'Gönlüme bir ateş düştü yanar ha yanar yanar
Ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar
Elleri ak yumuk yumuk, ojeli tırnakları
Nerelere gizlesin şu avucum nasırları
Otomobili tamire geldi dün bizim tamirhaneye
Görür görmez vurularak başladım ben sevmeye
Ayağında uzun etek, dalga dalga saçları
Ustam seslendi uzaktan oğlum al takımları
Ustam seslendi uzaktan oğlum al takımları
Bir romanda okumuştum buna benzer bir şeyi
Cildi parlak kağıt kaplı, pahalı bir kitaptı
Ne olmuş nasıl olmuşsa aşık olmuştu genç kız
Gine böyle bir durumda tamirci çırağına
Ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları
Arkası puslu aynamda taradım saçlarımı
Gelecekti bugün geri arabayı almaya
O romandaki hayali belki gerçek yapmaya
Durdu zaman, durdu dünya, girdi içeri kapıdan
Öylece bakakaldım gözümü ayırmadan
Arabanın kapısını açtım, açtım girsin içeri
Kalktı hilal kaşları, sordu kim bu serseri
Çekti gitti arabayla egzozuna boğuldum
Gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır doğruldum
Ustam geldi, sırtıma vurdu, unut dedi romanları
İşçisin sen işçi kal giy dedi tulumları
İşçisin sen işçi kal.' diyor, Muhtar Cem Karaca isimli müzikçi 'Tamirci çırağı' adlı müziğinde; üstelik de yanık yanık, sanki durum tamirci çıraklarının ya da işçilerin aşağılanması ya da küçümsenmesi imiş gibi.
Kimdir, bu müzikteki yetişkin insan dişisi yani bayan? 'Elleri ak, yumuk yumuk' yani belli ki emekçi biri ya da evkadını(ev kadını) biri değil, büyük olasılıkla sosyetik biri ya da zengin birinin kızı yani çamaşırlarını el ile yıkamayan, ya çamaşır makinasında yıkayan ya da çamaşırlarını hizmetçi yıkayan bir ailenin kızı, yani elleri 'pamuk pamuk'.
Başka nasıl biri ki düşünün bu durum 1975 yılına ait yani bu müzik 1975 yılında yapılmış yani ülkede televizyonun bile olmadığı bir dönemde yani 1975 yılında 'Elleri pamuk pamuk' ancak zenginler ve kapitalistler olurdu.
'Tırnakları ojeli', yani demek ki ojenin yalnızca sosyete ya da zengin bayanlarca kullanılabildiği bir dönem yani 1975.
Başka nasıl biri bu bayan? 1975 yılında 'Otomobili olan biri' ve 'Sürücü belgesi/ehliyeti olan biri' yani demek ki zengin birinin ya da bir kapitalistin kızı, o yıllarda kaç genç kızın arabası ve sürücü belgesi vardı ki; 'Tamirci çırağı' da belli ki bu bayanın arabası yani sürücü belgesi(ehliyeti) olduğu için 18 yaşını bitirmiş biri olmasından, ve 'tamirci çırağı'nın da bir 'çırak' yani yaşı küçük biri olması gerektiğinden yani 20-30 yaşında çırak olamayacağından dolayı da bu çırağın ençok(en çok) '18 yaşında' biri olduğu düşünülebilir.
Başka nasıl biri bu bayan? 'Kalktı hilal kaşları', 'Uzun etek' ve 'Tırnakları ojeli' sözlerine bakılırsa moda takılan, kuaföre bile giden biri ki 1975 yılında kaç bayan ve nasıl bir bayan türü kuaföre gidebilirdi? Kuşkusuz ki zengin bayan türü, ya da zenginlerin çocukları.
Yani durum açık ki bir çırağın yani bir işçinin; zengin bir ailenin ya da bir kapitalistin moda takılan ya da sosyetik bir ailenin sosyetik bir kızına aşkı durumunda.
Nedir yani bu durum? Tamirci çırakları ya da işçiler zengin kızlarına ya da kapitalist kızlarına ya da sosyete kızlarına ya da moda takılan bayanlar aşık olmak, ve bu durum da üzücü olmak zorunda mı?
Nedir yani bu durum? O bayan alime biri mi yoksa moda takılan, mini etek, bikini bile giyen sosyete biri mi? Yani moda takılan, belki de mini etek, bikini de giyen yani ahlaka, dine ve Türklüğe aykırı bile giyinen birine aşk abartılacak, uğruna müzik yapılacak, duygulanılacak biri mi; Müslümanlık ya da Türklük ya da insanlık ya da akıl-mantık açısından?
Nedir yani bu gülünç durum? Tamirci çırakları ya da işçiler böyle bayanlara aşık olmak, böyle bayanlar da onlara aşık olmak zorunda mı? Aşkın zirvesi, simgesi, üstünü zengin ya da sosyetik ya da moda takılan bayan türü mü?
1975 yılında kaç tamirci çırağı roman okuyordu?
Gerçekte, bu müzik, Cem Karaca'nın o yıllar sol görüşlü olduğu düşünülürse, hem Cem Karaca'nın yozluğunu, hem de solun yozluğunu, solun mantıksızlığını da yansıtmakta. Yani küçümsemesi gereken, o tamirci çırağı, o işçi, o emekçi yani Cem Karaca olmalı idi yani bu müzik emeğe, emekçiye ve doğruya değil de zenginliğe, kapitalistliğe, sosyeteliğe, gösterişe, modaya, yozluğa değer vermekte.
Ya, bir de yanıkyanık(yanık yanık), acıacı(acı acı) söylüyor ya; temelli sinir edici birşey.
Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 12.2.21/07.24
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.