30 Haziran 2021 Çarşamba

SABAH GAZETESİNİN DE SÖZCÜ GAZETESİNİN DE AHLAKA DİNE VE TÜRKLÜĞE AYKIRILIKTA BİRLEŞMİŞLİK DURUMU

 Nefs bir doğru parçası gibidir; ona, sağından da, solundan da paralel doğrular çizilebilir. Ve nefs hem yanlış, hem kötü birşeydir çünkü hem en büyük cehalettir, hem tüm kötülüklerin hem de biyolojik kökenli olmayan tim deliliklerin nedenidir. Bu nedenle ki doğru devlet nefse karşı savaşan devlettir.


Bir ülkede, aşağıda, devlet ne kadar doğru ve iyi eğitim verirse versin; yukarıda akıldışı-ahlakdışı ünlüler varsa o eğitim boşa gider, yalnızca meslek öğrenmeye yarar, doğru insan olmaya değil. Bu nedenle ki akıldışı-ahlakdışı ünlülük de, onları öven medya da, onlara serbestlik veren siyaset de masum değildir.


Savım ki insanları birbirlerinden ayıran en güvenilir, en temel, en derin şey dış görünüş, para, giyim, malmülk(mal mülk), eğitim düzeyi, yardımseverlik, iyilikseverlik, yaş, ırk, cinsiyet, siyasi görüş, vicdan, merhamet, sevgi, dostluk, tutum, davranış, özel hayat gibi şeyler değil nefstir yani nefs önündeki durumularıdır(durumlarıdır) çünkü savım ki nefs hem en büyük cehalettir, hem tüm kötülüklerin nedeni ve amaçıdır, hem de akılı, mantığı, ahlakı, vicdanı, akıl-ruh sağlığını engeller, en engellediği temel şey de mantık, ve akıl-ruh sağlığıdır.


Yani, bir insan nefse köle ise ne mezunu olduğu da, mesleğinin ne olduğu da, cinsiyeti de, yaşı da, vicdanı da, yardımseverliği de, ırkı da, milliyeti de, medeniliği de o insanı iyi insan olarak değerlendirmeye yetse de doğru insan olarak tanımlamaya yetmez, yani savım ki nefse köle insan iyi insan olsa da doğru insan değildir; insanlık bunu anlamalı, öğrenmeli artık. Evrenin en zor şeyi atomu parçalamaktı ise insanın en zor şeyi de nefsi yenmesidir; bu nedenle ki insanın, insanlığın temel ölçütü nefstir; bu nedenle ki Muhammed de 'Sultanlarla düşüpkalkan alim bile hırsızdır' demiştir yani nefs alimi bile hem alimlikten hem dinden çıkarır.


Kimi, Atatürkçü; kimi, Osmanlıcı; kimi, milliyetçi; kimi, komünist; kimi, dini inançlı; kimi, dini inançsız; kimi, kapitalist; kimi, işçi; kimi, zengin; kimi, yoksul; kimi, dişi; kimi, erkek; kimi, genç; kimi, yaşlı; kimi, üniversite mezunu; kimi, ilkokul mezunu; kimi, Asyalı; kimi, Avrupalı; kimi, Afrikalı; ancak onları birleştiren birşey var: Nefse kölelik.


Nefse köleliğin topluma yani dışa en açık durumu da ahlaka aykırı giyimliliktir. Yani, tepedentırnağa(tepeden tırnağa) ahlaklı giyimli biri ahlaklı da olabilir, ahlaksız da, dinli de olabilir, dinsiz de ancak ortalıkta ahlaka aykırı giyimle dolaşan birinin ahlaka da, dine de aykırı olduğu açıktır.


Bu nedenle ahlak sözcüğünü tanımlayayım. Savım ki ahlak da zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, insanın, insanlığın, evrenin, ve evrimin nitel soyut en zirvesidir. Bu durumda; hem nefse kölelik, hem de ahlaka aykırılık açık ki hem insancalığa hem dine, hem akıl-ruh sağlığına aykırılık durumudur; ve akıldışı-ahlakdışı bir dünya olan siyasetin sayesinde akıldışı-ahlakdışı moda da dünyayı sarmakta, siyaset de oy ve para için buna gözyummakta(göz yummakta); bu nedenle ki siyaset 'Sultanlarla düşüpkalkan alim bile hırsızdır' hadisinden dolayı dine aykırıdır çünkü siyaset denilen şey gerçekte hükümdarlığın yani diktatörlüğün uzantısıdır.


Akp, ve Chp; Osmanlıcılar, ve Atatürkçüler; hernekadar(her ne kadar) birbirlerine aykırı, zıt olsalar da onları da birleştiren birşey var: Nefs; nefsin de ana parçası olarak ahlaka, dolayısı ile dine aykırılık çünkü hadis 'Din ahlaktır, ahlak yoksa din de olmaz' diyor, Atatürk de 'Benim sözümle ahlakın sözü çelişirse beni değil ahlakı dinleyin' diyor; ancak tuhaf ki kendine İslamcı diyen siyaset de, kendine Atatürkçü diyen siyaset de ülkeye, vatana, topluma, devlete, hukuka ahlakdışılık pompalamakta, örnek ki zina, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, toplumsal alanlarda sütyen-külot dolaşmak serbestliği gibi.


Siyaset dine aykırıdır çünkü siyaset hem bilimdışı-ahlakdışı bir dünyadır; hem toplumları bölmek ve insanları birbirlerine düşman etmek üzerine kuruludur oysa din dini tanımlayan Din hadisileri'nin de dediği gibi 'Bilim, ahlak, mantık, medenilik, vicdan, tarafsızlık, israfsızlık, gösterişsizlik, sakinlik, nefssizlik' demektir.


Sabah gazetesi Akp yandaşı bir gazete. Sözcü gazetesi Akp karşıtı bir gazete; ve üstelik ikisi de kendilerini Müslüman olarak tanıtmakta. Ve ikisi de ahlaka, dolayısı ile dine aykırılıkta birleşmiş.


Nasıl mı?

Sabah gazetesinin internet sitesi; 30.6.2021 tarihinde ahlaka, dine, ve 'Önce ahlak' demek olan Türklüğe aykırı, sözde sanatçı, sözde ünlü Aleyna Tilki'nin annesinin ahlaka, dolayısı ile dine aykırı giyimli, cinsel sunumlu, cinsel tahrikli, boyboy(boy boy) fotoğraflarını yayınlayıp bir de ona övgüler düzmüş ' Aleyna Tilki'nin annesi Havva Öztel derin yırtmaçlı siyah elbisesi ile mest etti! Havva Öztel kızını gölgede bıraktı!' başlıklı haberi ile, yani sonunda bir de ünlem işareti var, yani sevinç, mutluluk, övgü, beğeni, hayranlık durumu. Haberin devamı şöyle: 'Havva Öztel kızını gölgede bıraktı! Her yaptığı, her söylediği olay olan Aleyna Tilki'nin kendisi kadar kız kardeşi ve annesi de dikkat çekiyor. Sosyal medyayı aktif kullanan Aleyna Tilki'nin annesi Havva Öztel son olarak hesabından tatil paylaşımlarında bulundu. Havva Öztel'in daha önce bikinili paylaşımları ile ilgi odağı olmuştu. 'Maşallah' yorumları yapılan Havva Öztel bu defa derin yırtmaçlı siyah elbisesi ile boy gösterdi. Havva Öztel güzelliği ve düzgün fiziği ile kızını gölgede bıraktı. Övgüleri toplayan Havva Öztel daha önce de söylediği şarkı ile kızının tahtına aday gösterilmişti. Aleyna Tilki'nin annesi Havva Öztel derin yırtmaçlı siyah elbisesi ile mest etti! Havva Öztel kızını gölgede bıraktı! Aleyna Tilki'nin annesi Havva Öztel derin yırtmaçlı siyah elbisesi ile mest etti! Havva Öztel kızını gölgede bıraktı! Sosyal medyayı aktif kullanan Aleyna Tilki'nin annesi Havva Öztel son olarak hesabından tatil paylaşımlarında bulundu. Övgüleri toplayan Havva Öztel daha önce de söylediği şarkı ile kızının tahtına aday gösterilmişti. İşte Aleyna Tilki'nin annesi Havva Öztel'in iddialı pozları...'. Bu nasıl 'Müslüman' ve Türk' toplum ki ahlaka aykırı, dine aykırı, Türklüğe aykırı bir giyime, ve öyle giyimli birine bir de 'Maşallah!' diyor, ve kendini Müslüman, Osmanlıcı tanıtan bu gazete de bunu övgü, mutluluk, sevinç, başarı durumu olarak yayınlıyor, utanmak yerine, yayınlamamak yerine. İşte bunlar da bu kadar Müslüman, bu kadar Osmanlıcı.


Yani 'Kızım annen evliya değil ki sen de evliya olasın' durumu.


Sözcü gazetesi de yani hem Atatürk 'Önce bilim ve ahlak' demesine karşın hem internet sitesinde astroloji denilen bilimdışılık, hem magazin denilen ahlakdışılık için köşe ayıran; hem 'Müslüman' geçinen, İslami yazılar yayınlayan, hem de ahlaka aykırı ünlüleri ahlaka aykırı giyimleri ile yayınlayıp onlara övgüler de düzen Sözcü gazetesi de internet sitesinde 16.6.2021 tarihinde ahlaka, dolayısı ile dine, ve 'Önce ahlak' demek olan Türklüğe aykırı giyimli yani bikinili, mayolu fotoğraflarını 'Defne Samyeli'nin tatil pozlarına beğeni yağdı' başlıklı haberi ile bu ahlaka, dolayısı ile dine, ve Türklüğe aykırı sözde sanatçı, sözde ünlü hakkında övgüler düzmüş, şöyle demiş: 'Şarkıcı ve oyuncu Defne Samyeli, Antalya'da tatil sezonunu açtı. 48 yaşındaki Samyeli, Instagram hesabından önce pembe mayolu pozlarını sonra da denizde çektirdiği siyah bikinili fotoğraflarını paylaştı. Defne Samyeli'nin tatil pozlarına beğeni yağdı. Defne Samyeli tatil sezonunu Antalya'da açtı. Kızlarıyla denize girip güneşlenen ünlü isim Instagram hesabından paylaştığı fotoğraflarla yine çok konuşuldu. Samyeli önce pembe mayosuyla kızına poz verdi. Sonra siyah bikini giyip karın kaslarını sergiledi. 15 gün sonra 49. yaşına basacak olan Samyeli formda fiziği ve güzelliğiyle dikkat çekti. Kısa sürede binlerce beğeni alan fotoğraflara 'Muhteşem', 'Hep güzel, hep doğal', 'Bunu nasıl başarıyorsunuz' şeklinde yorumlar yapıldı.'. Bu nasıl bir Türklük, dinlilik, ve Atatürkçülük durumu ki ona da beğeniler, övgüler yapılmış ancak en azından 'Hey Maşallah!' denilmemiş, Atatürkçülerde de bu kadar olsun bir fark var demek, ötekilerde bu da yok.


Yani 'Adlarımız farklı ancak yok birbirimizden farkımız' durumu.


Nefsten kaçın çünkü nefs kötü insan olmaya, kötü toplum olmaya, ve kötü ülke olmaya giden, götüren yolun başıdır; öyle ki alimi bile hem alimlikten, hem dinden çıkarır.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.7.21/09.14

IRKÇILIK YABANCI DÜŞMANLIĞI İSLAMOFOBİ VE TÜRKOFOBİ NEDENLERİ KONUSU

 İnsanlık, dünya; sanki örnek ki uzaylılarca yok edilmiş de, yeni baştan kurulmakta gibi; yani herşey akıldışı, ahlakdışı, barbar, vahşi, mantıksızlık, insanlıkdışılık içinde; üstelik de binlerce üniversite, milyonlarca üniversite mezunu, ve teknolojinin 'yok yok'u varken.


Neden böyle? Çünkü ülkeleri yani dünyayı ve insanlığı akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset yönetiyor; yanına da birbaşka(bir başka) akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan modayı da alıp.


Gerçek ki sözcükler yenibaştan ve doğru olarak tanımlanmak zorunda; ve demokrasi, laiklik, özgürlük, akıl-ruh sağlığı, sanat, devlet, hukuk, eğitim, üniversite, üniversite mezunu tanımıları(tanımları) bile saçmasapanlık içinde çünkü ülkeleri yani dünyayı ve insanlığı akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset yönetiyor; yanına da birbaşka(bir başka) akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan modayı da alıp.


Eskiden 'Irkçılık' vardı, şimdi buna bir de 'Yabancı düşmanlığı', 'İslamofobi', ve 'Türkofobi' de eklendi çünkü dünyayı, ülkeleri, insanlığı, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' değil akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset yönetiyor; yanına da birbaşka(bir başka) akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan modayı da alıp.


Akıllı, mantıklı, medeni, insanca insan, doğru insan kendisine eleştirilere kızmak, öfkelenmek, tepki göstermek, saldırganlaşmak yerine nedenlerini sorar, nedenlerini öğrenmeye çalışır ancak insanlık, 21. yüzyılda, ve binlerce üniversite içinde olmasına karşın 'Gözünün üzerinde kaşın var' denilmesine bile saldırganlık, düşmanlık içinde çünkü akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset yönetiyor; yanına da birbaşka(bir başka) akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan modayı da alıp.


Sorunları çözmek için, önce anlamak gerekir; anlamak için de sözcükleri doğru tanımlamak, bilimsel olmak, ve eleştirilere açık olmak gerekir.


Irkçılık sorununu çözmek için, öncelikle yapılması gereken şey ırkçılara bunun nedenlerini sormaktır. Gerekçe nedir; düşman oldukları insanların, kitlenin örnek ki pis ya da ahlaksız ya da vahşi olmaları gibi nedenler mi; öfkelenen, sinirlenen, saldırganlaşan insanın yüzü kızarır, bozarır, kararır yani beyazlaşmaz(aklaşmaz), yani acaba koyu renklilik ırkçılarda böyle bir algıya, sanıya mı neden olmakta, yani koyu renklileri öfkeli, saldırgan, barbar, vahşi, ilkel olarak algılamaları, düşünmeleri, sanmaları sorunu mu var; ırkçılık içindeki insanlara, ırkçılıklarının nedenlerini sormak, öğrenmek gerekir çünkü bilim böyle çalışır.


Yabancı düşmanlığı deri rengini içermeyen bir durum çünkü yabancı düşmanlığında 'düşman' ilan edilen insan türü, kitle türü renginden dolayı bu durum içinde kalmıyor. Yabancı düşmanlığı içindeki insanlara, yabancı düşmanlıklarının nedenlerini sormak, öğrenmek gerekir çünkü bilim böyle çalışır.


İslamofobi için de durum aynı. İslamofobi içindeki insanlara bunun nedenini sormak gerekir; Müslümanlara neden düşman olduklarını öğrenmek gerekir çünkü bilim böyle çalışır.


Türkofobi için de durum aynı; Türkofobi içindeki insanlara da bunun nedenini sormak, öğrenmek gerekir çünkü bilim böyle çalışır.


Evlerinde hayvan, çiçek besleyen insanların insanlara düşman olmaları tuhaftır çünkü hayvanlar ve çiçekler de ilkeldirler, ve insan hayvandan da, çiçekten de üstündür, ileridir. Durum ki bunun nedeni; varlığı toplumunu bölmek, insanları ve toplumları-ülkeleri-devletleri birbirlerine düşman etmek olan akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı siyaset dünyasıdır; yani varlığı insanları bölmek ve birbirlerine düşman etmek olan bir dünya ile yönetilen insanların birbirlerine düşman olmaları açık ki olağan birşey olur; ve akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünyanın, insanları birbirlerine düşman etmesi de olağan olur. Bu nedenle ki İslamofobi ve Türkofobi saldırısı altındaki Türkiye'de bile siyaset insanları yani Müslümanları ve Türkleri birbirlerine düşman etmekte yani kendi insanlarına karşı dışarıdaki düşmanlıktan şikayetçi olan bir mantık içeride kendi insanlarını bile birbirlerine düşman etmekte. Demek ki siyaset ile yönetilen ülkelerde her kötülüğün altında siyaset vardır yani siyasetten asla çözüm, umut olmaz, zaten olmuyor da; ikiyüz(iki yüz) üniversitesi, milyonlarca üniversite mezunu olan, yüz yıllık ülkenin durumuna bakın, emin adımlarla yükselen tek şey bilimdışılık ve ahlakdışılık yani barbarlık çünkü akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset yönetiyor, yanına da birbaşka(bir başka) akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir dünya olan modayı da alıp oysa bilim böyle çalışmaz.


Evet; sorunları çözmek için önce nedenlerini anlamak, öğrenmek gerekir.


İnsan için de, insanlık için de tek çözüm; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tır.


Çözüm, insanca bir ülke, insanca bir dünya, insanca bir hayat mı istiyorsunuz? Öyle ise Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'ta birleşin; başınıza bin siyasetçi seçeceğinize kendini bilime, ahlaka yani insanlığa adamış tek bir insan seçin yoksa nanay da nanay. Unutmayın ki bilim beyinin(beynin), ve evrenin nicel zirvesidir, ahlak ise nitel zirvesidir; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de hem 'bilim', hem de 'ahlak' dedi; siyasette ise nerede bilim, nerede ahlak; açık ki siyaset akıldışı-ahlakdışı Usa'nın(Abd'nin) şubesi ya da eyaleti olmak yani diktatörlük durumudur çünkü demokrasi de, laiklik de, özgürlük de, medenilik de, doğru insanlık da, doğru adalet de, doğru devlet de, doğru vatan da, doğru ülke de, doğru toplum da, doğru insan da, doğru aşk da, doğru aile de, doru evlilik de 'Önce bilim ve ahlak' demektir; hani nerede bilimsellik ve ahlakçılık?


Açık ki 'Din bilim, ahlak, mantık, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen Muhammed'in Müslümanlarından da; 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün Türklerinden de korkulması mantıksızlıktır, saçmalıktır, deliliktir, insanlıkdışılıktır, barbarlıktır.


Unutmayın; Usa dünyayı beyin ile değil bacak arası ile yönetir; bu nedenle ki Usa'da zina, fuhuş, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, uyuşturucu, porno, çıplaklık gibi cinsel utanmazlığın her türü serbest; bir de parasının üzerine, Türkçe anlamı ile 'Biz tanrıya inanıyoruz' yazmış, nasıl bir tanrı ise, belki akıldışı-ahlakdışı Zeus olabilir.


Eleştiriliyorsan, önce nedenini sor, öğren.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.7.21/05.24

SOLO TUVALET KAĞIDI REKLAMINDAKİ TUHAFLIK DURUMU SAVIM

 Akıldışı, ahlakdışı, barbar, vahşi, insanlıkdışı bir güç dünyaya ve insanlığa akıldışılık, ahlakdışılık, barbarlık, vahşilik, insanlıkdışılık egemenleştirmek için didinmekte. Bunun için de moda, turizım(turizm), medya, sinema, Tv, ünlü, astroloji, yarışma, bilgisayar oyunu, takıntı, saplantı, Mia(Maoa) geni, Gdo, sıpor(spor), eğlence, festival, cinsellik, reklam, yetişkin insan dişisi gibi araçları kullanmakta.


Bu güç beyinyıkamak(beyin yıkamak) için reklamları(tanıtımları) da kullanmakta. Bu nedenle ki bu güçün farkında olmadan da olsa etkisinde kalan reklamlarda akıldışılık, ahlakdışılık, cinsellik, mantıksızlık, ve abuksubuk sözler ile dolmakta; insanlara ve toplumlara yanlış, mantıksız, abuksubuk sözler öğretilmesi durumları görülmekte; örnek ki 'Kirlenmek güzeldir, saçmalamak güzeldir, saçmalamaktan korkma, hayatını yaşa, kafana göre yaşa, utanma, utanmamaktan utanma, toplumu umursama' gibi.


Bu nedenle reklamlarda da herşey cinselliğe, dişiliğe, cinsel tahrike, cinsel sunuma, cinsel etkiye, cinsel sonuça(sonuca), dişi cinselliğini sömürmeye/kullanmaya yönlenmekte; öyle ki bazı moda reklamlarında, ve bazı otel reklamlarında, lezbiyenliği çağırıştıran(çağrıştıran), bayan bayana görüntüler bulunmakta. Açık ki 21. yüzyılın modası yetişkin insan dişisi cinselliği, yetişkin insan dişisini kullanmak, ve yetişkin insan dişisini sömürmek; sanki birileri 'Erkek egemenliği çözüm olmadı, belki dişi egemenliği çözüm olur' deyip yetişkin insan dişisini, ve cinselliğini göklereçıkarmakta(göklere çıkarmakta), baştaçıetmekte(baştaçı etmekte) oysa Atatürk de, Muhammed de tek doğru çoktan gösterdi: Bilim ve ahlak.


Ne erkeklere yaranmak çözümdür, ne de dişilere yaranmak. Tek çözüm bilime ve ahlaka yaranmaktır ancak açık ki bu durum özel sektör denilen kapitalistliğin de, siyaset denilen akıldışı-ahlakdışı dünyanın da işinegelmiyor(işine gelmiyor).


Solo tuvalet kağıdı tanıtımında da açık bir mantıksızlık bulunmakta:

1- Solo tuvalet kağıdını yalnızca insan dişisi kullanıyormuş gibi tanıtımında yalnızca bayanlar, ve, genç ve güzel bayanlar kullanılmış, ve bir bayan öteki bayanlara 'Kızlar yeni haberleri duydunuz mu! Solo yenilenmiş daha kalın olmuş!' diyor.

2- Tanıtımda bayan bayanlara 'Daha kalın' olmuş diyor. 'Kalın' sözcüğü Argoda erkek cinsel organı için de kullanılan yani ayıp sınıfından bir sözcük. Reklamda yalınızca bayanlar var, ve 'Daha kalın olmuş!' deniliyor.


Yani, reklamda 'Solo yenilenmiş, daha kalın' olmuş!' deniliyor, öteki bayanlar da 'Ooo!' diyorlar.


Yani, en azından, bu durum konusunda bilgili olan yetişkin erkek türü bu sözlere açık ki müstehcence güler.


Solo'ya sormak gerekir:

1- Solo tuvalet kağıdı bayanlar için mi de reklamda yalnızca bayanlar kullanılmış, ve söz konusu reklamda da bayanlar 'Tam bizlik olmuş' diyorlar.

2- 'Daha kalın' yerine başka sözcük yok mu? Tuvalet(Si, Hela) kağıdının kalın ya da ince olması sorun değil çünkü kalın olup dayanıksız olabilir, ince olup dayanıklı olabilir; örnek ki dişi apışlığı(pedinde) hiç 'Daha kalın' denilmez, hep 'Daha ince' denilir.

3- Durumun bu yönde oluşabileceği hiç düşünülmemiş mi? Bu duruma kasıtlı mı gidilmiş yoksa farkında olunmadan mı?


Yani hem bayanları kullanıyorsun, hem de başka sözcük yokmuş gibi 'daha kalın' diyorsun. Tuhaf bir durum.


Magnum dondurma reklamıları(reklamları) Magnum dondurmasını bayan dondurması, erotik dondurma gibi gösteren durumlara girer gülümsetir; Algida sanki dondurma yalnızca pılajlarda(plajlarda), otel havuzularında yenilen birşeymiş gibi bikinililerle reklam yapar, gülümsetir; Solo 'Daha kalın' der, gülümsetir; Orkid zaten alanının gülümsetmesi oldu. Ne olacak yani bu durumlar çünkü bu gülümsemeler oldukça tuhaf gülümsemeler.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 30.6.21/12.56

MIKNATIS KONUSUNDA BİLİNMEYENLER VAR SAVIM

 Bilim yalnızca öğrencilerin öğrenmesi gereken sınırlı, sonlu bir şey değildir; bilim gerçekte yalnızca öğrencilere, bilimcilere değil tüm insanlığa ait bir genel kültürdür.


5-6 yıldır, aralıklarla, mıknatıs üzerine deney yapıyorum. Çünkü bence evrende hiçbirşey bitmiş değildir, evrende mutlak mutlaklık yani göreceliğin dışında bir mutlak mutlaklık yoktur ki bu da Evrim kuramı karşıtlarıyla çelişir. Yani evrende yalnızca biz bizeyiz.


Okullarda fizik dersinde mıknatıs konusunda öğretilen şeylerden biri de 'Aynı kutupların birbirlerini ittikleri, zıt(karşıt, başka) kutupların(uçların) birbirlerini çektikleridir.


Oysa; yapdığım(yaptığım) iki mıknatıslı bir mıknatıs deneyinde sürekli elde ettiğim sonuç şu oldu: İki mıknatıs önce birbirlerini bir mesafe sürecince ittiler sonra da bir mesafe sonrasında çektiler. Yani bu mıknatıslar önce aynı kutuplu idiler de sonra zıt kutuplu mu oldular? Öyle ise mıknatıslık da, kutupluk da mutlak değil görecedir(izafidir) ki bu da yerçekimi içeren dünya için de bir anlama gelebilir.


Bence; günümüzde bile mıknatıs dünyası bilinmezliklerle dolu. Mıknatıs dünyasının iyice bir yeninden incelenmesi, araştırılması gerekir diye düşünüyorum. Yani bilime ve insanlığa asla durmak yok.



Necdet Gürçiftçi

İnternetde yayınlandığı zaman: 18.4.14/09.39

DİRENÇLERİN PARALEL BAĞLANMASI KONUSUNDAKİ YANLIŞLIK KURAMIM

 Herşeyden önce bu yazı bir savsaldır(kuramdır), çünkü konunun ayırıntılarına(ayrıntılarına) girebilecek deney olanaklarım yok, basit bir Avometre ile yapabildiğim ancak bu kadar.


Herşeyden önce mantık; felsefeden, bilimden, ahlaktan, dinden, akıl-ruh sağlığından, medenilikten, özgürlükten, demokrasiden, laiklikten, hukuktan, eğitimden önce bile mantık gelir, gelmelidir çünkü mantık yoksa zaten durum yanlış demektir.


Felsefeyi felsefe tarihi sananlar olsa da felsefe tarih yani mazi yani genel kültür değil, savım ki 'Felsefe konular konusunda tüm olasılıkları dürüstçe, tarafsızca ortayaçıkarmak(ortaya çıkarmak, ortayakoymak(ortaya koymak), ortayagetirmek(ortaya getirmek), her konu ile ilgilenmek, topluma-insanlığa-her bilime-teknolojiye yararlı olmak bilimidir.'. Bu nedenle ki felsefe tarihinden başkaşey(başka şey) bilmemeye felsefe denilemez.


Bilim yalnızca gözlemle ve deneyle ilerlemez; mantık ile de ilerler. Örnek ki Galile dünyanın döndüğünü mantık ile buldu; Einstein, Görelilik(İzafiyet) kuramı'nı mantık ile yarattı.


Türklerde Orta Asya'dan ya da genlerden kaynaklanan 'Yabancı hayranlığı' durumu görünmekte ki bu durum Türkiye'nin 21, yüzyılda bile en büyük sorunudur bence; ve, Türkiye bu durumu aşamadıkça ne bağımsız ve özgür olabilir ne bilimsel ne dünya/insanlık önderi. Atatürk de bu durumu anlamış olmalı ki bu durumu yok etmek için 'Ne mutlu Türküm diyene', ve 'Bir Türk dünyaya bedeldir' demiş ancak temelini Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tan almak yerine akıldışı-ahlakdışı Batıdan alan akıldışı-ahlakdışı siyaset Hem Atatürk'ün amaçına aykırı bir ülke kurmakta, hem de Türkiye'yi siyaset diye, ekonomi diye, özgürlük diye, hukuk diye, eğitim diye Batıya daha da bağımlı duruma getirmekte.


Bu yabancı hayranlığının bence temel belirtileri şunlar:

1- Orta Asya'daki bir anlatıya göre, Yağmur dağı adlı, ülkeye yağmur sağlayan bir dağı hükümdarın sırf Çinli hükümdarın kızı ile evlenebilmek için Çin'e vermesi, Çin'in de sirke ve ateş ile o dağı parçalayıp Çin'e taşıması, söz konusu Türk vatanının ile yağmursuzluktan kuraklığa düşmesi, ve ülkeden öteki ülkelere göçler başlaması.

2- Osmanlı hanedanlığındaki genelde yabancı, özelde ise Fıransız(Fransız) ve Alman hayranlığı ki bu hayranlığın Alman bölümü Mondros'a neden oldu.

3- Atatürk sonrası dönemin ilk Eğitim bakanlığı bakanı Chp'li Hasan Ali Yücel'in haltmış gibi Avrupa kılasikleri(klasikleri) denilen kitapları harıl harıl Türkçeye çevirtip Türkiye'ye boca etmesi durumu.

4- Menderes'in Demokrat partisi'nin Türkiye'yi Usa'ya(Abd'ye) yöneltmesi.

5- Çocuklara, Arabça, Farsça dahil yabancı adlar verilmesi.

6- Siyasi partilerin adlarında 'parti' sözcüğü olması.


Türkiye'de yabancı hayranlığı yok olmak ya da azalmak yerine tüm hızıyla artmakta, yükselmekte ve egemenleşmekte; örnek ki akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Avrupa birliği'ne girmek ısrarı; hukukun Batı hukukunu temel alması, öyle ki zinayı ve eşcinselliği bile serbest bırakması; eğitimin Batıyı örnek alması, öyle ki anaokullarına ve ilkokullara bile İngilizce dersi koyulması; modada akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Batı egemenliği; müzikte akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Batı egemenliği; siyasette, siyasi partilerin adlarının bile İngilizce 'parti/party' olması; Türkçe karşılıkları varken Türkiye'ye 'Hijyen, etik, misyon, vizyon, plasman, motivasyon, performans' gibi Batı sözcüklerinin doldurulması. Görünüm ki sanki Türkiye bağımsız, özgür bir devlet değil de Usa'nın(Abd'nin) bir eyaleti durumu gibi görünmekte; biryandan da Arabçılar Arabça, Arablık doldurmakta.


Yabancı hayranlığı felsefede de görülmekte. Felsefe diye Batının felsefe tarihi öğrenilmekte, ezberlenmekte; Batılı düşünürlerden sözler aktarmak halt sanılmakta; Batılı düşünürlerin isimleri baştaçı yapılmakta; Batıdan gelen her söz, 'Batı söylemişse doğrudur' denilip düşünülmeden, araştırılmadan, incelenmeden, irdelenmeden benimsenmekte.


Savım ki genelde yabancı hayranlığının, özelde ise Batı hayranlığının sonuçlarından biri de fizik biliminde, dirençlerin(rezistansların) yanıl(koşut, paralel) bağlanması konusunda gibi görünmekte.


Sav ki yani fizik biliminin yani fizik bilimcisilerinin(bilimcilerinin) savı ki dirençler yanıl bağlandıklarında tıpkı seri bağlandıklarındaki gibi ortak, tek bir direnç olarak davranırlar; ve kondansatörlerin(meksefelerin) yanıl bağlandıklarında tek bir kondansatör gibi davranmaları gibi tek bir direnç olarak davranırlar.


Dirençlerin yanıl bağlanması durumunu, ve fizikçilerin savını bir Avometre ile deneyelim: Biri örnek ki 1M(Megaohm), biri 500M iki direnç tek başlarına, ayrı ayrı örnek ki 24 Dcv'a(Doğru akım voltu) bağlandıklarında çıkışlarında farklı voltajlar geçmekte ancak birbirlerine yanıl bağlandıklarında 1M dirençteki sonuç görünmekte yani 500M'luk dirençin çıkış voltu üzerinde hiç etkisi görünmemekte oysa tek başına devreye bağlandığında voltu tek başına düşürebilen 500M'luk dirençin, devreye 1M'luk dirençle yanıl bağlandığında da çıkış voltunu biraz olsun düşürmesi gerekir oysa hiç düşürmüyor, yani sanki devrede hiç yokmuş gibi yani sıfır(0) olarak davranıyor yani elektırik yalnızca 1M'luk dirençin üzerinden geçiyor, 500M'luk dirençin üzerinden geçmiyor gibi sonuç oluşuyor yani aynı farklı değerdeki dirençler yanıl bağlandıklarında dirençlerin ortak çıkışında ölçülen volt gerçekte devrenin ortak voltu değil en küçük değerli dirençin üzerinden geçen elektırik değeri olmakta.


Ohm yasası(kanunu) E=IXR'dir yani Volt=AkımxDirenç. Yani 1 M'luk dirençte de, 1M'luk ve 500M'luk direnç yanıl bağlandıklarında da çıkıştaki volt aynı kalıyor ise elektırik 500M'luk direnç üzerinden geçmiyor demektir.


Şimdi de Avometresiz yani yalnızca mantık ile düşünelim: Elektırik su gibidir, direnç eğim gibidir. Suyun önüne; eğimi sudan aşağıda bir oluk koyalım, bir de eğimi sudan yukarıda bir oluk koyalım, ve iki oluğun girişlerini ve çıkışlarını tıpkı dirençlerin yanıl bağlanmasında olduğu gibi kendi aralarında birleştirelim, ve olukların girişine suyu verelim, su oluklar yanıl bağlanmışlar diye ikisine de girmez, eğimi kendisinden yukarıda olan yani dirençi olan oluka girmez, doğrudan öteki oluktan yani eğimi sudan aşağıda olan oluktan akar. Savım ki bu durum en azından, yanıl devrede yanıl devredeki voltun hiç geçemeyeceği bir direnç varsa geçerlidir.


E=IXR yasasına göre volt ve direnç aynı ise akım da aynıdır. Ve her iki direnç yanıl bağlandıklarında sonuç 1M'luk direnç tek başına bağlandığındaki sonuç ile aynıdır yani demek ki bu durumda akım da değişmemektedir, volt kaynağı da aynı; yani durum ki farklı değerlerdeki dirençler aynı volt kaynağına yanıl bağlandıklarında oluşan çıkış akımı, en düşük değerli direnç tek başına devreye bağlandığındaki oluşan çıkış akımına eşittir yani her iki durumda da akım değişmemektedir.


Belki de dirençlerin yanıl bağlanması deneyi ya hep aynı değerli dirençlerle yapılmış olabilir ya da konu hiç deney yapılmadan, kondansatörlerdeki duruma bakılıp aldanmış bir mantık ile düşünülmüş olabilir.


Yani durum ki farklı değerlerdeki dirençleri yanıl bağlamak anlamsız çünkü elektırik açık ki en küçük değerli dirençin üzerinden geçmeyi seçecek.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 30.6.21/12.07

29 Haziran 2021 Salı

YILMAZ ÖZDİL EŞCİNSELLİK VE ONUR

 Birileri Türkiye; önce 'ilaç' diye sigarayı ve birayı getirdi; sonra 'medenilik' diye modayı, ve turizımı(turizmi); şimdi de 'Doğa, genetik, tercih' diye eşcinselliği' ve 'Çok yararları var' diye keneviri. Getirilenlerin son durumları ortada: Akıldışılıkta ve ahlakdışılıkta sınır, koşul, ölçü tanımamak. Durum ki gelecekteki amaç porno, ensestlik, uyuşturucu, çıplaklık, üçüncü meme taktırmak, ikinci cinsel organ taktırmak, hayvan cinsel organı taktırmak, üçüncü göz taktırmak, insan eti yemek, kadın sütünden peynir-yoğurt-tatlı-hamur işi gibi serbestlikler olacak ancak açık ki amaç asla 'İkinci bir beyin taktırmak' serbestliği istemek olmayacak.


Açık ki Türkiye ruhsal açıdan savunmasız, korunmasız durumda.


Bir insanı ruh, kişilik, akıl, mantık olarak değerlendirmenin en doğru ölçütü onun nefs önündeki durumudur çünkü savım ki nefs hem en büyük cehalettir, hem tüm kötülüklerin nedeni ve amaçıdır(amacıdır), hem de akılı, mantığı, ahlakı, vicdanı, akıl-ruh sağlığını, insancalığı engeller. Nefsin en kolay ölçütlerinden birincisi de giyimdir çünkü hiçkimse sokağa çıplak çıkmaz; yani akıldışı-ahlakdışı giyim nefstir yani ahlaksızlığın da nedeni nefstir, örnek ki mini şortla ya da sütyen-külotla sokağa çıkan birine nefssiz de, ahlaklı da, dinli de, Atatürkçü de, demokrasici de, laiklikçilik de, bilimsel de, üniversite mezunu da mantıklı denilemez; eğer giyim ahlaka uygun ise mide, cep, sigara, içki, küfür, takı, dövme, pirsing, makyaj gibi başka konulara bakılır yani nefs varsa mutlaka kendini belli eder.


Durum ki biryandan akıldışı-ahlakdışı insanlar ünlü diye; biryandan da gazetecilik konusunda yüksekokul okumuş, felsefel-bilimsel-mantıksal-evrensel eğitim almamış insanlar medya diye ülkeyi sarmakta. Yani birilerince pohpohlanıyorsan yükselirsin durumu.


İnsanların da, toplumların da kişilik durumlarını da, akıl-ruh sağlığı durumlarını da, insanlık durumlarını da gösteren en genel, en geniş kapsamlı, en doğru ölçü dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, mantık, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dindir. Gerçek ki Din hadisileri'ne uygun insan; kişilikli, akıl-ruh sağlıklı, insanca insan durumudur.


Çeteler, eşkiyalar, mafyalar, terörcüler, hırsızlar, Naziler, barbarlar, vahşiler, çıplaklar, fuhuşçular gibi kişiler için 'onur' sözcüğünün anlamı farklı, kendilerine uygun, kendilerine göre birşey olsa da 'onur'un doğru anlamı bence, savım ki dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygunluktur.


Yani, dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine ya da duruma aykırılık doğru onur değildir yani onurun doğru tanımı değildir.


Türk dil kurumu sözlüğü 'onur' sözcüğü için 'Fransızca honneur' dese de savım ki onur sözcüğü Fıransızca(Fransızca) değil Türkçedir. Ve 'Onur sözcüğü şeref sözcüğünün eş anlamlısı' sanılsa da değildir savım ki özgürlük sözcüğü ile hürriyet, serbestlik, freedom gibi sözcüklerin aynı anlama sahip olmaması gibi.


Yılmaz Özdil isimli gazeteci Sözcü gazetesinin internet sitesinde 29 haziran 2021'de 'Onur yürüyüşü' başlıklı yazısının sonunda, Akp karşıtı dünyanın ya da sözde Atatürkçü ya da sözde solcu kesimin durumuna uygun olarak, belki de ahlakçı kesimden oy alamayacaklarını düşünmekten dolayı ahlaka aykırı kesime yönelmelerine, ahlaka aykırı kesimi göğüslerine basma durumlarına uygun olarak, 'Lgbti gibi onurunuz olsa keşke!' yazmış.


Yazısının tümü şöyle:

'Türkiye'de yer yerinden oynuyor? Küresel karaparacıların devletin zirvesine kadar sızdığı ortaya çıkıyor, çantacı gazetecileri satın aldığı, geceliği 100 bin liralık otel suitlerinde avantadan ağırladığı, altın kalemler hediye ettiği, kendisi hakkında 'Robin Hood' diye yıkama yağlama haberleri yaptırdığı ortaya çıkıyor, ABD tarafından fellik fellik aranırken, derhal tutuklanması gerekirken, içişleri bakanımız tarafından 'yurtdışına kaç' diye uyarıldığı iddia ediliyor, Avusturya'da tutuklanan bu karaparacı kendisinden şantajla 10 milyon euro istendiğini söylüyor, 10 milyon euro isteyen gazetecinin ses kaydını yayınlıyor, yandaş işadamına kamu bankasının parasıyla medya grubu satın aldırdıkları, kredinin ödenmediği, hatta faizinin bile ödenmediği konuşuluyor, Sedat Peker'in çantayla para verdiği siyasetçiler olduğu ortaya çıkıyor, Akp mitinglerinde avantadan dağıtılan milyonlarca liralık kahve paketlerini Sedat Peker'in verdiği, karşılığında Sedat Peker'e bir kuruş bile ödenmediği ortaya çıkıyor, Tbmm'de defalarca dile getirilmesine rağmen bizzat sayın hükümetimiz tarafından korunan, kollanan Sadat'ın Suriye'deki köktendinci terör örgütlerine silah taşıdığı iddia ediliyor, gariban evlatlarımız vatan/bayrak duygusuyla Suriye topraklarında takır takır şehit düşerken, Suriye'den yasadışı petrol ticareti yapıldığı, bunu organize eden kişinin saray'da görevli olduğu iddia ediliyor, Kolombiya'da yakalanan beş ton kokainin Türkiye bağlantılı olduğu ve üstünün örtülmeye çalışıldığı ortaya çıkıyor, Venezuela'dan gelen uyuşturucu güzergahı anlatılıyor, bu korkunç iddiaya bu memlekette bakanlık, başbakanlık, Tbmm başkanlığı yapmış kişinin oğlunun adı karışıyor, uyuşturucu parasının Kıbrıs'taki yasadışı bahis işiyle dağıtıldığı anlaşılıyor, Uğur Mumcu, Kutlu Adalı suikastleriyle alakalı tanıklar ortaya çıkıyor, davalar yeniden açılıyor, tecavüz cinayetleri işlendiği, intihar süsü verildiği öne sürülüyor, işadamlarını fetocu diye hapse tıkıp, malına mülküne çöktükleri, rüşvet karşılığında serbest bırakıldığı isim isim anlatılıyor, bunları şakır şakır anlatan, milletinin gözünün açılmasını sağlayan Sedat Peker'i susturmak için öldürmeye çalışıyorlar, Sırp, Arnavut, Rus tetikçiler kiralandığı anlaşılıyor, hepimizin gözünün önünde, alenen insan avı yaşanıyor, orantısız servet sahibi olan bürokratlar afişe oluyor, çökülen otellere askeri zırhlı araçlarla girildiği anlatılıyor, tertemiz vatanımızın tıpkı Man adası gibi, Panama gibi, karapara dünyasının tabakhanesi haline getirildiği ortaya çıkıyor, servetinin kaynağı belirsiz oligarkların Türkiye'de cirit attığı görülüyor, dünyanın her yerinde tutuklanmak üzere aranan uluslararası mafya liderlerine vatandaşlık veriliyor, yatırımcı ayağına yatan uyuşturucu baronları saygın işadamı muamelesi görüyor, dindar nesiliz diyen arkadaşların organize suç örgütleriyle al takke ver külah oldukları, etle tırnak oldukları anlaşılıyor, uluslararası dolandırıcılar tarafından işgal edilen mübarek ülkemizin hıristiyan Mormon tarikatına bile peşkeş çekildiği anlaşılıyor, Türkiye'den toprak talep eden soykırım diasporasına bile mal mülk verildiği anlaşılıyor, küresel karaparacının 55 milyon dolarlık özel uçağını siyasetçilerin, bürokratların, çantacı gazetecilerin adeta dolmuş gibi kullandığı iddia ediliyor, küresel karaparacının 12 gazeteciyi maaşa bağladığı iddia ediliyor, bazı yandaş gazetecilerin küresel karaparacının Boğaz'daki 60 milyon dolarlık yalısından çıkmadıkları, 46 metrelik yatından inmedikleri anlaşılıyor, muhalefet partisine pezevenklik yapan bürokratın şu anda iktidar partisinde yönetici olduğu öne sürülüyor, siyasetçilere pezevenklik yapmakla suçlanan bürokratın, karaparacının tahsis ettiği makam otomobiline bindiği ortaya çıkıyor.

Sayın devletimizin bunlardan onuru kırılmıyor?

Lgbti'nin onur yürüyüşünden rencide oluyor.

Küresel karaparacılarda, uyuşturucu tacirlerinde, ithal mafyada, karanlık oligarklarda herhangi bir suç izine rastlamıyorlar?

Onur yürüşünü 'anayasal düzene aykırı' buluyorlar.

Milleti soyanlar, içişleri bakanıyla poz verenler elini kolunu sallaya sallaya yurtdışına kaçıyor, kripto paracı kaçıyor, karaparacı kaçıyor?

Aman ha onur yürüyüşündekiler gözümüzden kaçmasın diye İstiklal Caddesi'nin giriş çıkışlarını kapatıyorlar, bariyerler örüyorlar.

Kokainciye güzergah, mafyaya vatandaşlık, karaparacıya itibar, siyasetçiye çantayla para veriliyor, pezevenk baştacı yapılıyor, pezevenk?

Onur yürüyüşüne 'ahlaka aykırı' denilerek, polis ordusuyla saldırılıyor, kelepçe takılıyor, dövülüyor.

Lgbti gibi onurunuz olsa keşke!'.


Yılmaz Özdil öncelikle bilmeli ki örnekler ki 'yurtdışı' değil yurt dışı' yazılmalı çünkü yazısında sözünü ettiği durum hayali ya da deyim ya da benzetme değil gerçeklik; ve; 'hıristiyan' değil 'Hristiyan'; 'yürüşü' değil 'yürüyüşü' yazılmalı.


Belli ki Lgbti de, Yılmaz Özdil de, Atatürk'ün 'Önce bilim ve ahlak' demek olduğunu bölmeyen sözde Atatürkçüler de 'onur' sözcüğünü 'doğru anlamı'nı bilmiyorlar; 'onur'u bir toplumda baştaçı edilen şeyler' olarak sanıyorlar, 'Doğru şeyler' olarak değil de.


Atatürk 'Benim sözümle bilimin ya da ahlakın sözü çelişirse benim sözümü değil bilimin ve ahlakın sözünü dinleyin; benim yaptığım bilimin ve ahlakın dediğine aykırı ise benim yaptığımı değil bilimin ve ahlakın dediğini yapın' demiş insandır. Bu nedenle ki önderliği yalnızca Türkiye için değil dünya, insanlık, bilim, felsefe, mantık, ahlak, ve din için de geçerlidir ancak açık ki kendini hem bilime ve ahlaka aykırı olup hem de Atatürkçü sananlar için değil.


Sözde Atatürkçülerin bir de şu mantıksızlıkları var: Yanlış birşeyin varlığı öteki yanlışlara haklılık kazandırır; kötü birşeyin benimsenmişliği öteki kötü şeylerin de benimsenmesini gerektirir'. Bu yanlış mantık örnek ki şöyle düşünür, zinaya karşı çıkmak yerine: Erkek zina yapınca suç olmuyor, kadın zina yapınca neden suç oluyor' deyip zinaya tümden karşı çıkmak yerine zinaya kadın için de serbestlik istiyorlar, ya da 'Erkek üstsüz ve şortla gezince ayıp olmuyor da kadın sütyen-külotla gezince neden ayıp oluyor, öyle ise kadına da bikini, mayo, mini şort ayıp, yasak olmamalıdır' diyorlar ahlaka aykırılığı kim yaparsa yapsın karşı olmak yerine, ya da 'Erkek sigara, içki içince ayıp olmuyor da kadın içince neden yasak oluyor', deyip sigaraya ve içkiye karşı olmak yerine yetişkin insan dişisini de sigaraya ve içkiye yönlendiriyorlar. Yani, Akp iktidarının yaptığı yanlış, kötü şeyler Akp'ye aykırı kesimin yanlış, kötü şeylerini savunmaya hak vermez.


Demokrasi, özgürlük bacak arasında değil Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak'tadır yani beyinde.


İnsan, ve insanlık doğayı, genleri, hormonları yenmek, aşmak zorunda yoksa insan olmak yolunda ilerleyemez.


Görülmekte ki Akp'nin sözde Atatürkçülerin bilime ve ahlaka aykırı durumlarından, mantıksızlıklarından çıktığını anlayamayan sözde Atatürkçü mantığı Akp'ye karşı çözüm olarak Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'a sarılmak yerine konum, oy, güç sağlamak için astroloji serbestliği, zina serbestliği, eşcinsellik serbestliği, akıldışı-ahlakdışı moda serbestliği akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı serbestlikleri savunmakla; cinsellik, cinsiyet, çıplaklık, ahlakdışılık, bilimdışılık, ve yetişkin insan dişisi üzerinden konum, oy, güç, egemenlik sağlamaya çalışmakta olan akıldışı-ahlakdışı-barbar-küresel-derin bir merkezin de tuzağına düşmekte.


Yılmaz Özdil, Atatürk üzerine kitaplar yazmakta ancak belli ki Atatürk'ün 'Önce bilim ve ahlak' demek olduğunu bilmeden; sözde Atatürkçüler gibi Atatürk'ü 'sigara, rakı, deniz' sanmakta, Atatürk'ün 'Benim söylediklerimi ve dediklerimi değil bilimin ve ahlakın dediklerini yapın' dediğini ya bilmemekte ya unutmakta ya iyi yorumlayamamakta ya iyi özümseyememekte. Yani gerçek, doğru Atatürkçü Atatürk sigara, içki içmiş olsa da bilimin sözünü dinleyip içmez; Atatürk başkalarının yanında denize girmişse ahlakın sözünü dinleyip girmez.


Gerçek, doğru Atatürkçüyü de; gerçek, doğru dinliyi de; gerçek, doğru demokrasiciyi ve laiklikçiyi de sokaklarda, pılajlarda(plajlarda), yazlıklarda, saraylarda, rezidanslarda, nefste, keyifte, hazda değil yoksullukta, nefssizlikte, acılarda, ve inzivada bulabilirsiniz ancak.


Yani, 'Dinliyim' demek kolay da dinli olmak zor; 'Atatürkçüyüm' demek kolay da Atatürkçü olmak zor. Bu ülkenin 21. yüzyılda, 200 üniversiteye karşın(rağmen) bile bilime ve ahlaka aykırı durumunun temel nedeni işte bu.


Yılmaz Özdil'in ve benzerlerinin bilmedikleri görülen şeylerden ötekiler de şunlar bence:

1- Din 'Din bilim, ahlak, mantık, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır'.

2- Ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, insanlığın, insan olmanın, medeniliğin, evrenin, ve evrimin en üst nitel zirvesidir.

3- Demokrasi, laiklik, ve özgürlük 'Önce bilim ve ahlak' demektir.


Evet, Yılmaz Özdil, ve benzerileri; 'Atatürk' demek istiyorsanız 'Önce bilim ve ahlak' demelisiniz; 'Bizden olsun da çamurdan olsun' gibi şeyler değil.


Demokrasi, ve özgürlük 'Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı serbestlikler' değil 'Bilimsel ve ahlakçı serbestlikler'dir.


Onur da doğru, iyi, güzel şeylerdir ki bunun ölçütü de 'Bilim ve ahlak'tır; akıldışı-ahlakdışı insanların, kitlelerin, toplumların keyifi, zevki, seçimi(tercihi) değil. Bu nedenle örnek ki pipetle burundan çorba, süt, kola, gazoz içmek serbestliği ne özgürlük olur, ne doğru, ne akıl-ruh sağlığı, ne insanca. Gerçek ki tercihler değil doğrular ve gerçekler önemlidir; bilim beyinin, insanlığın, evrenin nicel zirvesidir ancak ahlak da nitel zirvesidir yani ahlak bilimden de nitel olarak üstündür, bu nedenle ki Muhammed 'Sultanlarla düşüpkalkan alim bile hırsızdır' demiştir.


Bilime ve ahlaka aykırı olan yol bilin ki deliliğe, 'hayvanistan' olmaya, insanca olmayan birdünyaya(bir dünyaya) götürür.


Onurun konutu bacak arasında değil beyindedir; dünyaya, genlere, hormonlara, bedene kölelikte değil dünyayı, genleri, hormonları, bedeni aşmaktadır. Onur insanlığa uymaktır, doğaya da, hayvanlara da, bitkilere de uymakta değil.


Onur toplumun onurlu değerlerine uymaktadır; Türk toplumu da, Müslüman toplumu da eşcinselliği onur saymaz, onurdışılık sayar; öyle ise bu sözde Onur yürüyüşü neyin, hangi onurun, neredeki onurun yürüyüşü? Açık ki bu tür şeyler örnek ki başkalarının yanında osurmak, burun karıştırmak gibi şeyler onursa onur olur. Eşcinsellik örnek ki bazı Afrika kabilesilerinde(kabilelerinde) onurdur ancak Türklükte ve Müslümanlıkta onur değil onursuzluktur ki Avrupa ülkesi olan Macaristan bile eşcinselliğe karşı durum göstermekte.


Açık ki eşcinsellik de akıldışı-ahlakdışı moda, ve akıldışı-ahlakdışı turizım gibi Türkiye'ye karşı, ve ahlaklı dünyaya karşı ajanlıktır, düşmanlıktır, saldırıdır; bunun başka amaçı yoktur yani bu durum ne rastlantıdır, ne masumdur, ne genetiktir, ne demokrasidir, ne özgürlüktür. Savım ki bilime ve ahlaka aykırı herşey, farkında olunmasa da Türkiye'ye, ahlaklı dünyaya, insanlığa, felsefeye, mantığa, akıl-ruh sağlığına, demokrasiye, laikliğe, Atatürk'e, ve özgürlüğe saldırıdır.


İnsanlık seksle, bacak arası ile değil Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile yükselir.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 29.6.21/11.19

28 Haziran 2021 Pazartesi

TÜRKİYE'YE MODA VE TURİZM İLE EŞCİNSELLİK SALDIRISI DURUMU

 Görünmekte ki kapitalistlik 'Ne kadar ahlak, o kadar para' aşamasını bırakmış ve 'Ne kadar ahlaksızlık, o kadar para' aşamasına geçmiş durumda.


Akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, barbar, akıl-ruh sağlıksız, insanlıkdışı bir merkez dünyaya akıldışılık, ahlakdışılık, barbarlık, insanlıkdışılık aşılamak için uğraşmakta; akıldışı-ahlakdışı bir dünya olan siyaset de varlığını ve egemenliğini sürdürebilmek, ve ekonomi denilen para için bu uğraşıya boyuneğmekte.


Bu merkez dünyaya astroloji, uzaylılar, fal, medyumluk gibi şeylerle bilimdışılık; moda, turizm(turizm), cinsellik, çıplaklık, ve eşcinsellik ile akıldışılık ve ahlakdışılık sunmakta.


Çünkü bilimsellik ve ahlakçılık akıldışı-ahlakdışı dünyanın daha çok para kazanmasını önlemekte; akıldışılık ve ahlakdışılık akıldışı-ahlakdışı dünyanın daha çok para kazanmasını sağlamakta. Düşünün ki ahlakdışılık olmasa pılajların akıldışı-ahlakdışı durumu olmayacak, onlara bikini, mayo, güneş yağı, güneş kıremi(kremi) gibi şeyler sağlayan kapitalistler yani bu işlerden para kazanmak olmayacak; dövme, pirsing olmasa bu işleri yapanlar yani bu işlerden para kazanmak olmayacak. Yani ahlak 1 ton altın kazandırıyorsa, 1 ton da ahlakdışılık kazandırıyor, yapıyor 2 ton altın çünkü ahlakdışılık serbest olmazsa ahlakdışılık para kazandıramaz; bu para işi de açık ki siyasetin işine geliyor çünkü hem ulusal(milli) gelir artıyor, hem vergi geliri artıyor. Yani bu nedenle de siyaset ahlakdışılık ile içiçe geçmek durumunda ve geçmekte, bu nedenle ki akıldışı-ahlakdışı Usa'da(Abd'de) zina, fuhuş, porno, eşcinsellik, ensestlik, uyuşturucu, astroloji, falcılık, medyumluk, pirsingçilik, dövmecilik gibi akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı hemen hemen herşey serbest çünkü bunların herbiri devlet yani siyaset için gelir yani para demek, yani insanlık toplayıcılık aşamasından üreticilik aşamasına geçti ancak görülmekte ki siyaset henüz toplayıcılık aşamasında yani üretmek yerine vergi toplamak, ve ne kadar çok iş dalı varsa o kadar çok vergi yani para olur; bu durumda, siyaset ile yönetilen ülkelerin Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' dünyasına doğru değil daha da bilimdışılık ve ahlakdışılık dünyasına gideceği açıktır, yani siyasetten Türkiye için de, dünya için de hayr yoktur, tek hayr Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tadır.


Akıldışı-ahlakdışı bu merkez dünyaya ve Türkiye'ye özne olarak yetişkin insan dişisi üzerinden saldırmakta. Bu nedenle ki Türkiye'de de internet yetişkin insan dişisine ait akıldışı-ahlakdışı moda tanıtımıları(tanıtımları, reklamları), ve yetişkin insan dişisi mankenli akıldışı-ahlakdışı turizım, otel tanıtımıları ile dolmakta çünkü bugüne kadar yetişkin insan erkeğinden kazanılabilecek kadar para kazanıldı yani artık daha çoğu kazanılamaz oysa yetişkin insan dişisi henüz ekonomilerde egemen durumda değil yani daha yeniyeni(yeni yeni) para kazanmaya başlamakta; bu nedenle amaç yetişkin insan dişisini elegeçirmek olmakta; üstelik insan dişisi demek hem aşk yani bir yetişkin insan erkeğine egemen olmak, hem aile yani çocuk yetiştirmek yani çocuk demek, hem de ülkede devlete kadar yükselmek de demek.


Yetişkin insan dişisine yönelik çalışma önce dar giysi modası ile başladı; sonra açıksaçık giysi modasına geçildi. Şimdi ise durum bambaşka: Lezbiyenlik yani dişi eşcinselliği. Yani bu akıldışı-ahlakdışı-barbar merkez yetişkin insan dişisini bikini diye sütyenine, külotuna kadar soyduktan sonra şimde lezbiyenliğe yöneltmek istemekte. Bu nedenle ki kızkıza(kıza kıza), bayanbayana(bayan bayana), kadınkadına(kadın kadına) türden moda tanıtımıları, ve turizım tanıtımıları görülmekte internette çünkü eşcinsel dünyanın da kendine göre gereksinimleri olacaktır, ve bu da kapitalistliğe daha çok para kazandırmak demektir çünkü her gereksinim kapitalistliğe para kazandırır.


Dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilim, mantık, ahlak, edeb, utanmak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyor, açık ki böyle bir dünya, böyle bir durum kapitalistliğe ve siyasete çok para kazandırmaz; Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' diyor, açık ki böyle bir dünya da kapitalistliğe çok para kazandırmaz oysa yeniyeni(yeni yeni) gelişmekte olan akıldışılık ve ahlakdışılık dünyası kapitalistlik için yeni ve dev bir para kaynağı daha demektir. Yani, Türkiye siyaset ve özel sektör ile yönetildikçe Türkiye'nin Muhammed'in de, Atatürk'ün dediği 'Bilim ve ahlak' dünyasına değil 'Bilim ve ahlak' dünyasına aykırı bir yöne daha da çok gideceğini anlamak için kahin olmaya gerek yok; bu nedenle ki İstanbul sözleşmesi denilen şeyin asıl amaçı da özelde lezbiyenliği, genelde eşcinselliği, çıplaklar kampını, ve pornoyu serbest bıraktırmaktır.


Durum ki akıldışı-ahlakdışı moda da, akıldışı-ahlakdışı turizım da Türkiye'ye karşı da, insanlığa karşı da, İslamcı dünyaya karşı da, demokrasiye karşı da, laikliğe karşı da, akıl-ruh sağlığına karşı da, dünya barışına karşı da düşmanlık, saldırı, şiddet, ve ajanlıktır yani ne akıldışı-ahlakdışı moda, ne akıldışı-ahlakdışı turizım rastlantı ve masumdur, ikisi de tuzaktır ve savaştır. Gerçek ki Türkiye de, tüm insanlık da, tüm dünya da akıldışı-ahlakdışı modaya, ve akıldışı-ahlakdışı turizıma karşı birleşmeli; akıldışı-ahlakdışı siyaset oy ve para, akıldışı-ahlakdışı kapitalistler ve akıldışı-ahlakdışı ünlüler de para kazanacaklar diye ahlak, onur, gurur, vicdan, insanlık, Türklük, din, akıl-ruh sağlığı dışlanamaz; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi: ÖNCE BİLİM VE AHLAK!


İnsan, toplumlar, ve insanlık gözü kapalı olarak da doğru yola gidebilirler: Bilime ve ahlaka sarılıp çünkü bilim ve ahlaktır ancak yanlıştan, kötülükten tek koruyucu.


Ülkelerinize siyasetçiler, kapitalistleri, Din hadisileri'ne aykırı insanları değil; düşünürleri, alimleri, alimeleri, bilgeleri seçin yoksa asla rahat, huzur, güven bulamazsınız.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 29.6.21/05.55

SANA BAŞKA DURUM YAKIŞMAZ TÜRKİYE (ŞİİR)

 A partisi, B partisi, C partisi, D partisi, E partisi, F partisi değil

Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' olmalı Türkiye

Bilimdışılıklara, ahlakdışılıklara serbestlikler değil yasaklar olmalı Türkiye

Bilime ve ahlaka aykırılıklara değil bilime ve ahlaka sarılmalı 

Sana başka durum yakışmaz Türkiye,

Ahlaklı sanatçılardan müzik dinleyemez duruma gitmekte ülke

Ünlülüğün dünyası utanmazlık olmuş

Müzik ruhun gıdası idi, ahlaksızlığa giden yol olmuş

Toprağın, havan, suyun, ışığın bilim ve ahlak olmalı Türkiye

Sana başka durum yakışmaz Türkiye,

Türkiye bölünmemeli, insanlar birbirlerine düşman olmamalı 

A partisi, B partisi, C partisi, D partisi, E partisi, F partisi diye

Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi

Bilim ve ahlakta birleşmeli Türkiye

Pılajların utanmazlık yeri değil piknik yeri olmalı

Modan akıldışılık, ahlakdışılık, insanlıkdışılık değil bilim ve ahlak olmalı 

Devlet siyaset yeri değil bilim ve ahlak yeri olmalı 

Sana başka durum yakışmaz Türkiye,

Ne Batı ne Doğu, ne Kuzey ne Güney

Bilime ve ahlaka aykırı olan hiçbiryer dostun değil

Sana tek dost Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi bilim ve ahlak

Bilimde ve ahlakta birlik olmalı Türkiye

Akıldışı-ahlakdışı modada, akıldışı-ahlakdışı ünlülerde, ve akıldışı-ahlakdışı mekanlarda 

Akıldışı-ahlakdışı dünyalarda değil

Bilimde ve ahlakta birleşmeli yaşlı da, gençlik de

Sana başka durum yakışmaz 

'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed gibi

'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün kurduğu Türkiye.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.6.21/10.26


27 Haziran 2021 Pazar

TURİZMCİLER BİRAZ DA AHLAKDIŞILIĞI PROTESTO ETSELER

 Turizımcılar(Turizmciler) sosyetenin gece kulüplerinden biri olan ve onlarca kişinin öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı Reyna'daki terör saldırısından dolayı terörü pırotesto(protesto) etmek için yürümüşler.



İyi, güzel de biraz da ahlakı edebi hiçe sayma noktasına gelmiş olan turizımı da pırotesto etseniz ey turizımcılar?



Sözde dinci terörün var oluşunun bir nedeni de sizin işte bunu yapmamanız bence.




Necdet Gürçiftçi

İnternette yayınlandığı zaman: 4.1.17/06.28

CAMİLER VARKEN (ŞİİR)

 Toplumu parti parti bölüp

İnsanları birbirlerine düşman eden siyaset

Çökmüş ülkenin üzerine

Dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilim, mantık, ahlak, utanmak, vicdan, ahlak, merhamet

Adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık

Nefssizlik ve bunlarla inzivadır' demişken

Ülkeyi Din hadisileri'ne değil de

Din hadisileri'ne aykırı bir dünya olan siyasete yönettirmek ne,

Din iman diyorsunuz da

Camiler varken bu pılajlar(plajlar), genelevler, sıtriptiz(striptiz) kulübüleri ne

Din iman diyorsunuz da

Camiler varken toplumsal alanlarda bu mini etek, bikini, tayt pantolon, mini şort ne,

Din iman diyorsunuz da

Camiler varken bu zina, eşcinsellik, eşcinsellik evlilik serbestliği ne

Din iman diyorsunuz da

Camiler varken bu meyhaneler, barlar, birahaneler, pavyonlar, sexshoplar ne,

Din iman diyorsunuz da

Muhammed 'Ezanı makamlı okumayın' demişken Kuran'ı bile makamlı okumak ne

Din iman diyorsunuz da

Muhammed 'Sultanlarla düşüpkalkan alim bile hırsızdır' demişken

Üstelik bir de öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş

Osmanlı sultanılarını(sultanlarını) baştaçı etmek

Ve Ramazan ayı'na bile 'Sultan' demek ne,

Din iman diyorsunuz da

Muhammed 'Gürültü yapan bizden değildir' demişken

Ramazan ayı gecelerinde davul çalmak ne

Din iman diyorsunuz da

Muhammed 'Çarşı Şeytan'ın mescididir' demişken

Ticareti baştaçı etmek ne,

Din iman diyorsunuz da

Dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilim, mantık, ahlak, utanmak, vicdan, ahlak, merhamet

Adillik, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık

Nefssizlik ve bunlarla inzivadır' demişken

Din hadisileri aykırı tarikatlara, cemaatlere, siyasi partilere koşmak ne,

Din iman diyorsunuz da

Camiler varken ülkede dostluk yerine bu düşmanlık ne

Din iman diyorsunuz da

Camiler varken ülkede Din hadisileri'ne aykırı bu durum ne,

Dinin tanımı, özü, amaçı(amacı), temeli, evrenselliği dini tanımlayan Din hadisileri'dir

Birleşin dini tanımlayan Din hadisileri'nde

Bilimsel, ahlakçı, dost, barış, huzur, güven, ve evrensel olsun tüm dünya

Birleşin dini tanımlayan Din hadisileri'nde

Camiler varken Din hadisileri'ni umursamayan bu durum ne

Siyaset demek akıldışılık, ahlakdışılık, bölücülük ve düşmanlık demekken

Camileri, dini, imanı bile siyasete alet etmek ne.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.6.21/06.32

DÜNYA MI YALAN İNSANLAR MI SAF (ŞİİR)

 Aşk diye sarılış içi bağırsak, bok, iğrençlik dolu insanlara

Mülk diye sarılış içi lav, kor, ateş dolu dünyaya

Demokrasi diye sarılış siyasetin manyaklıklarına

Dünya mı yalan, insanlar mı saf,

Moda diye sarılış akıl hastası bir ruha

Özgürlük diye abanış beyini bırakıp bedene

Sıpor diye sarılış vahşi teşhirciliğe

Yamyamlık Japonya'da insan eti lokantası, Avrupa'da kadın sütünden peynir

Dünya mı yalan, insanlar mı saf,

Din diye, dini tanımlayan

'Din bilim, ahlak, vicdan, tarafsızlık, sakinlik ve nefssizlik diyen Din hadisileri'ne değil

Din hadisileri'ne aykırı şeylere sarılış

Adalet diye doğrulara değil akıldışı, ahlakdışı siyasetin yaptığı hukuka sarılış

Ahlaksızlık olmuş ünlülüğün yolu

Dünya mı yalan, insanlar mı saf,

Üniversite demek alim, alime yetiştirme yeri demek

Doğru devlet bilim ve ahlak demek

Ahlak beyinin ve evrenin en nitel zirvesi

Bilimsiz ahlak, ahlaksız bilim boşuna emek

İnsanlığın tek doğru yolu bilim ve ahlak içinde tek dünya, tek devlet

Dünya mı yalan, insanlar mı saf.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.6.21/01.38

MACARİSTAN'IN TÜRKLÜĞÜ

 Türkiye tuhaf bir ülke durumu göstermekte çünkü hem 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün kurduğu, kendine 'Türk'üm diyen, ve 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed'in ruh önderi yapıldığı bir ülke ancak zina, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, bikini diye sütyen-külot ortalıkta dolaşmak gibi bilime, ahlaka, dine, insanlığa, ve Türklüğe aykırı pekçok şeyin yasal, serbest olduğu bir ülke, hem de Germany'ye 'Almanya' demesi gibi Hungaria'ya da 'Macaristan' diyen bir ülke de.


Açık ki Türkiye'yi bu duruma akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset ve özel sektör getirmiş olmalı çünkü Atatürk de, Muhammed de 'Önce bilim ve ahlak' diyor ancak siyaset de, özel sektör de böyle demiyor. Bir de düşünün; 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk yerine, öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanılarının arkasından koşan siyaset türünü, üstelik Muhammed de 'Sultanlarla düşüpkalkan alim bile hırsızdır' demişken; ancak ne yazık ki Türkiye'de 'sultan'larla düşüpkalkan alimler, siyasetçiler bile var.


Siyaset aptallar, insanlık ise bilgeler ister çünkü siyaset bilime ve ahlaka aykırı bir dünyadır. Bu nedenle ki siyaset felsefeye de, mantığa da, bilime de, ahlaka da, dine de, insanlığa da, medeniliğe aykırı bir dünyadır ki böyle bir dünyaya da demokrasi değil diktatörlük denilebilir.


Anlaşılan ki siyaset 'Ben size para vereyim, gerisini düşünmeyin, karınınız(karnınız) doysun yeter, düşünmenize gerek yok' dünyası.


Türkiye Türk ise neden Hungary yerine 'Macaristan' demekte? Açık ki 'Hun-gary' 'Hun' Türkleri'nden gelmekte.


Hungary'nin Türklüğü yalnızca adından belli değil; örnek ki eşcinselliğe karşı olmasından da belli çünkü 'Türk' demek de, 'Müslüman' demek de önce 'ahlak' demek. Macaristan bir de kürtaja karşı. Hungary'nin eşcinselliğe ve kürtaja karşı olması akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya olan Türkçe ile Avrupa birliği' denilen şeyin hiç hoşuna gitmiyor, ve Hungary'ye 'Senin Avrupa birliği'nde işin yok' diyor. Ne mutlu Hungary'ye! Ne acı Avrupa birliği'ne! Bu durumda açık ki Avrupa birliği'nin de dünyada, insanlıkta, dinde, ahlakta yeri yok.


Ancak ne yazık ki kendine 'Türk' ve Müslüman' diyen Türkiye'de zina, genelev, bikini diye ortalıkta sütyen-külotluk, mini şort diye ortalıkta külotluk, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, sıtriptiz(striptiz) kulübü, sexshop falan serbest.


Sormak gerekiyor: Türkiye mi Türk Hungary mi?


Üstelik de Hungary Türkiye'nin 40 yıldır girmek isteyip de giremediği Avrupa birliği'ne üye.


Macaristan malılarında(mallarında) da 'Made in Hungary' yazıyor.


Gerçek ki Türklük boyuneğmek değil başkaldırmaktır; yanlışa, kötüye.


Bizdeki siyasetçiler utanırlar ya da anlarlar mı acaba?


Bence, Türkiye 'Macaristan' yerine 'Hungary' demekle işe başlamalı; ve Hungary'yi Avrupa'nın elinden çekmeli almalı, ve Hungary'yi akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Avrupa'nın yüreğine, göğüsüne akılın, ahlakın, insanlığın bayrağı olarak saplamalı ancak sonra kendisi de Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'a sarılmalı.


Atatürk 'Türk birliği kurulsun' demişti ancak açık ki siyaset, kapitalistlik, sömürü, bilimdışılık, ahlakdışılık, insanlıkdışılık, barbarlık, Osmanlı, sultanlık, Arabça, İngilizce, Dolar(dolar), Euro, yalanlar, hileler üzerine değil 'Bilim, ahlak, ve Türkçe üzerine.


Yani, Hungary Türklüğünü belli etmiş; Türkiye ne zaman belli edecek acaba?



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.6.21/11.41

26 Haziran 2021 Cumartesi

ADALET BAKANLIĞI DEĞİL HUKUK BAKANLIĞI DURUMU SAVIM

 Siyaset mantıksız bir dünyadır çünkü bilimdışı ve ahlakdışı bir dünyadır yani mantıksızlığı bilimi ve ahlakı dışlamasından, kendine önder yapmamasından da belli oysa Atatürk de, Muhammed de 'Önce bilim ve ahlak' dedi.

  Siyaset mantıksız bir dünya olduğu için kaynağını, gücünü, ve amaçını(amacını) bilimden ve ahlaktan değil mantıksızlıktan, bilimdışılıktan, ve ahlakdışılıktan alır; bu nedenle de yarattığı dünya da, yaratacağı dünya da akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı bir dünya olur; işte zinanın, fuhuşun, pornonun, eşcinsel evliliğin, çıplaklığın, uyuşturucunun, ensestliğin serbest olduğu Usa(Abd) ortada; kuşkusuz ki Usa'nın durumu 'adalet' değil 'hukuk'tur. Siyaset mantıksız bir dünya olduğu için yani bilimsel bir dünya olmadığı için sözcükleri, kavramları gerçek, doğru anlamlarına göre değil anlamlarını kendine göre değiştirip kullanır; örnek ki bilim ve ahlak demek olan demokrasiyi akıldışı-ahlakdışı siyasi parti yarışması, bilim ve ahlak demek olan özgürlüğü bilime ve ahlaka aykırı herşeyin serbestliği olarak yutturur. Siyasetin mantıksızlığının sonuçlarından biri de bizdeki adı ile Adalet bakanlığı'dır ki görünen ki böyle bir bakanlık kendi dilinde olarak hemen hemen her ülkede var. Bizdeki de Adalet bakanlığı. Ancak tuhaf ki Türk dil kurumu sözlüğü'ne göre 'adalet' sözcüğü Arabça, yani bu durumda Adalet bakanlığı adı da yarı Arabça yarı Türkçe tuhaf bir durum. Ancak işin en tuhaf yönü savım ki şu: Var olan durum ile, hiçbir ülkede, Türkçesi ile 'Adalet bakanlığı' diye birşey olamaz, olmamalı. Neden? Çünkü 'adalet' demek 'Doğru olan' demektir yani adalet demek var olan hukuku, var olan yasaları uygulamak değil 'doğru olan'dır oysa ülkelerdeki 'hukuk' denilen şeyi akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı bir dünya olan siyaset yapmakta yani 'yanlış' olan bir dünya yapmakta. Bu durumda; Türkçesi ile 'Adalet bakanlığı' olan şey gerçekte adaleti değil hukuku içermekte, simgelemekte, uygulamakta yani bu durumda bu bakanlığın adı Türkçesi ile 'Hukuk bakanlığı' olmalıdır. Ancak şöyle olabilir: Ülke, devlet bilim ve ahlak üzerine kurulmuştur, bilim ve ahlak ile yönetilmektedir, ülkenin baştaçı bilim ve ahlaktır; bu durumda açık ki Adalet bakanlığı olabilir çünkü ülke 'doğru' üzerine kurulmuştur. Ancak bu durumda Adalet bakanlığı siyaset dışı, ve siyasetdışı bir bakanlık olmalıdır yani devletin bakanlığı olmalıdır, siyasetin bu bakanlığı yönetme, etkileme, atama, değiştirme gibi hakları olmamalıdır ancak yine de bu durum 'doğrunun yolu' demek olan adaletin bakanlığı olan Adalet bakanlığı'nın siyasetin yani yanlışın yolu olan siyaseti yasaklaması gerekir. Yani çözüm ya devletler Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' üzerine kurulacak, bilim ve ahlak ile yönetilecek, siyaset yasaklanacak ya adı Adalet bakanlığı değil Hukuk bakanlığı olacak ya da Adalet bakanlığı siyaset dışı, siyasetdışı, siyasetüstü, bilimsel, ahlakçı, tarafsız bir dünya, kurum, bakanlık yani Yasama-Yürütme-Yargılama kurumu olacak, öyle ki cumhurbaşkanlarını bile rahatça, kolayca yargılayabilecek, siyasetin adalete aykırı kararlarının uygulanmasını önleyecek; hukuku, yasaları(kanunları) bu kurum yapacak, uygulanmalarını bu kurum denetleyecek, uymamayı engelleyecek. Yani neşişyansınnekebap/ne şiş yansın, ne kebap durumu da, tavşankaçtilkitut/tavşan kaç, tilki tut durumu da olmaz. Yani siyasetin, siyasi partinin, siyasi partilerin egemenliğinde, etkisinde bir Adalet bakanlığı olmaz çünkü adalet olmaz. Bu nedenle Türkiye'de var olan durum da, öteki ülkelerde var olan durum da Adalet bakanlığı durumu yani adalet durumu değil Hukuk bakanlığı yani hukuk durumudur bence. Hukuku siyasi partiler yapar ancak adaleti doğrular yapar, doğruları da Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' yapar çünkü bilim evrenin ve beyinin nicel zirvesidir, ahlak da evrenin ve beyinin nitel zirvesidir. Uyumayalım, uyutmayalım. Necdet Gürçiftçi Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 27.6.21/08.47

NEYİN MUHAMMED ATATÜRK SENİN SİYASET

 Bölersin toplumu parti parti

Neyin birlik senin siyaset

Düşman edersin insanları parti parti

Neyin kardeşlik senin siyaset,

Kiminin amaçı gerici Ortaçağ

Kiminin amaçı ahlaksız Batı

İnsanlıkdışılığın süslü katı

Neyin insanlık senin siyaset,

Zinayı serbest bırakan senin

Eşcinselliği serbest bırakan sensin

Çıplaklığı serbest bırakan sensin

Vatanın, devletin, milletin servetini satan sensin

Bir de din iman, vatan millet dersin

Neyin din iman, vatan millet senin siyaset,

Gücünü bilim ve ahlaktan değil

Seçim sandıklarından alırsın

'Önce bilim ve ahlak' dedi Muhammed, ve Atatürk

Neyin bilim ve ahlak senin siyaset,

Kapatılsın tüm siyasi partiler, yasaklansın siyaset

Bilim ve ahlak sistemi ile yönetilsin hem Türkiye hem tüm dünya

'Önce bilim ve ahlak' diyor Muhammed de, Atatürk de

Neyin Muhammed, Atatürk senin siyaset.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.6.21/08.02

ANAYASA KÖTÜLÜĞE İZİN VERMEMELİDİR

 Hukuk demek adalet demek değildir çünkü adalet 'doğru olan' demektir ancak hukuk genelde siyasetin, özelde ise iktidardaki siyasi partilerin yaptıkları birşeydir ki siyasetin kendisi zaten akıldışı, ahlakdışı, barbar, insanlıkdışı bir dünyadır; bu nedenle ki akıldışı-ahlakdışı Usa'da(Abd'de) siyasetçe 'hukuk' adı altında zina, fuhuş, porno, ensestlik, uyuşturucu dahil pekçok(pek çok) ahlaksızlık serbest yapılmış durumda.


Gerçek, doğru adalet 'Doğruya uymak'tır ancak siyasetin yaptığı hukuka göre adalet siyasetin yaptığı hukuka uymaktır. Bu nedenle ki dünyada hukuk var ancak adalet yok henüz.


Bu nedenle ki ülkelerdeki, Türkçesi ile 'Adalet bakanlığı' denilen şey gerçekte gerçek, doğru anlamdaki adaletin değil siyasetin yaptığı akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı hukuka uymaktır.


Doğru, gerçek anayasa kötülüğe izin vermez; hele ki 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün kurduğu bir Türkiye'de.

Örnekler ki:

1- Görülmekte ki siyasi iktidar muhalif siyasi partili belediyelere ekonomik pekçok engel, zorluk çıkarmaya, yaratmaya, sanki onları batırmaya çalışmakta. Bu kötülüktür.

2- Devletin, vatanın, milletin, kamunun malı 'özelleştirme' adı altında yerli kapitalistlere ve yabancı kapitalistlere satılmaktadır. Bu kötülüktür.

3- Ahlaka aykırı şeylerden olan zina, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, toplumsal alanlarda ahlakdışı giyim, pılaj(plaj) gibi ahlakdışı mekan serbesttir. Bu kötülüktür.

4- Ülke Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'a sardırılmak yerine biilimdışılıklardan biri olan astroloji, ve ahlakdışı şeylerden biri olan medyada siyasi yandaşlık serbesttir. Bu kötülüktür.

5- 'Önce bilim ve ahlak' demek olan demokrasinin nicel temellerinden olan Güçler ayrılığı yok edilmiştir. Bu kötülüktür.

6- Atatürk, demokrasi, laiklik karşıtı oluşumlar serbesttir. Bu kötülüktür.

7- Öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanıları(sultanları) baştaçı edilmektedir. Bu hem Türk ceza kanunu'na göre suçtur hem kötülüktür.

8- Türkçeye saldırı olmakta; Türkçe Arabça, Farsça, İngilizce sözcüklerle doldurulmaktadır. Bu kötülüktür.

9- Deniz kıyısıları(kıyıları) pılaj adı altında akıldışılık-ahlakdışılıkça elegeçirilmektedir. Bu kötülüktür.

10- Akıldışı-ahlakdışı kişiler 'ünlü' adı altında medyaca baştaçı edilmektedir. Medyanın akıldışı-ahlakdışı insanları ünlü yapması, övmesi, baştaçı yapması yanlıştır. Bu kötülüktür.

11- Devlet Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' olmak yerine şirket yapılmıştır. Bu kötülüktür.

12- İktidara gelen siyasi parti kendini devlet yapmaktadır, devlet sanmaktadır, devletin yerine geçmeye çalışmaktadır, devleti siyasileştirmektedir. Bu kötülüktür.

13- Üniversite altı okullara, anaokullarına ve ilkokullara bile Yabancı dil dersi koyulmuştur. Bu kötülüktür.

14- Kamusal alandaki devlet görevlilerine moda serbestliği vardır. Bu kötülüktür çünkü moda zaten akıldışı-ahlakdışı dünyadır.

15- Siyaset toplumu siyasi partilere bölüp bölücülük, bölünenleri de birbirlerine düşman edip düşmanlık ve barbarlık yapmaktadır. Bu kötüdür.

16- Özel sektör insan haklarına, ve işçi haklarına uymamak eğilimi içindedir. Bu kötüdür.

17- Televizyon toplumlarda barbarlık, vahşilik, pısikopatlık(psikopatlık), sosyopatlık, ahlaksızlık, mantıksızlık, bilimdışılık, utanmazlık, akıldışılık, insanlıkdışılık yaratan filım(film), dizi, belgesel, yarışma dolmaktadır. Bu kötülüktür.

18- Hükümet adalete güveni azaltıcı akıldışı, bilimdışı, ahlaka aykırı, demokrasiye aykırı şeyler yapmaya çalışmaktadır. Bu kötüdür.

19- İnternet ahlakdışı moda reklamıları ile dolmaktadır. Bu kötüdür.

20- Reklamlar insanlara, toplumlara akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı aşılayan sözler ve görüntüler ile dolmaktadır. Bu kötüdür.

21- Diyanet siyaset ile birliktelik içinde görünmekte. Bu kötülüktür.

23- Bilime, ahlaka, demokrasiye, Türkiye'ye aykırılık içindeki tarikat, cemaat gibi şeyler kötülüktür.

24- Çocuklara yabancı adlar koyulması kötülüktür.

25- Öğrencilere yabancı burslar kötülüktür.

26- Özel okul, özel üniversite gibi şeyler kötülüktür.

37- Her ile üniversite kötülüktür.

38- Yiyeceklere, içeceklere sağlığa zararlı kimyasallar katılması da, Gdo da yanlıştır.

39- Medyaya bilimdışılık, ahlakdışılık, demokrasi düşmanlığı, Atatürk düşmanlığı, Osmanlıcılık, yandaşlık hakkı verilmesi kötülüktür.

40- Türkiye'yi, toplumu bilime ve ahlaka aykırılıktan koruyacak bir kurum olmaması kötülüktür.

41- Devlet, ülke, vatan, toplum Atatürk'ün, ve Muhammed'in de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile yönetilmek yerine akıldışılık-ahlakdışılık-düşmanlık dünyası olan siyasetle yönetilmektedir. Bu kötülüktür.

42- Memurun yargılanması amirinin onayına bağlı. Bu kötülüktür.

43- Cumhurbaşkanının da herkes gibi her suçtan dolayı anında yargılanamaması yanlıştır. Bu kötülüktür.

44- Akıldışı-ahlakdışı moda da; demokrasiye, laikliğe düşman moda da yanlıştır. Bu kötülüktür.

45- Devletin, vatanın, ülkenin bilimin ve ahlakın egemenliği yerine siyasi iktidarın egemenliğine verilmesi yanlıştır. Bu kötülüktür.

46- 'Önce bilim ve ahlak' demek olması gereken Türkiye'nin akıldışı-ahlakdışı bir dünya olan Avrupa birliği'ne sokulması yanlıştır. Bu kötülüktür.

47- Doğaya, havaya, ve suya zarar verilmesi kötülüktür.

48- Yargı tarafsız olmalıdır. Yargının yandaşlık yapması siyasi iktidar için de, devlet için de, ekonomi için de olsa kötülüktür.

49- Ceza davası, boşanma davası gibi davalarda Yalan makinası(makinesi) seçeneği olmaması yanlıştır, adalete de, topluma da kötülüktür.

50- Dolandırıcılığa, ve vahşi şiddete akıl hastahanesinde tedavi ve eğitim zorunluluğu olmaması yanlıştır. Adalete de, topluma da kötülüktür.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.6.21/12.26

İNŞAAT MALZEMESİ AÇISINDAN KADIN TÜRLERİ DURUMU

 Yetişkin insan dişisi moda, makyaj, takı gibi şeylerle kendini havalarasokmaya(havalara sokmaya), kariyerler yapmaya, mevkiler-makamlar eldeetmeye(elde etmeye) çalışsa da yetişkin insan erkeği türünce yetişkin insan dişisini tanımlamak, anlatmak için kullanılmakta olan 'Fıstık, kadın göbeği tatlısı, kadın budu köfte, dilber dudağı, kaymak, portakal, kavun' sözcüklerine bakılırsa; yetişkin insan erkeği de, düzen(sistem) de yetişkin insan dişisini yalnızca cinsel organ olarak, ve yiyecek olarak yani yalnızca haz nesnesi olarak görmekte durumu görülmekte.


Bu nedenle olmalı ki yetişkin insan dişisine haklar, serbestlikler verildikçe alime tür yetişkin insan dişisi değil toplumsal alanlarda cinsel sunum-cinsel tahrik giyimli yetişkin insan dişisi çoğalmakta. Bu nedenle ki örnek ki akıldışı-ahlakdışı yerlerden olan pılajlar(plajlar) azalmak yerine çoğalmakta, tenhalaşmak yerine daha da kalabalıklaşmakta.


Bu nedenle ki medya bile çıplak yetişkin dişi türüne yönelmekte; ve Japonya'da bayan eti de satılan insan eti lokantası açılmış; Avrupa'da ise kadın sütü, ve kadın sütünden yapılmış peynir satılmakta. Yani bu gidişle, yetişkin insan dişisinin 'Rostoluk, bifteklik, kuşbaşılık, köftelik, haşlamalık, keşkeklik, kızartmalık, kebaplık, sucukluk, pastırmalık' gibi türlere ayrılması durumu da oluşabilir.


Anlaşılan ki genelde nefs, özelde ise özel sektör yetişkin insan dişisinin yalnızca emeğinden değil cinselliğinden de yararlanmaya çalışmakta; bu nedenle ki bu tür ülkelerde, zina bile suç değil ki zaten akıldışı-ahlakdışı pılajlar dolaylı zina alanları durumundadır yani zina yasaklanırsa turizım çöker, turizım çökerse ekonomi çöker, ekonomi çökerse siyasi iktidarlar çöker, yani algülümvergülüm(al gülüm, ver gülüm) durumu.


Ancak 'Yuvayı dişi kuş yapar' sözünden dolayı da olabilir ki yetişkin insan dişisi görünmekte ki bir de inşaat/yapı malzemesi olarak da türlere ayrılmış durumda. Örnek ki:

1- Alçı gibi kadın: Beyaz, güzel ancak narin, kırılgan, soğuk, canayakın(cana yakın) değil; şiddete, örselenmeye gelmez, seyirlik.

2- Beton gibi kadın: Güzel ve çok sağlam ancak hareketi sevmez, harekete pek gelmez, durgun, canayakın.

3- Taş gibi kadın: Güzel, hareketli, öyle ki şiddet bile uygulayabilir, şiddet görmeye dayanıklı, canayakın, sert, ve dayanıklı.


Yetişkin insan dişisi haklar, özgürlükler eldeettiğini(elde ettiğini) düşünedursun, durumu konusunda görünen durum böyle bir durum. Yani, tuhaf ki yetişkin insan dişisi yeni haklar, yeni serbestlikler sağladıkça yeri baş değil bacak arası ve mide olmakta. Akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı bir sistem olan kapitalizımın(kapitalizmin) yetişkin insan dişisine de, insana da insanca bir durum getireceği kuşkusuz ki zaten düşünülemez.


Yani 'Kadıncılık, kadınlara özgürlük, erkek egemenliğine hayır' gibi adlar altında gerçekte yetişkin insan dişisi erkek egemenliğine, üstelik de daha akıldışı ve daha ahlakdışı olarak yani daha utanmazca olarak yem edilmektedir.


Çözüm: Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği, istediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' dedi. Öyle ki Atatürk 'Atatürkçülük benim dediklerimi, benim yaptıklarımı yapmak değil bilimin ve ahlakın dediklerini yapmaktır' amaçlı sözler söyledi.


Gerçek ki insan da, yetişkin insan dişisi de 'Ben; dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, mantık, vicdan, merhamet, sakinlik, medenilik, adillik, dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dine uygun, ait olmak istiyorum' demedikçe sağlayacağı haklar özgürlük değil serseriliğin kardeşi olan serbestlikten başkaşey(başka şey) olmayan serbestlik olur ki 'Önce bilim ve ahlak' demek olan özgürlük serbestlikten farklı birşeydir.


Durum ki yetişkin insan dişisi hopladıkça, 'Hop, hop, hop!' yaptıkça erkek egemenliği de, kapitalist sistem de 'Oh, oh, oh!' demektedir.


Oysa insan dişisi özgürleştikçe soyunmalı değil giyinmeli; ete, bedene dönüşmeli değil ruha, bilgeliğe dönüşmeli; cinsiyete değil insana dönüşmeli.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.6.21/09.30

CEP TELEFONLARINDAKİ BÜYÜK TEHLİKE DURUMU: KAÇAK OLMAK VE KLONLANMAK

 Toplumunun ve insanlığın sorunlarına çözüm aramayan felsefeci de, felsefesever de gezi balonuna; toplumunun ve insanlığın sorunlarına çözüm aramayan edebiyatçı da, edebiyatsever de çocuk balonuna benzer. Biri gezmek, biri eğlenmek için vardır. Felsefe felsefe tarihini anlatmak; edebiyat da sevgiliye şiirler yazmak ile snırlı kalmamalıdır.


Felsefe de, edebiyat da; felsefeci de, edebiyatçı da; felsefesever de, edebiyatsever de toplumunun ve insanlığın sorunları ile ilgilenmek, ve onlara dikkat çekmelidir yoksa balon gibi olur.


Ceptelefonularında(Cep telefonlarında) büyük bir tehlikeli durum var: Imei kılonlanması.


Vikipedi'de yazana göre İmei şu: 'IMEI (İngilizce: International Mobile Equipment Identity), Türkçe: Uluslararası Mobil Cihaz Kodu. Her bir GSM telefon cihazına üretim aşamasında IMEI numarası yüklenmektedir. IMEI numarası her bir cihazın kimlik numarası olup tek ve benzersizdir ve 15 haneden oluşur. Ancak günümüzde bir IMEI numarasını farklı bir telefona kopyalayarak her iki telefonunda kullanılmaz hale getirilmesi mümkün.'.


Yani küresel bir merkez dünyada her üretilen ceptelefonuna, üretim aşamasında bir Imei numarası yani sayısal kimlik vermekte yani bir Imei numarası dünyada ancak bir tane cep telefonunda var, ve olmalı. Yani gerçekte hiçbir ceptelefonu Imei'siz değil.


Türkiye'de, Btk yani Bilgi teknolojileri kurumu da Türkiye'de yalnızca Imei numarası bir tane olan ceptelefonularının kullanılmasına izin vermekte; aynı Imei numarasını birden çok(fazla) ceptelefonu tarafından kullanılırsa Btk'nin sistemi bunu algılamakta ve aynı Imei numarası olan tüm ceptelefonlarını o ceptelefonlarına bir uyarı iletisi gönderip iletişime kapatmakta.


Bu durumda Btk ceptelefonunun kendisine ait olduğunu belgeleyen kişiye engeli kaldırmakta yalnızca, yani öteki ceptelefonuları çöpe gitmekte. Yani faturası olan ceptelefonuları için sorun yok, fatura ile Btk'ye başvuru yapılır ve sorun çözümlenir ancak bu süre içinde ceptelefonu iletişime kapalı durumda kalır.


Bu konuda şu iki büyük sorun bulunmakta:

1- Ceptelefonunuzu onarıma(tamire) verildiği yerde Imei numarası çalınıp ceptelefonu kılonlamak için kullanılabilir, bu durumda ceptelefonunuzu Btk kapatır.

2- Ceptelefonu kaçak ise; ve yeni bir Imei numarası kopyalatılsa yani kılonlanmış da olsa faturası olmayacağı için ceptelefonu asla iletişime açılmaz çünkü büyük olasılıkla, Türkiye'deki Gsm şirketilerine ait Sim kart ile kullanılan ceptelefonularının Imei numaralarının da, seri numaralarının da Btk'de kayıdının olup olmadığı Btk'nin sistemince denetlenmektedir. Bu nedenle ki yurt dışından yasal olarak ve kişisel kullanım ya da hediye olarak getirilmek istenilen her ceptelefonu gümrükte Imei numarası ile kayıt ettirilmelidir.


Ceptelefonunun kılon olup olmadığını anlamak için ceptelefonuna, Sim kart takılı iken yıldız işareti, baklava işareti, 06, ve yine baklava işareti yazılır; çıkan sayı Imei numarasıdır; ceptelefonu kılon ise bu sayı çıkmaz.


Yani durum ki kaçak ceptelefonu asla satın alınmamalıdır; ve ceptelefonu kaçak olmasa da, adınıza faturası olsa da onarıma verdiğiniz yerlerde Imei numarası kılonlanabilir.


Ancak durum ki en kötü sonuç kaçak ceptelefonu kullananlar, ve yeni de olsa, ikinciel(ikinci el) de olsa faturasız ceptelefonu kullananlar içindir çünkü ceptelefonu kaçaksa hem verdikleri para çöpe gider, hem de Gümrük kaçakçılığı suçu işlemiş olurlar; ceptelefonu faturasız ancak kaçak değilse ise ceptelefonunun kendilerine ait olduğunu Btk'ye kanıtlayamazlar yani ceptelefonunu kullanamazlar ancak en azından farkında olmadan da olsa Gümrük kaçakçılığı suçu işlememiş olurlar.


Kendine ait ya da başkasına ait eski yani kullanılmayan ya da bozuk bir ceptelefonunun Imei numarasını kılonlatmak da çözüm değil çünkü bu durumda biri bozuk, biri sağlam telefona ait aynı Imei numarası olur yani yine kılon durumu oluşur.


Yani ceptelefonunda kural şu olmalı:

1- Kaçak ceptelefonu satın alma.

2- Faturasız ceptelefonu satın alma, 2.el(2. el) de olsa.

3- Satın almak istediğin telefona 'Imeı sorgulama' kodunu gir, ceptelefonunun Imei durumu öğren çünkü ceptelefonu çalışıyor olsa da yeni kılonlandığı için kapatmak için verilen süreyi henüz bitirmemiş olabilir çünkü Btk 'Telefonunuz 30 gün içinde kapatılacaktır' diye ileti gönderiyor yani kapatılmaya daha örnek ki 20 gün var olabilir yani ceptelefonunun çalışmakta olmasına güvenmeyin, aldanmayın.


Yani durum ki ceptelefonunuz yasal da olsa başınızağrıyabilir(başınız ağrıyabilir), sizden habersiz olarak bir başka ya da başka ceptelefonularına örnek ki onarım için verdiğiniz onarımcıda(tamircide) kılonlandığı için. Imei numarasını saklamak da çözüm değil çünkü ceptelefonuna Imei sorgulama kodu yazıldığında çıkıyor zaten ki bunun önlenmesi zoorunludur yani Imei numarası yalnızca ceptelefonunun kendi Sim kartı takılı iken bu yapılabilmelidir ya da örnek ki kimlikteki bilgilerle ek sorgulama yapılmalıdır. Yani ceptelefonunuz baştan sorunsuz olsa da sonra sorunlu duruma düşebilir, düşürülebilir.


Ceptelefonu ikinciel ise faturasını da alın, ve faturaya sizin isiminize ait olarak '......... ......... isimli kişiye .......... marka, ........... Imei numaralı ceptelefonu sattım.' yazdırın, ve imzalatın, tarihi ile birlikte.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 26.6.21/08.16

PARAKULA

 Dırakula(Drakula, Dracula). Hem insan hem kont yani insan olmayan da, sıradan biri de değil. Bazı şeyler hem insan hem de ülkeleri sömürenlere özgü.


Dırakula kan içer. Başkalarının kanını içer, kendi kanını değil. En büyük zevki budur. Demek ki kuzu ya da dana eti yemekten çok zevk almıyor. Dırakula kan içtikçe aynı yerde kalır yani ne kilosunda ne mevkisinde ne servetinde bir yükselme olmaz, o hep aynıdır. Dırakula geceleri dolaşır. Dırakula içtiği kanı saymaz ve kan depolamaz. Dırakula yaya dolaşır. Dırakula siyah giyinir.


Parakula ise para içer. Kendi alınterinin, kendi emeğinin parasını değil; kamunun, ülkenin, devletin, halkın, vatanın parasını içer. En büyük zevki budur. Demek ki çalışmaktan, üretmekten, emek vermekten, yaratmaktan çok zevk almıyor.


Dırakula bir taneydi. Parakula ise sayısız. Parakula para içtikçe toplumda yükselir, kilosunda artma olur. Parakula daha çok gündüzleri dolaşır. Parakula içtiği paraları sayar ve depolar. Parakula son model arabalarla gezer. Parakula her renk giyinir. Dırakula hiç sırıtmaz, parakula ise bol bol sırıtır. Dırakula'nın yanakları çöküktür, parakulanın yanakları ise dolgundur. Dırakula sabit bakar, parakula ise fıldır fıldır bakar. Dırakula kontdu(konttu), parakula ise her ünvandan olabilir.


Dırakula artık tarihte kaldı. Çağımız parakula çağı. Dünyanın heryerinde var bunlar, üstelik de sayısız. Bunların işi gücü kamunun, ülkenin, devletin, halkın, emekçinin parasını, ülkenin servetini içmektir.


Necdet Gürçiftçi

İnternetde yayınlandığı zaman: 7.1.15/02.56

HIZLI VE ÖFKELİ 9'A GİDİLMEMELİ ÖNERİM

 Usa'yı(Abd'yi) güçlü ve dünya egemeni yapan şey bilimi, teknolojisi ya da parası değil dünyada yarattığı Usa hayranlığı'dır yani Usa önce beyinleri, ruhları, kişilikleri elegeçirmekte(ele geçirmekte); moda ile, sineması ile, ünlüleri ile.


Akıldışı, ahlakdışı, vahşi, insanlıkdışı, küresel, ve derin bir güç dünyaya ve insanlığa akıldışılık, bilimdışılık, vahşilik, ahlakdışılık, insanlıkdışılık pompalamak için çalışmakta gibi bir durum görünmekte çünkü akıldışılık, bilimdışılık, vahşilik, ve ahlakdışılık dünyaya ısrarla, düzenli olarak, ve gittikçe artan bir yoğunlukta görülmekte; bu durum da ülkelere siyasi iktidarların verdiği izinlerle, serbestliklerle girebilmekte çünkü hukuku bilim ve ahlak değil bilimdışı ve ahlakdışı bir dünya olan siyaset yapmakta; bu nedenle ki hukuk başkaşeydir(başka şeydir), adalet başkaşeydir, bu nedenle ki adalet adalete uygun olabilir ancak hukuk adalete uygun olmamak durumu ile karşılaşabilir.


Bu güç bu işi akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı ünlüler, siyaset, özel sektör, akıldışı-ahlakdışı turizım(turizm), astroloji, sıpor(spor), yarışma, medya, sinema, televizyon, bilgisayar oyunu, oyuncak, kadıncılık gibi araçlarla yapmakta ancak genel kullanılan araç yetişkin insan dişisi cinselliği, cinsiyeti durumunda.


Türkiye'de de bu etki görülmekte, birleşik kaplarda olduğu gibi.


Tuhaf ki sanki birileri Türkiye'de yalnızca akıldışı, ahlakdışı, barbar, şiddetçi, ilkel, vahşi Usa(Abd) sineması filımları(filmleri) gösterilmesini ister gibi televizyon Usa sineması filımları, Usa kökenli yarışmalar ile; yabancı müzik radyo dünyası da sanki yalnızca Usa'lı müzikçiler dinlenilmesini ister gibi Usa kökenli müzik ile dolmakta; sanki dünyada yalnızca Usa'da filım çekiliyormuş, müzik yapılıyormuş gibi. Açık ki bu durum bir de anaokulularında(anaokullarında), ve ilkokullarda İngilizce dersi olduğu düşünülürse durumun toplumun beyinini, ruhunu Usa ile koşullamak, Usa'ya bağlamak, Usa ile kaplamak amaçı(amacı) içerdiği de, oluşturduğu da düşünülebilir.


Ve nedense artık Usa'dan çizgi filım dışında insani, medeni filım gelmemekte; belli ki Usa sineması barbar, vahşi, ahlakdışı, insanlıkdışı bir dünya olmuş ya da böyle bir dünya olmayı amaçlamış olmalı.


Türkiye biryandan ülkede şiddetin artması, biryandan da kadına şiddet, ve kadın cinayeti ile didişirken Türkiye'ye biryandan yerli Tv kanalılarınca(kanallarınca), biryandan da Usa sinemasınca şiddet, barbarlık, vahşet, ahlakdışılık içeren filımılar(filmler), yarışmalar, ve diziler pompalanmakta, yani durum 'Tavşankaçtilkitut/Tavşan kaç, tilki tut' durumu olmakta.


Atatürk'ün 'Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' sözündeki 'sanat' bilimselliği ve ahlakı içerir yani bu sözdeki 'Sanat' sözcüğü yerine 'Bilim' de, 'Ahlak' da getirilebilir, getirilmelidir ancak bu sözcüğün yerine 'Şiddet, barbarlık, vahşet, fuhuş, zina, eşcinsellik, porno, genelev, bar, pavyon' gibi sözcükler getirilemez yani örnek ki 'Şiddetsiz, barbarlıksız, vahşetsiz kalmış bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir' olmaz.


Evet; görünmekte ki akıldışı, ahlakdışı, vahşi, insanlıkdışı bir güç dünyaya akıldışılık, bilimdışılık, ve ahlakdışılık pompalamakta; bunun için sinemayı ve televizyonu da kullanmakta. Yine görünmekte ki şiddetçi, saldırgan, barbar, vahşi Usa sineması filımları da bu pompaya kaynak olmakta.


Şimdi de yine Usa malı, Türkçe çevirisi ile 'Hızlı ve öfkeli 9' Türkiye'ye getirilmiş.


Hız da, öfke de, şiddet de beyine zararlıdır; ve bedensellik, nefs, utanmazlık, şiddet eğilimi, teşhircilik, barbarlık, vahşilik aşılar.


Biryandan şiddete karşı olunurken biryandan da şiddete özendirebilen bu tür filımlar gösterilmesi açık ki mantıksızlıktır, tutarsızlıktır, yanlıştır, kötüdür, zararlıdır.


Türkiye'de suçların önlenmesi isteniyorsa bilime aykırılığa da, ahlaka aykırılığa da; barbarlığa da, vahşiliğe de karşı olunmalıdır; ülke Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' üzerine kurulmalıdır.


Bu nedenle; bu filıma da, benzeri filımlara da gidilmemesini; bu tür Tv dizisilerinin de, bu tür Tv yarışmasılarının(yarışmalarının) da izlenilmemesini, böylece medenilikçi sivil tepki oluşturulmasını öneriyorum.


Nefs insanın da, insanlığın da en büyük düşmanıdır çünkü nefs hem en büyük cehalettir, hem tüm kötülüklerin nedeni ve amaçıdır, hem de akılı, mantığı, ahlakı, vicdanı, akıl-ruh sağlığını önler.


Türkiye bilime ve ahlaka aykırılığın yanında değil karşısında olmalıdır.


Usa filımlarına hayır. Barbar, vahşi, ahlakdışı filımlara, yarışmalara, ve dizilere hayır. Ahlakdışı sanata hayır. Akıldışı-ahlakdışı modaya hayır. Akıldışı-ahlakdışı özel sektöre hayır. Ahlakdışı ünlülere hayır. Ahlakdışılık serbestliğine hayır.


Yerin dibine batsın; insana insanlığını unutturacak, akıldışı-ahlakdışı-barbar-vahşi-insanlıkdışı Usa filımları.


Türkiye barbaristan da, ahlakdışılıkistan da değil bilimistan ve ahlakistan olmalıdır tıpkı 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün de dediği gibi.


İnsanlar hızlı ve öfkeli yani vahşi değil bilim ve ahlak ile yavaş ve sakin yani medeni olmalıdır.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 25.6.21/13.00

24 Haziran 2021 Perşembe

FATİH ALTAYLI EŞCİNSELLİK VE STANDART

 Bir toplumun siyasetçilerini, ve ünlülerini eğitmek o toplumun en az yarısını eğitmek demektir çünkü toplumun en az yarısı onları baştaçı eder. Bir toplumun yetişkin insan dişisine egemen olmak ise o toplumun en az dörtte üçüne egemen olmak demektir çünkü insan dişisi demek aşk yani bir insan erkeğini egemenliği altına almak, evlilik/aile, ve en az bir çocuk yetiştirmek demektir. Bu nedenle ki abuksubuk ya da gereksiz insanlar demeyip siyasetçiler, ve ünlüler konusunda da yazmak zorunda kalıyorum.


Cinsel tercihi topluma yansıtmak örnek ki dalağını, karaciğerini, böbreğini ya da yüreğini(kalbini) eline alıp toplum içinde gezmeye(gezmeğe) benzer. İnsan cinsiyetini ya da cinselliğini ya da bedenini değil ruhunu, insanlığını vurgulamalıdır çünkü genelde beden, özelde ise organları ilkelliktir; ve ilkellikle de, teşhircilikle de övünmek, mutlu olmak, saygınlık aramak akıl-ruh sağlığına uygun bir durum değildir; insan olmak yerine doğayı, hayvanları, bitkileri örnek ve amaç almak durumudur ancak ne yazık ki insanlığa, tüm dünyaya böyle bir durum pompalanmaktadır; yani alim, alime, bilge gibi olmak yerine örnek ki aslan, kaplan, kurt, tilki yani hayvan ya da çiçek yani bitki gibi olmak.


Fatih Altaylı 'Standardınız var mı!' adlı, 24.6.2021 tarihli yazısında demiş ki 'Bayılıyorum bir kısım halkımızın 'ahlak' ve 'edep' anlayışına. Bayılmak ne kelime. Ölüyorum. Muazzam bir standarda sahipler. O kadar muazzam ki, 'çifte' tanımı bile yeterli olmuyor. Kat kat üstüne. Duruma göre, konuya göre. Dün LGBTİ bireylerin pikniğinin polis zoruyla engellenmesini yazdım. 'Hangi hakla' diye. Bir grup tepki gösterdi. Yukarıda bahsettiğim grup. Atadan, dededen, dinden, imandan, gelenekten, görenekten girdiler. Nereden çıktıklarını göremedim bile. Galiba çıkamadılar. Böyle bir ahlaksızlığa izin verilmesini nasıl savunurmuşum, böyle bir rezalete İstanbul'un göbeğinde nasıl göz yumarmışım. Peki o zaman ben size birkaç soru sorayım. Ödeşebilirsek ödeşelim. Şeyh hazretleri odasına soktuğu herkesi badelerken, karı koca, kadın erkek ayrımı yapmadan alayına dalarken dininiz, imanınız neredeydi! Bir tekinizin bile bu rezalete karşı çıktığını duymadım. Hadi o sapık şeyhti, müritleri de onun kadar sapıktı diyelim geçelim. Vakıf adı altında örgütlenmiş tarikat yurdunda talebe 'sıbyanlara' tacizde bulunulurken, adlı adınca söyleyelim gariban ana babaların emaneti evlatlara tarikat yurdunda tecavüz edilirken neredeydiniz, sesinizi duymadım. Anadolu'nun bir kentinde 11 yaşındaki kız çocuğuna eşraf ve kamu görevlileri aylar boyunca cinsel saldırıda bulunurken ve bu saldırganların isimleri gizlenirken ayağa kalkıp ahlaktan, edepten söz ettiğinize tanık olmadım. Tüm bunlar dine, imana, ananeye uyuyor da, cinsel tercihleri farklı bir grup yetişkinin piknikte buluşması ahlaksızlık oluyor öyle mi! Hırsızlık, yolsuzluk, kul hakkı yeme konularına hiç girmiyorum. Çünkü siz ahlakı yalnızca cinsel konularla sınırlıyorsunuz, farkındayım. Ama bari orada tutarlı olun. Orada bir standart tutturun. Fazlasını zaten beklemiyorum.'.


Yazı o kadar çok mantıksızlıkla dolu ki insanın 'Zaten mantıklı olsaydı ünlü olmazdı' diyesi geliyor.


Fatih Altaylı'nın önce kişiliğine bakalım bilimsellik açısından. Fatih Altaylı kişilik yani mantık yani ruh olarak bilimsel biri mi? Habertürk Tvdeki yayınına astrolog denilen kimseleri çıkardı, ve astroloji denilen bilimdışılığa karşı olmak yerine onlarla birlik olmak, dostluk, yandaşlık durumu gösterdi. Görülmekte ki bilimsel biri değil. Acaba sigara da içiyor mu çünkü sigara içmek de bilimselliğe aykırı. Bilim beyinin nicel zirvesi demek; nitel zirvesi de ahlak. Hem bilimsel olmayan, hem ahlakçı olmayan bir beyin açık ki iki zirveden de uzakta kalır; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim(ilim) ve ahlak' dedi yani bilim göz gibidir, ahlak ise ışık, yani ışık olmadan göz işe yaramaz; göz olmadan da ışık işe yaramaz; yani bilimin ve ahlakın birlikteliği zorunlu doğru bir ruh için.


Şimdi gelelim bir de Fatih Altaylı'nın adına. 'Fatih' adı öncelikle fetih yani başka halkların vatanlarını işgal etmek yani savaş yanlısı olmak açısından bilime de, dine de, ahlaka da, insanlığa da, dünya barışına da aykırı bir durum. Eğer bu ad ona Fatih adlı sultandan dolayı verilmişse bilinmeli ki hem Muhammed 'Sultanlarla düşüpkalkmak hırsızlıktır' diyor yani sultanlığın dine aykırı olduğunu belirtiyor, hem de tarih Fatih adlı sultanın 2 yaşındaki kardeşi Ahmet'i ve Hasan'ı, ve iki eşini öldürttüğünü, öyle ki Fatih kanunnamesi ile bu durumu kanun durumuna getirdiğini ileri sürmekte. Bu durumda Fatih Altaylı adını yeniden düşünmeli çünkü bu durum doğru ise dine de aykırı, Türklüğe de, vicdana da, Atatürkçülüğe de, insanlığa da; ve cinayet olarak da 'Suçu ve suçluyu övmek' suçu olarak Türk ceza kanunu'na da.


Şimdi gelelim Fatih Altaylı'nın eşcinsellik konusundaki sözlerine bireysel yani tikel açıdan yaklaşıma:

1- Eskiden eşcinselliği savunmak için 'Doğa, gen, kıromozom(kromozom) gibi şeyler gösterilirdi ancak bu savlar bilime aykırı olmuş olmalı ki şimdi de bedene yani doğaya yani maddeye değil duyguya yani özneye yani insana sarılınmakta 'Bireysel tercih' yani 'tercih' sözü ile. 'Seçim' gibi Türkçesi varken 'tercih'i yani Arabçasını kullanmak neden, sanki eşcinseller yeni nesil değil de eski nesildenmiş gibi? Durum ki ya algı operasyonu denilen şey var ya da yeni nesi Türkçeye yabancı ya da Türkçeyi sevmiyor olmalı ki bu durum zaten kendibaşına(kendi başına) bir mantıksızlık durumu içermekte eşcinsellik açısından.

2- Diyor ki 'Şeyh hazretleri odasına soktuğu herkesi badelerken, karı koca, kadın erkek ayrımı yapmadan alayına dalarken dininiz, imanınız neredeydi! Bir tekinizin bile bu rezalete karşı çıktığını duymadım. Hadi o sapık şeyhti, müritleri de onun kadar sapıktı diyelim geçelim. Vakıf adı altında örgütlenmiş tarikat yurdunda talebe 'sıbyanlara' tacizde bulunulurken, adlı adınca söyleyelim gariban ana babaların emaneti evlatlara tarikat yurdunda tecavüz edilirken neredeydiniz, sesinizi duymadım. Anadolu'nun bir kentinde 11 yaşındaki kız çocuğuna eşraf ve kamu görevlileri aylar boyunca cinsel saldırıda bulunurken ve bu saldırganların isimleri gizlenirken ayağa kalkıp ahlaktan, edepten söz ettiğinize tanık olmadım. Tüm bunlar dine, imana, ananeye uyuyor da, cinsel tercihleri farklı bir grup yetişkinin piknikte buluşması ahlaksızlık oluyor öyle mi! Hırsızlık, yolsuzluk, kul hakkı yeme konularına hiç girmiyorum. Çünkü siz ahlakı yalnızca cinsel konularla sınırlıyorsunuz, farkındayım. Ama bari orada tutarlı olun. Orada bir standart tutturun. Fazlasını zaten beklemiyorum.'.

A: Fatih Altaylı'nın saydığı cinsel durumlar zaten Türk ceza kanunu'na göre suçtur, ve cezalandırılır ancak eşcinsellik, eşcinsel evlilik suç değil serbest yani insanların zaten suç olan şeylere değil de serbest olan şeylere tepki göstermeleri mantıklı bir durumdur.

B: Ben hem eşcinselliğe, hem zinaya, hem toplumsal alanlarda akıldışı-ahlakdışı modaya, hep ahlakdışı pılaj(plajlara), hem ahlakdışı ticari mekanlara karşıyım, hem de suç işlemeseler bile şeyhlere, tarikatlara, cemaatlere çünkü dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, mantık, vicdan, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, güvenilirlik, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dine öyle ya da böyle aykırılar.

C: İnsanların yanlışları yanlışlara doğruluk kazandırmaz yani birileri yanlış birşeye tepki göstermiyor diye o şey doğru olmaz, doğruluk kazanmaz yani Fatih Altaylı yanlış bir şeyi bir başka yanlış şeye haklılık ya da doğruluk vermek için kullanmamalı. Yani 'Siz de içki içiyorsunuz' deyip sigara içmek savunulamaz.

D: Demokrasinin, özgürlüğün, ve akıl-ruh sağlığının temeli de, amaçı da 'Bilim ve ahlak'tır. Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' dedi. Yani demokrasi, özgürlük, akıl-ruh sağlığı, haklılık, hukuk, adalet 'tercih' sözcüğünün arkasına saklanamaz, saklandırılamaz. Ve; pısikoloji(psikoloji) bilimi tercihleri baştaçı yapan, onurlandıran, kutsayan, dokunulmazlaştıran bir bilim değil zevkler ve renkler dahil tercihleri de inceleyen, irdeleyen, araştıran bir bilimdir yani tercih sözcüğünü kullanmak ile ne bilim, ne de pısikoloji bilimi yanlışların, kötülüklerin, bilimdışılıkların, akıldışılıkların, insanlıkdışılıkların yanlarında yer aldırılamaz. Neron'un tercihi de insanları aslanlara yedirmektir, Hitler'in tercihi de insanları öldürmekti. Sigara içmek de, gürültü yapmak da, sümüğünü yemek de, uyuşturucu kullanmak da, enseslik de, porno da, toplumsal alanlarda sevişmek de, Atatürk heykelilerine saldırmak da, teröristlik de, zina da, fuhuş da, çorbayı buruna pipet sokup içmek de, sokakta eller üstünde yürümek alışkanlığı da, hırsızlık da, tiner koklamak da, cinayet de, kiralık katillik de, insanların yanında osurmak da, insanların yanlarında burun karıştırmak da, korona aşısı olmamak da tercihtir ancak yanlış şeylerdir. Yani 'tercih' sözcüğü arkasına saklanılamaz da, sığınılamaz da.

E: Peki, bunca okumuşluğuna, aydınlığına, kültürlülüğüne, bilgililiğine karşın Fatih Altaylı'nın kendisi mantıklı ve tutarlı mı? Şöyle ki Fatih Altaylı Atatürkçü olduğunu ya da Müslüman olduğunu söylüyorsa genelde hertürlü(her türlü) bilime ve ahlaka aykırılığın, özelde ise eşcinselliğin karşısında olması gerekir çünkü Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' demektir yani bu durumda, Fatih Altaylı Atatürkçü de olsa, Müslüman da olsa, genelde ahlaka aykırılığı, özelde ise eşcinselliği savunmakla ya da korumakla Fatih Altaylı da mantıksızlık ve tutarsızlık göstermiş olur. Yani, hem Atatürkçü hem de Müslüman olduğunu söylemek hem de bilime ve ahlaka aykırı şeylerin yanında yeralmak(yer almak) mantıksızlığı, ve tutarsızlığı durumu. Ancak durum ki eşcinselliğe karşı çıkan Müslümanların, ve Atatürkçülerin durumları en azından ahlakı savundukları için, kendi açılarından da mantıklı ve tutarlıdır yani mantıksızlık ve tutarsızlık içinde olanlar, Atatürkçü ya da Müslüman olduklarını söyleyip ahlaka aykırılığa karşı çıkanlar değil Atatürkçü ya da Müslüman olduklarını söyleyip ahlaka aykırılığa karşı çıkmadıkları gibi bir de yandaşlık gösterenler olur; yani örnek ki içkiye karşı çıkan ancak sigara içen Müslümana 'İçkiye karşı isen neden sigara içiyorsun?' denilip bu durum sigarayı savunmak için de kullanılamaz; insanlarda pekçok(pek çok) doğru da, pekçok yanlış da birlikte bulunabilmekte, yani birinin, evinin önünü kirletmesi insanlara tüm ili(şehiri) kirletme hakkı vermez, böyle bir hak savunusuna kanıt da yapılamaz. İnsanların mantıksızlıkları da, tutarsızlıkları da yanlış şeyleri doğru, kötü şeyleri iyi yapmaz.


Şimdi gelelim, eşcinselliğin küresel durumuna: Savım ki akıldışı, ahlakdışı, vahşi, insanlıkdışı, bilimdışı, küresel, ve derin bir güç dünyaya akıldışılık, vahşilik, utanmazlık, ahlakdışılık aşılamak, pompalamak için didinmekte. Bunun için de moda, ünlü, cinsellik, eşcinsellik, porno, çıplaklık, yetişkin insan dişisi, bilgisayar oyunu, reklam, yarışma, festival, pılaj(plaj), otel, eğlence, eğlence yeri, Tv dizisi, sinema filımı(filmi), astroloji, medyumluk, fal, savaş oyunu, oyuncak silah, medya, siyaset, önce bilim ve ahlak olan demokrasinin tanımını 'Demokrasi serbestlik demektir, halk iradesi demektir' gibi olarak sözcüklerin anlamlarını değiştirmek gibi araçlarını kullanmakta. Bu nedenle ki dünyaya olduğu gibi Türkiye'ye de bilime ve ahlaka aykırılık saldırısı var yani bu durum yalnızca Türkiye'ye değil her ülkeye yönelik bir durum, ve bu durum bir rastlantı da, masumluk da değil kasıtlı, artniyetli, düşmanca bir saldırı, yani açık ki dünyada tüm ülkelerden oluşan ve ülkeler üstü bir akıldışı-ahlakdışı devlet kurmak, olmak istiyor özelde moda, genelde ise hem en büyük cehalet olan, hem tüm kötülüklerin nedeni ve amaçı olan, hem de akılı, mantığı, ahlakı, vicdanı, akıl-ruh sağlığını engelleyen nefs; bu nedenle ki dünyaya, insanlığa, ülkelere yalnızca bilimdışılık ve ahlakdışılık değil hedonizım(hedonizm) de pompalanıyor ki Tvyi(Tv'yi) saran yemek yayını gibi yayınların nedeni bence budur yani amaç insanlığı kaştan yukarı çıkarmak değil kaştan aşağı indirmek. Bu nedenle ki öteki ülkelerde de, Türkiye'de de 'ünlü' diye akıldışı-ahlakdışı insanlar öneçıkarılmakta(öne çıkarılmakta), topluma önder/lider ve örnek/amaç/onur/gurur yapılmaya çalışılmakta.


Bir de gelelim Fatih Altaylı'nın mantıktaki yanlış durumundan başka bir de dildeki yanlış durumuna. Fatih Altaylı şöyle demiş: 'Şeyh hazretleri odasına soktuğu herkesi badelerken, karı koca, kadın erkek ayrımı yapmadan alayına dalarken dininiz, imanınız neredeydi?'. Ben 'Alo Fatih' demeyeceğim, 'Ey Fatih' diyeceğim; hiçkimse kötülüklere de, yanlışlara da ses çıkarmasa da ses çıkaran felsefe de, mantık bilimi de, bilim de, ahlak da, din de, Muhammed de, Atatürk de işte orada; onlara bakmak yerine neden insanlara bakıyorsun; bu nedenle ki 'dininiz, imanınız neredeydi?' deme, çünkü din hep yerinde durmakta, 'dinliliğiniz, imanlılığınız neredeydi?' de, yani insanları suçla, dini değil, ancak bir de şu var: Topluma, din diye, dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, mantık, vicdan, adillik, dürüstlük, tarafsızlık, güvenilirlik, sakinlik, medenilik, gösterişsizlik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımı değil Arabça, Arab tarihi, Arabçılık, Osmanlıcılık, siyasi yandaşlık, gelenek, görenek, töre, bilimdışı şeyler öğretilmekte.


Zaten, Fatih Altaylı'nın 'Şunu yapmadınız, bunu yapmadınız' diye şikayetçi olduğu durum da ahlaka aykırılığın sonuçlarındandır ki eşcinsellik de ahlaka, bilimselliğe, insanlığa, onura, gurura, vicdana, dine, ve akıl-ruh sağlığına aykırıdır.


Yani, genelde bilime ve ahlaka aykırılığı; özelde ise eşcinselliği rastlantı, masumluk, kendiliğindenlik sanmak da; yalnızca bireysel konu sanmak da; demokrasi, özgürlük, akıl-ruh sağlığı gibi şeyler sanmak aldanmaktır, mantıksızlıktır, ve cehalettir. Gerçek ki 21. yüzyılın en büyük küresel kitle imha silahı da, saldırısı da, terör örgütü de akıldışı-ahlakdışı modadır.


Bilinmeli ki bilime ve ahlaka aykırı herşey 21. yüzyılda masumluk da, rastlantı da değil küresel ve kasıtlı bir saldırıdır; ve bilimdışı, ahlakdışı herşey insanlığa karşı da, Türkiye'ye karşı da düşmanlıktır, saldırıdır, ajanlıktır, yıkıcılıktır.


Açık ki bikini diye ortalıkta sütyen-külotla, mini şort diye külotla, tayt pantolon diye dar ve uzun külotla dolaşmaya alışık olmaya alıştırılmış toplumlar zina, fuhuş, porno, ensestlik, eşcinsellik, çıplaklık, uyuşturucu gibi şeyleri de zamanla hoşgörmeye başlayabilirler Usa'da(Abd'de) olduğu gibi, yani yanlış da, kötülük de tek başına gelmez, pekçok akrabaya sahiptirler. Sigara Türkiye'ye 'ilaç' yani sağlık, moda 'medenilik' yani utanmak, turizım 'kültür' yani ahlak, bira 'böbreklere yararlı yani sağlık' diye getirildi, bir de şimdiki durumlarına bakın; şimdi de eşcinsellik 'tercih' diye getirilmeye çalışılmakta, bakalım daha neler olacak.


Cinsiyet de, cinsellik de olağan durumuları(durumları) olarak ilkelliktir; onları ruhun ya da onlardan daha üstün olan beyinin üzerine çıkarmak hem ilkellik, hem barbarlık, hem de akıl-ruh sağlıksızlığı durumudur. İnsan bedenini değil ruhunu göstermelidir; doğru ruh da Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilimsel ve ahlaklı' olan ruhtur.


Tercih Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' olmalıdır. Bilimi ve ahlakı dışlamış tercih doğruluğun ve iyiliğin tercihi değil yanlışın ve kötülüğün tercihidir.


Ey Fatih, onlar tutarsız da sen tutarlı mısın? Hem 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürkçü isen, hem 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammedçi isen bir de aynaya baksan; internette bikini denilen sütyen-külotla, bikinili eşin, ve bikinili kızınla, yalnızca şortlu senle; yani yarıçıplak fotoğraflarınız var da.


Muhammed 'Din ahlaktır, edebtir, utanmaktır; bunlar yoksa din de yoktur' diyor da.


'Dinime söven Müslüman olsa' sözünü hiç anlamam ancak 'Tenceredibinkaraseninkibendenkara/tencere dibin kara, seninki benden kara' sözünü anlayabiliyorum.


İnsan; genlerini, doğasını, bedenini, doğayı, dünyayı aşabildiğince insanlaşır ki bunu da ancak Muhammed'in de, Atatürk'ün dediği gibi 'Bilim ve ahlak' sağlar çünkü bilim beyinin nicel zirvesidir, savım ki ahlak da zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, evrimin, insan olmanın, insanlığın, evrenin nitel zirvesidir.


'Atatürk de sigara, içki içiyordu; şortla denize giriyordu' deme çünkü Atatürk 'Benim sözümle ya da yaptığımla bilimin ya da ahlakın dediği çelişirse beni değil bilimi ve ahlakı dinleyin' dedi.



Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 25.6.21/07.21