLİ Mİ

 Gerçek ki merkezi Abd'de olan, akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir güç; doğru ile yanlış, iyi ile kötü, ahlak ile ahlaksızlık, bilim ile dilimdışılık arasındaki hem yok etmeye çalışmakta, hem de herşeyi akıldışılığa, bilimdışılığa ve ahlakdışılığa göre düzenlemeye çalışmakta; akıldışılığı, bilimdışılığı ve ahlakdışılığı insanlığa ve dünyaya egemen yapmaya çalışmakta; birileri de farkında olmadan, 'medenilik, demokrasi, laiklik, özgürlük' diye bu saçmalığa alet olmakta.


'Farklılıklar güzeldir, iyidir, doğrudur' demek farklılıklar bilime ve ahlaka aykırı değilseler doğrudur.


Ayrımcılık da bilim ve ahlak üzerine kurulu ise doğrudur; öyle ki felsefe, bilim, mantık, ve akıl-ruh sağlığı da 'ayırım' özelliğinin ve koşulunun varlığı ile başlar. Bakınız; 'Cinsiyet ayrımcılığına karşı olmak' diyen mantık, ruh, beyin, dünya, kişiler bile gerçekte yetişkin insan dişisi lehine ayırımcılık yani 'kadıncılık/feministlik' yapmaktalar, yani erkekçilik yanlış ise dişicilik de yanlış olmalıdır değil mi? 'Kadıncılık' diye yapılan şey de; yetişkin insan dişisini astroloji, medyumluk, fal, pirsing, dövme, sıpor(spor), estetik gibi şeylerle akıldışı, mantıkdışı, bilimdışı; ahlakdışı moda, ahlakdışı pılajlar(plajlar) ahlakdışı medya gibi şeylerle ahlakdışı yapmaya çalışmaktan yani yetişkin insan erkeğine daha güzel bir tepside sunmaya çalışmaktan başka şey değil gerçekte; bu nedenle ki Avrupa birliği üyelik sözleşmesinde de, İstanbul sözleşmesi'nde de 'Bilimsellik ve ahlakçılık' yoktur, oysa Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi; peki kadınları, demokrasiyi, laikliği, özgürlüğü, yetişkin insan dişisinin okula/üniversiteye gitmesini, yetişkin insan dişisinin ekonomide çalışmasını, ve Kadın hakları'nı savunan kaç kişi ya da kaç sivil toplum örgütü 'Önce bilim ve ahlak' demekte?


'Farklılıklar güzeldir, doğrudur, iyidir, gereklidir' diye, 'Bilim ve ahlak' koşulsuz bir genelleme yapmak; genelleme yöntemine de, felsefeye de, bilime de, akıl-ruh sağlığına da aykırıdır.


İnsanlık akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı bir mozayik değil; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' olmalıdır.


Geleceğin dünyası söz üzerine değil yazı, yüzyüzelik üzerine değil uzaklık üzerine kuruludur çünkü bilim de, teknoloji de böyledir; bilime ve teknolojiye aykırılık ise geleceğe değil geriye gitmektir. Bu nedenle ki 'Uzaktan eğitim', 'Uzaktan alışveriş', 'Uzaktan iletişim', 'Uzaktan mahkeme', 'Uzaktan oy kullanmak', 'Uzaktan hastahane', 'Uzaktan ekonomi', 'Uzaktan iş', 'Uzaktan üretim' gibi şeyler geleceğin hayatında(yaşamında) temel yapılardan olacaktır. Yani, insanlık; yazmaya ve uzaklığa alışmalıdır. Kuşkusuz ki bu durum yeni bir ekonomi sistemine ve devlet sistemine zorunluluk oluşturur ki bu durumun zirvesi de Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak ekonomisi', ve 'Bilim ve ahlak devleti' olmaktır yani 'Bilim ve ahlak sistemi/düzeni' olmak.


Chp başkanı Kılıçdaroğlu demiş ki 'İşe alımlarda mülakat kaldırılmalıdır'.


Neden olarak haklıdır çünkü özellikle kamu işlerine alımlarda 'mülakat' adı altında yandaş seçimi yapılabilmekte, öyle ki devlete ya da demokrasiye ihanet yapılabilmekte.


Gerçekte bu konuda temel sorun Arabça 'mülakat' sözcüğünün kullanılması, Türkçe 'görüşme' sözcüğü yerine. 'Mülakat'ta sorular sorulur; sorular, bilgi, beceri, yetenek ile ilgili iseler sorun yoktur ancak gerçek ki bu durum siyasileşebilmekte; mülakat 'gerekli olan'ı değil 'yandaş olan'ı seçmek özelliğine doğru gidebilmektedir; 'görüşme' örnek ki kız istemek denilen kültürdeki 'görücü' türü birşeydir yani yalnızca 'görmek' ve 'işitmek' üzerine kuruludur; yani eğer görüşmede/mülakatta, adaya yalnızca gözle bakılırsa, sesi yalnızca dinlenirse, adaya sorular sorulmazsa, sorun olmaz.


Eğer yazılı sınavda, kopya çekmek olayı olanaksız ise sözlü sınava da gerek yoktur.


Ancak herşey yazılı sınav ile bitmez çünkü kişide; işe aykırı fiziksel özellikler, örnek ki kısa boyluluk, uzun boyluluk, kamburluk, kellik, şaşılık, kekemelik gibi; ruhsal sorunlar, ahlaki sorunlar, nefssel sorunlar olabilir; örnek ki dövmeli olmak, pirsingli olmak, ahlaka aykırı giyimli olmak, ahlaka aykırı cinsellik, sigara/içki kullanmak gibi; bu durumda; eğer görüşme yöntemi olmasın deniliyorsa; yazılı sınav yalnızca bilgi üzerine değil, bu tür özel soruları da içermelidir.


Yani doğruya gidilmek isteniyorsa önce şuna Arabça 'mülakat' değil Türkçe 'görüşme' denilmelidir.


Yani; seçimi, sınavları insan değil sistem yapmalıdır; 'Bilim ve ahlak' sistemi; örnek ki kamuda ahlakdışı giyinen, moda diye akıldışı şeyler takan, dövmeli, pirsingli, bol takılı, tuhaf saç modelli, tuhaf tuhaf saç boyalı, moda diye akıldışı-ahlakdışı hallere bürünen; moda kölesi, moda bağımlısı, nefs kölesi olan; cinsel ahlakdışılık içindeki; pılajlarda(plajlarda) ahlakdışı halle bulunan; sigara/içki /uyuşturucu kullanan; mantıklı, bilimsel ve kültürlü olmayan; ahlak-edeb tanımayan; yani topluma kötü, yanlış örnek olan yani topluma doğru örnek olmayan kişilere iş verilmemelidir çünkü doğru devlet demek Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' demektir.


Yani; sistem 'Bilim ve ahlak' üzerine kurulu ise yalnızca yazılı sınav yeterlidir çünkü 'Bilim ve ahlak'a aykırılık zaten böyle bir sistemce kendiliğinden elenir.


Yani; insanlarda bilim ve mantık aranmıyorsa; sistem bilimdışı ve ahlakdışı ise; sınav olsa ne olur, olmasa ne olur; kariyer olsa ne olur, olmasa ne olur.


Peki; Atatürk de Muhammed gibi 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' demişken; Atatürkçü olduğunu söyleyen Chp'nin Altı ok'u içinde neden 'Bilimcilik/Bilimsellik' ve 'Ahlakçılık' okları yok?


Evet; önce bilim ve ahlak. Bilim ve ahlak yoksa herşey gider yanlışa, kötüye ve zararlıya.


Farklı ve ayırımcı olmak zorunludur ancak bilim ve ahlak ile farklı ve ayırımcılık zorunludur. Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, ahlaklı ile ahlaksızı ayırt etmeyen, eşit sayan akıl-ruh durumu açık ki sağlıksızlıktır.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 24.10.20/07.47

EVLİLİK BAŞKA ŞEY AİLE KURMAK BAŞKA ŞEY OLMALI SAVIM

 Açık ki çağımızda birleri; modayı da, sanatı da, ünlülüğü de, turizımı(turizmi) de, ekonomiyi de, siyaseti de, eğitimi de, demokrasiyi de, laikliği de, özgürlüğü de, eğitimi de, sanatı da, medyayı da, oyuncakları da, çizgi filımları(filmleri) de, sinema sanatını da, müzik sanatını da, reklamları da, festivalleri de, dini inançları da, eğlenceyi de, insanları da, toplumları da, devletleri de, hukuku da bilime ve ahlaka aykırı olacak biçimde yozlaştırmaya çalışmakta çünkü savım ki merkezi Abd'de olan akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı bir güç akıldışı, bilimdışı ve ahlakdışı bir insanlık ve dünya istiyor.


Evlenmişler, bakıyorsunuz, 1 gün sonra boşanmışlar; böyle ne evlilik olur, ne aile kurmak, ne de toplumun temeli olmak.


İnsanların, toplumların, insanlığın, özel sektörün, siyasetin ve inançın(inancın) temel sorunu mantıksızlıktır. Mantıksızlık da tutarsızlığa neden olur. Tutarsızlık da baskıya, saldırganlığa, şiddete neden olur. Bu nedenle ki mantıksızlık olan yerde baskı, saldırganlık, şiddet, zulüm, diktatörlük, ahlaksızlık, insanlıkdışılık, sapkınlık gibi şeyler de olur. Mantıksızlık yalnızca insanı değil, devletleri bile yok edebilir. Bu nedenle bir ülkenin, devletin, hukukun, toplumun, ekonominin, eğitimin temeli de mantık olmalıdır. Mantık öyle birşeydir ki mantık olmazsa demokrasi de, laiklik de, özgürlük de, dil de yanlış olur çünkü farkında olunmasa da demokrasinin de, laikliğin de, özgürlüğün de, dilin de temeli bilim ve ahlaktır yani mantıktır çünkü bilim mantığın somut nitel, ahlak da mantığın soyut nitel zirvesidir.


Evlilik konusuna da mantık ile yaklaşalım.


Evlilik sözcüğünün de, kavramının da, kültürünün de temel, ilk anlamı aynı evde birlikte yaşamak, ve ahlak demek idi ki ahlaka aykırı kişilerin evlenmeleri de zaten gereksiz ve anlamsız idi. 'Aynı evde birlikte yaşamak' hakkı olarak evlilik de toplumdan, çevreden baskı, şiddet, tehdit görmemek içindi yani 'Evliyiz' diyen kişiler bir mahallede aynı evde birlikte rahatça yaşayabiliyorlardı yoksa büyük sorunlar oluşurdu, bu nedenle ki evlilikler düğün denilen kültür ile olabildiğince çok insana duyurulurdu, biri çıkıp da aynı evde yaşayan bay ve bayan için 'Bunlar evli değil' demesin diye. Yani artık 'evlilik' sözcüğü de, kavramı da anlamsızlaşmaya başladı çünkü gerçekte evlilik 'Aynı evde yaşamak hakkı' değil, 'Aile kurmak eylemi'dir, bu nedenle ki evliliğe 'Ev kurmak' değil 'Yuva kurmak' denilmekte; peki eşcinsel ile, ya da bazı ülkelerde yapılmakta olduğu gibi bir hayvan ile evlilik ile, ortalıkta sütyen-külot yani ahlaka aykırı giysiler ile dolaşan kişiler ile; akıl-ruh sağlığı yerinde olmayanlar ile; çocuklar ile; ahlak, edeb, mantık tanımayan kişiler ile; pısikopat(psikopat), sosyopat kişiler ile; 'yuva' yani aile kurulabilir mi; böyle kişiler ile evlilikler doğru bir toplumun temeli olabilir mi?


Ne deniliyor; 'Aile toplumun temelidir' deniliyor yani 'Evlilik toplumun temelidir' denilmiyor. Neden; çünkü eskiden aile demek ahlak demekti, evlilik demek aile demekti, aile demek mantık demekti, evlilik demek mantık demekti. Şimdi ise eşcinsel evlilik de, hayvan ile evlilik de çıkardı devletler yani siyasetçiler çünkü siyaset de özel sektör gibi mantıksızlık üzerine kuruludur, bu nedenle ki siyasetle yönetilen ülkeler insani yöne doğru değil, insanlığa aykırı yöne doğru giderler; 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, tarafsızlık, medenilik, dostluk, nefssizlik, inziva demektir' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı doğru dine doğru değil dine aykırılığa doğru giderler. Bu nedenle ki siyaset ülkeleri zina, fuhuş, porno, eşcinsel evlilik, çıplaklık, ensestlik, hayvan ile evlilik, eş değiştirmek, uyuşturucu serbestliğine doğru götürmektedir ülkeleri çünkü siyaset bilimin ve ahlakın değil özel sektörün ve en büyük cehalet olan nefsin hizmetçisidir, nefs ki hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır, hem de önce mantığı, sonra da ahlakı, vicdanı yok eder, bu nedenle ki 1. ve 2. dünya savaşını da siyasetçiler ve özel sektör çıkardı.


Evet; 'Aile toplumun temeli' deniliyor; peki eşcinsel evlilikler, ve hayvanlar ile evlilikler ile aile toplumun temeli nasıl olabilir? Kuşkusuz ki olamaz ancak görülmekte ki devletler yani siyasetçiler bunları bile serbest bırakmakta çünkü siyaset demek mantıksızlık demektir.


Eşcinsel evlilikli, ve hayvan evlilikli bir kitleye 'Toplumun temelidir' denilebilir mi, kuşkusuz ki denilemez. Ancak bunlar yasaklanmıyor, öyle ise 'evlilik'i ve 'aile kurmak'ı birbirlerinden ayırmak gerekiyor ki zaten toplumun temeli evlilik değil aile kurmaktır. Düşünün ki 'şirket evliliği' denilen evlilikler, ve bazı ülkelerde iki hayvan arasındaki evlilikler, insan ile hayvan arasındaki evlilikler de var yani evlilik gittikçe mantıksız, tutarsız bir yöne doğru gitmektedir, götürülmektedir oysa toplumun korunması, kurtarılması gerekir.


Aile kurmak önemli bir konudur, öyle ki 'Aile kuramamış olmak' boşanma nedenidir de. Yani insanlar evlenmişler ancak aile birliği, aile kuramamışlarsa yani aile olamamışlarsa, isterlerse boşanabilmekteler çünkü evlilikte 'aile olmak' önemli birşeydir.


Peki, aile nedir? Aile yani doğru demek önce ahlak demektir; yoksa aile 'mafya ailesi' bile denilen aile gibi birşey de; Akasya durağı dizisindeki, dolandırıcı, ahlaksız kişilerin de dahil olduğu kişilerin 'Biz bir aileyiz' dedikleri gibi birşey de değildir çünkü Türk demek de, dinli demek de, Müslüman demek de, doğru insan demek de, bilim demek de, felsefe demek de, demokrasi demek de, laiklik demek de, özgürlük demek de, eğitim demek de, ahlak demek de, devlet demek de yalnızca mantık değil, ahlak da demektir; yani Türk kültüründe de, din kültüründe de evlilik, aile önce ahlak demektir; bu nedenle ki Atatürk de tıpkı Muhammed gibi 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi.


Bu durumda; ya evlilik mantık ve ahlak üzerine kurulmalıdır ya da evlilik başka şey, aile kurmak başka şey olmalıdır. Eğer eşcinsel evlilik, hayvanla evlilik, ahlakdışı kişi ile evlilik var olacaksa bir de 'Aile kurmak' olmalıdır yani insanlar 'Evlenmek' ya da 'Aile kurmak' için başvurmalıdırlar.


Evlilik ile, aile kurmak arasında önel ve sonal farklılıklar da olmalı. Önel farklılık olarak örnek ki evlenecek kişilerde ahlak ve mantık koşulu olmazken, yuva kurmak isteyen kişiler de önce ahlak ve mantık koşulu olmalı; 'Önce ahlak ve bilim' yani bilim de, ahlak da önce mantık demek olduğu için 'Önce mantık' diyen Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi. Sonal farklılık olarak da devlet aile kurmuş olanların maddi ve manevi sorunları oluşursa sorunlarının çözülmesi için maddi ve manevi destek olmalıdır; Evlilik'te boşanmak kolay ancak Aile kurmak'ta boşanmak zor olmalı. Yani evlilik bireysel bir konu, aile kurmak ise toplumsal bir konu olmalıdır. Önünegelenin(Önüne gelenin) evlendiği bir evlilik açık ki evlilik kültürünün dışına çıkar tıpkı 'ünlü olmak'ın ahlaklı ve kültürlü insan olmaktan çıkıp çıplaklık, ahlakdışılık, mantıksızlık durumuna gelmiş olması; devlet kavramının da 'Devlet baba' kavramı olmaktan çıkıp 'şirket' kavramı durumuna gelmiş olması gibi.


Açık ki hem ahlakın hem ahlakdışılığın yanında yer alan bir devlet de, hukuk da, demokrasi de, laiklik de, eğitim de, medya da, sanat da, turizım(turizm) de, ülke de, toplum da yanlış yolda demektir.


Kuşkusuz ki evlilik cüzdanı da, ailelik cüzdanı da farklı renklerde olmalıdır. 'Evlilik' ayrı şey, 'Aile kurmak' ayrı şey sayılmalıdır.



Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 24.10.20/07.38